Kitap Künyesi

Yazar: Roger Garaudy

Çevirmen: Cemal Aydın

Yayın Evi: Türk Edebiyat Vakfı Yayınları

İSBN: 9786059320061

Sayfa Sayısı: 192

--reklam--

Yobazlıklar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Akla pranga vuran ve geçmişini güncelleştiremeyen dinci yobazlık,

İnsan severlikten uzak, ırkçı ve saplantılı etnik yobazlık,

Bilimi ilâh gibi görüp putlaştıran bilimci-teknokratik yobazlık,

Çıkarı için diğer halkları açlığa mahkûm eden kapitalist yobazlık,

Marks'ın düşüncesini pespayeleştiren sosyalist-komünist yobazlık,

Ve bugünün insanına hayatı zehreden, geleceğin insanını da şimdiden zehirleyen daha nice yobazlıklar…

Bu eserde Batı'nın ve Doğu'nun bütün yobazlıkları gözler önüne seriliyor.

Sadece sergilenmiyor, bu yobazlıklara karşı ne yapılması gerektiği de apaçık ortaya konuyor.

Hem Batılılara, hem de bizlere ağır eleştiriler getiren bu eserdeki görüşler dikkate alınmadan güler yüzlü bir gelecek kurulamaz!

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Yobazlıklar Alıntıları - Sözleri

  • Her türlü yobazlığın ana kaynağı, bugün, bir topluluğun kimliğine, kültür veya dinine karşı uygulanan zulüm ve baskıdır.
  • Soralım: Şimdiye kadar hangi dine mensup olduğunun görünen işareti olan Haç kolyesini boynuna asmış bir Hıristiyan veya Hz. Davud yıldızı takmış bir Yahudi öğrencinin kınanıp ayıplandığı hiç görüldü mü?
  • Namaz, Allah ile birleşip bütünleşmek için; zekat, insanlarla bütünleşmek için; hac, ümmetle bütünleşmek için ve oruç, hem Allah'ı hem de aç olan insanları hatırlamak için...
  • Batı'nın hür dünya, liberalizm, demokrasi, modernite gibi çeşitli etiketlerle dünyaya kabul ettirmeye çalıştığı, dinsiz, imansız kudurganlık "modeli" işte budur!
  • Suudi Arabistan’daki gibi başörtüsünü mecbur etmek de, Türkiye’deki gibi üniversite kapılarında kız talebelerinin başörtülerini çıkartmak da yobazlık değil midir?
  • Camille Pelletan: 'Top atışlarıyla dayatılan bu medeniyet ne mene bir medeniyettir? Jules Ferry: ' İşte beyler, iddia bu; ben bunun siyaset olmadığını, bunun tarih de olmadığını söylemekte tereddüt etmiyorum, siyasi metafiziktir. Beyler, daha yüksek sesle ve daha gerçekçi söylemek lazım! Açık ve net olarak demeliyiz ki, gerçekte üstün ırklar aşağı ırklar karşısında bir hakka sahiptirler..."
  • Bir insana benim kültürümü, benim inancımı, benim inançsızlığımı paylaşmıyor diye "yobaz" damgası vurulamaz.
  • Başörtüsünü yasaklamak onu zorla taktırmaktan daha mı az yobazlıktır?
  • Bir insana benim kültürümü, benim inancımı, benim inançsızlığımı paylaşmıyor diye “ yobaz” damgası vurulamaz. Onun yobazlığı ancak kendi inancının verilerinden hareketle tanımlanabilir.
  • Yobazlığın en sinsi şekli belki de şudur: Batı’nın bilim ve teknik yönden diğer bütün hayat tarzlarından üstün olduğuna kesin mutlak inanç.
  • Suudi Arabistan’daki gibi başörtüsünü mecbur etmek de, Türkiye’deki gibi üniversite kapılarında kız talebelerinin başörtülerini çıkartmak da yobazlık değil midir?
  • Jules Ferry’e göre, batının sömürgeci yayılma politikası şu üç temel esasa dayanır: İktisadi gereklilik: Bir sömürgenin kurulması, bir pazarın açılması demektir. Siyasi gereklilik: Bütün dünyada üstlere sahip olmak.(Liman-Havayolu) İnsani gereklilik: Biz medeniyet götürüyoruz.
  • İnsanda tam anlamıyla insancıl olan şeyin bilincine varmamıza yardım etmeyen her eğitim, her sanat, her siyâset bizleri dünya çapında bir intihara götürür.

