Kitap Künyesi
Yazar: Sabiha Ateş Alpat
Yayın Evi: Beka Yayınları
İSBN: 9786054486656
Sayfa Sayısı: 110
Zulüm Yağdı Burası Irak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Zulüm Yağdı Burası Irak Alıntıları - Sözleri
- Hiçbir zalim otorite, ölümden korkmayanı korkutamaz. Çünkü şehid olarak kanlarını toprağa akıtıp kırmızı lalelerin yeşermesine vesile olan yiğitler, ölümü korkutanlardır!
- Şehadet bir sevda olmadıkça, laf ile hayal ile ona gidilmez ki! Şehadet bizim sevdamız olmalıdır.
- - Öyle mi? Yani özgürlük için adam öldürüyorsunuz! Demek özgürlük için, demokrasi için tecavüz ediyorsunuz kadınlara , hatta erkeklere... Demek medeniyet için çocukları öldürüyorsunuz!... Bunca kan özgürlük için akıyor ha!... Yalancılar, özgürlük için işgal olur mu?... İşgalin adı, zulmün adı, namussuzluğun adı ne zaman özgürlük oldu!...
- Hakkı haykırmanın hiç olmazsa ahirette getirisi var.
- Bizim vücudumuz kirlenirse şayet, emin ol duyarsızların İffeti kirlenecek.
- Her inanmış fert, çağın Nemruduna karşı İbrahim, çağın firavununa karşı Musa olmalıdır...
- Sevdiceğim! bakışların yerde, yüreğin şehadette olsun. ruhun Allah'a kalbin resule ait olsun. şefkatin doğacak çocuğumuza, nefsin ahirette nasibin olacak inşallah şehit eşine olsun... Rabbim seni ahirette nasip eylesin.
- Zulmün karşısında yer almak Müslümanın şiarıdır.
- Kimdir verdiği sözü Allah'tan iyi tutan?
- Meğer Dünya müslümanları ne kadar sağırlaşmış Baksana arşa yükselen feryatları duyan yok.
- Bu zillet çekilmezdi ama insanlık niye sustu
- LA İLAHE İLLALLAH hayatın tüm yönlerinin, hayatın tümünün hakiminin Allah olduğunu ilan etmektir ki bu aynı zamanda mevcut sistemlerin de inkarı anlamına gelmektedir.
- ... Rahatlığın pençesinde can çekişiyor kıyam ruhumuz. Ne demişti aziz şehid Abdullah Azzam? "Ey İslâm davetçileri! Ölüm tutkunu olunuz ki size hayat bağışlansın. Okuduğunuz kitaplar, devam ettiğiniz nafileler sakın sizi aldatmasın!"
Zulüm Yağdı Burası Irak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Burası Irak !!!: Baas rejimi , Halepçe'deki Kürt halkından ve özellikle Müslümanların çoğunluğundan rahatsızdı. Baas ideolojisi , Orta Doğu'da tek bir Arap devletinin kurulmasını istemekteydi. Sünnilerin , Şiilerin , Kürtlerin ve Arapların yaşadığı Irak , birçok yönetim şekline sahne olmuş ve en son 1968 darbesinde Saddam Hüseyin'in yönetimde söz sahibi olmaya başlamasıyla Irak'ta yeni bir süreç başlamıştır. Saddam Hüseyin, 1969’dan sonra Baas yönetimini tamamen ele geçirir ve darbeler dönemini kapatarak 1979’da resmen ülkenin lideri olur. Saddam Hüseyin, 1986’dan itibaren Kürtler üzerinde sistematik soykırım girişimlerini hayata geçirir. ''Kimyasal Ali'' lakaplı Ali Hasan El Mecid isimli kuzenini , Kürt bölgesinden sorumlu yapar. Kimyasal Ali , karşısında bir düşman ordusu varmış gibi kimyasal bombalar üretmeye başlar. 