Yaprığı yazılı açıklamada; AK dava mensuplarının referandum öncesi kısır döngülere mahal bırakmadan tüm kırgınlıkları bir tarafa bırakarak, kucaklaşmak ve kucaklaştıkça büyüyecek bir zamandan geçildiğine işaret eden Demir, bu süreçte ben değil, "Biz" olmanın zamanından geçildiğine dikkat çekti.

Demir, Yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Mensubu olmaktan büyük onur duyduğum, ümmetin ve bütün mazlum coğrafyaların ortak umudu olarak Türkiye’de 15 yıldır aralıksız olarak milletin teveccühüne mazhar olmuş olan AK Parti ülkemizi her alanda yeniden ihya ve inşa etmeyi sürdürüyor.

AK Davanın ve AK Parti mensuplarının medeniyet davası bin 400 yıllık kadim bir davadır. Büyük Türkiye davamızın halkalarından biri olan "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" için yapılacak olan halk oylamasının arifesindeyiz. Bu oylama bir seçim oylaması değil bir tercih oylamasıdır. İşte bundan dolayı Ak davanın mensupları olarak kısır döngülere mahal bırakmadan tüm kırgınlıkları bir tarafa bırakıp kucaklaşmak ve kucaklaştıkça büyümenin zamanıdır.

Davamız kocaman bir ‘EVET’le bu şekilde süslenebilir. Ancak ben değil, biz olmamız gereken bu zamanda “ben” olma ikbali ile yapılmış olan bazı girişimler maalesef ki oldu. Üzülerek takip ettiğim bu girişimleri büyük davamızı anlamayan, siyasi etikten uzak bir üslupla bilerek ya da bilmeyerek partimizi kısır çekişmelere mahkûm etmesi ihtimal dahilinde olan, aynı zamanda partimizde kutuplaşma ve ayrışmaya sebep olması muhtemel olan çalışmaları bu çatı altında milletvekili olma onurunu yaşamış ve bu davanın bir mensubu olarak esefle izliyorum.

Esasen partimizin teşkilat anlayışını bilmeyen, partimizin birliktelik ruhunu henüz kavramamış olan dava liderimizin nasıl bir vefa kültüründen geldiğini ve bir tek yol arkadaşını dahi unutmadan, danışmadan adım atmadığını maalesef öğrenemeyenlerin türbinlere oynama sevdasının davamıza olduğu gibi kendilerine de bir faydası olmayacaktır.

Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımız 23 Şubat 2017’de tüm yol arkadaşlarıyla Büyük TÜRKİYE istişaresi İçin bir araya gelmiştir. Aynı davanın insanı Sayın Başbakanımız da 25 Şubat 2017’de tüm yol arkadaşlarımız, partimizin milletvekilleri ve İl başkanlarıyla bir araya gelerek değişimin başlangıcı olan referandum sürecini başlatmıştır. Partimizin ve ülkemizin önemli unsurları bu kritik ve hassas süreçlerde birlik beraberlik ve kardeşliğe olan vurguları, bu kadar açık ve net olmasına rağmen, teşkilatlarımızın bizden habersiz bir şekilde kullanılması, bu hassas referandum sürecinde bilerek ya da bilmeyerek ilimize gölge düşürmüştür.


Sayın vekilimiz ve muhterem babaları, yaptıkları konuşmalarda programı kendilerinin yaptığını İfade etmişlerdir. Programdan Sayın cumhurbaşkanımızın, Sayın Başbakanımızın, Sayın Genel Merkez Teskilat başkanımızın haberleri olduğunun ifade edilmesi eşliğinde bazı arkadaşlarımızın da seyahatlere davet edilmesi, niyetin gizlenmeye çalışıldığına açık bir işarettir. Hâlbuki bu programlara keyfi davetler yapılacağını ve özel şirket anlayışıyla hareket edileceğini, bunun İçin de teşkilatlarımızın kullanılacağı, Sayın cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız, ya da Genel Merkez Teşkilat Başkanımıza söylenmemiş ya da söylendiği belirtilmemiştir.

İl Başkanımızın bundan sonraki süreçlerde partimizi bir bütün olarak temsil ederek parti içi zafiyetlere yer vermeyecek şekilde gerekli istişareleri yaptıktan sonra çıkan programları tüm partililerin ortak haber kaynağı olan teşkilatlar üzerinden herkesle paylaşmasını diliyoruz. Bu arada tüm hemşerilerimin ülkemize ve geleceğimize güçlü bir şekilde sahip çıkacağına inanıyorum. Ön sıralardan rol kapma çabalarına girmeden, 16 Nisan 2017 referandumunda güçlü bir ‘EVET’ İle Mardin'imizi inşallah ilk sıralara oturtmak için tüm teşkilatlarımız ve tüm halkımızla beraber ben egolarını bir tarafa bırakarak, "BİZ" olma zamanında olduğumuzu hatırlatıyor ve tüm hemşehrilerimize saygılar sunuyorum."