Kitap Künyesi
Yazar: Yukio Mişima
Çevirmen: Vaner Alper
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750743078
Sayfa Sayısı: 72
--reklam--
Yıldız Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Rikio gençliğinin baharında bir oyuncu. Ünlü olmaktan ve ona mektuplar gönderen, uzaktan adını haykıran hayranları olmasından görünüşte çok memnun. Kamera karşısında bir süreliğine bir başkasına dönüşen Rikio, setten uzaklaştığındaysa bir yıldız olmanın ne demek olduğunu sorgulamaya ve absürd, yüzeysel varoluşuyla yüzleşmeye başlar. Yukio Mişima’nın bir yakuza filminde rol aldıktan sonra yazdığı Yıldız, Japon edebiyatının sıra dışı yazarından şöhreti ve yabancılaşmayı anlatan çarpıcı bir hikâye.
--reklam--
Yıldız Alıntıları - Sözleri
- Benim ölümümü kolaylaştıracak şey böyle keskin bir tiksinme olmalı,rahatlık değil!.
- Uyumak mı istiyordum yoksa ölmek mi, anlayamaz olmuştum.
- Gece sisli caddenin puslu ışıklarında Benden ayrı, o gözlerin aklıma gelir.
- Mutlu anların faniliği, mutluluğu da mutsuzluğu hoşnut edecek güce sahip.
- geleceği düşünmek esasen bana anlamsız, fanteziden ibaret geliyor. kirli işlerden elini eteğini çekmiş yakuzalar gibi, ben de çoktandır o dünyadan kopardım kendimi. artık gelecek hayalleri kurmama hiç gerek yok.
- Günün bu saati geldiğinde bedenimin dayanılmaz bir uykusuzlukla dağılıp gittiğini duyumsar gibiyim.
- ‘Gerçek dünya’ aslında senin ölmeni istiyor zaten. Sonra da herhalde benim ölmemi… Gerçek hayatın amacı bu olmalı. Kendi bilincine uymayan her şeyi yok edip dünyayı temizlemek onun amacı.
- yine üstüme acayip bir yorgunluk çöktü, ölümü düşündüm. öleceksem bundan iyi zaman yok sanki.
- Emniyetteyiz burada, bu büyük yalanın ortasında.
- Gerçek hayatın amacı bu olmalı.Kendi bilincine uymayan her şeyi yok edip dünyayı temizlemek onun amacı!..
- Her halükarda benimle yat diyen bir kızdansa, uzaklarda mastürbasyon yapan bir kızı daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Benim için gerçek aşk sahnesi ancak bu olabilir.
- Bize kalan, o ufacık aralıktan taze yaprak kokularıyla dolu gece havasını koklamak ancak.
- Kemik yapım sağlam, bedenen de dayanıklıyım. Bununla birlikte artık eski günlerdeki gücüm kalmadı. Kalıp denen şey böyledir; defalarca döküm yapıp aynı şeyler üretildikten sonra birdenbire soğuyacak, yıpranacak ve tabii ki kuruyup gidecektir.
- İnsanlar kendi hayallerini diledikleri gibi anlatabiliyorlar fakat herkesin ulaşmak istediği o hayal kişinin kendisi olunca, bu hissi münasip bir biçimde anlatması kesinlikle mümkün değil.
- ''İzlenme''nin ne demek olduğunu sıradan insanlara anlatmayı ne kadar denesem de faydasız. Çünkü ''izlenme'' denen şeyin çıkış noktası, bizi sıradan insanların arasından çekip sıra dışı kılmasına dayanıyor.