16 Mart 1988’de yaklaşık 5 saat süren kimyasal bombardıman sonrası , çoğunluğu kadın ve çocuktan oluşan en acımasız ve en utanç verici insanlık suçlarından biri işlenir ve binlerce Kürt Halkı ''Elma Kokulu'' kimyasal saldırı sonucu katledilir. Saddam , yıllarca kendisine karşı savaşan ve 11 Mart 1970’te Özerklik Anlaşması yaptığı ve İran-Irak savaşında , İran'la yani düşmanla işbirliği yaptığını iddia ettiği Kürtleri cezalandırmanın bir biçimi olarak ''Elma Kokulu'' katliamı gerçekleştirir. Kitap 110 sayfadan ve 2 bölümden oluşuyor. Açıkçası kitap beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Kitabın 20. yüzyılın en büyük kimyasal saldırısı olan Halepçe Katliamına ışık tutmasını isterdim. 1. bölümde Saddam yönetimini ve Halepçe Katliamını anlatması gerekirken yazar konuya üstün körü değinmiş. Konu o kadar dağınık anlatılmış ki ; ne anlatıyor , konu ne zaman ilerleyecek derken 1.bölüm bitiyor. 2.Bölüm de ise Irak Savaşından bahsedilmeye çalışılmış ama konu maalesef burada da çok hava da kalmış. Yazar 2. bölümde sadece Ebu Gureyb zindanlarında Amerikan ve İngiliz askerlerinin Müslüman kardeşlerimize yaptığı haysiyetsizlikleri , çektirdiği eziyetleri , işkence ve aşağılamaları konu almış. İsterdim ki kitapta , Amerikan askerleri ile ve onunla işbirliği içinde olan İngiliz işgal kuvvetlerinin Irak'ı nasıl işgal ettiğini , Saddam'ın nasıl idam edildiğini , hangi cezalardan yargılandığına da değinilsin. Irak halkı , önce Saddam'dan sonra da sözde Irak'a "İstikrar ve Demokrasi" getirileceği vadedilen bir operasyonla "Irak'ı Özgürleştirme Operasyonu" adı altında zulme ve işkencelere maruz kalmıştır. Amerikan ve İngiliz askerleri , Ebu Gureyb zindanlarına attıkları binlerce Müslüman kardeşlerimize tecavüz edip , işkenceler yaparak insanlık onurunu en acımasız şekilde ayaklar altına almışlardır. ''Demokrasi ve Özgürlük'' uğruna kıyılan onca canlar... Kirletilen namuslar , yapılan işkenceler , çocukların üzerine düşen bombalar , yıkılan evler... Zulme maruz kalan din kardeşlerimizin yaşadıklarının ve kirletilen onurlarının arşa yükselen bu çığlıklarını duymayan bizlere yazıklar olsun. (°Sevda)
ZULME SESSİZ KALMA! Kitabı okurken o kadar hissettim ki.. Ben okurken dayanamadım. Ama okuduklarım roman, hikaye, masal değil Acıyla söylüyorum ki GERÇEK Tüm bunların hepsi yaşanmış. Nasıl olabilir? Bir insan bir insana bunları nasıl yapabilir? Ebu Gureyb İşkence Merkezi Orada müslümanlara yapılanlar.. Kadın, erkek farketmeksizin yapılan taciz ve tecavüzler Dayanamayanların -intiharın haram olduğunu bilmelerine rağmen- intihar etmeleri Benim anlatamadığım, yazarken bile boğazımı düğümleyen, gözlerimi yaşartan vahşice olaylar.. Tüm bunların en acısı da Irak'ta bunlar yaşanırken, müslüman kardeşlerimiz bu durumdayken kimsenin ses çıkarmaması Ne acı Ne vahim "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." (Rümeysa)
Zulme sessiz kalma: Irak ta zulüm baş gösteriyordu. Biri bu zulme ses olmayacak mıydı. Herkes kınamakla olacağını düşündürüyorsa yanılıyor olacaktır ki kınama ile peynir gemisi yürümez. Zulme sessiz kalma! (Mazhar ER)
Kitabın Yazarı Sabiha Ateş Alpat Kimdir?
