| Dinlerin, kültürlerin, inançların birleştiği Mardin'de Dünya Kadınlar Günü kutlamasında Güneydoğulu kadınların seçimlerde CHP'den en büyük beklentisi: Aile Sigortası | |
Batıda halkın CHP ye bakışını biliyorum daha doğrusu içinde yaşıyorum. Bunu yerinde yani bölgede görmek ve yaşamak istedim. Bu nedenle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü Mardin'de kutladım. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, MYK ve Parti Meclisi Üyeleri ve Partinin bölgedeki tüm kadın ve erkek üyeleri; Kadın cinayetlerinin tavan yaptığı ülkemizde töre ve namus cinayetlerinin, kadın intiharlarının yaşandığı bu bölgelerde Dünya kadınlar gününü kutlamaları çok anlamlı ve yerinde bir karardı. Bu kutlamada aslında Mardin yalnız değildi; Diyarbakır, Urfa, Adıyaman, Tunceli ve ilçeleriyle bırlikte dayanışma ve hoşgörü içinde bir tablo çıkmıştı ortaya. İlkgün yalnız başıma eski ve yeni Mardin'i turladım. Dolmuşa binerek sora sora şehir merkezine gittim. Burası çarşı olduğu için daha hareketliydi. Ancak havanın soğuk ve çok fırtınalı olması nedeniyle dışarıda az insan vardı. Özellikle erkeklerle konuştum. Bölgede AKP ile BDP'nin hakim oluşu, CHP'nin 20-30 yıldır bu bölgeden elini ayağını çekmesi nedeniyle bu tablonun oluştuğu ama yine de yoğun bir çalışmayla oyların toplanabileceği söyleniyordu. CHP'nin yeni bir imajla ortaya çıkması aslında tohumlarını ekmeye başlamıştı yani doğuda bir kıpırtı vardı. Halka göre CHP'nin uygulayacağı politika çok önemliydi: Önce bölgeyi kucaklayan çok doğru bir aday tesbiti istiyorlardı (o ismi ben bile ezberledim). İkincisi parti içinde kavga istemiyordu ki bunun nedeni güven bunalımıydı. Üçüncüsü bölgede şiddet değil barış istiyorlardı. CHP'nin 3 ay içinde bu güveni vermesi şimdiki tabloyu tersine çevirebilir daha 8 MART Mardin 8 Mart'a çok büyük bir coşkuyla hazırlanmıştı. Aslını sorarsanız salona giderken çok kaygılıydım. İzmir'de bile kadınları 8 Mart etkinliğine götürmek için büyük çaba sarfadildiğini bilmeme ve bu bölge kadınlarının yaşam koşullarını gözönüne almama rağmen kalabalık ve coşku karşısında dilim tutuldu. Gerçi salonun dışı bir erkek güruhuydu.
Önce şaşırdım ama 8 Mart nedeniyle orada oluşları ve bu günün kadın sorunları için anlam ve öneminin büyük oluşunun bilinçaltında yer edeceği düşüncesiyle de sevinmedim desem yalan olur. MYK üyesi Gülsün Bilgehan, kadınları örgütlemek için 3 gün önceden UYGARLIK SAVAŞINI DA KAZANALIM CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülsün Bilgehan açılış konuşmasında Bu gerçekle daha geçen yüzyıl ortalarında kadınlarımıza, dünyadaki birçok kadından önce medeni ve siyasi haklarını teslim etmişlerdi. Ne yazık ki kadınımız bugün geçmiş şanlı günlerini arar hale geldi. Başbakanın kızacağını biliyorum ama şu gerçeği tekrar ediyorum: Türk kadınlarının eşit vatandaşık haklarını kullanabildikleri işsizlik ve yoksulluktan bellerinin bükülmediği,can korkusu duymadıkları, sevgi gördükleri yepyeni bir Türkiye'kurmak dileğiyle Dünya Kadınlar Gününüzü kutluyorum. Kurtuluş savaşını bereber kazandık, uygarlık savaşını da beraber kazanalım."
