Kitap Künyesi
Yazar: Rıfat Ilgaz
Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786053602095
Sayfa Sayısı: 221
Yokuş Yukarı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yazarlığının yanı sıra dizgicilikten yayın yönetmenliğine kadar gazeteciliğin her aşamasında yer almış bir basın emekçisi olan Rıfat Ilgaz Yokuş Yukarı'da, Babıâli anılarını anlatıyor. Ilgaz, 1940'tan 1960'lı yıllara kadar, hapishane ve hastane arasında sürdürmeye çalıştığı gazetecilik yaşamının önemli bir bölümüne yer verdiği kitabında, Cağaloğlu yaşamından da ilginç kesitler sunuyor. Ayrıca Niyazi Akıncıoğlu, Sabahattin Ali, Orhan Veli, Sait Faik, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Cahit Külebi, Yaşar Kemal, Turhan Selçuk, İlhan Selçuk, Can Yücel, Leylâ Erbil, Bedri Koraman, Yusuf Ziya Ortaç gibi edebiyat ve basın dünyasının önemli isimleriyle yaşadıklarını ve paylaşımlarını da aktarıyor.
Ilgaz'ın, hayatının her döneminde olduğu gibi gazeteciliği sırasında da karşılaştığı baskı ve sıkıntılara rağmen mizahın gücünü kullanarak kaleme aldığı bu anılarını okurken, Babıâli'nin bir dönemine tanıklık edeceksiniz.
(Tanıtım Bülteninden)
Yokuş Yukarı Alıntıları - Sözleri
- "Yahu, şu kadar kitabım var, her gün okuyup yazarım. İşsiz adam sayılır mıyım ben!"
- Tam bu sırada Orhan Veli, kompartımanın kapısında göründü. Bakışlarıyla beni arıyordu. Elimi kaldırınca geldi, yanımdaki boş yere oturdu. Elinde büyük bir rakı şişesi vardı. İstasyonda, geçirmeye gelen arkadaşları yolluk olarak getirmiş olacaklardı. Başka ne çanta ne de bir paket... Bana gelene kadar onu da yarı etmişti.
- Evet Can Yücel, o günlerde salt Hasan Âli’nin oğluydu. Şimdi genç kuşak, Hasan Âli Beyi, Şair Can Yücel’in babası olarak tanıyor.
- Sabahattin Ali öyküsünü şöyle bitiriyordu, İkimizin de yalnız kalmaya ihtiyacımız var...
- O yıllarda insanlar neden çok şarap içerlerdi? Şarabın rakıya bakarak bol oluşundan mıydı, yoksa ucuzluğundan mı? Bana kalırsa her türlü mezeyle, yerine göre mezesiz de içilebildiğinden!..
- Hiç okumazlar efendim! diye başladı. Ellerinde bir kitap göremezsiniz. Nasıl edebiyat öğretmeni olurmuş bunlar okumadan! Ne şiirden anlarlar, ne şairden... Postadan bir dergi, bir kitap beklemezler, boyuna aybaşını beklerler. Memurdur bunlar efendim, edebiyat memuru!..
- Şiir yazacağım! Bir şairden konu istenmez ama...
- Almancık güldü, boynunu büktü: «Biz» dedi, «savaşların başında hep yenmişiz, sonunda hiçbir savaştan yengiyle çıkmış değiliz! Bu yüzden de zafer bayramımız yok!»
- Eee... Biraz da şairlik var sende. Ne demiş pirimiz Fuzuli: "Fakir padişah asa, geda-yı muhteşemem" Yani: Padişah kadar fakir, görkemli bir dilenciyim! Gününe göre, hiç belli olmaz!
- Leyla Erbil’le tanıştığım gün de, saat de aklımdadır... Hani çok dinlediğimiz çok rastladığımız bir yazar ağzı vardır ya: «Ali mi? Haaa. Ali Topuz... Tanımaz olur muyum, tanırım. Hatta arkadaşımdır da diyebilirim... Ama ne zaman, nerde tanıştığımızı kesin olarak söyleyemem!» Ben öyle yazarlardan olmadığım gibi, Leyla da öyle ilk kez nerde görmüştüm, anımsayamıyorum, denecek arkadaşlardan değildir.