İbrahim Sadiyaninin Dilinden Sabiha Ateş AlpatrnrnMasa-yı Esma (İsimler Masası) ’da konuk ettiğimiz ilk isim, “Zamanın Zeynebi” sıfatını ülkemizde kurumsallaştıran, fakat samimî söylemek gerekirse, bu sıfatı da en çok kendisi hakkeden bir isim: Zamanın Zeynebi – Kocaeli Duyarlı Hanımlar Sosyal Yardımlaşma Derneği (ZEYNEP – DER) Genel Başkanı Sabiha Ateş Alpat.rnrn1964 yılında Doğu’nun ücrâ ve soğuk bir köşesinde dünyaya “merhaba” diyor, Sabiha Ateş Alpat...rnrnKars diyorlar adına... Soğukmuş; içleri sıcacık olan insanları üşüyormuş... Bu yüzden böyle garip bir ismi varmış şehrin. “Qerıs” imiş aslı ismin. Kürtçe; “üşümek” demek...rnrnO’nun ilk çığlıkları sıcaklık getirmiş, ısıtmış geldiği evin içini, ısıtmış yeni ferdi olduğu aileyi...rnrnQerıs... Otuz yılı aşkındır hâlâ çehresi değişmemiş, Doğu’nun yetim şehirlerinden biri... Kafkasya’nın en güney eteklerinde, Kürdistan’ın en kuzey eteklerinde, “üşüyen şehir” Qerıs... Sırtına dağlar yüklemiş erkeklerin dağlardan da büyük dertleriyle, şiir kokulu kadınların mısrâ mısrâ bakan gözleriyle, “güneş görmeyen sularda” yıkanan çocukların cennet kokulu nefesiyle ısınan şehir, Qerıs... Şâirin mısrâlarına işlediği gibi tıpkı:rnrn“Selam olsun bahararnçiçekler açmış memleketimdernkuşlar cıvıl cıvıl ötmekternözlemin sarısıyla vuslatın mavisi kucaklaşmışlarrnekinler yemyeşil bu yüzdenrndört yön beş vakit çıkmıyor aklımdan söylediklerinrn‘benim yazarım’rnhaykırdım eteklerinde yankılansın diyernyüklenmiyor dağlar sevginin emanetini dernşimdi çırılçıplak ortasındayım kavganınrnçırılçıplak, yani suskun ve kalemsizrnben Kafkasya eteklerinde geçireceğim bu kışırnsırtımı Allahuekber dağlarına yaslayacağım bu mevsimrnsevdiceğim kapama gözlerinirnüşürüm sonra.”rnrnÇocukluğu zor şartlarda geçiyor, Kars’ın Digor ilçesinde hayata adım atan küçük Sabiha’nın. Annesiz büyüyor...rnrnİlkokula adım atana kadar annesizliğin anlamını pek bilmiyor ama. Tâ ki, okulda “Anneler Günü” kutlaması yapılana kadar. Anlamını bile bilmediği bir şeyin kutlamasını, boynu bükük bir şekilde yaşıyor, öksüz kız.rnrn“Anneler Günü” kutlaması, okulu sevmemesi için yeterli sebep oluyor küçük kızın. Bir de, “maymundan gelindiğini anlatan” dersi unutmuyor. İçinden yükselen itiraz, sessiz bir çığlıkla kulaklarını çınlatıyor. O dersten sonra, “Biz kimiz? ”, “Nereden geldik? ” sorularıyla ablasını, ailede nazı geçen büyüklerini adetâ bıktırıyor. Anne nedir bilmeyen küçük kıza okulda “Anneler Günü” kutlaması yaptırılınca, o bunun şokuyla annesini zihninde canlandırmaya ve anlamlandırmaya çalışırken bir de derste öğretmenleri “bizler maymundan gelmişiz” deyince, daha ilkokuldayken nefret ediyor okuldan.rnrnOkumayı seviyor, ama okulu sevmiyor. Ders çalışmaktan hoşlanıyor. Başarılı bir öğrenciliği oluyor. Herşeye rağmen, okulda oldukça başarılı bir