Bu arada salondaki bütün erkekler yumruklarını havaya kaldırmış;"Kadınaaa kalkan, eller kırılsınnnn" diye bağırmıyor mu? Kulaklarıma inanamadım. Döndüm, vargüçleriyle slogan atıyorlar. Ben de Kadınların Kılıçdaroğlu'na güveni tamdı. İnanıyorlardı da.. Ama Aile Kılıçdaroğlu da ısrarla belki kadının kocasına karşı elini güçlendirecek araç olarak gördüğü Aile Sigortası ile ilgili soru işaretlerini silmekte kararlıydı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 8 Mart'ta kadınlar için söylediklerine bir kez daha vurgu yapalım: "Kadınların için sadece bir gün mü olması gerekiyor. Hayır; her zaman kadınların yanında olmak, onların dertlerini paylaşmak hepimizin görevidir bu göreve herkesi davet ediyorum. Kadınları baştacı yapıp kadınları bu toplumun en güçlü uzvu haline getireceğiz. Hayatımızın yarısı kadınlar, elmanın yarısı gibi. Bir arada oturuyoruz, evleniyoruz. Çoluk çocuk sahibi oluyoruz. Çocuklar anneyle dertlerini paylaşır, önce dillerini anne ile öğrenirler. Kültürlerini anneden öğrenirler. O zaman yapacağımız bir şey var. Kız çocuklarımızı okutmak. Az önce bir kardeşimiz konuştu, 9 çocuk annesi ilkokulu dışardan bitirmiş. keşke ortaokulu, liseyi bitirebilseydi.
Bir proje geliştirdik. ‘Aile sigortası getireceğiz’ dedik. Halkın iktidarında sizin izninizle, oylarınızla CHP iktidarında hiçbir ailenin geliri ayda 600 liranın altına düşmeyecek. Bu sözü veriyoruz. CHP bütün kadın kardeşlerimizin evidir. Seçme, seçilme hakkını veren CHP’dir. Sandığa gidin oyunuzu kullanın dediler. Bu yetkiyi verdiler. Ama bu yetkinin yerinde ve zamanında kullanılması için kadının siyasete daha fazla ağırlığını koyabilmesi için kadının okuması, yazması, üniversiteyi bitirmesi gerekiyor, iş hayatına atılması gerekiyor. Kadının, erkeğin yanında omuz omuza beraber çalışması gerekiyor.” Onun için dedik ki, kadına siyasal haklarını verdik güzel. Şimdi geldik ikinci önemli olaya. Kadına ekonomik güvence de vereceğiz. Bu ekonomik güvencenin adı aile sigortası..Ekonomik güvencenin miktarı en az 600 lira. En fazla değil. Çocuk sayısı fazla, evde engelli varsa, anne ve baba ile kalınıyorsa, sigortadan alınacak miktar artırılacak. Aile sigortası, her ay düzenli olarak kadının bankadaki hesabına yatırılacak, erkeğin değil. Kadın işçi gibi memur gibi her ay bankaya gidecek 600 lirasını çekecek çoluk çocuğunun rızkını sağlayacak. Aile sigortasıyla kadın evde daha güçlü olacak, erkek kadından harçlık isteyecek ve kadın artık evin temel direği olacak. Bunu yaptığımız zaman bütün kadın kardeşlerimiz acaba bana kömür verecekler mi, makarna verecekler mi, bulgur alacakmıyım gibi beklenti içinde olmayacaklar. Sosyal devlet bakacak onlara. Aile sigortası sadece aileye getirilen bir güvencedir. Adı üstünde. Çoluk Bunu biz değil, devletin resmi kurumları söylüyor. Sayın Başbakan diyor ki 12 milyon 715 bin kişi az. Bir de kayıt dışı yoksullar var. Onları bilmiyorsunuz diyor. İtiraf ediyor. Kim olursa olsun, isterse 15 milyon kişi olsun, her aileye asgari gelir güvencesi getireceğiz. Bu konuda kararlıyız. Bu para sadece aileye değil, esnafa da yarayacak. Aile ve ikinci sırada esnaf kazanacak. Aile sigortası ile dediler ki: Siz efendim bu parayı nereden bulacaksınız. Size söz, namus sözü, işçi, memur, çiftçi yani sizin Kemal’in sözü: Ben bu parayı bulacağım. Bu para birilerinin dediği gibi öyle çok para değil. Bütün kamu harcamalarının yüzde 1.7'sidir. Sen 7 sülalene para buluyorsun. Köşeyi dönenlere para buluyorsun. Fakir fukaraya gelince de efendim bunun parasını nereden bulacaksın? diyorsun. Bunun parasını namuslu adamlar