Mardin Artuklu Üniversitesinde Final Haftası ve Bütünleme sınavları bitti hatta ikinci dönem başlamak üzere. Diğer üniversiteleri bilmiyorum. Çünkü MAÜ’nün diğer üniversitelerle bir bağlantısı yok. Oysa ben ASÜ’de okurken tüm İç Anadolu ve Ege’nin vize final haftalarını bilir onlar bizi ziyarete gelir biz onlara ziyarete giderdik. Hatta kabilelerimizi birleştirmek adına kız alıp verdiğimiz bile olmuştu.

Öğrenci, öğretmen, personel veya misafir… Artık kimseyi Mardin Artuklu Üniversitesi’ne getiremiyoruz. Getirsek burada tutamıyoruz. Hadi belli bir süre tuttuk diyelim bu sefer onları evlerinden veya odalarından çıkarıp halkla bir araya getiremiyoruz. Ne derseniz deyin! Mardin’in Üniversite’ye, Üniversite’nin Mardin’e ihtiyacı vardır. Gönülsüzce Üniversite’mizde, Mardin’imizde kalanlar mutlaka bir gün buraya veda edecek belki bura toplama kampına dönüşecek ama olsun. Eğer  Mardin farklı dinler diller ve kültürlerin bir potada eridiği bir memleket idiyse, bundan sonra da gelecek dört beş dil ve dini de içinde barındıracağına inanıyorum…  Söz nereden buraya geldiyse?

Final diyorduk en son. Adı final ama benim gibi öğrenciler için bu bütünleme için ön hazırlıktır. Sınav diyorduk değil mi?Evet sınav deyince aklıma gelen ilk kelime “stres” Sınav-stres!, Sınav-gerginlik!, Sınav-uykusuzluk!,Sınav-tekrar! Gördüğünüz gibi umut verici hiçbir şey yok. Peki bu kelimeyi duyan herkes için aynı çağrışımlar mı? Var. Çalışkan, tembel ve orta halli bir öğrenci sınavı duyunca aynı şeyleri mi hissediyor. Bilmiyorum! Ama MERCEK-1’de belirttiğim gibi burada denek benim. Bu yüzden kendimden örnek vereceğim.

       Birinci sınıfın sonu okumaya geçtim. İkinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar sınıftaki en iyi dört kişi arasındaydım diyebilirim. Liseye gelince ilk sınavım quizdi ve ben 26 aldım. Tembellik dönemim başlıyordu. Lisede ilk yıllar kötü ikinci yıl normal son yıl biraz daha iyiydim. Üniversitede berbattım. Öğrenci olduğumun bile farkında değildim. Yani öğrenciliğin her aşamasını demesek de birçok aşamasını gördüm. Bu aşamaların hepsinde SINAV bana stres yaşatmaktan başka hiçbir şey yaptırmadı. Niye mi?

         90-100 aldığım ilkokul yıllarından 1-2 yanlışım çıkar diye ödüm kopardı. Çünkü çoğunun 1-2 yanlışı vardı seninde öyle olsaydı karnen orta düzeyde olacaktı ve ilklerden olmasan baban seninle övünemezdi. Çünkü en iyisi olmak zorundaydın. Orta halde çekiştiğin bir-iki arkadaşın vardır onlarla sürekli bir mücadele içindesindir. O 50 puan alsa senin 55 alman gerekiyor. Sınava çalışırken ondan gizli bazı şeyler öğrenip ona söylememen gerekiyor. Yani entrikalar çevirmen gerekiyor. Sınav deyip geçmeyin. Senin aldığın notlarla değerlendiriliyor. Senin futbolcu, müzisyen, ressam veya el becerisi olan iyi bir zanaatkâr olmanı istemiyorlar. Zaten isteseler seni okula göndermezler. Ya İstanbul ya da köyde yaşaman için ikna ederler. Sen de deneme amaçlı İstanbul ya da başka bir şehre gidersin, bakarsın ki köy hayatı daha cazip. Irgat olmak istersin ama yıllarca yaptığın için bıkmışsındır. Tek  Yol Devrim! Deyip devrimi de bir kenara bırakıp stresinle baş başa sınavına çalışırsın ama yine mutsuz ve umutsuzsundur. Kötü halli yani tembel öğrencinin durumunu söylemeye bile gerek yok. Onlar değil okulda hayatın hiçbir alanında sınanmak istemezler. Hiçbir soruya hazmedemezler. Nasılsın? Sorusundan bile kaçtıkları günler olur.

              Yaşım olmuş bilmem kaç hala sınava girince aynı sıkıntıları yaşıyorum. İşin ilginç yanı da dünyadaki sınavlar için endişelendiğim kadar Ahret hayatı için endişelenseydim?…

              İktisat sınavındayım iki şıklı bir soruya geldim. Birinci şıkkı yaptım. İkinci şık İktisadi bir terim içerdiği için tam olarak ne yapacağımı anlayamadım. Bir şeyler salladım ama büyük ihtimalle tutmadı. Birinci şıkkın cevabından emindim. Çünkü sınavdaki soruların tümünden gerçek hayatta karşımıza her an çıkabilecek bir soruydu. O şıkkımızda 7 puandı. Bu da oluyor ki okullar bizi gerçek hayata hazırlarken 100 üzerinden 7 puan alacak kadar hazırlıyormuş.

NOT:   Bu istatistiğin gerçeklik payı yoktur. Bu bir tahmindir.

Zaten hep sınanıyoruz. Başarısız olduğumuzda azar işitiyor belki dayak yiyor belki de bunu hayatımızla ödüyoruz. Ama unutmayın hep sınanıyoruz. İlk doğduğunda senin nefes alıp almadığını bekliyorlar. Eğer nefes alma sınavını geçemezsen sana okkalı bir şaplak vuruyorlar. Orada ilk başarısızlığın bedelini ödüyorsun.

Mardin'in gençleri Aziz Sancar’ın yolunda…

Sınav heyecanını yaşarken Aziz Sancar bilim olimpiyatları yarışmaları vardı. Yarışma Liseler ve İlkokullar arası olmak üzere iki kategoride yapıldı. Birinci Lise ve İlkokul Amerika’ya gidip Aziz Sancar ile görüşecekler, İkinciler İsviçre’de Cern Bilim merkezini ziyaret edecek üçüncüler ise İstanbul Teknik Üniversitesine gidip ziyaret edecek.  Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörlük konferans salonunda; 9 masa, 4 jüri ve 30 seyirci ve bir sunucu mevcuttu. Böyle bir yarışma için seyirci yok dense yeriydi. Benim gitmem de tesadüfî oldu zaten.  Bu çocukların öğretmenleri, Aileleri veya Müdürleri nerdeydi?

Asıl vurgulamak istediğim bu yarışmada En iyi seçilmedi, kötünün iyisi seçildi. Çünkü birinci seçildikten sonra 7 yedek sorunun yedisine de tüm okullar yanlış cevap veriyordu. Her neyse yarışmada dereceye giren okullara Aziz Sancar’ın canlı olarak bağlandığı bir programda ödülleri ve adları açıklandı. . Ödül büyük, yarışma Türkiye’nin İlk Nobel Bilim Ödülü alan Aziz Sancar adına yapılıyor ama ilgi sıfır…