--reklam--
Yıldız İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yutaka Mizuno ya da Yukio Mişima: Yukio Mişima'dan yine kendine has bir novella: Yıldız Bu novella genç yaşlarda bir "Yıldız" olan Rikio'nun hayatı, varoluşu, şöhreti sorgulamasını temel alır. Rikio'nun tam adı kitapta Yutaka Mizuno'dur, yani Yukio Mişima'nın biraz değiştirilmişi diyebiliriz. Zaten Mişima bu kitabı kendisinin rol aldığı 1960 yapımı bir yakuza filminden sonra yazmıştır. İlgilenenler için filmin adı Karakkaze yarô (Afraid to Die). Kitapta genç ve kariyerin zirvesinde, başarılı, önü açık bir kişi olmasına rağmen tatmin olmak yerine derin bir varoluş problemi içinde buluruz Rikio'yu. Menajeri olan Kayo ile bütün önyargılardan ve gözlerden uzak bir ilişki yaşamaktadır. Dışardan görünenle gerçeğin arasındaki farkı bizlere anlatmak ister yazar. Kitapta bunu sık sık yineler. Rikio evinin duvarına kendi posterini asmayı alışkanlık haline getirmiştir ve kitapta bir sahnede şöyle aktarır bunu bize: "Gece yorgun argın eve döndüğümde posterdeki bu neşeli yüzü görünce içime birazcık da olsa enerji doluyor. Çünkü bu fotoğrafı çektirirken de böyle yorgundum ve bu neşeli gülüşün aslında yalan olduğunu biliyorum." Yazardan okuduğum ilk kitap olan "Bir Maskenin İtirafları" kitabıyla birçok ortak teması da bulunur kitabın, bunun ikisinin de son derece otobiyografik izler taşıyan kitaplar olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Mişima'nın düşünceleri doğduğu gün şekillenmiş ve hiç değişmeyecekmişçesine keskindir. Yaşlılık, benlik, maskeler ve gerçekler üzerine düşüncelerine burda da rastlarız. Ve tabi ki ölüm, kendini öldürme arzusu bu kitap da önemli bir yer edinir. Nitekim yazar kararlarının her daim arkasında durarak yaşlanmadan, eskimeden, kendini insanlara anlattıktan sonra intiharı en görkemli biçimde seçmiştir. Öyle kolay değil Mişima okumak ve onun aktardıklarını düşünmeye cesaret edebilmek, ama yine de bunu göze alan herkese muhakkak tavsiye ederim. İyi okumalar, (Beyza)
Puanım 3/5 (%65/100) Genel olarak hoşuma gitti fakat diğer Mishima kitaplarına kıyasla bir tık zayıf kalıyor diyebilirim. Kitap ünlü bir oyuncu olan Rikio üzerinden gidiyor. Rikio yetenekli, yakışıklı ve zengin bir oyuncu ve dışarıdan bakıldığında her genç erkek onun yerinde, her genç kız ise onunla birlikte olmak istiyor. Fakat Rikio, birçok yıldız gibi maskesini takıyor ve ne zaman setten ayrılsa kendi varlığını sorguluyor. Kısa ve okuması kolaydı fakat Mishima'nın betimlemeleri, dili ve tonu her zamanki gibi mükemmel. Kitap Bir Maskenin İtirafları'na da birçok yönden benziyor. Ayrıca Mishima'nın birçok kitabında olduğu gibi otobiyografik özellikler de taşıyor. Benim kitapta en çok hoşuma giden kısım 4. bölümün sonunda Rikio ve Kayo arasında geçen maske ve ölüm ile ilgili olan diyalogtu. "Yıldız dediğin, eninde sonunda dış görünüş işte. Ama bu dış görünüşün, yığınların 'gerçek bilinci'nin bir örnek kalıbı, eşsiz biçimde görünür olmuş bir örneği olduğunun aslında onlar da pekala farkındalar. Halkın bilincinin kaynağının da nihayetinde bizim inandığımız bu kandırmaca kaynakla aynı olduğunun farkındalar. Ama o kaynağın üstünü, herkesi rahatlatacak bir maskeyle kapatmak gerekiyor. Yıldız dedikleri şey, işte o maskeden başka bir şey değil!" Kısaca, okuması rahat ve oldukça güzel bir kitaptı. Mishima'ya yeni başlayacaklar için de güzel bir kitap olabilir özellikle kısa olması nedeniyle. Fakat diğer kitaplarını düşününce çok yüksek puan veremiyorum. (Mert Öncel)
