TBMM’nin 1 Ekim’de açılması ve yeni yasama yılının başlamasıyla beraber partilerin grup toplantıları da başladı. MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir kez daha aday olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve seçilmesi gereklidir. Bu dönemde tecrübeye ve iradeye ihtiyaç vardır. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge yolunda istikamet değiştirmeye değil mevcut durumu yönlendirmeye ihtiyacı vardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha görev yapması gereklidir. Yeniden aday olması ve seçilmesi arzumuz ve talebimizdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan 1 kez daha aday olmalıdır. Adaylığı Türkiye ve bölgemiz hayrına olacaktır. Meclis'te seçimlerin yenilenmesi kararı alınmalı ve 2028 yılında seçim yapılmalıdır ve istikrar devam etmelidir. Böylece belirsizlik ortadan kalkacak ve ülkemiz dolu dizgin yoluna devam edecektir. Bizim meselemiz şahısların kariyeri değil devletin devamlığı ve lider ülke Türkiye'nin inşaasıdır" dedi. 

Bahçeli'nin açıklamalarından satırbaşları; 

"Yurt içinden ve yurt dışından bizi takip eden vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Sizlerle birlikte bu çatı altında olmaktan gurur duyuyorum. Yeni yasama yılında başarılar diliyorum. Herkes hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Önemli iç ve dış gelişmelerin yaşanacağı yeni dönemin ülkemize, milletimize, siyaset ve demokrasi hayatımıza, aynı zamanda siyasi parti grupları ile sayın milletvekillerine hayırlı olmasını temenni ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk Başkanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Gazi Meclis’te görev yapan ve ebediyete irtihal eden milletvekillerini rahmetle yâd ediyor, hayatta olanlara sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum.

"TÜRK DEVLET GELENECEĞİ VE SARSILMAZ İRADE"

Yasama organının kurumsal adresi Gazi Meclisimiz, şüphesiz milletimizin talep ve menfaatlerinin, inanç ve değerlerinin, tarihî hafızasının ve gelecek beklentilerinin temsil mekanizması ile vücut bulduğu, ülkemizdeki farklı seslerin uyumu ile devlet orkestrasına dönüştüğü, ortak aklın ve millî iradenin tecelligâhı, Türk devletinin kalpgâhıdır. Asırlar geçse de, kurumlar dönüşse, yöntemler değişse de pergelin sabit ucunda Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürü vardır ve bu kültür, Türk töresinin ana omurgasını teşkil etmektedir.

İstişare ve danışmanın sonucu olarak ortak akıl ile alınan kararlar, kamu vicdanının gür sesi, toplumsal dayanışmanın güçlü zemini, millî birlik ve beraberlik duygusunun sarsılmaz iradesidir. Yanlışı telafi, noksanı tamam eden millî muhakeme ve muhasebe mekanizması olan istişare ve danışma, aynı zamanda toplumsal fay hatlarını doldurarak sosyal gerilimleri önleyen ve bir arada yaşama iradesini tahkim eden millî aidiyet ve mensubiyet şuurudur.

MECLİS’İN TARİHSEL ÖNEMİ

İstanbul’un işgaliyle türlü tehlikeleri atlatarak Ankara’ya koşan mebuslar, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde Büyük Millet Meclisi’nde İstiklal davasını yaşatmış, Sevr çağrısını tarihin çöplüğüne atmıştır. Unutulmaması gerekir ki İstiklâl Harbi’nin ana karargâhı Büyük Millet Meclisi’dir. 15 Temmuz hain kalkışmasında yazılan demokrasi destanının merkezi de Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Türk milleti, Millî Mücadelesi’ni Meclis çatısı altında vererek dünya siyasi tarihinde nadir ve müstesna bir yere sahip olmuştur. Bu sebeptendir ki Türk milleti için Meclis, olağan dönemler kadar olağanüstü dönemleri sevk ve idare etme kabiliyeti, barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi, vatanına, toprağına, istiklal ve egemenliğine göz dikenlere karşı mücadele iradesidir.