- ...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat!
- Şairlik biraz da benzetmeyle başlar. En sevdiğin kişiden başlayacaksın, kaşını gözünü, yanağını dudağını bir şeylere benzeteceksin. Sonra geçeceksin hiç sevmediğin kişilerin şurasına, burasına... Taşlaya taşlaya benzetecek, benzete benzete taşlayacaksın!
- Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!"
- Türkiye’mizde hiçbir çocuk, yeteneklerinin doğrultusunda ne yetiştirilir, ne de yetiştirilme olanaklarına kavuşturulmuş olabilirdi.
- «Anlat,» dedi, «nasıl kız Leyla!» Bildiğim kadarıyla anlatıyordum. «Anlat canım! Çok zeki kız değil mi?» «Öyledir. Arkadaş canlısıdır, dostluğuna güvenilir!» «Güvenilir değil mi?» «Güvenilir!» «O da senin için aynı şeyleri söylüyor... Ne güzel şey, ona bu güveni vermek, Leyla gibi bir kıza! Bu akşam ona diyeceğim ki... Leyla diyeceğim...»
Yokuş Yukarı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yine kütüphanenin kuytu köşelerinde kalmış ve ilk okuyanı ben olduğum harika bir kitap daha. Yokuş Yukarı, Rıfat Ilgaz'ın "Yokuş" diye tabir ettiği kariyerinde yaşadığı anılardan oluşan bir kitap. Siyasi sebeplerden çokça hapse giriyor, çeşitli basımevlerinde, gazetelerde ve dergilerde çalışıyor. Kariyerinde zirve yapacağı "Hababam Sınıfı" efsanesi de bu dergilerden biri olan "Dolmuş Dergisi" zamanına denk geliyor. Dolmuş Dergisinde yazıları yayımlanırken, siyasi sebeplerden dolayı gerçek adını kullanamadığı için biraz da nüktedanlık yaparak "Stepne (Yedek Lastik)" mahlasıyla yayımlıyor yazılarını. Hababam Sınıfı'da, Stepne'nin kaleminden çıkıyor. Hababam Sınıfı tabiri caizse peynir ekmek gibi satılınca kitap haline getirip basmaya karar veriyorlar. İlk Hababam Sınıfı kitabı da Stepne adıyla piyasa çıkıyor. Kitaplar dergi gibi satıyor ve kısa sürede tüm baskısı bitiyor. Bunun yanında tiyatro oyunları da oynanmaya başlıyor. O zamanlar Hababam Sınıfı'nda kimler oynamıyor ki? Zeki Alasya, Metin Akpınar, Ercan Yazgan, Suzan Ustan... Suzan Ustan? Hababam'da kadının ne işi var? Rıfat Ilgaz ilk başlarda kadın oyuncunun oynamasını istemez ve reddeder. Ama sonra bir tiyatro oyununda Suzan Ustan'ı izler, oyun sonu Suzan hanımın yanına giderek, "Ben bu rolü bir hanım oynasın diye yazmazdım ama inanıyorum ki siz harika bir Şaban olacaksınız." der ve İnek Şaban'a ilk kez saçları üç numaraya vurulup erkek kılığına sokulan Suzan Ustan hayat verir. Oyunda kitap gibi çok tutuyor ve kapalı gişe oynanmaya başlıyor. Hal böyle olunca da ikinci kitap yazılıyor ve basılıyor. Fakat bu sefer bir farkla, Rıfat Ilgaz imzası ile. O zamanlar Stepne'nin gerçekte Rıfat Ilgaz olduğuna inanmıyorlar ve taklitçi olarak yaftalıyorlar. Hatta "Rus yazar Stepne daha iyi yazıyordu" diyenler bile çıkıyor. Bu olaylar üzerine Rıfat Ilgaz "Ben asıl hatayı ilk kitabı Stepne adıyla yayımlayarak değil, ikinci kitapta Rıfat Ilgaz adını kullanarak yaptım" diyor. Okuması hoş ve akıcı bir kitap olmuş. Rıfat Ilgaz'ın arkadaşları hep tanıdık yazar veya şairler olduğundan onlar hakkında bilgi almak bakımından da yararlı bir kitap. Mesela en yakın arkadaşları Mehmet Raşit Öğütçü veya bilinen adıyla Orhan Kemal, Sait Faik Abasıyanık, Aziz Nesin... Daha kimler kimler... Sıkılmadan ve severek okuyacağınız bir kitap olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar. (Oktay Dinç)
Çok güzel bir kitaptır. Ustanın anılarından oluşur. Diğer yazarlar ile dostlullarından tutun da Cağaloğlu nda geçen günlere kadar her şey mevcut bu kitapta. Dolu dolu bir kitap. Bir çok Değişik edebiyat bilgisini (yazarlara dair) edindiğim bir kitaptır. Şiddetle tavsiye ederim. (Çelebi)