Yıldız diye tanımladığımız insanlar kimlerdir? Ya da "aslında" kimlerdir? Asla yorgun değillerdir. Daima kameralara gülümserler, hisdederek gülümserler hem de. Ünleri ile mutlu ve gururludurlar, hayranlarını çok sever onlarla iletişim kurmaktan mutlu olurlar. mı? Bu kitaptaki yıldız imajının bu denli karamsar olması yazarın sadece öyle yazmak istemiş olması değil. O da bu karamsarlığa düşmüş bence. Belki de kısıtlı bir miktarda olsa da kendi oyunculuk ve "yıldız" deneyimi onu böyle yazmaya itmiştir. Kendi yıldız tanımını kendi oluşturup yarattığı bu yıldızla algılara ters bir karakter işlemiş. Hayranlarının çığlıklarından mutluluk duymayan, her film çekiminden yorgun ve boşluk içinde ayrılan birisi yıldızımız. Partneri hata yaptığında yönetmeni savunan, "İş bitsin eve gidelim başka bir şey umrumda değil." fikriyle mesleğini sürdüren bir yıldız. Bilinenin ötesinde karanlık duyguları da içinde barındıran ve bunu yakınında tuttuğu tek kişiye anlatan birisi bu yıldız: "Ölüm." Ölmek için bir nedene ihtiyacımız olmalı mı sahiden? Arkamızda bıraktıklarımız eğer bir yıldızsak sahiden kalıyorlar mı arkamızda? Mezarımız çiçeklerle doluyor mu daima? Hiçbir sorunu yokken bunun sorun olması ölmek istemek için yeterli mi? Nerede olduğunu bildiğimiz ama göremediğimiz birisi gerçekten var mıdır? Yoksa sadece zihnimizde mi varlığını sürdürür? Biz gerçekten var mıyız? Gerçekten var olmak için bir nedene ihtiyacımız var mıdır ki? Uzun bir öykü, bir yıldızın kısacık bir anısı Yıldız. Keşke yüzlerce sayfa olsaydı da tüm o nihilistik aurada daha fazla yüzebilseydim Rikio ile. Okuduğum ilk Japon Edebiyatı eseri. Son olmayacağını daha ilk paragraftan hissetmiştim. (Eylül Gündüz)
--reklam--
Yıldız PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Yukio Mişima - Yıldız kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yıldız PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Yukio Mişima Kimdir?
Yukio Mishima (Japonca: 三島 由紀夫, aslı adı: Kimitake Hiraoka 平岡 公威; d. 14 Ocak 1925 Yotsuya / Tōkyō - ö. 25 Kasım 1970 Ichigaya / Tōkyō), Japon romancı ve oyun yazarı. Milliyetçi örgütü Tate no Kai 盾の会 (Kalkan Cemiyeti) başkanı.
Mişima'nın çocukluğunun ilk dönemi onu yakın çevresinden uzak büyüten büyükannesi Natsu'nun gölgesi altında geçmiştir. Büyükannesi Mişima'nın diğer erkek çocuklarıyla oynamasına müsaade etmiyor, sadece kız kuzenleri ve bebekleriyle oynamasını istiyordu.
Natsu, Tokugava dönemi samuraylarıyla ilişkili bir aileden gelmekteydi ve Mişima'nın büyükbabası ile evlendikten sonra bile ailenin aristokratik geleneklerini sürdürmeye devam etmişti. Büyükbabası bir bürokrattı ve işleri sömürge döneminde açılmıştı.
Mişima ailesinin yanına ancak 12 yaşında dönebilmiş ve annesiyle yakın ilişkisi biyografisini yazan kimi yazarlar tarafından ensestliğe yakın bir ilişki olarak tasvir edilmişti. Babası askeri disiplinden keyif alan sert bir adamdı.
Mişima Japonya'nın modernleşmesi ve geleneksel değerlerini yitirmesine karşı sert bir muhalefet tavrı gösterdi ve samuray değerlerini savundu.
25 Kasım 1970'te Mişima ve beraberindeki Tatenokai üyelerinden dördü Japonya Silahlı Kuvvetlerinin Tōkyō'daki Ichigaya Kampını ziyaret etmişler, komutanı sandalyesine bağlamışlar ve İmparatorluğun haklarının yeniden tesis edilmesi için hazırladıkları manifestoyu ve taleplerini okuduktan sonra Mişima seppuku (geleneksel Japon intihar biçimi) yaparak intihar etmiş, Tatenokai üyelerinden Hiroyasu Koga ise intiharın tamamlanması için Mişima'nın başını kılıçla kesmiştir.