 "POLİTİK MERKEZ ANKARA'DIR"

Değerli milletvekilleri, şüphesiz Türkiye’nin demokrasi yolculuğu güneşli ve pürüzsüz yollarda gerçekleşmemiştir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte Türk demokrasisi askerî darbelerle sınanmış ve her bir askerî darbe, Türk demokrasisinde yaralı hafıza durakları oluşturmuştur. Türk siyasetinde darbeler, devlet kurumsallığının zayıflamasına, imkân ve fırsatların heba olmasına ve devletin yüksek politik hafızasının daralmasına sebebiyet vermiş, ancak Türk milletinin demokrasiye sadakati eksilmemiş, bilakis daha da güçlenmiştir. Parlamenter sistemin uygulandığı dönemde istikrarsız hükümetler, koalisyon kavgaları, siyasi kutuplaşma ve anlaşmazlıklar hızlı ve etkin kararlar alınmasına mâni olmuş, millet ve devlet hayatında pek çok çarpıklığı teşvik edip tetiklemiştir. Hatırlatmak isterim ki çok partili hayata geçilen 21 Temmuz 1946 ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin hukuken ve fiilen uygulanmaya başladığı 9 Temmuz 2018 tarihleri arasında 51 Cumhuriyet Hükümeti kurulmuş, ortalama ömrü 1 yıl 5 ay olan kısa ömürlü hükümetler, koalisyon pazarlıkları ve belirsizliğin ortaya çıkardığı istikrarsızlık, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmasına sebep olmuştur.

İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye’dir. Siyasi rekabet alanımız ne kadar geniş olsa da pergelimizin sabit ucu Ankara’dır. Siyasette yöntem olarak ayrılsak da yönümüz Türk istiklal ve egemenliğidir. Siyasete farklı pencerelerden bakıyor olsak da gelecek ufkumuz müreffeh toplum gücü Türkiye’dir. Bu hatırlatmalarla birlikte yeni yasama yılında siyasi partilerimizin hizmette rekabet, istikbalde, istiklalde vahdet, istikbalde gayret içerisinde olmalarını temenni ediyorum.

"İNANCIN VE İTİMADIN TAZELENDİĞİ..."

Değerli dava arkadaşlarım, kıymetli misafirler, Türk milletinin 100 yıla damgasını vuracağı Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın başında, 21. yüzyılın ikinci çeyreğine girdiğimiz bir dönemde, 'Kardeşlik kalbimizde, gelecek aklımızda' temasıyla 7 Mayıs 2026 tarihinde başlattığımız 15. Olağan Kurultay sürecimizde, 4 Ekim 2026 itibarıyla ilçe ve il kongrelerimiz tamamlanmıştır. İnancın ve itimadın tazelendiği, birlik ve beraberliğin güçlendiği, partimizi büyütme heyecan, arzu ve kararlılığının coşkuya dönüştüğü her kongremiz toy havasında geçmiş, kaybedenin olmadığı kongrelerimizde ülkücü irade tecelli ederek lider ülke Türkiye hedefimizi gerçekleştirecek kadrolarımız seçilmiştir. Kurultay sürecimiz olan büyük kongremiz de tamamlanacak. Partimiz aynı ülkü, değişmez irade ve sarsılmaz inançla kutlu ülkülerine yürümeye devam edecektir.

"HER ALANDA ÜÇ HİLALİ ZİRVEYE TAŞIYACAĞIZ"

Kıymetli milletvekilleri, önümüzdeki dönem, kalkınmanın ve yükselmenin önünde engel olan sorunların miyadını, Türkiye’de siyaset ve devlet hayatında kutlu bir merhalenin, yüksek bir mertebenin miladını teşkil etmektedir. Bunların başında Terörsüz Türkiye hedef ve politikalarına dair gelişmelerin yoğunlaşacağı yeni yasama yılı faaliyetleri ile yaklaşan milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve mahallî idareler seçimleri gelmektedir. Parti olarak bu dönemde program, politika, proje ve kadrolarımızla Türkiye’nin önünde açılacak huzur ve refah sayfalarının irfan mürekkebi, hakikat kalemi olacağımıza itimadım tamdır. Milletimizle kurduğumuz samimi ve köklü bağı daha da güçlendirerek her alanda üç hilali zirveye taşıyacağız.

