Kitap Künyesi
Yazar: Mustafa Yıldırım
Yazar: Cemal Sofuoğlu
Yazar: Abdulkadir Şener
Orijinal Adı: 9789759477424
Yayın Evi: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları
İSBN: 9789759477424
Sayfa Sayısı: 636
--reklam--
Yüce Kur'an Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
--reklam--
Yüce Kur'an Alıntıları - Sözleri
- •O gün gök, erimiş bir maden gibi olur. •Dağlar da atılmış yün gibi. •O zaman dostun dostunu soracak hâli kalmaz.
- Müminlerin Allah’ı anıp da, inen Kur’an âyetleri karşısında kalplerinin yumuşama zamanı gelmedi mi?
- Sen onlara de ki: “Kaçtığınız ölüm sizi mutlaka yakalayacaktır.”
- “Dehşetinden çocukların bile ak saçlı ihtiyarlar haline geleceği kıyamet günü, kendinizi nasıl koruyacaksınız?”
- “Rabbin seni ne terk etti , ne de sana darıldı. Bil ki, hayatının sonrası, öncesinden daha iyi olacak.”
- “Allah her darlığın arkasından bir genişlik verir.”
- senin göğsünü ferahlatmadık mı? belini büken yükü üzerinden kaldırmadık mı?
- “Mutlu son , takvâdadır ; Allah’ın emir ve yasakları konusunda sorumlu davranmaktadır.” (Tâhâ/132)
- “..oysa gerçek dost Allah’tır.”
- Unutma ki, her zorluğun yanında bir de kolaylık vardır. Evet , her zorluğun yanında bir de kolaylık vardır.
- “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver , içinde bulunduğumuz (şu sıkıntılı) durumdan kurtaracak bir çıkış yolu göster.” (Kehf/10)
- İnsan ümit ettiği her şeyin gerçekleşeceğini mi sanır?
- Musa şöyle dua etti: “Rabbim! Göğsüme ferahlık ver. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz ki , sözümü açık şekilde anlasınlar.” (Meryem/25,26,27,28)
--reklam--
Yüce Kur'an İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İmanımı; taklidi imandan, tahkiki imana dönüştürmeye çalıştığım şu günlerde, tabii ki elime geçen ilk kitap: Allah'ın kelamı olan Kur'an'ın Meali oldu. Yer yer manasını anlamaya gücümün yetmediği oldu, fakat aklıma takılan bu soruların; cevaplarını öğrendiğimde, beni tahkiki imana daha fazla yaklaştıracağını bildiğim için gönlüm çok rahat. Her Müslümanın neye inandığını bilmesi için, Müslüman olmayanların da neye karşı çıktığını bilmesi için okuması gereken bir kitaptır kanımca... (Bürde)
Bu bir itiraftır!! Kendi adıma şu ana kadar ki buraya yazdığım inceleme, alıntı vs. içinde en önemli olan Kuran ve elimdeki meali hakkında naçizane bir şeyler söyleme, kendimle yüzleşme zamanım şükürler olsun ki geldi. Zamanım diyorum çünkü bu meale başlangıcımı 2018 de kaydetmişim ve bugün yıl 2020. Atalete yenilmelerle neredeyse 2 yıl sarkmış. Aslında bu sarkma 2 yıl demek bile yanlış, doğruyu söylemek gerekirse neredeyse 21 yıl öncesine 9 yaşıma kadar gider. Evimizde herkes gibi bizim de olan, okumam için şahsıma özel verilmiş, hatta içinde babamın bana güzel bir not alarak bıraktığı küçük yeşil kaplı bir Kuran vardı. Sonra hatırlıyorum ilkokulda din öğretmenimin Kuran'ı okuyup bitirene ne güzel bir ''Maşallah'' deyişi öyle ki o an ''ben de bitirmeliyim'' diye heveslenişim... Peki ya sonuç?? Sonuç bugün yaş 30 .Aslında bu hakikaten bir acı meseledir ki bunun neye inandığımızla bile alakası yok. İnsan inancı ne olursa olsun kendini tanıma, çevresini tanıma, bir sürü amaç ve merakla okuduğu kitaplara hayatının bir yerinde inandığı dinlerin kitaplarını da ciddi bir şekilde muhakkak koymalı; hatta ötesinde hepsini bilmeli ve emrolunan sorgulama ve doğruyu bulma amacını hakkını vererek tevhide ulaşma gayesini gerçekleştirmeli. Nihai olarak %90'ımızın evinde olan ama iyi ihtimallerle konuşuyorum belki anca %50'mizin okuduğu kitabımız Kuran-ı Kerim. Kim demişti, ne zaman demişti bunu hatırlamıyorum ama şöyle