--reklam--

Yobazlıklar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Günümüz dünyasına yönelik harika tesbitlerin yer aldığı harika bir kitap. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Akla pranga vuran ve geçmişini güncelleştiremeyen dinci yobazlık, İnsan severlikten uzak, ırkçı ve saplantılı etnik yobazlık, Bilimi ilâh gibi görüp putlaştıran bilimci-teknokratik yobazlık, Çıkarı için diğer halkları açlığa mahkûm eden kapitalist yobazlık, Marks’ın düşüncesini pespayeleştiren sosyalist-komünist yobazlık, Ve bugünün insanına hayatı zehreden, geleceğin insanını da şimdiden zehirleyen daha nice yobazlıklar… Bu eserde Batı’nın ve Doğu’nun bütün yobazlıkları gözler önüne seriliyor. Sadece sergilenmiyor, bu yobazlıklara karşı ne yapılması gerektiği de apaçık ortaya konuyor. Hem Batılılara, hem de bizlere ağır eleştiriler getiren bu eserdeki görüşler dikkate alınmadan güler yüzlü bir gelecek kurulamaz! (Hikmet)

20. yüzyılın Don Kişot’u. Hakikatin peşindeki yolunu cesaretle yapabilmiş çok yönlü bir entelektüel. Yeryüzündeki çoğu dinler ve kültürler hakkında derin bilgilere sahip coşkun bir Marksist ve coşkulu bir Müslüman. Hakikat uğruna yalnız kalabilmeyi göze almış birisidir. Önce Katolik yoksul bir ailede dünyaya geliyor ama buna rağmen Protestanlığı tercih ediyor. Bir yandan felsefe eğitimi alıp dünyayı anlamaya çalışıyor bir yandan da onu değiştirmeye çalışıyordu. Fakat 1939’da askere gitmesi gerekti ve 2. Dünya Savaşı’nda Fransız ordusunda askerdi. Bazı politik itirazları nedeniyle tutuklandı ve Cezayir’e sürgüne gönderildi. Sürgün devam ederken İspanya’da yakalanıp Cezayir’e sürgüne gönderilen diğer komünistler yanlarına geldiklerinde onları enternasyonelle karşılamak istediler. Sürgündeki birini sürgün edemeyecekleri için onları idam etmeye karar verdiler. İdam mandasının karşısında kurşuna dizilmek için sıralandılar ve idamı Cezayirli Müslüman askerler gerçekleştirecekti. Emir verildi fakat silah sesi duyulmadı. Cezayirli Müslüman askerler Fransız komutanlarının vur emrini dinlemediler. Komutan askerlerini çılgınca kırbaçladı fakat yine ateş etmediler. Bu hengamede Garaudy ve arkadaşları idamın kıyısından döndüler. İdam mecburen ertelendi ve sonra iptal edildi. Savaş bittikten sonra Garaudy bu durumu kendi içinde sorgulamaya başladı “Neden ateş etmediler?”. Aldığı ilk cevap şaşkınlığını daha da arttırdı. (Müslümanlar silahsız birine ateş etmeyi kafir sayarlarmış.) O an anladı ki felsefeci olmasına karşın dünyayı Batı’dan ibaret saymaktaydı. İslam düşüncesi ile ilgili en ufak bir fikri yoktu; anlamaya ve araştırmaya başladı. Beni de yazarda en çok etkileyen ve kendisini desteklediğim kitabını da büyük bir heyecan içerisinde okuma sebebim budur. Çünkü birçoğumuz aslında bize gösterilen “modern” kültürün peşinden gitmeyi Batı özelinde biliyoruz fakat asıl geldiğimiz Doğu hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz ya da çarpıtılmış, eksik, kulaktan dolma bilgilere sahibiz. Neden hep doğruyu bize dayatılanlar olarak görüyoruz da Doğu’nun da söz sahibi olmasına izin vermiyoruz? Garaudy sonrasında müthiş bir üreticilikle kitaplar yazar. 20.yüzyılın sorunlarının 21.yüzyıla nasıl sarkacağını ele alır kitaplarında. Sanat üzerine yazdığı kitapları tüm dünyada ses getirir. Arayışı, çabası, mücadelesi mevcut ideallerine sırt çevirmeden yolunu İslam’a çıkarır. 