Kitap Künyesi
Yazar: Rasim Özdenören
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753553919
Sayfa Sayısı: 192
--reklam--
Yüzler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Öykü ve deneme ustası Rasim Özdenören keskin gözlemciliğinin ürünü olan bu kitabında "yüzler" çiziyor okuruna. Bozguncunun, büyüklenenin, alaycının, kaltağın, korkağın... yüzleri. Othello'nun şeytanı, Sait Faik'in hiçbir zaman doğmamış garip çocuğu, idam mahkumunun infazdan önceki yüz ifadesi, Ebu Celil'in hasetçiliği, Ebu Talib'in bahanesi, Hamlet'in kulağına gelen fısıltılar, İvan Karamazof'un içinde yekinen hayalet, Raskolnikof'un ürettiği cinayet gerçekleri... Birçok portreyi kalemiyle yeniden üretip ahlaki alanın prototiplerine dönüştürülüyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Yüzler Alıntıları - Sözleri
- Kendi hasis çıkarları için başkalarının istikbalini,hatta hayatını hiçe sayan birisine alçak denmeyecekse,alçak sıfatının yaraştığı başka birini bulmak için insanın uzun uzun düşünmesi icap eder.
- O, istemediği şeyin başına geleceğinin bilincindedir: Kurduğu hayalin boşluğu karşısında durmaktadır. Karşısında duran tüm somut gerçeklerin üstünde onun üstesinden gelemeyeceği bir şey daha vardır: KADER! Kader, bu iradenin üstünden silindir gibi geçip gider.
- Çünkü bu suratın durmadan değişmesi,biçimden biçime girmesi bu surattaki bir hastalıktan dolayı değildir, asıl hastalık bu suratı taşıyanın kalbinden doğup suratına yansımaktadır.
- O gün bir takım yüzler ağarıp, bir takım yüzler de kararır. Âl-i İmrân:106
- "İnsanın hayatını ortaya koyduğu ve hayatını onun uğruna feda edebileceği durumda, aslında, kişi, tam da o değer için yaşayabileceğini ifade etmektedir."
- Kedilerin nankör olduğunu düşünenlerin,onlara yaptıklarını sandıkları iyiliğin karşılığını bekleyen kimseler olduğu hatırlanırsa,nankörlüğe maruz kalanların düştüğü sukutu hayalin niteliği de anlaşılabilir
- ".. Allah'ın yardımı ancak ona talip olanın talebiyle örtüşme halinde bulunur."
- "İnsanların çoğu yüzleşmekten hoşlanmamak gibi bir zaaf içinde bulunur ve Koğucuya böylece bir hayat ortamı hazırlamış olur. Koğucu, insanların birbirinden kaçınmalarından, birbirinden hesap sormak istememesinden yararlanır. Koğucunun yüzü bu nedenle fazla görünmez, göründüğü yerde belirsiz kalır, çizgileri kesinliğini, berraklığını yitirmiş olarak görünür. Koğucunun yüzü, ilişki kurduğu herkese dost görünür. Bu yüzden herkes ona açılır, bu yüzden herkes ona sırlarını söyler.. "
- Oysa kendinden kaçan adam,ne başta başkasından kaçtığının,ne de sonda kendinden kaçtığının farkındadır.Durumu trajiktir ama o bu trajiğin de farkında değildir.
- ...bana öyle görünüyor ki, insanın ne zaman bir bombayla havaya uçurulacağına ilişkin korkusu, yalnızca savaş zamanlarında ortaya çıkmıyor. Barış zamanlarında da insan, ne zaman bir bombayla havaya uçurulacağım korkusunu yaşayabiliyor. İnsanın haksızlık karşısında adalet mercilerine başvurduğunda, o adalet mercilerine güveni kalmamışsa, böyle bir durum, kendini havaya uçuracak bir bombanın ne zaman patlayacağını bilememekten doğan tedirginlikten ve korkudan daha az vahim sayılamaz. İnsanın her gün gidip geldiği işinden bir gün (fakat belli olmayan bir gün) kendisine yol verilebileceğini düşünmesi ve uğrayacağı muhtemel bir haksızlığın telafisi için bütün müracaat kapılarının yüzüne kapatılmış bulunması, bir bombanın onu ne zaman havaya uçuracağı korkusundan daha az zalimane değildir.
