“Trafik Canavarı Olmayın”
İçtimai hayatımızda iki türlü hata yaparız: Bazı hatalarımız yalnızca şahsımızı ve geleceğimizi ilgilendirirken, bazıları doğrudan kamusal alana taşar. Asıl yıkıcı olan ise işte bu ikinci tür hatalardır. Bireysel yanlışlarımız çevreye doğrudan zarar vermez, şahsidir; fakat kamusal alana sirayet eden ihlaller, toplumun huzuruna vurulan ağır bir darbedir. Öfkeyle sokağa çıkmak, sorunları kaba kuvvetle çözmeye kalkışmak ve direksiyon başına öfkeyle geçmek...
Her gün haberlerde dinliyor ya da okuyoruz: Trafikte sırf selektör yaptı diye bıçaklananlar, yol vermedi diye hayatından edilenler ve daha nicesi... Aklın ve vicdanın devreden çıktığı tam bir cinnet hali!
Oysa yollar hepimizin ortak yaşam alanıdır ve oraya konulan kurallar tamamen bizim can güvenliğimiz içindir. Bir arada yaşamanın kaçınılmaz sorumlulukları vardır. Şayet bir insan badiyede, insanlardan uzak bir çölde yaşıyorsa son derece özgür olabilir; dilediği gibi yaşama hakkına sahiptir. Çünkü yalnızdır, doğayla iç içedir ve kimsenin hakkına girmez, kimseyi rahatsız etmez. Fakat toplumsal kurallar ve karşılıklı saygı, bir arada huzurla yaşamanın ve medeni bir toplum olabilmenin yegâne temel taşıdır. Her bireyin hak ve özgürlüğünün sınırı, bir başkasının hakkının başladığı yerdir. Bu sınırlara uyulduğunda karmaşa yerini düzene, çatışma ise uzlaşı ve huzura bırakır.
Trafikte kurallara uymak yalnızca yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda dinî ve ahlaki bir mecburiyettir. Şuna gönülden inanıyorum: Eğer müçtehit imamlar döneminde günümüzün motorlu araçları olsaydı, fıkıh kitaplarımızda mutlaka geniş bir “Kitabüt-Trafik” bölümü yer alırdı. Ve o kitaplarda; sağa sola sinyal vermeden aniden dönmenin haram olduğu açıkça yazılırdı. Kırmızı ışıkta hızla geçip bir insanın ölümüne sebebiyet vermenin basit bir "kaza" değil, kasten adam öldürmeyle eş değer tutulduğunu görürdük. 70 km hızla gidilmesi gereken bir yolda 150-200 kilometreye çıkıp bir cana kıyanın, fıkhen kısasa mahkûm edileceği belirtilirdi. Çünkü bu durum basit bir dikkatsizlik veya hata değildir; bile bile, sonuçları göze alınarak çiğnenmiş bir kul hakkıdır.
İşte bu yüzden, direksiyon başına geçen her bir sürücünün yola aklıselimle, kalbinde bir "Bismillah" ve yüreğinde derin bir saygıyla koyulması gerekir. Unutmayın ki akşama kapıda yolunuzu gözleyen, bir aileniz varsa ve eve selametle dönmek en büyük arzunuzsa; trafikte yanınızdan geçip giden her insanın da aynı umutlarla sevdiklerine kavuşmak için yola çıktığını asla hatırdan çıkarmayın. Sizin sergileyeceğiniz tek bir anlık sabır ve nezaket, sadece kendi yuvanıza değil, hiç tanımadığınız bir başka evin ocağına da huzur taşır.
Yorumlar
0 yorum