öğrenci. Öğretmenlerinin her dediğine hemen “tamam” diyen bir yapısı yok ama itirazları hep sessiz. Yüreğinin kabulsüzlüğüyle yetiniyor.rnrnOrtaokula başladığı zamanlarda sağcılık ve solculuğun dehşet verici savaşının ortasında buluyor kendisini. Okul adetâ savaş alanı; okuldan başka herşeye benziyor. Ülkücülüğün hâkim olduğu bir aile ortamında büyümüş ama hiç ülkücü biri olmamış, buna rağmen ülkücü aileye sahip olmanın sıkıntısını çekerek sürdürüyor ortaokulu. Ağabeyi ülkücü ve böyle olduğu için dayak yiyor solculardan. Okul küçük Sabiha için bu terör yüzünden çekilmez hale geliyor. Sınıfta öğretmenlerin notları tamamen ideolojik. Can güvenliği yok. Her geçen gün, bir talebeyi vuruyorlar. Cidden çok sıkıntılı günler, ortaokul günleri...rnrnLiseye kendi isteğiyle gitmiyor, haliyle. Sebep, okulların durumu. Ciddî anlamda saldırılar artıyor; marketleri, oturdukları ev, karşıt görüşlüler tarafından bombalanıyor. Sonra küçük kardeşi kaçırılıp öldürme tehdidi alıyor babası; derhal ne var ne yok, yok pahasına satıp çıkıyorlar memleketten... 1978; Elvedâ Qerıs... Ayrılıyorlar “üşüyen şehir”den; küçük kız henüz 14 yaşındayken; annesiz... Kocaeli’ye yerleşiyorlar, merkez ilçe İzmit’e. Bir müddet sonra şehrin, bir Karslı için oldukça “kapitalist” olan havasının sürüklemesiyle halı firmasında çalışmaya başlıyor Sabiha Hanım. Uzun bir müddet çalışıyor burada.rnrnKitaplarla arası, tâ çocukluğundan beri hep iyi: “Cin Ali” ile başlayan kitap okuma sevgisi, okul sıralarında “Red Kid”ler, “Teksas”lar ve eline geçen her tür kitapla devam ediyor. İlk okuduğu ideolojik kitabın adı, “Gittim ve Gördüm” diye bir kitap. Yazarının, komünist bir rejimle yönetilen Sovyetler Birliği’ne gidip Sibirya’da çektiklerini dile getirdiği bir kitap... Bir gün, İstanbul’da misafir olduğu bir yakınımın evinde, gözü yine kitaplara takılıyor Sabiha Hanım’ın. Kitaplıkta “İman Esasları” diye bir kitap dikkatini çekiyor. Elindeki “pembe dizi” kitabını bırakıp, onu okumaya başlıyor.rnrnNe acı? ! Yığın yığın kitap okumuştu ama Allâh (cc) ’ı anlatan, Peygamber (saw) ’i anlatan kitaplardan haberi bile yoktu! ... Biri bitti öteki derken, artık okuduğu kitapların rengi değişmeye başlıyor...rnrnİslamî kitaplarla haşir neşir oldukça, hayatın sonunun “son” olmadığı yer ediyor kendisinde. Yani, âhirete inanmaya başlıyor.rnrnİşinden ayrılıyor. O günden sonra, hayatta farklı bir bakış ile yürüyüşe başlıyor. Kendini daha bilinçli bir şekilde “Müslüman” olarak tanımlıyor.rnrnİslamî hayata başladığının üzerinden 3 yıl geçmişti ki, bütün hayatını altüst eden, hayata bakışını tamamen değiştiren, kalbinde ve beyninde “devrimlerin en büyüğünü” gerçekleştiren asıl kitapla tanışıyor: Üstâd Ebû’l- Âlâ el- Mewdudî’nin “Qûr’ân’a Göre Dört Terim” adlı kitabı...rnrnSabiha Ateş Alpat, büyük üstâd Mewdudî’nin “dört