Kitap Künyesi
Yazar: Sezai Karakoç
Yayın Evi: Diriliş Yayınları
İSBN: 9789123493937
Sayfa Sayısı: 143
Yitik Cennet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap, Eylül 1974'ten Ocak 1976'ya kadar Aylık Diriliş Dergisi'nde, 21 Haziran 1976-14 Ekim 1976 arasında Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğü'nde Zülküf Canyüce takma adıyla yayınlanmıştır.
Yitik Cennet Alıntıları - Sözleri
- ...dışını böyle süsleyerek içindeki boşluğu gizliyorsun...
- Ölürken yeni doğmuş gibi ölebilmek, bu dünyaya gelişimizin sebebi.
- Her çağda,şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun; inananlar için bir Nuh'un gemisi vardır...
- Hakka kavuşmaktan üstün ne olabilirdi?
- Fakat işitmediler ki öteden bir ses vardı; "Ey ateş, İbrahim'e serin bir bad-ı saba ol."
- Ateş yakacak şey bulamayacak sende: İşte ibrahim olmak bu.
- "O, (s.a.v) Cennetin bir kapısı değil, Cennet'in ta kendisidir."
- “Bütün lâmbalar sönmüş olsa bile hâtıra lâmbası yanmaktadır.”
- Sevgi budur. Seven, sevilene ateşinde yanıp kül olurcasına koşacaktır. Sevginin son noktası bu. Sevgide ebedîleşme bu. Sevileni doğrulama ancak böyle gerçekleşir.
- Ot gibi varolacağına öl ve yeniden diril.
- ...ruh tıkanıklık ve tükenikliklerinin karşısına kılıçla, ateşle dikilen bir İbrahim’e ihtiyacı vardır. .
- "Dışını böyle süsleyerek, içindeki boşluğu gizliyorsun..."
- Daha dünyadayken dünyadan çıkmak gerek. Ölmeden önce ölmek gerek.
Yitik Cennet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Cenneti Yitirmek Asıl Cennete Varmanın Anahtarıdır.: "O cennetin kapısı değil, Cennet’in ta kendisidir…" Kapılar, göğün ruhumuza açılan kanatları...Ümmi ve bilge...Kandil ve turap...Hikmet ve Kuyu... Sekiz peygamber ve O'nun nuruna bir hayret ile sığınan ufukları... Hz.Adem; O'nun yüzü suyu hürmetine yaratılan kâinatın ilk sırrı... Karakoç'un lisanıyla... "Cennette hiçbir sarsıntıya uğramadan yaşayacak insanoğlu mu, yoksa ayağı kayarak yeryüzüne düşen ve orada âb-ı hayatı ararcasına karanlıklar arasında geçen, dünya çilesini çektikten sonra Tanrı’ya özlem duyan insan mı? Seçilmiş olan hangisidir? Şanlı olan hangisidir?” Yaşadığımız her anın diğerine, her yenilginin bir zafere, her çöküşün gerçek bir yükselişe rehgüzar olduğunu, bir cümlenin sesleriymiş gibi her birinin diğerine nefes olduğunu, ışığa koşan kelebekler gibi, acının, ümidin şulesine kendini bıraktığını, zihnimiz, ruhumuz ve dimağımız en kadim hislerle tefekkür etmiştir. Eser, insanın kendi içine attığı her adımın, bir medeniyetin seyrine ve mizacına nasıl tesir ettiğini, Peygamberi ferasetin cevheriyle izah ediyor. Hz.Adem (a.s)'ın özünde bulduğu cennetin kudretini bir medeniyetin öze ilticası olarak değerlendiriyor. Hz Nuh(a.s) ile hakiki inananlar ve iman neferleri için kurtuluşa ermenin ve kendi medeniyetlerini inşaa edebilmenin tek yolunun ihlasla doğrulmak olduğunun altını çiziyor. Hz.