Çok güzel bir dil ile yazılmış kitap. Sevdiğimiz, tanıdığımız yazarların yaşadıklarını okumak, hele ki Rıfat Ilgaz'ın üslubu ile okumak eğlenceliydi. Dolmuş, Akbaba vb dergilerde yaşananlar, Habamam Sınıfı'nın doğuşu, Sebahattin Ali, Sait Fait, Aziz Nesin ve niceleri ile ilgili ilginç bilgiler.. Okuyun.. (Ender Bıyıklı)
Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.
Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.
1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.
Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri
- Karartma Geceleri
- Halime Kaptan
- Hababam Sınıfı
- Sarı Yazma
- Hababam Sınıfı Uyanıyor
- Apartıman Çocukları
- Şeker Kutusu
- Nerde O Eski Usturalar
- Meşrutiyet Kıraathanesi
- Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
- Pijamalılar
- Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
- Garibin Horozu
- Hababam Sınıfı Baskında
- Karadeniz'in Kıyıcığında
- Don Kişot İstanbul'da
- Yıldız Karayel
- Bacaksız Okulda
- Sınıf
- Bacaksız Paralı Atlet
- Bacaksız Kamyon Sürücüsü
- Bütün Şiirleri 1927-1991
- Dördüncü Bölük
- Yokuş Yukarı
- Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
- Bacaksız Tatil Köyünde
- Sosyal Kadınlar Partisi
- Bacaksız Sigara Kaçakçısı
- Kumdan Betona
- Yaşadıkça
- Hoca Nasrettin ve Çömezleri
- Çalış Osman Çiftlik Senin
- Radarın Anahtarı
- Öksüz Civciv
- Yarenlik
- Rüşvetin Alamancası
- Nerede Kalmıştık
- Cankurtaran Yılmaz
- Devam - Şiirler 1953
- Cart Curt
- Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler
- Satılmışlar
- Ocak Katırı Alagöz
- Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
- Kulağımız Kirişte
- Güvercinim Uyur mu
- Üsküdar’da Sabah Oldu
- Küçükçekmece Okyanusu
- Haydi Yolunuz Açık Olsun
- Uzak Değil
- Durmak Yok
- Bunadı Bu Adam
- Fedailer Mangası
- Krallar ve Kurallar
- Şevket Ustanın Kedisi
- Çocuk Bahçesi
- Altın Ekicisi
- Bütün Şiirleri 1937-1983
- Çok Küçüğüm Daha Ben
- Kesmeli Bunları
Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri
- Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
- Topladığımız gönül çiçekleri Kucağımızda sararıp solar Utanır da veremeyiz Sunamayız dilimiz dolaşır Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
- "Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
- Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
- Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
- Ben ölmedim Beni öldürmediler de Yaşıyorum yaşıyorum işte At kıçında sinek gibi Tööbe töbe (Uzak Değil)
- Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
- Doğru! Dünyanın parası var İsviçre'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
- "...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları." "Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?" "Kime kestireyim ya?" "Yenmez kadının kestiği tavuk." "Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?" "Asla yenmez." "Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
- Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
- Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
- Gel, değmeden birbirine ellerimiz, sen günlük işlerinden konuş, ben sana masallar anlatayım gelecek günlere dair. (Yarenlik)
- "-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz? -Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)
- Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
- Ne demiş en büyük ozanımız Neden kulak vermiyorsunuz sesine Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi, Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
- "Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
- ...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
- ..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
- Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
- ... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)
Yorumlar
0 yorum