1982 yılında dünyanın en önemli birkaç filozofundan biriyken Müslüman olduğunu tüm ülkeye bildirir. Sonrasında varlığıyla övünen bütün Avrupalı dostlarını ve bütün dünya komünistleri şoka sokmanın yanI sıra İslam dünyasını sevince boğar. Müslüman olduktan sonra Garaudy Batı’da ısrarla yok sayılmaya çalışılmıştır. İnsan hakları, ifade özgürlüğü, basın hakları derken onlarca dava açıldı Garaudy hakkında. Modern Fransız adaletinde mahkum oldu, para ve hapis cezası aldı. İslam dünyasının içine düştüğü keşmekeşi çözmeye ve Batı’nın oynadığı oyunları bize gösterip çözümler üretmesi noktasında da farklı bir perspektiften bakılabilecek bir kitap Yobazlıklar. Garaudy Müslümanların önünü açan düşünceleriyle dikkati çekiyor daha çok. Çok fazla aramızda konuşmadığımız, çok da bizi ilgilendirmeyen bir kavrammış gibi yobazlık üzerinde durmadığımız bir şey ama Garaudy bunun üzerinde çokça duruyor ve özellikle Müslüman dünyayı fakirleştiren, Müslüman entelektüellerin üzerine yeterince gitmediği bir alana dikkat çekiyor ve yobazlıklar konusunda sadece Batı’ya özgü yobazlıkları değil Müslüman dünyaya da ait bir bakış açısını, yobazlığı besleyen bir evreyi tartışmaya açıyor. Aslında Garaudy’e göre yobazlık dediğimiz şey bir kültürle bir dinle doğrudan ilişkilendirilebilecek bir şey değil. İnsan hangi bağlamda hangi evrende olursa olsun pekala ona yobazca bağlanabilir yobazca yorumlayabilir. İslam dünyasının sahip olduğu sorunlara, adaletsizliklere ve tüm dünyadaki acımasızlıklara yer veriyor. Kargaşaları ve bu kargaşalara yol açan fenomenleri sorguluyor. Sonunda bu süreçleri olumsuz, tatsız havayı yaratan gerekçeler arasında yobazlığın da önemli bir kavram olarak fark edilmesi ve anlaşılması gerektiğini söylüyor. Batı’da ortaya çıkan formlarıyla acımasızca eleştiriyor özellikle Batı’daki yobazlığın yanı sıra bilimdeki, Stalin’deki, Vatikan’daki yobazlığa işaret ediyor. Sömürgeciliği mübah kılan bir eğilimin aslında yobazlıktan beslendiğini, yobazlığa karşı gerekli önlemleri almadığımız takdirde başta İslam dünyası olmak üzere tüm dünyanın çok acımasız bir despotizme teslim olmak zorunda kalacağını söylüyor. Maalesef yobazlık kavramının bu dünyanın genetiğine bir şekilde dışarıdan eklenmiş bir virüs olarak dikkat çekiyor. Kitapta İslam dünyasına karşı yapılanlar dışında ele alınan yobazlıkların daha yüzeysel ele alınmış olması noktasında beni biraz hayal kırıklığına uğrattığını söyleyebilirim. Onun haricinde İslam’ı eleşririken yapılan yanlış eleştirilerden bahis açmıştı ki orada kendime de bir pay çıkardım bu noktada etkin bir rolü üstlendiğini ifade edebilirim. Genel olarak kafa açıcı ve farklı soru işaretleri oluşturan kimi yerleri de tamamlayıcı unsurları ön plana koyan bir kitaptı. Üslubu daha eleştirel ve sadeydi. Son kısımda belki gereksiz bir detay olacak ama Nazım Hikmet’in şiirinden bir alıntı ile karşılaştım acaba Garaudy kendisi mi eklemişti yoksa çeviren tarafından mı eklenmişti bilmiyorum ama en azından dipnot kısmında belirtseydiniz be ağabeycim dedim. Onun haricinde Garaudy’i tanımak için bir şans verebilirsiniz hatta vermelisiniz diye düşünüyorum özellikle Müslüman arkadaşların. (Ebru)

