Kitap Künyesi
Yazar: Stanislaw Lem
Çevirmen: Sevil Cerit
Orijinal Adı: Return From the Stars
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789754706987
Sayfa Sayısı: 299
--reklam--
Yıldızlardan Dönüş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Lem “zaman”ı sorguladığı bu romanında,uzay gemisi zamanıyla on, dünya zamanıyla yüz yıl sonra yeryüzüne dönen bir astronotun karşılaştığı “yeni dünya”da yaşadığı uyumsuzlukları tasvir ediyor. İnsanın doğasındaki şiddetin yokedilmesi için uygulanan yeni şiddetin adı, “betrize edilmek”tir. Bu uygulamadan nasibini almamış olan astronot Bregg, uzaydan sağ dönemeyenlerin akibetiyle ilgili birtakım suçlamalara maruz kalır. Bütün bu karabasanın biçimlendiği yer, Lem’in birçok kitabında olduğu gibi, roman kahramanının beynidir.
MODERATÖRÜN NOTU: Kitap daha önce 1984 yılında Başkan Yayınlarında "Aslı Kayabal" çevirisyle kitap/yildizlarin-donusu--65074 adıyla yayınlanmıştır.
--reklam--
Yıldızlardan Dönüş Alıntıları - Sözleri
- "İşin doğrusu, insanlardan korkuyordum."
- "Eğer başkalarına merhamet etmiyorsam, kendime de edemezdim."
- Ben onlar için daha önce ölmüştüm ve şimdi sağ kalmış çocukları olarak sormaya hakkım yoktu. Bu bir ihanet olacaktı-veya o anda öyle hissettim- korkakça bir kaçışla kaderden kurtularak, bana karşı onlar için olduğundan daha az öldürücü olmuş olan zamanın içine saklanarak, sanki onları aldatmışım gibi. Ben onları Dünya’ya değil, onlar beni yıldızlara gömmüşlerdi.
- "En önemli karşı çıkış nedeni, insanın Dünya üzerindeki sorunlarını çözmeden evreni fethetmek istemiş olmasıydı, zira kahramanca uçuşların insanların acı çekmesini, adaletsizliği, korkuyu ve yeryüzündeki açlığı ortadan kaldırmak konusunda bir işe yaramayacağı açıkça ortadaydı."
- İlerlemenin her zaman bir bedeli vardır.
- "İnsanın içindeki insanı öldürmüşler."
- "Kurtuluşu ölüme benzer bir uykuda buldum."
- "Sustum ama sessizlik katlanılmazdı."
- Öğleden sonrayı bir kitapçı dükkanında geçirdim.İçinde hiç kitap yoktu.
- Herkesi mutsuz yapıyordu, çünkü hiç kimseyi üzmek istemiyordu.
- Bu birisinin öbür dünya veya cennet hakkında konuşması gibi bir şeydi; zamanı gelince olacaktı, ama hiçbirimiz onu gözünün önünde canlandıramıyordu.
- İlerlemenin her zaman bir bedeli vardır.
- " Bir erkek bir kadını kahramanlıklarıyla, atak hareketleriyle artık etkileyemez, fakat edebiyat, sanat, yüzyıllar boyunca kültürümüz, bu akımla beslenmiş; Zorluklar karşısında aşk. Orpheus Euridike için cehenneme iner. Othello aşk için cinayet işler. Romeo ve Juliet'in trajedisi... Günümüzde trajedi yok. Hatta ihtimali bile yok. Tutkunun cehennemini ortadan kaldırdık ve aynı zamanda cennetin de ortadan yok olduğunu gördük." -Dr.Juffon
--reklam--
Yıldızlardan Dönüş İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bilim Uğruna Kaybedilen Hayat: Yıldızlardan Dönüş: “Ben onları Dünya’ya değil, onlar beni yıldızlara gömmüşlerdi.” -Hal Bregg. Daha önce 1984 yılında Baskan Yayınları‘nın “Kurgu-Bilim” dizisinde “Yıldızların Dönüşü” adıyla çıkan kitap, 1998 yılında İletişim Yayınları’ndan doğru bir çeviri ile “Yıldızlardan Dönüş” ismiyle yayımlanmıştı. Uzun bir süre baskısı bulunmayan roman, kısa bir süre önce Alfa Yayınları tarafından tekrar basılmıştı. yazar/Stanislaw-Lem'in bu harikulade romanı bir havalanı tasviriyle açılıyor ve okuru uzaydan henüz Dünya’ya dönmüş bir astronot karşılıyor. Tıpkı okur gibi, Hal Bregg isimli bu adam da şaşkındır. Etrafında olan biteni endişe dolu bakışlarla izler. Sanki bir labirentin içindeymişçesine oradan oraya sürüklenme macerasında biz de ona eşlik ederiz. Görevi dolayısıyla Dünya’dan ayrılan ve uzay gemisinde 10 yıl geçirdikten sonra tekrar geri dönen bir adamın, döndüğünde aslında Dünya’da 126 yıl geçtiğini idrak etme çabasını müthiş bir