bir cümle kulaklarımda hep çalınır: ''Sevgilinizden mektup gelse heyecanlanırsınız, hatta açar ara ara sürekli yeniden bakarsınız. Peki, sizi Yaratan'dan size bırakılmış bu önemli, sayılarca mektubu(ayetleri) neden hiç merak edip okumazsınız?'' Bu gerçekten çok vurucu bir hatırlatmadır. Burada seçtiğimiz din islam dahi olmasa inanmayan biri için bile iddia edilen Yaratıcı'nın kitabı ne diyor diye okunmalı, sorgulanmalı, düşünülmelidir. İnsan bu dünyaya var olmanın merakı dışında nasıl dış meraklara salındı oysaki. Nasıl oyalandık, kaybolduk! Kendi hayatımızı, yaşam amacımızı mı önemsemedik; Yaratan'ı mı önemsemeyip(haşa) yüz çevirdik bilemiyorum veyahut insanın içine düştüğü yarım yamalak bilgi ile ''ben biliyorum'' meydan okuma kibrinden mi arınamadık?? Öyle ki çoğumuz müslüman, fikri var ama büyük çoğunluğu okumalarımızdan değil, kulaktan dolma öğrendiklerimizden ve sorgulamadan kabul ettiklerimizden ötede değil maalesef ki. Bu saydığım sınıflar bir eleştiri değil içinde benim de var olduğum üzücü bir değerlendirmedir yalnızca. Velhasıl Kuran'ı okumayarak kainatı okumayı da reddedişime rağmen Allah nasip etti ve bir kere tamamen sonuna gelebildim ki bu bir son değil, hayat boyu yolculuk edecek bir rehbere olması gereken yüzlerce okumanın başıdır. Diğer tüm okumalar her seferinde düşüne düşüne, daha iyi anlayarak, uygulamaya gayret ederek okumalar olacaktır inşallah. Tüm bunların yaşanmasında özellikle bu elimdeki mealin inanılmaz büyük bir etkisi var. Tabii ki okumamak bir bahane değil -hele ki araştırabilme sahasının sonsuz olduğu şu çağda kendimizi kandırmayalım- kendi hatamdır ve bunu meallere yüklememek gerekir fakat bir tesadüf sonucu elime gelen bu meal diğer meallerin %90'ında karşılaşmadığım bir niteliktedir -ya da dar bir araştırmanın cahilliği içinde kalmışımdır yanılıyorumdur bu da ihtimal dahilinde olabilir- En azından kendi araştırmalarım arasında iddia edebilirim ki bu kadar temiz bir günümüz türkçesi, ayetler arasındaki bağlamlara yer verme, kıraat farklılıklarını yansıtma, parantez ile tarihsel hatırlatmalar koyma ve dipnotlarla açıklayıcı bilgiler verme nadir mealde var. Elime ilk aldığımdan beri çok memnunum, benim gibi ilk okuyan ve türlü konuda bağlam açısından zayıf halde biri için okunacak ilk meallerden biri olduğunu düşünmekte, hatta ısrar etmekteyim. Bu meal üç hocanın 8 yıl boyunca çalışmasıyla ortaya çıkmış. Kendimin müslüman olmak, bunu taşıyabilmek gayreti dışında hiçbir yere, kişiye, düşünceye inatçı bir bağımlılığı olmadığı ve olmayacağından normalde de hiç tanımadığım, ismini duymadığım veyahut bir yerde izlemediğim bu 3 hocanın kalbimde yeri çok ayrıdır ve bu meal bittikten sonra kendilerine çok duacı oldum. Mutlaka ki kendilerinin de belirttiği gibi kusur ve eksiklikler olabilir. İnananlar için ortak fikir zaten şudur ki mükemmellik, kusursuzluk bir tek Allah'a aittir. Ne var ki bu meali diğerlerinden ayıran farkı okuma şansı eline geçenler anlayacaklardır sanırım. Bunu sadece bir iddia olarak bırakmamak ve burda çok uzatmamak adına zamanında araştırmış ve bir röportajlarını kaydetmiştim. Nasıl bir çalışma yürüttüklerini, neyi hedeflediklerini, ne gözettiklerini görmek, örnekleri de okumak adına yaklaşık 15 dk sürecek röportajlarına bakmak size önemli bir bilgi verecektir, bu adımı atlamamanızı öneririm. https://www.turkocaklari.org.tr/soylesiler/prof-dr-cemal-sofuoglu-prof-dr-abdulkadir-sener-prof-dr-mustafa-yildirim-ile-soylesi-3670 Bilmem buraya kadar kimse okuyacak mı -ki bunu çoğu incelemelerde olduğu gibi kendime not olarak bırakıyorum- ama isterim ki gerçekten bir farkındalık yaratsın ve