Mişima intiharını bir yıl öncesinden hazırlamış Tatenokai üyeleri dışında hiç kimse yazarın intihar hazırlığından haberdar olmamıştı. Mişima'nın kendisi intiharı sırasında hazır bulunacak Tatenokai üyelerinin mahkemedeki kendilerini savunmak zorunda kalacaklarını önceden bilerek onlar için geride nakit bırakmıştı.
Yazarlığı
Mişima ilk romanı Tōzoku'ya (Hırsızlar) 1946 yılında başlamış ve 1948'de yayınlamıştı. Bu eserini Kamen no Kokuhaku (Bir Maskenin İtirafları) adlı otobiyografik çalışması izlemişti. Roman büyük bir başarı kazanmış ve 24 yaşındaki Mişima'ya büyük bir ün kazandırmıştı.
Mişima velud bir yazardı. Romanları haricinde, popüler dizi romanlar, kısa hikâyeler, edebi denemeler, Kabuki tiyatro oyunları, geleneksel Noh drama tiyatrosunun modern versiyonlarıyla ilgili oyunlar kaleme almıştı.
Eserleri dünya çapında üne kavuşmuş ve İngilizce'ye çevirilmiştir. Üç kez (1963,1964,1965) Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilmiş ancak 1968 yılında yakın arkadaşı Yasunari Kavabata ödülü kazanmıştı.
Türkçede Mişima
Bereket Denizi (豊饒の海 Hōjō no Umi) serisi
Bahar Karları (Japonca: 春の雪 Haru no Yuki)
Kaçak Atlar (Japonca: 奔馬 Honba)
Şafak Tapınağı (Japonca: 暁の寺 Akatsuki no Tera)
Meleğin Çürüyüşü (Japonca: 天人五衰 Tennin Gosui)
Dalgaların Sesi (Japonca: 潮騒 Shiosai)
Bir Maskenin İtirafları (Japonca: 仮面の告白 Kamen no Kokuhaku)
Yaz Ortasında Ölüm (Japonca: 真夏の死 Manatsu no Shi)
Denizi Yitiren Denizci (Japonca: 午後の曳航 Gogo no Eikô)
Aşka Susamış (Japonca: 愛の渇き Ai no Kawaki)
Yıldız (Japonca: スタア Sutā)
Altı Çağdaş Nô Oyunu
Altın Köşk Tapınağı (Japonca: 金閣寺 Kinkaku-ji)
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Yukio_Mishima
--reklam--
Yukio Mişima Kitapları - Eserleri
- Denizi Yitiren Denizci
- Dalgaların Sesi
- Bir Maskenin İtirafları
- Bahar Karları
- Yaz Ortasında Ölüm
- Aşka Susamış
- Altın Köşk Tapınağı
- Kaçak Atlar
- Yıldız
- Meleğin Çürüyüşü
- Şafak Tapınağı
- Altı Çağdaş Nô Oyunu
- Patriotism
- Death in Midsummer and Other Stories
- Hagakure Samuray'ın Yolu
- Şölenden Sonra
- Dojoji et Autres Nouvelles
--reklam--
Yukio Mişima Alıntıları - Sözleri
- Mutluluğun kocaman bir fransız ekmeğiymişçesine herkese eşit oranda dağıtılması gerektiği türünden, incelikten yoksun bir inancı vardı. Birinin mutluluğunun, öteki için mutsuzluk demek olduğuna ilişkin sayısal ilkeyi anlayamıyordu. (Meleğin Çürüyüşü)
- Bize kalan, o ufacık aralıktan taze yaprak kokularıyla dolu gece havasını koklamak ancak. (Yıldız)
- "Aşk olmasa insanlar iyi anlaşabilirlerdi. Aşk olmasa... (Aşka Susamış)
- Sessiz sorularına anlayışla karşılık verecek olan denizdir gibi geliyordu ona. (Denizi Yitiren Denizci)
- Benim ölümümü kolaylaştıracak şey böyle keskin bir tiksinme olmalı,rahatlık değil!. (Yıldız)