terimini” okuyana kadar, İslam’ın bir hayat tarzı olduğunu, kurulu beşerî sistemlerin “L” ile red edildiklerini kavrayamamıştı. Demek ki okuduğu kitaplar, genelde âmel ve ahlak içerikliydi; İslam’ın ferdî ve ahlakî boyutuyla sınırlı anlatıldığı kitaplardı. Mewdudî’nin kitaplarıyla tanıştıktan sonra Sabiha Ateş Alpat, İslam’ın sadece bireysel ibadetlerden veya ahlakî – içsel bir takım düzenlemelerden, toplumda anlamları sembolik düzeye indirgenmiş kimi ritüellerden ibaret bir dîn olmadığını, tüm zamanları ve mekânları kuşatan cihanşümûl bir dîn olan âzîz İslam dîninin belli bir dönemle ve belli bir coğrafyayla sınırlı olmayan, hayatın tüm alanlarını kuşatan, bireysel, sosyal, iktisadî ve siyasî tüm alanları düzenlemek için âlemlerin Râbbi Allâh tarafından gönderilmiş, ahlakî davranışlardan cemiyet hayatına, toplumsal ve ekonomik hayattan siyasal erke kadar tüm alanlarda düzenlemeler içeren, “ritüeller dîni” değil gerçek anlamda bir “hayat tarzı, yaşam modeli” olan bir dîn olduğunu öğreniyor.rnrnHindistanlı büyük İslam âlimi Mewlânâ Ebû’l- Âlâ el- Mewdudî’nin sadece Hind Yarımadası’nda değil, tüm İslam dünyasında büyük bir düşünsel devrim gerçekleştiren “Qûr’ân’a Göre Dört Terim” adlı ölümsüz eseri, aynı devrim ateşini, “üşüyen şehrin kızı” Sabiha Ateş Alpat’ın kalbinde de yakıyor.rnrnBütün hayatı altüst olan ve dünyaya bakışı tamamen değişen Sahiba Hanım, Tewhîdî düşünce ile, İslam’ın hakikatleriyle yeni tanışan herkesin yaşadığı sarhoşluğu ve “sersem olma” durumunu yaşıyor. Roman yazıp Tewhîdî hakikatleri düşündürtmek istiyor ilk başlarda. “Kitap yazmak” fikri böyle doğuyor ve bu şekilde de başlıyor.rnrnElhamdulillâh; iyi ki de doğuyor böyle bir fikir: Büyük iddiâlardan uzak, felsefik değil, fakat gerçeğin ta kendisi olan hayatları dile getirmiş, hissetmediği şeyleri yazmaktan daimâ kaçınmış bir kalemle, hepsi de biribirinden kıymetli 12 esere imza atıyor. Kendi ifadesiyle, “yüksek edebiyat derdinde olmayan, mütevazi, 12 göz nûru”:rnrn1. “Ana Yüreği” (Beka Yayınları)rn2. “Ölüm Çiçekleri” (Beka Yayınları)rn3. “Zamanın Zeynebi” (Beka Yayınları)rn4. “Sarsılmadan Uyanmak” (Beka Yayınları)rn5. “Kardeş Kurşunu” (Beka Yayınları)rn6. “Yozlaşmış Duygular” (Beka Yayınları)rn7. “Güneş Doğudan Doğar” (Beka Yayınları)rn8. “Evladımı Geri Verin” (Beka Yayınları)rn9. “Modernizmin Kurbanları” (Beka Yayınları)rn10. “Sılâya Hasret” (Beka Yayınları)rn11. “Kûr’ân’ın Gölgesinde” (Beka Yayınları)rn12. “Zûlüm Yağdı – Burası Irak” (Çıra Yayınları)rnrn“Evlendiğimde daha 3 yaşındaydım” diyor Sabiha Ateş Alpat. İslamî bir kimliğe kavuşalı daha üç sene olmuştu çünkü, evlendiğinde. Evliliği, kaçınılmaz olarak, İslamî anlayışı ile geleneksel anlayışın savaşını uzun bir müddet yaşıyor. Gelin gittiği evde, eşi hariç, herkes O’nun “yeni bir dîn icad ettiğini” söylüyor...rnrnFakat