Lübnan'da, "Mardin Gökyüzünün Krallığı" konferansı
Lübnan'da, bu ülkede yaşayan Mardinlilerin tarihsel geçmişi ve bugünkü durumunun ele alındığı konferans düzenlendi.
Türkiye'nin Beyrut Büyükelçisi Çağatay Erciyes, Lübnan Amerikan Üniversitesinde, "Mardin Gökyüzünün Krallığı" konulu konferans ve fotoğraf sergisi dolayısıyla yaptığı konuşmada, Lübnan'da yaklaşık 29 bin Türk vatandaşı ile 20 bine yakın Türkmen bulunduğuna değinerek, ülkedeki Türk vatandaşlarının büyük çoğunluğunun Mardinli olduğunu söyledi.
Erciyes, Lübnan'da yaşayan Mardinlilere hitaben, "Sizlerin ekonomik ve eğitim durumunuzun daha da artmasını temenni ediyorum. Bu, hem sizlerin içinde yaşadığınız Lübnan toplumuna hem de iki ülke arasındaki ilişkilere katkı sağlayacaktır." dedi.
Osmanlı tarihi üzerine araştırmalar yapan Prof. Dr. Halid Tedmuri de Osmanlı Devleti ve özellikle Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit'in Beyrut'ta yaptırdığı eserlerden örnekler verdi.
Fransa'nın 1920'lerde Lübnan'ı işgaline değinen Tedmuri, "Fransızlar Lübnan'ı işgalin ardından Abdülhamit döneminde yapılan eserler ve caddeleri yeniden adlandırdı. Bugün halen Beyrut'ta birçok cadde Fransız generallerin isimlerini taşıyor ancak Abdulhamit isminde bir cadde ya da meydan bulunmuyor. İşgalcilerin isimleri sokaklarda kalırken, neden eserleri yaptıranların isimlerinin olmadığı ise sorgulanması gerekiyor." diye konuştu.
Trablus Cizan Üniversitesinde "İslam Medeniyetinin Mardin'i Fethi" üzerine doktora yapan Hüseyin Bekir Ali ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mardinlilerin Arapça bilmelerinin avantajıyla I. Dünya Savaşı'ndan sonra ekonomik nedenlerle Lübnan'a geldiğini anlattı.
Mardinlilerin bir kısmının 1944 ve 1955 yıllarında Lübnan vatandaşlığını elde ettiğini dile getiren Ali, Lübnan'da yaşayan genç kuşak Mardinlilerin memleketlerini görmedikleri için fotoğraf sergisi düzenlediklerini aktardı.
Fotoğrafları sergilenen Lübnanlı Fotoğrafçı Ahmed Fettah'a Mardin'e düzenlediği bir haftalık gezisinde eşlik ettiğini kaydeden Ali, sergideki 101 fotoğraf için Mardin ve Midyat ilçesindeki tarihi köyler, camiler, kiliseler, eski evler, hamamlar ve medreseler gibi simgesel yerleri fotoğrafladıklarını söyledi.
Serginin amacının Mardin'in güzel yüzünü göstermek olduğunu vurgulayan Ali, "Mardin'in terörle anılan yüzünü değil, güzel yüzünü, huzurunu, yaşayan dinleri ve dilleri göstermeyi amaçlıyoruz." dedi.
Ali, Lübnan'da yaşayan Mardinlilerin 16 bininin hem Türk hem de Lübnan vatandaşlığına sahip olduğunu, 16 bin kişinin de vatandaşlık beklediğini kaydetti.
Lübnan'daki Mardinlilerin çoğunluğunun Beyrut'ta yaşadığını hatırlatan Ali, çoğunun Türkçe'yi bilmemesi, bilenlerin de konuşmakta zorlanmasına rağmen memleketlerini unutmadıklarını ve bağlarını koparmak istemediklerini dile getirdi.
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
4 yorumBahsettiğiniz sevgi pitircigi aile simdi deezidi mülteci kamplarini geziyor. Canli yayinda buldukları kadar ata nal cakiyorlar
Sıklıkla vurgulanır incilde gökyüzü kralligi! Mardin içinkullanilmasi carpici
"İsa’nın yeniden dirileceği yer ve/veya oğlunun krallığı” ise, Avrupa’nın kültürel, dinî ve insanlık mirası da “Hristiyanlık” yazan bir makaleden Hristiyan Avrupa Birliği'nin, Mardin'i kendilerine bırakılmış bir miras olarak yorumlayabiliriz. Siyonist Yahudiler de bu bölgeyi ele geçirmeleri gereken kutsal topraklar olarak görür. İsa'yı da Musa' yı da Mardin'de bekleyen ve hazırlığını yapanlar adım adım yerli ve yabancı ajan misyonerleri de son sürrat devreye sokarak Mardin'i kuşatırken bizim saf halkımız çocuklarına ve gençlerine deneysel müzik dinletmenin, sirklerde palyaço yapmanın, tahta bacak üzerinde yürütmenin ve şimdiden kırılmaya ve kopmaya hazırlatan break dans yapmanın, durmaksızın misyoner ve ajanların hayatlarına her gün nüfuz etmelerini sağlayan uçurtma yapımı atölyesi ve uçurtma şenlikleriyle gökyüzünde Siyonizm sembollü uçurtma uçurtmanın, yüzlerine Masonik illimunati Monarch kelebeği resminin yapılmasının, cam altına arkeolog, antropolog, mimar, fotoğrafçı ve sanatçı kisveleri altında penis üzerine Müslümanlar için kutsal olan sözcükleri Arapça içeren hamsalar yapılabilmesinin medyatik ve ayrıcalıklı olunmuşçasına sarhoşluğunu yaşamaya devam etsin... Okuduğunu anlayanlara tarihsel süreç içinde misyonerlik-İlluminati-Kabbala-Siyonizm faaliyetleri, uçurtma yapmak ve uçurtmak, hamsa sanatı, tahta bacaklar üzerinde yürüme zorluğu çeken kuklalaştırılmış insanlar üretme, özellikle Mormon misyonerlerlikte çocukları break dansla eğitmek, Monarch kelebeği, Hristiyanlık ve Yahudilik ilişkisi gibi bazı konularda kütüphane araştırması yapmasını öneririm. Ve Mardin'de özellikle Kürt ve mülteci çocuklarımıza ve gençlerimize bu albenili faaliyetleri kimlerin sunduğu ve birbirleriyle bağlarını araştırmanızı tavsiye ederim. Devlet Mardin'de uyuyor mu oynuyor mu????
Önemli bir tespit. Tevrat'ta da vurgulanan bir tabir değil mi?