şekilde anlatmış Stanislaw Lem. Hal Bregg’in yıldızlardan dünyaya geri dönmüş olması onun için bir mutluluk sayılabilirdi pek tabii, eğer dünyayı bıraktığı şekilde bulabilseydi… Yaşadığı dünyanın 126 yıl içinde feci derecede değiştiğini ve yozlaştığını gören Hall Bregg, sanki bir yabancı gezegene gelmişçesine afallayacaktır. Doğal olarak, tanıdığı herkes ölmüştür ve dünya zamanıyla tam 126 yıl önce büyük bir yankı uyandıran ve bizzat kendisinin uzaya giden bir gemi içerisinde bulunduğu uzay seyahati, aradan geçen uzun bir zaman diliminde artık normalleşmiş, hatta umursanmayacak bir raddeye gelmiştir. Peki Hall Bregg, bu psikolojiyi kaldıracak denli güçlü bir “uzay adamı” mıdır? Yoksa gördükleri karşısında çöküntüye mi uğrayacaktır? Bu soruların cevabı kitap boyunca Bregg’in sözcüklerinden aktarılır. En baştaki o umutsuz tavırları, sona yaklaştıkça zorunlu bir kabullenişe dönüşecektir. “Küçük bir sıranın üzerine oturdum ve bir müddet gökyüzünü seyrettim. Yıldızlar ne kadar zararsız, ne kadar dostça gözüküyordu.” Lem, balyozunu geleceğin muhtemel toplumları ve bilime sert bir şekilde indiriyor. Bilimsel çalışmaların, bir insanın hayatını nasıl kökünden değiştirebileceğini gözler önüne seriyor. Yarattığı Hal Bregg karakteri, tamamen yabancı kaldığı bir toplumu ve kaybettiklerini sorgularken, bizler de okur olarak derin bir toplumsal tahlile tanıklık ediyoruz. Eserlerinde iletişim ve toplumsal sorunları masaya yatıran Lem, bunları bilimkurgu sınırları içerisinde çok iyi bir şekilde yoğurmayı başarıyor. Uzay yolculuğunun bir insanda bırakacağı kalıcı hasarları, geri döndükten sonra çekilen yabancılık ve yalnızlık gibi duyguları kitap boyunca Hal Bregg sayesinde gözlemleyebiliyoruz. Kitapta bahsedilmesi gereken noktalardan biri de hiç şüphesiz “betrize olmak” deyimidir. Betrizasyon, insanlarının kanına enjekte edilen bir sıvı ile onları şiddetten tamamıyla uzaklaştıran bir işlemdir. Bu yönden baktığımızda, insanların artık şiddet yanlısı insanlar olmaması bir “ütopya” olarak görünüyor fakat bu “yeni dünya”ya Hal Bregg ve onunla birlikte dünyaya dönen öteki astronotların gözünden baktığımızda ise, etkili distopya tasvirleri görmemiz pekala mümkün. Evet, neyse ki Hal bu yeni dünyada tek başına değildir, onun yaşadıklarının aynısını yaşayan arkadaşları da vardır. Olaf ile zaman zaman bir araya gelir ve içinden çıkamayacakları diyaloglara sürüklenirler. “Öyle insanlar yok,” diye tekrarladı kız. “Her şey robotlar tarafından yapılıyor.” Geleceğin dünyasında yaygınlaşan “insansı robotlar” ise, Lem’in öngörülerinden biridir. Günlük hayatın içinde dahi birçok alanda robotlar ve insanlar içli dışlı bir hale gelmiştir. Yapay zekanın inanılmaz bir şekilde ilerlemesi, gelecekte insanların birçok ihtiyaçlarını onlar sayesinde gidermesi anlamına da geliyordur. Lem’in takıntılı olduğu konulardan biri olan iletişim unsuru bu kitapta da karşımıza çıkıyor ve Bregg’in “yeni dünya“nın insanları ile kurmaya çalıştığı iletişim, yazarın öteki bilimkurgu yapıtlarını da akıllara getiriyor. Sonuç olarak, bilimkurguyla insanın iç dünyasının birleşimini romanlarında muazzam bir şekilde irdeliyor Lem. Ortaya da böyle leziz kitaplar çıkıyor. Yıldızlar Dönüş’ü her bilimkurgu sever okumalı. Stanislaw Lem’i ise her bilimkurgu sever hatmetmeli. “Bregg, eğer yıldızlar olmasaydı, gitmeyeceğimizi mi sanıyordun? Bence giderdik. O boşluğu incelemek, onun için bir açıklama bulmak isteyecektik.” -Thurber. (Bahri Doğukan Şahin)