- ".. değeri hayatın değerine denk düşebilecek başka hiç bir değer yoktur insanın hayatında."
- Ama kendi nefsini her şeyin önüne almak ve onu her şeyden çok seviyor olmak,üstelik o kendini sevdiği için başka herkesin de aynı duyguları paylaştığını sanarak dünyanın kendi etrafında döndüğü vehmini yaşamak..bu,hastalıklı bir vaka olsa gerek.
- Ama kendi nefsini her şeyin önüne almak ve onu her şeyden çok seviyor olmak, üstelik o kendini sevdiği için başka herkesin de aynı duyguları paylaştığını sanarak dünyanın kendi etrafında döndüğü vehmini yaşamak.. bu, hastalıklı bir vaka olsa gerek.
--reklam--
Yüzler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitaba öylesine göz atıp bir kenara koymuştum. Tekrar alıp okuma ihtiyacı duyunca mükemmel yazılarla beni bekleyen bir sürü bilgiyle karşılaştım. Yazarın kitabı oluşturmasında ona yol gösteren Al-i İmran suresinin "O gün bir takım yüzler ağarıp, bir takım yüzler de kararır." ayetidir. Bahsedilen yüzler yalnızca kötü yüzleri içerse bile soyut kavramların somutlaşması açısından kendimce değerli buldum bu eseri. Yazarın okuduğu kitapların karakterlerinden bahsetmesi de değerli kılıyor bu eseri. Fısıltı:Şeytanın Yüzü kısmından sonra gelen başlıklarda kitap karakterlerini sıralayıp her bir karakteri farklılığı ölçüsünde karşılaştırarak sunuyor. Bu kısmını çok beğendiğimi belirtmek isterim. Bir de vurucu bölüm dediğim kısımda Ehlileşmiş Hayvan Yüzü'nü tanılayıp Kurtinsan, Tilkiinsan, Sırtlaninsan, Kargainsan bölümleriyle bu yüzün çeşitlerini ve özelliklerini vermesi kitabı bambaşka bir noktaya taşıyor. (Zeynep Şentürk)
Ölçüt olarak 'olan'ın farkına vardırması ve bakış açısını zenginleştirmesi olarak alırsak başarılı bir eser diyebilirim. İlk birkaç bölümde sonuçları itibariyle olayları 'saçma' olması yönünden incelemiş yazar. Mesela intihar eyleminin saçmalığı. Yüzler doğrudan insan sureti değil de yapılan eylemlerin sonuçlarının belirginleştirilmesi anlamında, yüz-yön-cihet-bakış açısı anlamlarında kullanılmış bir kelime. Ve böylece farkına varmadığımız birçok yüzü ve tanıdığımız bazı yüzlerin zihnimizde belirginleşmesine katkı sağlıyor. Bazen de belli olan yüzlerin evvelini yani oluşumunu, arka planının çözümlemesini yapıyor. Hayatın içinden çektiği fotoğrafları önümüze getiriyor ve bize tanıtıyor. Bu kitabı iyi okuduğunuzda belki siz de karşılaştığınız yüzlerin profillerini çıkartıp ortaya koyabileceksiniz. Tasavvurunuzu keskinleştirebileceksiniz. Belki de kendi yüzünüzü bulacaksınız. Ben buldum. Bahanecinin yüzü. :) Değerlendirmelerinde hukuk eğitimi almış olmasının etkisi var ve dini anlatıları da kullanıyor. Raskolnikof, Othello, Hamlet, İvan Karamazof gibi dünya klasiklerinin kahramanları üzerinden de yüzler ortaya koyuyor. (Ali Aysberg)
Yazar kitabında “O gün bir takım yüzler ağarıp,bir takım yüzler de kararır.(Ali İmran/106) ayetinden hareketle bize bir takım yüzler çizer . Kitaptan sonra çevrenizdeki insanların yüzlerine baktığınızda, yazarın çizdiği yüzleri oturtmaya çalıştığınızı hissedeceksiniz. (Büşra)
--reklam--
Yüzler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Rasim Özdenören - Yüzler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yüzler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rasim Özdenören Kimdir?