İbrahim (a.s)'ın ateşi dindiren derin sadakati, Rabbiyle perdeleri indiren bir başlangıç noktası, yıkılmaz bir temel... Hz.Yusuf(a.s)'ın hükümdarlığı kurup,bir ayna gibi saffetini ve riyazetini bütün şeffaflığıyla bu oluşuma ikram etmesi, bir kölenin yalnız rıza-i ilahiyi gözeterek kalplerin sultanı olacağının remziydi... Hz.Musa(a.s) toplum kuruculuğuyla, Resulullah'ın kıyamete dek oluşturduğu ümmet bilincinin bir cüzü olacaktı. Hz.Süleyman(a.s), devleti inşaa eden, O'nun içini bal ile dolduracağı peteği ören sanatkârdı. Hz. Yahya(a.s)yeniden doğrulma merhalesinin, ziyadar ve korkusuz neferiydi. Hz. İsa (a.s) müjdelerin en güzeliyle gelmişti. Ve Hz.Muhammed (s.a.s) Cennet'in kendisi... "Bizzat Allah, O’nun âlemlere rahmet olarak gönderildiğini ilân etti. Artık aksinin olması mümkün müdür?Kendinden öncekileri de kuşattı, kendinden sonrakileri de. Böylece, O’nun varlığı, yaradılış sırrının odak noktası, ağırlık merkezi oldu.Cebrail’in durduğu sınırdan ileri geçti. O’nun Allah’la öyle yakınlık anları oldu ki, O anlara ne bir peygamber, ne bir melek âşinâ olabildi." diyor son sayfalarda Karakoç. Hz.Adem'in Cennet'i, tevbesidir. Hz.Nuh'un Cennet'i, teslimiyetidir. Hz.İbrahim'in Cennet'i, sabrıdır. Hz.Yusuf'un Cennet'i, edebidir. Hz.Musa'nın Cennet'i, basiretidir. Hz.Yahya'nın Cennet'i, tebliğidir. Hz.İsa'nın Cennet'i, muştusudur. Peki senin Cennet'in Ey Zahit... Senin yitirilmiş bir Cennet'in dahi yok mu?.. Feyizli okumalar... (Eylül Türk)
Bu kitapta Yitik Cennet arayışındayız. Cennetin 8 kapısından ( Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Süleyman, Hz. Yahya, Hz. İsa) Cennetin Özüne ( Son Peygamber Hz. Muhammed) yolculuğumuz... Yolda kendimizi sorguluyoruz: "Cennette hiç bir sarsıntıya uğramadan yaşayacak olan insanoğlu mu, yoksa ayağı kayarak yeryüzüne düşen ve orda âb-ı hayatı ararcasına karanlıklar arasında geçen, dünya çilesini çektikten sonra Tanrı'ya özlem duyan insan mı? Seçilmiş olan hangisidir? Şanlı olan hangisidir?" 8 Peygamberin çağıyla kendi çağımız arasında olağanüstü bir yolculuk bu. Dünya devleti olmaya giden yolun kısa tarifi: "Hazreti Âdem'de tohum toprağı tuttu, fazlalıklar çürüyüp döküldü; Hazreti Nuh'da kökler saldı tohum. Özüyle yokoluştan kurtuldu. Hazreti İbrahim'le de filiz topraktan başını çıkardı. Gövde oluşmaya başladı. Gövdenin kalınlaşması, kabuk bağlamaya başlaması yani. Onu dış etkilerden koruyucu kuvvetlerle donanması dönemi ise Hazreti Yusuf'la başlar. Hazreti Musa, Davud ve Süleyman'la süreç olgunlaşır. Devlet, Dünya Devleti olmaya doğru gider. Dünya Devleti; ama dünyacı devlet değil." Çıkardığım en önemli ders: "Kolay imân bir inkâra dönüşebilir. Ama çile çekilerek erilen inanç, inkârların fırtınasına dayanıklıdır. Zelzele geçirmiş, sel baskınına uğramış, rüzgârlarla sarsılmış, fakat yine de yerinde sapasağlam duran bir yapı ile her türlü dış etkiden uzak veya mahrum tutulan bir yapı bir midir?" Ve herkesin inanmasını istediğim gerçek: "Bilim ve teknik, ruh mucizesini yenemez." Uzun lafın kısası, ben bu yolculuğun hala etkisindeyim... Sizi de davet ediyorum. Huzur dolu okumalar... Not: Sözlerim hislerimi anlatmaya kifayet etmiyor bazen. Kusurumu affedin. (Gökyüzü Yolcusu)