"VATAN SEVGİSİNDEN ÖDÜN VERMEDİK"

Bizim mücadelemiz, vatanımızın her karışına, milletimizin her ferdine, millî varlığımızın her zerresine ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesinde olanların yürüyüşüdür. Yolumuz, fitne ateşlerini sinesinde söndüren, tahrikleri akıl ve iman ile boğan, ihanete boyun eğmeyen ülkü neferlerinin yoludur. Her bir ülküdaşımız, milletimizin kutlu davasını omuzlarına yükleyen, tarihin kadim sesini gönlüyle işiten, coğrafyanın hakikatine Türk gözüyle bakan iradenin, ferasetin ve cesaretin timsalidir. Bu şuur ve anlayışla ne çizgimizden saptık ne duruşumuzu bozduk. Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle her yılı bir asra bedel senelerde ilkelerimizden ve ülkülerimizden, vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik. Siyaseti kısır bir iktidar mücadelesinin, çıkar ya da çatışmanın unsuru değil, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak gördük. Büyük Türk milletinin içerisine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı görev addeden ülkücü hareket, kendisini millete adamışların buluşma yeridir.

TERÖRÜSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ

Temel hedefimiz, Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgeyi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmak, gelecek kuşakların siyasi, ekonomik ve toplumsal refahını teminat altına almaktır. 40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihî bir fırsat önümüzdedir. Terör ve silah yerine adaletin, siyasetin, demokrasinin, millî birlik ve bütünleşmenin hâkim olacağı, kardeşlik ve dayanışmanın kök salacağı, istikbalimizin yol haritasını birlikte çizeceğimiz bir zemindeyiz. Milletimizin kararı nettir. O da topraklardan terörü bir daha yeşermemek üzere söküp atmak, millî birlik ve bütünleşmeyi güçlendirmektir. Türkiye, yeni yasama yılıyla birlikte bir taraftan Terörsüz Türkiye hedefinin hukuki ve siyasi tabanının güçlendirilmesine, diğer taraftan demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin artırılması, toplumsal bütünleşmenin kalıcı hâle getirilmesi ve sosyoekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla milletimizin beklentilerini karşılayacaktır.

FON SORUŞTURMALARI

Diğer yandan, 3 Ekim 2026 tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar, bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir.

BM VE NETANYAHU

Birleşmiş Milletler, insanlığın yaşadığı soykırımlara, emperyalist güçlerin güç mücadelelerine dönüştüğü kaynak savaşlarına karşı evrensel insan hakları normları ve küresel adalet adına müdahale edememektedir. Milletlerin en üst düzeyde temsil edildiği bu kurum, ne yazık ki dünyanın içinde bulunduğu zorbalığa mukavemet edecek kadar karar alıcı mekanizmadan yoksundur. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, “Dünya beşten büyüktür.” ve dünya bu beş devletin politik egolarına ve çıkarlarına mahkûm edilemeyecektir.

Türkiye, tarih boyunca insanlığa hizmet eden, adalet terazisini insanlığın âli menfaatleri ölçüsünde kuran, mazlum milletlerin sığınağıdır. Nizam-ı Âlem davasıyla gittiği yerlere barış ve refah götüren huzur limanıdır. Bunun için diyoruz ki Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır. Bu doğrultuda Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebilecektir.

81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda İsrail’in eli kanlı Başbakanı Netanyahu’nun Genel Kurul’a hitabı, insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi vermek ustalığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir.

"CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN BİR KEZ DAHA ADAY OLMALI"

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve seçilmesi gereklidir. Bu dönemde tecrübeye ve iradeye ihtiyaç vardır. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge yolunda istikamet değiştirmeye değil mevcut durumu yönlendirmeye ihtiyacı vardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha görev yapması gereklidir. Yeniden aday olması ve seçilmesi arzumuz ve talebimizdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan 1 kez daha aday olmalıdır. Adaylığı Türkiye ve bölgemiz hayrına olacaktır. Meclis'te seçimlerin yenilenmesi kararı alınmalı ve 2028 yılında seçim yapılmalıdır ve istikrar devam etmelidir. Belirsizlik ortadan kalkacak ve ülkemiz dolu dizgin yoluna devam edecektir. Bizim meselemiz şahısların kariyeri değil devletin devamlığı ve lider ülke Türkiye'nin inşaasıdır."