- ''İzlenme''nin ne demek olduğunu sıradan insanlara anlatmayı ne kadar denesem de faydasız. Çünkü ''izlenme'' denen şeyin çıkış noktası, bizi sıradan insanların arasından çekip sıra dışı kılmasına dayanıyor. (Yıldız)
- İnsanın istediği hiçbir şeyi elde edemediği, kararlılığının boşa çıktığı öyle çok duruma tanık olmuştu ki. Bu kadar şiddetle istenmeseydi belki ele geçirilebilirdi, denecek şeyler bile salt çok istendiği için insanın elinden kayıp gidebiliyordu. (Şafak Tapınağı)
- Ne var ki bizler ümit ettiğimiz şeyler tarafından ihanete uğramanın aksine, hor görmeye çalıştığımız şeyler tarafından ihanete uğrayınca derinden inciniyorduk. (Aşka Susamış)
- Geçmiş bizi sadece geçmişe çekip götürmez . Geçmişteki hatıraların sayıları az da olsa baZılarının güçlü çelik telleri vardır ve bugünde yaşayan bizler onlara dokununca bu teller bir anda sımsıkı gerilip bizi geleceğe fırlatırlar . (Altın Köşk Tapınağı)
- Kensuke ve karısının, tüm sıkıcı insanlarda olduğu gibi, hastalığa eşdeğer bir cana yakınlıkları vardı. Dedikoducu ve saldırgan bir cana yakınlık: Bu iki özellik, onlar farkında bile olmadan, Kensuke'yle karısına işlemişti bile. Diğer bir deyişle, eleştiri ve öğüt verme denilen üst sınıf kamuflajina. (Aşka Susamış)
- YAŞLI KADlN: Bundan seksen yıl sonra ... dünya biraz daha gelişmiş olur, değil mi? ŞAİR: Değişikliğe uğrayacak olan sadece insansı şeylerdir. Bir gül seksen yıl sonra da yine aynı güldür. (Altı Çağdaş Nô Oyunu)
- Onun ülküsü, bembeyaz bir kâğıdın üzerine taze, siyah mürekkeple yazılmıştı. (Kaçak Atlar)
- İnsanlar kendi hayallerini diledikleri gibi anlatabiliyorlar fakat herkesin ulaşmak istediği o hayal kişinin kendisi olunca, bu hissi münasip bir biçimde anlatması kesinlikle mümkün değil. (Yıldız)
- İnsan, zamanın çeşitli noktalarına dikilmiş olan cam duvarların gerisini yalnızca eyleme geçerek görebilirdi. (Şafak Tapınağı)
- "Bellek, düşsel bir ayna gibidir. Bazen şeyleri görülemeyecek kadar uzakta, bazen de yanı başımızdaymış gibi gösterir." (Meleğin Çürüyüşü)
- Gözlerime bakmış olsaydı, ona duyduğum sevginin ne garip, ne anlatılmaz bir şey olduğunu muhakkak anlardı. (Denizi Yitiren Denizci)
- Daldığı düşten ayılmadan, ılık çayı başına dikti. Çay buruktu. Bilirsiniz, buruk olur tadı yüceliğin. (Denizi Yitiren Denizci)
- Ta boğazına kadar kendisiyle dolu bir küvetin içindeydi. (Meleğin Çürüyüşü)
- Hiç kuşkusuz, yaşamak, varoluşun farklılaştığı bir kargaşadır. Fakat varoluşu her an aslında olduğu düzensiz haline çözümleyip ortaya çıkan endişeden hareketle, her an ilk kargaşayı yeniden yaratmaya çalışan kaçık bir eylemdir yaşamak. (Denizi Yitiren Denizci)
- “Ben bir fotoğrafın negatifiydim, o ise aydınlık tarafıydı. Bir kez onun yüreği tarafından süzülmeye görsün, karanlık duygularım, geride tek bir tane bile kalmayacak şekilde, parıldayan duygulara dönüşüyordu, defalarca şaşırarak görmüştüm bunu!” (Altın Köşk Tapınağı)
Yorumlar
0 yorum