"Küçük aydınlık bir odaya girdik. Tavan yerine uzun sıralar halinde, gaz ocağının alevi gibi küçük sıcak alevler vardı. Duvarlarda tezgâhlı girintiler gördüm. Bunlardan birisine yaklaştığımız vakit, duvardan her iki yanımızda oturma yerleri ortaya çıktı; bunlar ilk önce duvardan gelişmemiş bir şekilde, tomurcuklar gibi büyümeye başladı, sonra havadayken yassılaşıp içleri oyuklaştı ve hareketsiz kaldı.. (sayfa 35 ) Uzun zaman önce keyifle okuduğum bilim kurgu kitaplarının öncülerinden Ukraynalı yazar Stanislaw Lem başta solaris olmak üzere bir çok kitabı tüm dünyada değişik dilere çevrilidi. Yazarın başyapıtı sayılan Solaris, Andrei Tarkovski tarafından 1972’de, Steven Soderbergh tarafından da 2002’de filme çekildi. ‘Solaris’te, iletişimin ne olduğunu sorgulayan Lem’in metinlerindeki ortak nokta “ironi” duygusu oldu.Şu an Alfa yayınalrından tekrar baskıya geçen serisi okumuyanlar için şu dar günlerde sizi evde tutmaya yarıyacaktır.. (Mehmet Sarı)
“Henüz kullanılmamış defterleri ve dolmakalemi ayrı bir yere koydum. Bu benim eski dolmakalemimdi, artan yerçekiminin etkisiyle akıtmaya başlamış ve her şeyi lekelemişti ama Olaf onu tamir etmişti...” 10 yılını uzayda keşif yaparak geçiren Hal Bregg dünyaya döndüğünde onu dolmakalem kullanmayan bir insanlık karşılar çünkü uzayda geçirdiği 10 yılda dünyada 126 yıl geçmiş ve insanlık ilerlemiştir (!). Bilimin, teknolojinin, yaşam tarzının, geleneklerin, dilin hatta yiyeceklerin değişmesinin yanında bu gelişmiş model insan kendini betrize ettirmiş yani içindeki vahşeti tamamen söküp alarak kuzu gibi olmuş, barışçıl ve sevgi dolu bir ırka evrilmiştir. Hal ise elinde dolmakalemi bu dünyaya adapte olmaya çalışacaktır. Stanislaw Lem bu romanı 1961’de yazmış ve öyle bir yazmış ki geleceğin dünyasına dair verdiği detaylar tek kelimeyle inanılmaz. Bu durum Lem için sıradandır, her kitabı bilimkurgu severler için hazine niteliğindedir. Yıldızlardan Dönüş de aynen böyle. Yalnızlık üzerine bir kitap, insanı insan yapan şeyler üzerine ve kaybedilirse olacaklar üzerine. Lem beni asla hayalkırıklığına uğratmaz, yaşadığımız bu saçma sapan günlerde yine ışık oldu bana, ışıklar içinde yatsın. “Ben onları Dünya’ya değil, onlar beni yıldızlara gömmüşlerdi.” -Hal Bregg. (Burcu Kumbay)
--reklam--
Yıldızlardan Dönüş PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Stanislaw Lem - Yıldızlardan Dönüş kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yıldızlardan Dönüş PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Stanislaw Lem Kimdir?
12 Eylül 1921’de Polonya, Lwow’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. On iki yaşındayken babasının hediye ettiği daktiloyla yazmaya başladı. 1940’ta Lwow Üniversitesi’nde tıp okumaya başladı ancak ertesi yıl Sovyet orduları Polonya’yı işgal edince eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bu dönemde otomobil tamirciliği ve kaynakçılık yaptı. Yahudi kökenleri nedeniyle, İkinci Dünya Savaşı yıllarını sahte bir kimlikle geçirdi. 1945 yılında ailesiyle birlikte Sovyetler’e bağlı Ukrayna sınırları dahilindeki Krakow’a yerleşti ve babasının ısrarı üzerine burada tıp eğitimine devam etti. Askeri doktorluk sınavında kendi kararıyla soruları eksik cevaplayarak başarısız oldu. Ardından bir yandan üniversitede dersler vermeye, diğer yandan kendisini üne kavuşturacak eserlerini kaleme almaya başladı. 1946’dan itibaren çeşitli dergilerde şiirler, kısa öyküler yayımlamaya başladı. İlk bilimkurgu romanı olan Astronauci 1951’de yayımlandı. Bunu izleyen yaklaşık yirmi yıl boyunca aralarında Aden, Gelecek Bilim Kongresi, Solaris, Soruşturma, Dünya’da Barış ve Fiyasko’nun da bulunduğu çok sayıda roman yazdı. Sovyet rejiminin baskıcı politikaları nedeniyle bunların bazılarını yurtdışında yayımlamak zorunda kaldı. Edebiyatın yanı sıra bilim felsefesi, sibernetik, bilimsel spekülasyon ve edebiyat eleştirisi alanlarında da çalışmalar yaptı. Birçok üniversiteden fahri doktora ünvanı aldı ve eserleri ulusal ve uluslararası ödüllere layık görüldü. 27 Mart 2006’da Krakow’da kalp rahatsızlığı sonucu hayatını kaybetti.