Yobazlıklar: Roger Graudy okumalarına nihayet başladım. Birkaç yıldır ha bugün ha yarın okurum diyordum. Kendi adıma diyebilirim ki müthiş bir felsefeci ile tanıştım. Sorbonne'da felsefe okuduktan sonra Moskova'da doktorasını yapıyor. Uzun yıllar Fransız Komünist Partisi'nde etkin olarak görev alıyor. Milletvekilliği yapıyor. Siyaseti bıraktıktan sonra profesör olarak görevine devam ediyor. 《☆☆☆》 1982 yılında 71 yaşındayken Müslüman oluyor. 98 yaşında öldüğünde ise arkasında müthiş bir bilgi birikim mirası bırakıyor. 20. yüzyılın en önemli entelektüelerinden ve tanıklarından. Özellikle İslamiyetin altın çağı olan Endülüs İspanya'sına özlem duyarız. Filozof alimlerin olduğu felsefenin, beşeri bilimlerin, fıkıhın iç içe geçtiği aklın ve bilimin inançla çelişmeden birarada olduğu ve sorgulayıcı bir anlayışın hakim olduğu birkaç yüzyıl. İşte Graudy gibi birisinin Müslüman olması ve sonrasında geçmiş tecrübesi ve birikimiyle inancını harmanlanması bizlere harika bir kaynak ve rehberlik sunuyor. 《☆☆☆》 Yobazlığın her türlüsünü anlatıyor bu kitabında. Gelişimin karşısında duran, modernliğe karşı gelenekçiliği savunan, tarafsız olmak yerine dogmatik tavır alanları ifade eden bir kavram. Bugün yobazlık dediğimizde aklımıza ilk önce dini yobazlık gelir. Fakat Graudy bunun böyle olmadığını eşsiz örneklerle ve tarihi tanıklıklarla anlatıyor. Marx, Lenin, Stalin, Hz. İsa, Hz. Ömer, Hristiyanlığın Amerika kıtasında yayılması, Bilimci yobazlık, Kur'an'ın anlaşılması ve verdiği mesaj üzerine yazdıklarını okuyunca şunu anlıyor insan. Çevremizde ezbere dayalı konuşan, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara bu kitap okutulmalı... (Murat Koçhan)

--reklam--

Yobazlıklar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Roger Garaudy - Yobazlıklar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yobazlıklar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Roger Garaudy Kimdir?

Roger Garaudy, Fransız düşünür ve yazar.

Roger Garaudy, Marsilya'da işçi sınıfından Katolik bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Garaudy 14 yaşında Protestanlığa geçti. Dünya Savaşı sırasında savaştı ve Croix de Guerre'yi aldı. Cezayir'de Vichy France savaş esiri olarak bir süre kaldıktan sonra Garaudy, direniş radyosu ve Liberté gazetesi için çalışan Fransız Direnişine katıldı.

Garaudy, 1933'te Fransız Komünist Partisi'ne katıldı. 1940'ların ortalarında, Garaudy parti içinde önde gelen bir polemikçi olarak kabul edildi. 1945'te parti liderliğinin ve Merkez Yürütme Komitesi'nin bir üyesi oldu ve 28 yıl boyunca burada görev yaptı.

1952 yılında Sorbonne Üniversitesi'nden edebiyat dalında eğitim aldıktan sonra 1954 yılında SSCB Bilimler Akademisi'nde doktor ünvanı elde etmiştir.

Fransız Komünist Partisi'nde etkin bir konumda yer aldıktan sonra Garaudy, partinin öğrenci hareketi ve Varşova Paktı'nın Çekoslovakya'yı işgali konusundaki tutumunu eleştirdiği için 1970 yılında Komünist Partiden ihraç edildi. Fransa Parlementosu'nda milletvekili, meclis başkan yardımcılığı, milli eğitim komisyonu üyesi ve senatör olarak görev yaptı. Daha sonra profesörlüğe devam etti.