Hz.Adem'le başlayıp son Peygamber ﷺ ile biten bir diriliş, yitik cenneti bulma serüveni. Kitap, Eylül 1974'ten, Ocak 1976'ya kadar aylık Diriliş dergisinde, 21 Haziran 1976 - 14 Ekim 1976 arasında Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğü'nde, Zülküf Canyüce takma adıyla yayınlanmıştır. Başlıklar şöyledir : •Adem (a.s.) •Nuh(a.s.) •İbrahim(a.s.) •Yusuf(a.s.) •Musa(a.s.) •Süleyman(a.s.) •Yahya(a.s.) •İsa(a.s.) •Son Peygamber ya da yeniden bulunmuş Cennetﷺ Hz.Adem(a.s)'den Son peygambereﷺ yitirdiğimiz cenneti tekrar nasıl kazanabiliriz?..Sorusuna cevap niteliğinde kaleme alınmış bir eser. Sezai Karakoç, yukarıda yazmış olduğum peygamberlerin isimleri altında dirilişi ve cenneti bulma yollarını, farklı bir bakış açısı ile okuyucusuna sunuyor. "Sen peygamberleri birbirinden ayrı sanma. Aynı dersi okuttular hepsi de insanlığa. Ölüm, ateş ve kılıç karşısında aynı ruhtu dimdik ayakta duran ve hakikat sancağını taşıyan." Evet bütün peygamberlerin görevi insanlığa hakikati anlatmaktı. Farklı imtihanlardan geçerek "hakikat"i anlattılar. "Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun inananlar için bir Nuh'un Gemisi vardır. İnananlar ona sığınırlar ve onu felâketlerin yatıştığı veya erişemediği, trajik çizgilerin durgunlaştığı bir yere ulaştırabilirse, kurtuluş yeniden başlayacak demektir. Her çağda her uygarlık ve her inanç grubu için böyle bir "Diriliş" umudu vardır." Yaşadığımız dönemden çok fazla şikayetçiyiz lâkin inananlar için bir kurtuluş gemisi, 'Nuh'un gemisi' mevcut. Teslim ol ve kurtul dercesine. (Şeyma)
Kitabın Yazarı Sezai Karakoç Kimdir?
Rivayetlere göre babası Yasin Efendi'nin Muhammed Sezai adını verdiği, ancak ismi nüfus kayıtlarına yanlışlıkla Ahmet Sezai olarak geçirilen Karakoç, 1933'te Ergani'de dünyaya geldi.
İlkokul ve ortaokulu Diyarbakır ve Maraş'ta parasız yatılı okuduktan sonra, lise öğrenimini Gaziantep'te tamamladı.
Ahmet Sezai Karakoç, liseyi bitirdikten sonra çok istediği felsefe bölümünde okumak üzere İstanbul'a geldi, ancak bu bölüme kayıt yaptırdığı halde, maddi zorluklar nedeniyle girdiği sınavını kazandığı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne burslu öğrenci olarak yerleşti ve 1955'te Mülkiye'den mezun oldu.
Karakoç, 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu, vatani görevini yedek subay olarak yaptı, 1973'te memurluk görevinden ayrıldı ve ayrıca 1967 yılında ''İslamın Dirilişi'' adlı kitabından dolayı yargılandı.
