Dilek Sümer
Bir Mardinli olarak memleketimde yaşanan gelişmeleri Köln’den ilgiyle takip ediyorum. Uzakta yaşamak, Mardin’le olan bağımı azaltmak bir yana, yıllar içinde köklerime olan bağlılığımı daha da güçlendirdi.
Araştırmayı, farklı alanlarda okumayı ve sorgulamayı her zaman sevdim. Ancak tekstilin benim için ayrı bir yeri var. Sektörde güzel bir söz vardır: “Bir kez tekstilin tozunu yutan, bir daha tekstilden kopamaz.” Ben de o tozu yıllar önce yutanlardanım. Aradan yıllar geçse de üretime, kaliteye, insana ve tekstilin kendine özgü dinamizmine duyulan ilgi kolay kolay kaybolmuyor.
Değişen dünyada Mardin’deki gelişmeleri uzaktan takip ederken, mesleki birikimimle bu gelişmelerin farklı yönleri üzerine de düşünüyorum. Tekstil ve hazır giyim sektöründeki yatırımların yanı sıra, bu gelişmelerin insan kaynağına nasıl yansıyabileceği de ilgimi çekiyor. Mesleki birikimim ve bu alanda yaptığım okumalar bana şu soruyu sorduruyor: Mardin’in üretim gücü gelişirken insanların bilgi ve becerilerini nasıl birlikte geliştirebiliriz?
Sanayi yatırımlarının yanında insan kaynağı
Mardin’de sanayi alanları, yatırımlar ve altyapı üzerine atılan adımlar sevindirici. Ancak fiziki altyapı gelişirken üzerinde düşünmemiz gereken ikinci bir altyapı daha var: insan kaynağı.
Tekstil ve hazır giyim gibi emek, teknik bilgi ve organizasyonun iç içe geçtiği sektörlerde üretim kapasitesini artırmak kadar bu kapasiteyi sürdürülebilir kılmak da önemlidir. Bunun için yalnızca yeni çalışanların yetişmesi değil, hâlihazırda üretimde yer alan insanların gelişim olanaklarının güçlenmesi de gerekir.
Doğru ihtiyaca doğru çözüm
Üretimde karşılaşılan sorunların çözümünde mesleki eğitim önemli bir yere sahiptir. Ancak etkili ve sürdürülebilir sonuçlar elde edebilmek için öncelikle ihtiyacın doğru belirlenmesi gerekir.
Bir kalite sorununun kaynağı bilgi veya beceri eksikliği olabileceği gibi teknik süreçler, planlama, görev dağılımı ya da iletişim de olabilir. Bu nedenle ihtiyacın doğru belirlenmesi ve bu ihtiyaca yönelik eğitimlerin doğru yapılandırılması, kalıcı çözümler geliştirmenin önemli ilk adımlarındandır. Gerektiğinde teknik ve organizasyonel iyileştirmeler de bu süreci tamamlar.
Gelişim bütün kademeleri kapsamalı ve birbirini tamamlamalı
Nitelikli insan kaynağı denildiğinde çoğu zaman ilk akla gelen üretim çalışanlarıdır. Oysa öğrenme ve gelişim, işletmenin bütün kademelerini kapsayan ve birbirini tamamlayan sürekli bir süreç olarak değerlendirilmelidir.
Üretim çalışanlarının teknik yeterlilikleri ve kalite farkındalığı, ekip sorumlularının bilgi aktarma becerileri, teknik personelin problem çözme yetkinliği ve yöneticilerin planlama ile koordinasyon becerileri bu sürecin farklı ancak birbiriyle bağlantılı parçalarıdır.
Önemli olan, bu kademelerde edinilen bilgi ve deneyimlerin birbirinden kopuk kalmaması; üretimden yönetime, yönetimden eğitime ve eğitimden yeniden uygulamaya uzanan bir geri bildirim döngüsü oluşturmasıdır. Böylece gelişim, yalnızca bireysel bir kazanım olmaktan çıkarak işletmenin bütününe katkı sağlayan sürekli bir yapıya dönüşebilir.
Eğitim ile üretim arasında canlı bir bağ
Nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi, yalnızca işletmelerin veya eğitim kurumlarının tek başına üstlenebileceği bir süreç olarak görülmemelidir. Önemli olan, bu sürecin içinde yer alan tüm paydaşların ortak bir anlayışla hareket etmesi ve birbirini tamamlayan bir iş birliği geliştirmesidir.
Eğitim ile üretim arasındaki bağın güçlenmesi, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermekle sınırlı kalmayıp geleceğin imkânlarını da şekillendirebilir. Sanayide edinilen deneyimlerin eğitim dünyasına, eğitimde gelişen bilgi ve yaklaşımların ise yeniden üretime yansıması, karşılıklı bir gelişim ortamı oluşturabilir. Böyle bir etkileşim, zaman içinde hem insan kaynağının niteliğine hem de Mardin’in üretim kültürüne değer katabilir.
Fiziki yatırımın yanına insana yatırımı koymak
Mardin’in sanayide attığı her yeni adımı uzaktan görmek beni heyecanlandırıyor. Yeni üretim alanları ve gelişen altyapı önemli. Fakat bunların kalıcı bir üretim gücüne dönüşmesinde insanın bilgisi, deneyimi ve gelişme imkânı da en az fiziki yatırım kadar değerli.
Belki de bugün sorulması gereken soru yalnızca “Mardin’de daha fazla nasıl üretebiliriz?” değildir. Bir başka soru daha sormalıyız: “Üreten insanımızın bilgi ve becerilerini nasıl geliştirebilir, mevcut potansiyelini nasıl daha iyi değerlendirebiliriz?”
Bu noktada eğitim ihtiyaçlarının doğru analiz edilmesi ve bu doğrultuda geliştirilecek yeni eğitim imkânları, Mardin’in sanayideki gelişimine farklı bir ivme kazandırabilir.
Ben, tekstilin tozunu yıllar önce yutmuş bir mühendis olarak bu sorulara ilgi duymaya devam ediyorum. Çünkü insan uzakta olsa da kökleri ona nereden geldiğini hatırlatıyor.
Dilek Sümer
Dipl.-Ing. (FH) Tekstil Mühendisi
Köln, Almanya
Yorumlar
0 yorum