boş durmuyor; diğer hânımlarla birlikte “ev dersleri” organize ediyorlar. Bu “ev dersleri”, 2004 yılına kadar devam ediyor.rnrn2004, “hayatının en anlamlı yılı” Sabiha Ateş Alpat için. Bu tarihte, kendisi için de özelliği çok olan “Zamanın Zeynebi” adlı kitabının adıyla “Zamanın Zeynebi” derneğini kuruyor. Derneğe, kitabının ismini veriyor. Yedi yıldır güzel çalışmalarını kesintisiz sürdüren ve kısa adı ZEYNEP – DER olan “Zamanın Zeynebi – Kocaeli Duyarlı Hanımlar Sosyal Yardımlaşma Derneği”, halen ilk günkü heyecanıyla hizmet vermekte. Derneğin bir de web sitesi var; www.zeynepder.org...rnrnYine 2004 yılında Anadolu Radyo (www.anadoluradyo.com) ’da başladığı “Zamanın Zey
Sabiha Ateş Alpat Kitapları - Eserleri
- Zamanın Zeynebi
- Kardeş Kurşunu
- Modernizmin Kurbanları
- Ana Yüreği
- Güneş Doğudan Doğar
- Yozlaşmış Duygular
- Evlâdımı Geri Verin
- Sarsılmadan Uyanmak
- Zulüm Yağdı Burası Irak
- Mümtehine
- Sılaya Hasret
- Sevda Uğruna
- Tut Elimden
- Tevhid Ekseni
- Müslüman Kadının Davası Tevhid
- Kur'an'ın Gölgesinde
- Kur’an'da İnsan Tipleri
- Kur’an’ın Gölgesinde
- Ölüm Çiçekleri
- Yaman Çelişki
Sabiha Ateş Alpat Alıntıları - Sözleri
- "Kuraklık," İnsanların, kendi elleriyle yaptıkları yüzünden, onlara yaptıklarının sadece bir kısmını tattıralım diye, karada ve denizde, 'fesad' ortaya çıktı. Belki yaptıklarının doğru olmadığını anlar vazgeçerler. " Rum Suresi / 46 Bugün, havanın, suların, kısaca tabiatın,toplumun, sosyal ve ekonomik yapının insanlar tarafından bozulması, kirletilmesi, bu ayetin muhtevası içinde değerlendirilebilir... #kurandainsantipleri (Kur’an'da İnsan Tipleri)
- Neden, niçin yaratıldığını düşünmemişti hiç? Neden bu dünyanın sonunu hesaba katmamıştı hiç? Neden? Neden? (Evlâdımı Geri Verin)
- "Salat ve selam olsun yegane önderimiz Hz. Muhammed (sav)'e ki o: kızlardan utanıldığı bir zamanda kızına babasının annesi diyerek cehalet mantığına meydan okudu..." (Sevda Uğruna)
- Sonunda bir gün ölüm ve hayatın tek tek hesabı var, unutma.! (Tut Elimden)
- Islam dinde zorlama yoktur, prensibiyle inanç hürriyetini getirmiş ve kimsenin dini için zorlanamayacagini beyan etmiştir. Zaten, iman kalben olmadıkça ne kıymeti olur? (Sarsılmadan Uyanmak)
- İslam kadına mükemmel haklar vermişti; lakin uygulayan erkek olmadığı için bu güzellikler görülmüyordu. (Güneş Doğudan Doğar)
- Kasas: 87-88 Mü'min: 69 Enam: 157 Taha : 124-126 . Ayetlerin çağırdığı hususlardan yüz çevirenler, bedbaht olacaklardır. Öncelikle ayetler, iman ile tevhide davet ediyor; "Sakın müşriklerden olma!" . Ayetler, hayat nizamı olarak İslam'a davet ediyor; "Sakın teslim olmayanlardan olma!" . Ayetler, erdemli bir insan olman için güzel ahlaka davet ediyor; "Sakın yüz çevirenlerden olma!" . Ayetler, sadece "Müslüman" adına davet ediyor; "Sakın Demokrat, Modernist, Milliyetçi, Feminist olma! Yani sadece Müslüman ismine razı ol. 'Şucu' veya 'Bucu' olma!" (Kur’an'da İnsan Tipleri)