Rasim Özdenören (d. 1940, Maraş), Türk öykü ve deneme yazarı. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü.Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı. Bir ara araştırma amacıyla ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971'de iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978'de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır.
Rasim Özdenören'in, Türk edebiyatında adını duyurmaya başladığı yıllar, köy romancılığının etkisinin artık azalmaya başladığı, varoluşçu yazarların etkisinin daha fazla hissedildiği yıllardır. O yıllarda roman ve öykü yazarları genel olarak Batı kaynaklı bir anlayışla, sanki dışarıdan bakan bir gözle eserlerini yazmışlardır. Özdenören ise daha çocukluğunda Anadolu'nun birçok ilini gezerek, orada yaşayarak, köyünü, kasabasını, şehrini tanıyarak, kendisine ';ayrıntı avcısı' dedirtecek bir özellik ve güçlü bir tasvir yeteneğiyle, insanın evrensel yanlarını öne çıkararak yazmıştır öykülerini. Yazar, gençliğinin ilk yıllarından itibaren kendine edebiyatı ciddi bir meşale olarak seçen insanlardan oluşan bir arkadaş grubuna dahil olmakla, sonraki yıllarda şekillenecek edebi şahsiyeti için çok önemli bir zemin bulmuştur. Bu arkadaş grubu Özdenören'in anlaşılmasında kilit konumdadır. Çünkü Özdenören'in okumaları, edebi ilgileri büyük oranda bu arkadaş grubunda şekillenmeye başlamış; sonraki yıllarda tanıştığı Sezai Karakoç'un etkisiyle bir bütünlük kazanmıştır. Özdenören'in Amerika'ya gidip orada iki yıla yakın bir süre kalması vesilesiyle çağdaş dünyanın en önemli merkezini tanımasının da eserlerine olumlu yansımaları olmuştur. O, yerli olmak nedir, bu nasıl gerçekleştirilir, sorularının cevabını öyküleriyle vermiş bir yazardır. Hikayelerinin kahramanları, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz, dokunabileceğimiz kişilerdir.
Rasim Özdenören, gerek denemelerinde gerekse öykülerinde, meselenin anlatmak olduğunu ilk öykülerinden başlayarak kavramış bir yazardır. O, İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen öykülerinde hiçbir zaman, dönemindeki birçok yazarda görüldüğü gibi, inandığı şeyleri okuyucusuna dayatmamış, vermek istediği mesajı öyküyü örselemeden, akışı ve yapıyı bozmadan anlatmayı bilmiştir. Anlatırken de dili ustaca kullanmış, yer yer de adeta şiir yazmıştır.
--reklam--
Rasim Özdenören Kitapları - Eserleri
- Gül Yetiştiren Adam
- Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
- Müslümanca Yaşamak
- Kafa Karıştıran Kelimeler
- Çok Sesli Bir Ölüm
- Yeniden İnanmak
- Kuyu
- Ansızın Yola Çıkmak
- Çözülme
- Aşkın Diyalektiği
- Denize Açılan Kapı
- Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı
- İpin Ucu
- Eşikte Duran İnsan
- Uyumsuzlar
- Ben ve Hayat ve Ölüm
- Hastalar ve Işıklar
- Acemi Yolcu
- Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti
- Hışırtı
- Toz
- Yaşadığımız Günler
- Köpekçe Düşünceler
- Yüzler
- Çarpılmışlar
- İmkansız Öyküler
- Ruhun Malzemeleri
- Düşünsel Duruş
- Red Yazıları
- Çapraz İlişkiler
- Edebiyat ve Hayat
- Açık Mektuplar
- Kent İlişkileri
- İki Dünya
- Hadislerin Işığında Hz. Muhammed
- Yazı, İmge ve Gerçeklik