Sezai Karakoç Kitapları - Eserleri
- İslam
- Yitik Cennet
- Gün Doğmadan
- Monna Rosa - Şiirler 1
- Samanyolunda Ziyafet
- Düşünceler 1 - Kavramlar
- Düşünceler 2 - Kurumlar
- Diriliş Muştusu
- Ruhun Dirilişi
- Diriliş Neslinin Amentüsü
- Mevlana
- Hızırla Kırk Saat - Şiirler III
- Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler
- Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV
- Ayinler / Çeşmeler - Şiirler VI
- Leyla ile Mecnun - Şiirler VII
- Ateş Dansı - Şiirler VIII
- İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü
- Edebiyat Yazıları 1
- Edebiyat Yazıları 2
- Edebiyat Yazıları 3
- Çıkış Yolu 1
- Çıkış Yolu 2
- Çıkış Yolu 3
- Zamana Adanmış Sözler
- Yunus Emre
- Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 1
- Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2
- Unutuş ve Hatırlayış
- Tarihin Yol Ağzında -İki Röportaj
- Piyesler 1
- Meydan Ortaya Çıktığında - Hikayeler 1
- Mehmed Akif
- Makamda
- Kıyamet Aşısı
- İslamın Şiir Anıtlarından
- İnsanlığın Dirilişi
- Portreler - Hikayeler II
- Gündönümü
- Dirilişin Çevresinde
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 1
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 2
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3
- Armağan
- Batı Şiirlerinden
- Çağ ve İlham 1
- Çağ ve İlham 2
- Çağ ve İlham 3
- Çağ ve İlham 4
- Alınyazısı Saati - Şiirler IX
- İslamın Dirilişi
- Çağdaş Batı Düşüncesinden
- Günlük Yazılar 2 - Sütun
- Ölümden Sonra Kalkış
- Varolma Savaşı 1
- Günlük Yazılar 1 - Farklar
- Günlük Yazılar 3 - Sûr
- Günlük Yazılar 4 - Gün Saati
- Üç Kaside
- Körfez
- Mağara ve Işık
- Sesler
Sezai Karakoç Alıntıları - Sözleri
- Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... (Monna Rosa - Şiirler 1)
- "İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekse, ölmeden önce de dirilebilir." (Günlük Yazılar 2 - Sütun)
- İçimde Nuh'un en yeni tufanı Dünyaya ayak basıyorum yeniden.. (Körfez)
- Bir gün öleceğim düşüncesi ve ondan ötesinin muamması, şuurumu alt üst ediyor, kökünden sarsıyor... (Çağdaş Batı Düşüncesinden)
- "Siz bilmezsiniz, size anlatmak da istemem. " (Gün Doğmadan)
- Divan Edebiyatını tanımayan, divanları okumamış bulunan kişilerin Osmanlı tarihini de hakkiyle bildikleri söylenemez.. (Edebiyat Yazıları 3)
- Özgürlük isteyenler, özgürlüğü yok edecek, bağımsızlık! diye bağıranlar, esaretin en koyusuna gömecek öğreti ve güçlerin fedaisi kılınıp cepheye, ölünceye kadar savaş! cephesine sürülüyorlar. (Çağ ve İlham 3)
- Selam, gönlü gamlarla dolu olan sana. Selam, tahammül edilmez çileleri yüklenmiş olana! (Armağan)
- Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde Bir kış güneşliğinde Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir Tabiatı aşan bir bildiriştir Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil Görünüşte öç hakikatte değil Faninin sonsuzla barışması Affın mağfiretle yarışması Yaprağın düşüşü değil bu toprağa (Ölümden Sonra Kalkış)
- Namık Kemal’in, bütün batıcılığına ve tanzimatçılığına rağmen, yazılarında kimi kez İslâm birliğinden bahsetmesi ve genellikle İslama karşı saygılı görünmesi hususu oldu. (Edebiyat Yazıları 3)
- Kaç aç varsa hepsi ben Kaç hasta varsa hepsi ben Kaç liman önlerinde dönen İşsiz hamal hepsi ben Kaç aşktan ters yüz edilmiş Aşık varsa hepsi ben Bütün çiçeklerle donanıp Bütün insanlarla ölen ... (Körfez)
- Umutsuzluk geleceği, umursamazlık geçmişi unutturur. (Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3)
- Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan,çöl otları gibi ölürler... (İslam)
- İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor… (Düşünceler 1 - Kavramlar)
- İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. (Diriliş Neslinin Amentüsü)
- “Derdim vardır inilerim.” (Yunus Emre)
- Oku okuyabildiğin kadar ölüm dersinden (Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV)
- Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin (Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler)
- İdealini yitirmiş ruh, yetersiz beslenen bir vücut gibi, giderek pörsür, solar ve ölür. (Çağ ve İlham 3)
- Ne olup ne bitiyor Gün nereye gidiyor (Alınyazısı Saati - Şiirler IX)
Yorumlar
0 yorum