Köye yaklaştıkça sıklaşan taşlık arazi, dikkatimizi çekmişti. Ucu bucağı olmayan verimli topraklarla kaplı ovada karşımıza çıkan taşlık arazi ve yine bu arazide yer aldığını sonradan öğrendiğimiz taş ocakları, tuhafımıza kaçmıştı doğrusu. İşte bu taş ocaklarının bulundukları coğrafyaya olan aykırılıklarını, sahip olduğumuz donanım olarak aydınlatabilecek durumda değildik, kafamızı da fazla yormadık zaten.
Yolumuzda bulunan vadiciği oluşturmuş olan dere yatağının üzerindeki köprüden geçiş yaptığımız köy yerinde ilk uğradığımız yer, köy okulu oldu. Çakır, Büyükdere ve Cantaşı köylerine sınır olan köydeki 37 hanede yaşayan 250 kadar nüfusun, %95 oranda okur yazar olduğunu köy okulunda öğrendik. Güzel havanın bizlere sağladığı fırsatı, köy okulunun önündeki kırda oturan ve sorduğumuz sorulara cevap veremeyecek kadar yaşlanmış olan dedenin yanına oturarak kullandık. İşte bu sırada yanımıza sokulan 32 yaşındaki İhsan Akman isimli köylü ile girdiğimiz Çanaklı Köyü sohbetinde, merak ettiklerimizin cevapları vardı.
Tarihi bir höyük ile faal olmayan su deposunun bulunduğu köyde; Geçmişten gelen göreneklere olan bağlılığın günümüzde de sürdürüldüğünü,
Berdel usulü evlilik sisteminin halen de yaşatıldığını,
Acı kahve ikramının olduğunu,
Geçimin tarım, hayvancılık ve nakliyecilikle şekillendiğini dinledik ilk olarak.
Köyün kuruluşunun 1957 yılında Çakır Köyü'nden gelen Haso Akman tarafından gerçekleştirildiğini ve günümüz köylüsünün tamamen akraba olduğunu da notlarımız arasına kaydetmemizin ardından, aynı güzergahla dönüş yoluna koyulduk.
Humuslu toprağıyla bereket abidesi olan Kızıltepe Ovası'nın tam orta yerinde yer alan taş ocaklarının tarihsel geçmişi aydınlanmayı beklerken, usulca uzaklaştık Çanaklı'dan…
Yorumlar
0 yorum