her şeyi okumaya olan merakımızı kendi kitabımıza da duyalım ve 'ne diyor, bana mesajı nedir?' anlayalım. ''O şu diyor, bu böyle diyor, ben böyle öğrenmiştim''den önce kendimiz düşüne düşüne akletmeye başlamaya ve gelip geçeceğimiz şu ömürde bizim için gönderilmiş mektuplara en azından bakmayı ihmal etmeyelim. Mealin parantezlerle açıklamalı-yorumlu olmasından kastının ne olduğunu bir örnekle göstermek isterim: (Nahl Suresi/93): Allah dileseydi şüphesiz hepinizi (tevhid inancına dayalı) tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini (dalalet yolunu tercih edeni) dalalette bırakmış, dilediğini (hidayet yolunu tercih edeni) de hidayete erdirmiştir. Sonuçta hepiniz bütün yapıp ettiklerinizden sorguya çekileceksiniz. Birçok mealde bu ayeti anladığımızın ve kafamızın karışmasının aksine dileyenin son noktada Allah olduğunu unutmadan Necm/39 u tasdikleyen şekilde insanın çabası, emeği, gayretinin onu hidayete erdireceğini ve biz onu kendi irademizle aramasak, ona bir adım gitmezsek olmayacağını; ancak dileyene ve onu isteyene verileceği Kuran'ın bütünsel bağlamında doğru olanın bu olduğunu hatırlayalım.Yazıma burada son verirken Kuran yani 'Okunan'ı okumak, hidayeti dilemek ve başlangıç olması umuduyla.... (Koalamundo)
Kuran meali: Bu kıymetli hocaların kaleminden çıkmış eser tüm Kur'an'ı tam anlamıyla anlamamıza yardımcı oluyor.Müteşabih ayetleride mantığa en uygun şekliyle yorumlayarak hazırlayan bu hocaları tebrik ediyorum..Dip notlar özenle hazırlanmış sıkılmadan okuyacagınız bir eserdir...İyi okumalarrrrr .... (Saliha)
--reklam--
Yüce Kur'an PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mustafa Yıldırım - Yüce Kur'an kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yüce Kur'an PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mustafa Yıldırım Kimdir?
1957’de Eskişehir’de doğdu. İlkokuldan sonra hafızlığını tamamladı. 1974 yılında Kütahya İmam-Hatip Lisesinden, 1979’da İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun oldu. 1986 yılında Diyânet İşleri Başkanlığı Haseki Eğitim Merkezi Arapça ihtisas kursunu bitirdi. 1978-1992 yılları arasında Hafız Abdurrahman Gürses Hoca’dan kıraat dersi okudu ve icâzet aldı. 11 yıl imam-hatiplik, 9 yıl hizmet içi eğitim merkezi öğretmenliği olmak üzere toplam 20 yıl Diyânet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yaptı.
İslâm Hukuku anabilim dalında 1995 yılında doktor, 2000 yılında doçent, 2006 yılında profesör unvanını aldı. Halen DEÜ İlâhiyat Fakültesi’nde İslâm Hukuku anabilim dalında öğretim üyeliği görevini sürdürmektedir.
Yayınlanmış Eserleri
Kitaplar
1.İslâm Hukuku Açısından Evlât Edinme, İzmir 2005.
2.İslâm ve Medenî Yargılama Hukukunda Tahkim, İzmir 2000.
3.Mecelle’nin Küllî Kâideleri, İzmir 2000.
4.İslâm Hukukunda Hıdâne, İzmir 2005.
5.İslâm Borçlar Hukukunda Vedîa, İzmir 2005.
6.Meslekî Değerler ve Etik - Hayata ve Din Hizmetine Dair - İzmir 2005.
7.Fıkıh Usûlü, Şâkir Hanbelî, (Çev. Mustafa Yıldırım), İzmir 2006.
8.Yüce Kur’ân ve Açıklamalı-Yorumlu Meali, (A. Şener - C. Sofuoğlu ile birlikte), Ankara 2009.
Makaleler
1.“İslâm Hukukunda Ekonomik Hak ve Ödevler”, Diyânet İlmî Dergi, c. 36 sy. 3, Temmuz-Ağustos-Eylül, Ankara 2000.
2.“İslâm Hukukunda İçki İçme Suçu ve Cezası”, DEÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, c. XIII, İzmir 200l
3. “Fıkhî Bilgilerin Hayata Hayata Yansıtılması Bağlamında Din Görevlileri, DEÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, c. XXII, İzmir 2005.
4. “İslâm Hukuku Öğretimine Farklı Bir Yaklaşım: Aktif Eğitim”, DEÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, c. XXII, İzmir 2005.