- Sabır, bir şey yapmadan beklemek demek değildir. Aksine iş yaparken gelen sıkıntılara katlanmaktır. (Güneş Doğudan Doğar)
- Sevdiceğim! bakışların yerde, yüreğin şehadette olsun. ruhun Allah'a kalbin resule ait olsun. şefkatin doğacak çocuğumuza, nefsin ahirette nasibin olacak inşallah şehit eşine olsun... Rabbim seni ahirette nasip eylesin. (Zulüm Yağdı Burası Irak)
- Kur'an değişmemiştir, ama Kur'an okuyanlar başkalaşmıştır. Kur'an anlayışı, Kur'an'a bakış, Kur'an'a yaklaşım değişmiştir. Kur'an aynı Kur'an'dır, ama Kur'an'a yönelmesi gereken insan, Kur'an'a Ashâb gibi yönelmiyor. (Modernizmin Kurbanları)
- Unutma ki bu dünya ebedi değil! kır nefsini Sen secdeye eğil! Namazsız yaşantı İslami değil! Bırakma namazı kıl benim bacım!!! (Zamanın Zeynebi)
- ..farketmez eğer Allah'ın rızasını kazanırsam çocuğumu öteki tarafta görebilirim onun için sabretmemiz şart biraz ayrı kalmış olacağız bu hasretliğe de dayanmalıyım ' falan gibi bir şeyler konuşuyordu -orada görüşülüyor muymuş? -dediğine bakılırsa evet.. -çok garip.. ama bu tür şeyleri düşünmemek gerekir.. (!) (Sarsılmadan Uyanmak)
- Sınırsız bir tüketim... Sınırsız bir özgürlük... "Her şey mubah" anlayışı... "Helal", olmayan bir hayatın sonunun "helak" olacağı unutuldu. (Modernizmin Kurbanları)
- LA İLAHE İLLALLAH hayatın tüm yönlerinin, hayatın tümünün hakiminin Allah olduğunu ilan etmektir ki bu aynı zamanda mevcut sistemlerin de inkarı anlamına gelmektedir. (Zulüm Yağdı Burası Irak)
- Soyunup modanın esiri olma, Eşitlik diyorlar sakın aldanma! Bir çift sözüm var kusura bakma, Batının kuklası değilsin bacım, BU DUNYAYA BİZ NE İCİN GELDİK? Kalu belada biz ne ahit verdik? Bacimin haline bakıp şaşkına döndük, Senin Rabbin Allah değilmi bacım? Bizim ilahimiz tek bir ilahtir, İlah demek; kanun, nizam koyandir, Müslüman sahte ilahlara tekme vurandır, Vurdun mu tekmeni? Bir düşün bacım, Ahzap 59 da diyor ki Rabbim: Söyle sen inananlara, ey benim nebim, Sokağa çıkarken cilbablarini, Örtsünler tanınmaz şekilde bacım. (Ana Yüreği)
- Kapitalizim de kadın, para kazanan modern bir köledir. İslam'da kadın, kullara köle değil, sadece Allah'ın kuludur (Müslüman Kadının Davası Tevhid)
- Aynı hedef için yaratılmış, aynı misyonda , farklı görevlere tahsis edilmiş iki kul; biri kadın, diğeri erkek. (Sevda Uğruna)
- "Yanlışın herkes için yanlış olduğunu vurgulamaya çalışıyorum." (Yozlaşmış Duygular)
- Suç altın kürk olsa, kimse üstüne almaz. (Güneş Doğudan Doğar)
- İnsan karanlığın tam ortasında bocalayıp duruyor. Allah'ın hazırladığı cennet yerine kendisi bir cennet kurmaya çalıştı. Gök merkezli cennetleri uzak görüp, yer eksenli Cennetlere çağrıda bulundu. (Modernizmin Kurbanları)
Yorumlar
0 yorum