--reklam--
Stanislaw Lem Kitapları - Eserleri
- Küvette Bulunan Günce
- Solaris
- Hayali Büyüklük
- Fiyasko
- Yıldız Güncesi
- Ölümlü Makineler
- Dünya'da Barış
- İnsanın Bir Dakikası
- Aden
- Dönüşüm Hastanesi
- Kör Talih
- Yıldızlardan Dönüş
- Yenilmez
- Soruşturma
- Gelecekbilim Kongresi
- Siberya
- Asker Kaçağı
- Mükemmel Boşluk
- Sahibinin Sesi
- Yıldızların Dönüşü
- The Mask
- Seçilmiş Eserleri
- The Cyberiad
- Seçilmiş əsərləri
--reklam--
Stanislaw Lem Alıntıları - Sözleri
- "Katiller haklı olsun ya da olmasın, birileri kurbanlara akıl vermeli." (Aden)
- -What do we do now? -"Wait and watch," replied the prudent Kalpacius. "We may learn something." (The Cyberiad)
- Önemli olacağını asla tahmin edemeyeceğim bir ayrıntı sayesinde inanılmaz bir şey keşfettim. (Kör Talih)
- İnsan var olduğu sürece, olgular boşlukta yer almaz. (Soruşturma)
- Ne denli sakınsa da insan denen varlık kuram geliştirmeden duramazdı. (Solaris)
- Uzay yolculuğu insanoğlunun merakının en özlü ifadesidir. (Aden)
- Sana ne kadar acıyorum, Evren’in kurbanı! Yaşamak ne kadar büyük bir ıstırap, ne kadar umutsuz bir kapan...” (Ölümlü Makineler)
- "En önemli karşı çıkış nedeni, insanın Dünya üzerindeki sorunlarını çözmeden evreni fethetmek istemiş olmasıydı, zira kahramanca uçuşların insanların acı çekmesini, adaletsizliği, korkuyu ve yeryüzündeki açlığı ortadan kaldırmak konusunda bir işe yaramayacağı açıkça ortadaydı." (Yıldızlardan Dönüş)
- Zamanla bilgisayar sistemleri imdada yetişti. Ama insanlar bir süre sonra bilgisayarların ağzına bakar hale geldiklerini fark etmekte çok gecikti. Bilgisayar hafızasına bağlı verilere dayansalar da akıl yürütme,yargıya varma işini kendilerinin yaptıklarını sanıyorlardı. Oysa aslında bilgisayar merkezleri tarafından işleme sokulmuş malzemeleri değerlendiriyorlardı ve bu malzeme insanlığın kaderini tayin eden kararları saptıyordu. (İnsanın Bir Dakikası)
- Silah kendi kendisini yenemez. (Dünya'da Barış)
- Senin bildiğini bildiğimi senin bildiğini biliyorum. (Dünya'da Barış)
- "Her birimiz, zorunluluktan meydana gelmiş, bir olasılığız, çokluğun içinden tekillik..." (Dönüşüm Hastanesi)
- Ne var ki, her köşesi silahla donanmış bir dünyada her çocuğun askeri sorumluluk taşıdığı bir gezegende nereye kaçabilirdi ki? (Asker Kaçağı)
- Kendi ellerimizle şu hale getirdiğimiz dünyada yaşamak zorundaydık, kendi düşen ağlamazdı. (Gelecekbilim Kongresi)
- Burada her varsayım iflas ediyor. (Yenilmez)
- "Mutlak bilgiye sahip olmasının yalnızca benim hayalimden ibaret olduğu anlamına geliyordu. Bir açıdan bunalıma sürükleyen bir keşifti bu; öte yandan da önümde yeni ve beklenmedik ufuklar açmıştı." (Küvette Bulunan Günce)
- Kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki, o da bilgilerinin felâketi önlemek için yeterli olmamış olduğu. (Yenilmez)
- "Bu delilikten bir sonuç çıkaramamak, çıkarmaktan çok daha iyidir," (Aden)
- Korkunun sadece gözleri büyük değildir, -beyni de küçüktür. (Dünya'da Barış)
- Saray mensuplarının yaşamı bir sahtekarlıktı. (Mükemmel Boşluk)
Yorumlar
0 yorum