Dizi ve sinema oyuncusu Tolga Güleç, geçen yıl 'Adını Kalbime Yazdım' dizisinin çekimi için ilk kez geldiği Mardin’den çok etkilendiğini söyledi. Güleç, şöyle konuştu:
"MARDİN BENİ ÇAĞIRIYOR GİBİ"

“Mardin’i tek bir cümle içerisinde kullanabilirim; Medeniyetler şehri. Önümde ikisi İstanbul biri Mardin’de olmak üzere 3 iş vardı. Tercihi Mardin için kullandım. 7 ayım orada geçti. Döndüm. İki haftada özlüyorum. Oradaki insanların, buradaki insanlarla hiçbir alakası yok. Ayrı bir ülke gibi bir yer. Komşular kapılar açık uyuyor. Kimseye hor gözle bakmıyor. Bir lokma ekmeğin yarısını sana vermek zorunda hissediyor. Şimdi yine gitme ihtimalim var. Mahsun Kırmızıgül’le görüşüyoruz. O iş de Mardin’de. Benim kısmetin herhalde Mardin. Evliliğimin 1 ay sonrasında Mardin’e gittim. ‘Şehir dışı iş yapmam‘ demiştim. Şu an orası yine beni çağırıyor gibi hissediyorum."

Tolga Güleç, Türkiye'de 3 sezon yayınlanan, Arap ekranlarında da beğeniyle izlenen 'Öyle bir geçer zaman ki’ dizisi ekibini ailesinden fazla gördüğünü, bazen günde 20-24 saat çalışmalarına rağmen kimsenin kimseye bağırdığını duymadığını anlattı. Güleç, "Herkes çok anlayışlıydı. ‘Sorunlu setler var’ dediklerinde inanmıyordum. Bunu gördüm sonra. Fakat, orada kimse orada sorun yaşamadı. Moda’da oturan ‘Cemile’yi oynayan Ayça Bingöl ile hala görüşürüm, kapı komşum gibidir. ‘Osman’ı ‘Küçük Ağa’da izledim. Bizim Emir (Emir Berke Zincidi) başımızın tacı, maskotumuzdu. Onunla bile birçok şeyi paylaşmışız. Büyük adam gibiydi. Oturup dertleşmişizdir onunla. Sorunlarını anlatırdı. Örneğin annesiyle kavga eder, gelir ‘Aras ağabey, Tolga ağabey annem böyle yaptı’ diye anlatırdı. 'Anneye bağırma' derdik, bir daha annesine bağırmazdı” dedi.