- Siyasal İstiareler
- İmkânsız Öyküler
- Elli Yılın Öyküsü
- Çözülme
--reklam--
Rasim Özdenören Alıntıları - Sözleri
- Çünkü bir sevgi daima, inanılmaz bir durum, ama, daima tahammül edilemez bir şeydir, insanca bir şey.. uzaklıklar, unutmalar.. bunlarla diri kılınabilirdi sevgi.. (Hışırtı)
- Kısır niyetler, kısır sonuçlar doğurur.Niyete bir aşkınlık yükleyerek, daha doğrusu aşkın niyetlerle yola çıkarak bereket ülkesine ulaşmak mümkünken, kendi nefsanîliğinin dar sınırları içinde kalmak onu eşya ile kendi nefsi arasındaki çorak bir alanda bırakır. (Yeniden İnanmak)
- "Senden uzak kalan tesellisini hasret yaşlarında bulur; düşünelim, ya seni bulan ne olur?" (İmkansız Öyküler)
- “Sevginin içinde o alevi söndürecek Tükenmekte olan fitil gibi bir şey vardır.” Shakespeare (İmkânsız Öyküler)
- "Kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl" (İmkansız Öyküler)
- kentin bu derin uğultusu, bu sürgünlük ve krallık bir gün silinip gidecektir. ne tuhaftır ki, ebedîlik iştiyakı da bu sürgün hayatının ve bu fena olma halinin içinden sökün ediyor. (Kent İlişkileri)
- Ne zaman elimi ona doğru uzatsam elim boşlukta kalıyor. (Uyumsuzlar)
- Hakkın hiçbir zuhuratı yoktur ki, mümin için iman tazelemesine yol açmasın. (Müslümanca Yaşamak)
- Ve şimdi, öyle düşünüyorum ki, tecrübe denilen şey, insanın hayatında yer etmiş olan hayal kırıklıklarının toplamıdır. (İpin Ucu)
- O sıralarda ben kendim miyim, değil miyim, sorusunu tartışıyordu kafasında. Diyordu ki, ben kendimsem, benim benden ayrılmam, benim benden kaçmam mümkün olmamalı: ama ben kendim değilsem, ben kendimden kaçıp kurtulabilirim. (Elli Yılın Öyküsü)
- İnsanın, sevgisi ne türden olursa olsun, onun dışına çıkması diye bir şey söz konusu olmaz ki, onu denesin. Ve zaten böyle bir şey denenebilecek bir şey olsa, o deney o sevginin bitirilmiş olduğu yerde başlar. (Aşkın Diyalektiği)
- Hayatı elde tutmak ölümü ele geçirmekle, mümkün oluyor ve ölümün ele geçirilişi, onu ele geçirenin kendi ölümünü sonuçluyor. (Eşikte Duran İnsan)
- Durmak her zaman beklemek anlamına gelmez. (Toz)
- Onun görmesinden nereye kaçacaksın diye fısıldadı kadın... (Çarpılmışlar)
- Günümüzde kendisine Müslümanım diyenlerin çoğu "çağın gözüyle İslam'a bakma" yaklaşımını benimsemiş durumdadır.. Oysa Müslüman, çağın gözüyle İslam'a bakmaz, İslam'ın gözüyle çağa bakar.. (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
- Dünya kendi dışında cebinde duran herhangi önemsiz yabancı bir nesne gibiydi. (Çarpılmışlar)
- İnsan, yeryüzünü kendisi için kötü bir döşek haline getirmiştir. (Red Yazıları)
- Özgürlüğümü yitirdiğim yalan. (Ansızın Yola Çıkmak)
- zaman zaman, dön dolaş aynı noktaya gelip takıldığımı, belki daha isabetli bir ifadeyle hiçbir yere kıpırdamamış olduğumu hissediyor; yalnız bunu hissetmekle de kalmıyor, bu hissi de daha önce yaşamış olduğum hissine yakalanıyorum. (Kent İlişkileri)
- "İslâm diyalektiğinin dışında kalan birine her çeşit izahın yetersiz ve kısır kalacağı aşikârdır. Böyle bir hükmün sırrını ancak bir mümin kavrayabilir." (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
Yorumlar
0 yorum