Tebliğler
1.“Günümüz Fıkhında Gaye Sorunu”, “İslâm Fıkhını Nasıl Anlamalıyız?” Tartışmalı İlmî Toplantı, KURAV, Bursa 14-15 Aralık 2001.
2.“Fıkıhta Ahlâkîlik ve Mesnevî”, 2. Mesnevî ve Mevlevîhâneler Uluslararası Sempozyumu, CBÜ Manisa Yöresi Türk Tarih ve Kültürünü Araştırma ve Uygulama Merkezi, Manisa 18-20 Aralık 2002.
3.“İslâm Hukukunun Çağdaşlaşma Sorunu”, Din, Kültür ve Çağdaşlık Sempozyumu, Türkiye Diyânet Vakfı, İzmir 01-03 Mayıs 2004.
4.“İslâm Hukukunda Kadının Çalışması”, İslâm ve Çalışma Hayatı Ulusal Sempozyumu, DEÜ İlâhiyat Fakültesi, İzmir 25-27 Kasım 2005.
5.“Hukuk-Ahlâk İlişkisi Bağlamında Tasavvuf ve Mesnevî”, Uluslararası Mesnevî, Mevlânâ ve Mevlevîhâneler Sempozyumu, Manisa Belediyesi ve Mevlânâ Kültür ve Araştırma Derneği, Manisa 19-21 Aralık 2005.
--reklam--
Mustafa Yıldırım Kitapları - Eserleri
- Hayata Dair
- Mecelle'nin Külli Kaideleri
- Yüce Kur'an
- Yürekler Kör
- İslam Sanatı ve Estetiğinin Temelleri
- Çaka Bey’den Günümüze Kuşadası ve Çevresinde Türk Tarihi
- Hâmiş-Hayata Düşülen Notlar
- Moğolların Tarihi
- Ahmet Midhat Efendi'nin Niza-ı İlm ü Din Adlı Eseri
--reklam--
Mustafa Yıldırım Alıntıları - Sözleri
- Zil çalmadığı sürece zil değildir. Şarkı söylenmediği sürece şarkı değildir. Sevgi gönlümüzde tutsak olsun diye yaratılmamıştır. Sevgi insanlara verdiğiniz sürece sevgidir. (Hayata Dair)
- Şunu daima hatırlayınız ki; hayatın ne kadar zor olduğunu düşünürseniz, hayat bir o kadar imkansızlaşır. (Hayata Dair)
- Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın! (Hayata Dair)
- Unutma ki, her zorluğun yanında bir de kolaylık vardır. Evet , her zorluğun yanında bir de kolaylık vardır. (Yüce Kur'an)
- “Allah her darlığın arkasından bir genişlik verir.” (Yüce Kur'an)
- “Dehşetinden çocukların bile ak saçlı ihtiyarlar haline geleceği kıyamet günü, kendinizi nasıl koruyacaksınız?” (Yüce Kur'an)
- Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif… Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç… Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! işte budur yaşamak Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin Kadar Sevilirsin… (Hayata Dair)
- “Mutlu son , takvâdadır ; Allah’ın emir ve yasakları konusunda sorumlu davranmaktadır.” (Tâhâ/132) (Yüce Kur'an)
- “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver , içinde bulunduğumuz (şu sıkıntılı) durumdan kurtaracak bir çıkış yolu göster.” (Kehf/10) (Yüce Kur'an)
- Müminlerin Allah’ı anıp da, inen Kur’an âyetleri karşısında kalplerinin yumuşama zamanı gelmedi mi? (Yüce Kur'an)
- Acı, mutluluğa göre daha çok şarkı besteletmiştir. (Hayata Dair)
- “..oysa gerçek dost Allah’tır.” (Yüce Kur'an)
- •O gün gök, erimiş bir maden gibi olur. •Dağlar da atılmış yün gibi. •O zaman dostun dostunu soracak hâli kalmaz. (Yüce Kur'an)
- Haddini aşan her şey aksine sonuç verir (Mecelle'nin Külli Kaideleri)
- 'Karşınızdakini dinliyor musunuz, yoksa konuşmak için sıra mı bekliyorsunuz' (Hayata Dair)
- “Rabbin seni ne terk etti , ne de sana darıldı. Bil ki, hayatının sonrası, öncesinden daha iyi olacak.” (Yüce Kur'an)
- İnsanlar kırmızı bir güle doğru koşarken çoğu zaman ayaklarının altında ezilen kır çiçeklerinden habersizlerde. (Hayata Dair)
- Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. (Hayata Dair)
- İyi kalpli ve. Sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim. (Hayata Dair)
- Ey insan! Sen kendinin küçük bir cisim olduğunu sanırsın. Oysa en büyük alem senin içinde gizlidir. |Hz. Ali (Hayata Dair)
Yorumlar
0 yorum