İstanbul'da "Ah Mardin Konuşabilse" Sergisi
Mardinli Eğitimci- Ressam Nasır Türk, ''Ah Mardin Konuşabilse ''adlı resim sergisini İstanbullu sanatseverlerin beğenisine sundu.
Hafta sonu İstanbul Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezinde açılan ve içinde Mardin’in tarihi ve mimari güzelliklerini yansıtan 33 yağlı boya tablosunun sergilendiği etkinliğe Mardinli Ressam Nasır Türk'ü sevenleri, dostları ve hemşehrileri yalnız bırakmadı.
Açılış Kokteyli Mardinlilerin de eniştesi olan İçişleri eski Bakanı Abdulkadır Aksu, DSP eski Genel Başkanı Masum Türker, İstanbul Mardin Dernekler Federasyonu (MARDİNFED) Başkanı İbrahim Biter, Bahçelievler Mardinliler Derneği Başkanı Ahmet Fuat Bodur, Mardinli Şair Yazar Bülent Tekin, İstanbul Mardinliler Derneği Başkanı Av.Mehmet Tunç, İzmir Mardinliler Federasyonu (İMAF) Başkanı ve İşadamı Ferhan Ademhan, Mardinli Sanatçı Mahmut Mardinli, Ünlü Mardinli Ressam İsmet Yedikardeş, sivil toplum örgütleri temsilcileri, Politikacılar ve İstanbul’da yaşayan Mardinliler, serginin açılışına yoğun ilgi göstererek, Eğitimci-Ressam Nasır Türk’ü yalnız bırakmadı.
Geçmişten günümüze Mardin’in mimari yapısı ve folklorik zenginliklerin resmedilerek işlendiği ve Ressam Türk’ün değişüyle; “Kısaca Mardin’i anlatıyor” deyip, “barışa adıyorum” dediği sergi, İstanbul Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde 30 Ocak tarihine kadar sanatseverleri ağırlamaya devam edecek.
Mardin’e ve memleketine olan özlemini fırça darbeleriyle tuvaline yansıtmaya çalışmanın yanında zaman zaman da şiir yazarak dile getirdiği duygularını pekiştirmeye çalışan Eğitimci-Ressam Nasır Türk, aştığı sergi ve memleketine karşı olan duygularını şu ifadelerle dile getiriyor.
“Kuyu taşlarına çarpan, Bakraçların çığlığına, reyhan kokusu karışacak, yankılanacak Mezopotoamya Ovasına. Ne soylu bir yalnızlıkla, kaç alim yetiştirdi. Kaç dinde ayin yaptı, dram tedirginliğinde. Taşların büyüsüne kapılmış, dünyaya sığmayan, bir miras bıraktı, sıradağlar doruğunda ve sonra tesbih tanelerinin mırıltısıyla tökezleyerek... Sihirli taşların üstüne boyamı döktüm” diyor ressam Nasır Türk...
Şahane bir şekilde Mardin’in taş evlerini, sokaklarını, havralarını, kiliselerini, kapılarını, eşeklerini atlarını, görkemli binalarını, dar sokaklarını merdivenlerini tuval'e taşımış, adeta ruh vermiş
.
Unesco’nun halen Mardin ilini kabul etmeyişine sitem eden Ressam Nasır Türk “ Unesco’ya rağmen resimlerimde Mardin’i anlattım. Orada ki güzellikleri sanatseverlerle paylaşmak istedim.
Ressam Nasır Türk, 1973 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesi Duruca beldesinde dünyaya gelmiş. İlk ve orta liseyi Nusaybin’de, yüksek tahlisi İnönü Üniversitesinde, Mersin Üniversitesinde ise yüksek lisans yapmış. Özel bir eğitim kurumunda Psikolojik/ Danışman olarak görev yapıyor. “İnsanın doğup büyüdüğü kent yaşamdan bir parçadır.” Düşüncesi ışığı altında ilk kişisel sergisini 33 eserle İstanbullu sanatseverlerle buluşturmanın heyecanı yaşıyor.
Açtığı resim Sergilerinin davetiyelerini özel olarak kendi tasarlayan ve Her açtığı sergi davetiyesinde kendi şiirlerine yer veren sanatçı Nasır Türk, İstanbul'da açtığı Sergi için Manevi desteklerini esirgemeyen İstanbul Mardinliler Derneği Başkanı Mehmet Tunç'a ve Bahçelievler Mardinliler Derneği Başkanı Ahmet Fuat Bodur'a Teşekkür ederek, Bu Serginin Güneydoğu Anadolu ve Mardin'e Barış getirmesi dileğinde bulundu.
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
2 yorumİnsana kötülük edene sanatçı denilmez gazeteci abilerim. yüzü hep gülen iyi kalpli insanlara kötülük edene hele hiç denmez. Nasır Türk biz Mardinliler ve Mardin için rantçılara karşı duran Artuklu Üniversitesindeki gönülden Mardinliyim diyen İstanbullu arkeolog başkan hocamız G.C.yu Mardin'deki müdürle beraber buradan göndermek için hakkında karalama yapmış diye duyduk .Mersinde çok Mardinli ve Siirtli vardır. Çocukken yada gençken Mersin'de Güner Hocamızla çalışan işçilerin çoğu Siirtli ve Mardinliydi.Galiba Nasır bunu bilmiyor. Ondan kazı, arkeoloji, eski insanlar, taşlar, kültürler, hayvanlar gibi konularda çok şey öğrendik. Taşları, hayvanları, insanları çok severdi. O zamanlar gencecik bir öğrenci olan hocamız Mersin Yumuktepe kazılarına sekiz yıl emek vermiştir. Gece gündüz güneş rüzgar yağmur çamur nem demez habire çalışırdı. Her sene Urfa ve Mersin'deki kazılarda 3-4 ay çalışırdıda banamısın demezdi. Erkeklere güçte ve çeviklikte taş çıkartırdı.Yıllar sonra onu Mardin'de hala meslek ve Anadolu aşkıyla çalışırken görünce hey gidi yıllar dedim. O zamlar G. Abla dediğimiz G. Hoca ile çalışmaya başladığımda 13 yaşındaydım.Bana hep oku derdi. Okuyabildiğim kadar okudum ve şimdi Mardin'e memur olarak atandım.Emeğine haksızlık eden günahkardır. Başımızdan eksik olmasın.