1980 civarında, Garaudy Muammer Kaddafi'nin Yeşil Kitabı'nı okudu ve Libya ve İslam'a ilgi duymaya başladı ve ülkenin lideriyle çölde birkaç kez görüştü. Müslüman Kardeşler tarafından kontrol edilen bir örgüt olan Cenevre'deki İslam Merkezi'nde resmen din değiştirerek ve Müslüman olmuştur. 1998'de, altı milyon Yahudi'nin ölümünün bir "mit" olduğunu iddia ettiği için Fransız yasalarına göre Holokost'u inkar etmekten suçlu bulundu ve 240bin Frank para cezasına çarptırıldı.

Roger Garaudy, 13 Haziran 2012 Çarşamba günü Chennevieres, Paris'te 98 yaşında öldü.

--reklam--

Roger Garaudy Kitapları - Eserleri

  • Geleceğimizde İslam Var
  • İnsanlığın Medeniyet Destanı
  • İslam'ın Vadettikleri
  • Yobazlıklar
  • Siyonizm Dosyası
  • İslam ve İnsanlığın Geleceği
  • İsrail, Mitler ve Terör
  • İslam Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı
  • Don Kişot
  • İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri
  • Endülüs'te İslam
  • Amerikan Efsanesi
  • 21. Yüzyılda İslam’ın Dirilişi
  • İlahi Mesajlar Toprağı Filistin
  • İsrail Sorunu
  • Yaşayan İslam
  • Entegrizm
  • Çöküşün Öncüsü ABD
  • Yaşayanlara Çağrı
  • İslamiyet ve Sosyalizm
  • Medeniyetler Diyaloğu
  • Hatıralar
  • Hatıralar
  • Kafka
  • İslam'ın Aynası Camiler
  • 20. Yüzyıl Biyografisi
  • Batı Terörizmi
  • Şahitlerim
  • Picasso - Saint-John Perse - Kafka
  • Marks İçin Anahtar
  • Karl Marx Entelektüel Bir Biyografi
  • Kıyısız Bir Gerçekçilik Üzerine
  • Jean Paul Sartre ve Marxisme
  • Sosyalizmin Büyük Dönemeci
  • Tarihte ve Günümüzde Siyonizm ve Yahudilik
  • Afarozdan Diyaloğa
  • İslâm'ın Va'dettikleri
  • İnsanlığın Medeniyet Destanı
  • Sosyalizm ve İslamiyet
  • İslâm'ın Va'dettikleri
  • Gerçekçilik Açısından Picasso
  • Sosyalizm ve Ahlak

--reklam--

Roger Garaudy Alıntıları - Sözleri

  • Kim İsrail politikasını eleştirirse üzücü ve ardı arkası kesilmeyen misillemeleri ve İsrail 'lobi'sinin baskılarıyla bütün geleceğinin yok olmasına göze almak zorundadır (İsrail, Mitler ve Terör)
  • Senatör Truman Amerika'nın amacını şu sekilde ifade etmistir: " Birbirlerini olabildigince fazla oldurmeleri icin Almanya'nin uste ciktigini gorursek Rusya'ya, Rusya kazanirsa o zaman da Almanya'ya yardim etmek gerekir... (Batı Terörizmi)
  • Hitler iktidara bir darbe sonucu değil, çoğunluğun oylarını elde ettiği "demokratik" seçimlerle gelmiştir. İşsizliği ve hizmetkarlığı sona erdireceğini vaadettiği milyonlarca işsizin sesini kendine doğru çevirebilmiştir. İşsizlik sorununu Hitler kendince halletmiştir.Önce işsizleri silahlanma uğruna birer işçi olarak çalıştırmış, sonra da onları birer nefer, sonunda da birer ceset haline sokmuştur. (Entegrizm)
  • - "Kur'an'ı Kerim, Allah'ın insanlarla iletişime geçişidir.." (Geleceğimizde İslam Var)
  • 'ABD' deki Yahudilik İçin Birlik'in eski başkanı Haham Elmer Berger bir konferans esnasında: '' ... şu anki İsrail devletinin Mesihi bir dönem adına ilahi projenin gerçekleşmesini istemeye hiçbir hakkı yoktur. Onun yaptığı sırf bir toprak ve kan demogojisinden ibarettir. Ne halk ne de toprak kutsaldır ve ne de bunlar dünyanın bir imtiyazına sahiptir. Bütün Yahudi halkını şiddetle ve zor yoluyla da olsa kendine boyun eğdirmeye çalışan siyonist totalitarizm bu halkı diğerleri gibi diğerleri arasında bir halk haline getirmektedir. ' (İsrail, Mitler ve Terör)
  • “İnsan gönülle alay etmemeli” (II, 74). (Don Kişot)

--reklam--

  • Felsefe, kaynağını tamamen İslâm'dan alır. (İslam Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı)
  • Araçlarla amaçlar birbirine karışmış, "niçin"in yerini "nasıl" almıştır. Bütün gayelerin yerine geçen bir vasıta olarak para, din hâline gelmiştir. (Amerikan Efsanesi)
  • Hayal bir bulut gibi geçer ve gözlerimizin önünde resimler ve simgeler dokuyan başkalaşımlar oluşur. (İslam'ın Aynası Camiler)
  • Nitekim, Ahlâk Bilimi ve Tarihin Maddeci Görüşü (1906) adlı kitabında, Koutsky bu hatayı işlemişti. Marksizm ile Darwin'cillği rasgele birbirine katan Kautsky, insan toplumlarında görülen ahlâkın hayvanlarda görülen sürü içgüdülerinin bir uzantısı olduğunu ileri sürüyordu. (Sosyalizm ve Ahlak)
  • “Taklid” ve eskilerin görüşlerine körükörüne bağlılık uykusu İslâm’ı kuşattı. (Yaşayan İslam)
  • Jules Ferry’e göre, batının sömürgeci yayılma politikası şu üç temel esasa dayanır: İktisadi gereklilik: Bir sömürgenin kurulması, bir pazarın açılması demektir. Siyasi gereklilik: Bütün dünyada üstlere sahip olmak.(Liman-Havayolu) İnsani gereklilik: Biz medeniyet götürüyoruz. (Yobazlıklar)
  • Biz dinleri her şeyden önce o dine inanan kimselerin yaşantı ve tanıklıklarından hareketle anlamaya çalışıyoruz. (İslam'ın Vadettikleri)

--reklam--

  • ''Ben, daima inkar eden bir ruhum.'' Goethe, Faust (Kıyısız Bir Gerçekçilik Üzerine)
  • Biz, ki her yerde serüven peşinde Biz, düşmanlarınız değiliz sizin. Uçsuz bucaksız. bilmediğiniz dünyalar istemez misiniz? Gizlerin çiçek açtığı, toplanmayı bekleyen, Yepyeni ateşler orada, yeni renkler hiç görülmemiş Binlercesi yakalanmaz görüntünün can verilmesi gereken... Acıyın, sonsuzluğun ve geleceğin Sınırlarında dövüşen bizlere... - Guillawne APPOLINAIRE (Picasso - Saint-John Perse - Kafka)
  • Ey Müslümanlar, sizler berrak ve dupduru suyuyla gürül gürül akan bir İslâm ırmağının önünü kapattınız! Onu durgun, akıntısız ve giderek suyu bulanıp kokuşmuş küçük bir göle çevirdiniz! - O ırmağı yeniden coşturmazsanız, o nehri yeniden akıtmazsanız, bütün insanlığın vebali sizin üzerinize olacaktır! (İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri)
  • İsrail'in stratejik konumunu ileri sürmek yetmez. Haim Weizmann, Britanyalı muhataplarına, “Yahudi bir Filistin, İngiltere için, özellikle de Süveyş kanalı konusunda, bir güvence olacaktır?” tezini ileri sürerken işte İsrail'in bu konumunu kastediyordu. (İsrail Sorunu)
  • İslam söz konusu olduğunda, tekrar ediyorum, ortaya konan yeni bir iman ve yeni bir topluluktur. (İslam'ın Vadettikleri)
  • Meşhur iktisatçı Lord Keynes, 1919'da, Barışın İktisadî Sonuçları kitabında şunları yazıyordu: "Eğer bizler Orta Avrupa'yı kasıtlı olarak fakirleştirmeye çalışırsak, peşin peşin ve kesin bir inançla haber vereyim ki bunun intikamı korkunç olur: Yirmi sene içinde, galibi kim olursa olsun, medeniyeti mahvedecek olan bir savaşla karşı karşıya kalırız." (Amerikan Efsanesi)
  • ''Araya araya, aradığı şeyden de şüphe etmeye kadar varmıştı.'' Balzac (Kıyısız Bir Gerçekçilik Üzerine)