Güya psikolog ve ressammış bu Nasır Türk. Şimdi yaptığına bakın ve nasıl biri ve vicdanı olduğunu siz değerlendirin. Mardin müzesinin müdürü N. E. ile canciğer kuzu dolması olan bu ressam bizim Mardin müzesinde bir yada iki sergi açtı. Müzedeki sergisinde müdürle çekilmiş fotoğraflarından birini bu linkte buldum. http://www.mardinilbelediyesi.com/2010/mardinbelediyesi/haberdetay.asp?id=1027&kategori=HABERLER<br><br>Eeee ne var bunda diyeceksiniz. Çok şey var. Ahbap çavuş kayırma kollama üzerinden masum insanlara atılan iftiralar, yapılan dedikodular, hak kayıpları, mobbing, hastalıklar, adaletin önüne geçme, yargıyı yönlendirme gibi çok kötülük var. Nasır tarafından bizzat aşağıda adını açıklayacağım hiç tanımadığı, belkide o güne kadar adını bile duymadığı bir arkeolog akademisyenimizi karalamak ve ona olan desteğin kesilmesi için yanımızda ortak bir arkadaşımızı aramıştı. Nasır Türk hiç tanımadığı, bir kere bile karşılaşmadığı akademisyen dostumaza bir birbuçuk yıl önce vebali çok büyük bir haksızlık ve kötülük yaptı. Üstelik kendisi Mersin'de yaşarken Mardin için şunu şunu yapıyorum, barış için bunu yapıyorum gibi şova girişirken herkes için barışın ve eşitliğin ol ması ve Mardin'in gelişmesi için yerinde tehditler altında dört yıldır çok samimi çabayı sarfeden hocaya hiç acımadan müdürle karalama kampanyası yürüttü. Hedef gösterilen kişi o sıralarda Mardin Artuklu Arkeoloji bölümünün başkanı olan Güner Coşkunsuydu. Hoca bunlar olurken müze müdürü tarafından tehdit ve hakaret edilmişti. Halada devam ediyor. Güner Hoca müdür aleyhinde hem iki mahkeme açtırmış hemde Turizm ve Kültür Bakanlığına idari soruşturma açtırmıştı. Soruşturmalar devam ederken Nasır Türk müdür ve müdürün diğer canciğer kuzu dolması dostu eski AKP il başkanı ve turizmci dostu Şehmuz ile başı çektiği hocayı karalama kampanyasına süpriz bir şekilde katıldı. Ha bu arada sözde AKPli Şehmuzda hocayla birkez bile aynı ortamda bulunmamış biridir. Yani hiç tanışmışlıkları yok. Neyse... Sen ta Mersin'den hiç tanımadığın bir insanı karalamak ve haksız göstermek için Mardin'i orayı burayı ara. Bu işin arkasında önünde ne vardı acaba? Hocaya destek olan arkadaşlarının, meslektaşlarının, gazetecilerin ve bazı önemli kişilerin (milletvekilleri, rektör, bakanlık mensupları, politikacılar gibi) aklını bulandırmak ve desteklerini kesmek için yürütülen o pis kampanyaya sen Mersin'den niye katıldın Nasır Türk? Bu zamanda sergi açmak çok zor değil be barışçıl çözümcül psikolog hemşerim. Senin hiç tanımadığın hepimiz için canla başla mücadele veren o kadına kötülük etmenin sebebi neydi? Alıp veremediğin yada kazancın neydi psikolog ressam Nasır Teşekkür. Ben olsam yazılı ve sözlü şahitlikler varken seni dava ederdim. Duydukki hoca yaptıklarını öğrenince kimdir bu adam diye merak edip internette araştırmış. Ne ismin ne cismin hiç tanıdık gelmeyince seni Facebooka bulmuş ve sadece Nasır Bey hiç tanımadığınız bana neden kötülük ettiğinizi merak ediyorum beni bilgilendirmenizi rica ediyorum yazmış ama cevap vermemişsin. Hocayada bizede bir cevap borcun doğdu. Şunuda yapabilirsin. Erdemlice ve cesurca itiraf edip özür dilemek. Hakkın ve adaletin sağlanmasında boynunun borcunu yerine getirmekten öte mutluluğun olabilir mi? Bak erdemlilik ve adamlık üzerine sana bir anekdot anlatayım. Hoca ilerleyen sürede o iki dava ve soruşturma devam ederken birde müzede bilirkişilik yaptığı bir gün mahkemede kendisine şahitlik yapan hakimin gözü önünde arkeolog Şehmuz ve Süleyman tarafından darp edilmesin mi? Al sana müze aleyhinde bir dava daha. Karalama, gözdağı verme ve ödüllendirme kampanyası son hız devam tabi. Müze tarafından bizzat ziyaret edilip desteğinin kesilmesi istenen bir Güner Hoca arkadaşı ve meslektaşı onlara kapıyı gösterip bir de bunu sosyal medyada yazınca hala insanlık onuru ve adam gibi adamlar olduğunu görüp çok mutlu olduk.