bulurlar. Bir hedefimiz, ilkemiz var. Doğudan batıya, güneyden kuzeye kim olursa olsun hepsinin başımızın üstünde yeri vardır. Bir tek çocuk bile yatağa aç girmeyecek. Hiçbir anne ‘benim çocuğum aç’ demeyecek. Evde tencere kaynamazsa acıyı kadın çeker, evde sorun çıkar, kadına şiddet uygulanır. Kadının işi gücü yok. Nereden bulacak? Aile sigortası ile ailede huzursuzluğu kaldıracağız. Aile mutlu, huzurlu ve sosyal devletin koruması altında bir aile olacak. Bu sizin hakkınızdır. Bütün kadınlara söylüyorum: Sosyal devlette bu bir haktır. Anayasa'nın 63. maddesi " herkes sosyal güvence hakkına sahiptir" der. Eğer bu benim hakkımsa ben bu hakkın arkasında duracağım. Aile sigortasında kadın yeri geldiği zaman ‘hangi siyasi parti benim aylığımı artırırsa ben oyumu ona vereceğim’ diyecek. Bir hak olarak size bunu vereceğiz. DAYAĞI TARİHE GÖMECEĞİZ ETNİK AYRIM ”Size buradan söz veriyorum: Hangi inançta, hangi etnik kimlikte iseniz başımız üstüne. Bu ülkenin bütün yurttaşlarını, kardeşlerimi seviyorum. Onların huzuru, mutluluğu, çocuklarının mutluluğu için yola çıktık. Temiz bir siyaset olsun, millete doğruları söyleyelim, milletimiz de doğruların yanında yer alsın, istedik. Bunun mücadelesini yapıyoruz. Sizden isteğim inançlarınızı, etnik kimliklerinizi sömürenlere oy vermeyin. Hiç kimsenin kendi anne ve babasını seçme hakkı yoktur. Ama biz hepimiz anne ve babalarımızla iftihar ederiz. Soyumuzu, sopumuzu severiz. Kul ile Allah arasına kimse giremez. Kimin daha fazla Müslüman veya başka bir inançtan olduğuna kimse karar veremez. Bu duyguya siyasetçinin girmeye hakkı yoktur. Siyasetçinin görevi açlığı yok etmek, işsizliği bitirmektir. Biz bunları bir kenara bıraktık, başka işlerle uğraşıyoruz. Doğu ve Güneydoğu’daki bütün kadın kardeşlerime sesleniyorum: Herkese anlatın. ‘Halkın iktidarında en az 600 liralık gelir güvencemiz olacak’ deyin. Bu sizi toplumda daha güçlü kılacak.” Kılıçdaroğlu, 4 milyon kadının okuma yazma bilmediğini, bunun da ülkenin ayıbı olduğunu söyledi. Kadınların okuyacağını ve önlerindeki bütün engelleri kaldıracaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu konuda da söz verdiğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, taşeron işçiliğe son vereceklerini, herkesin sendikalı, örgütlü ve kıdem tazminatı hakkı olacağını söyledi. FAİLİ MEÇHULLER Faili meçhullere de değinen Kılıçdaroğlu, ”Bu bölgede kimin eşi, babası, kardeşi, çocuğu faili meçhule gitmişse, Doğu, Güneydoğu’daki bütün kadınlara söz veriyorum: O faili meçhulleri mutlaka aydınlatacağız, mutlaka hesabını soracağız. Gelin artık faili meçhullerin üzerine gidelim. ‘Demokrasi, özgürlük’ diyorsunuz, gelin faili meçhulleri aydınlatalım. Yazık günah değil mi anaların Bir pankart var. Diyor ki ‘öğretmene atama’. Bir anne, baba boğazından keser okutur. Ama üniversiteyi bitiriyor, işsiz. Dışarıda okul, öğrenci ve sınıf var ama öğretmen yok. Öğretmen atayın, diyoruz ama atamıyorlar. Söz veriyorum atanmayan öğretmen kalmayacak, bir tek çocuk öğretmensiz kalmayacak. Biz özgürlük istiyoruz. Herkesin düşüncesini özgürce ifade edebileceği bir Türkiye istiyoruz. Telefonlarımız dinlenmesin diyoruz. Çocuklarımız işkence çekmesin istiyoruz. Yürüyüşte coplanmasın istiyoruz. Hakkını aradı diye dayak yemesin istiyoruz. Düşüncelerin özgürce dile getirildiği bir Türkiye istiyoruz. Çok şey mi istiyoruz? Korku imparatorluğunu yıkacağız. Herkes düşüncesini özgürce yazacak. Özgürce anlatacak. Türkiye korku imparatorluğunu yıkıp atacaktır” diye konuştu. GÜNEYDOĞULU KADINLAR NE DİYOR?
Buram buram kokan erkek egemen yapıya karşın bugünün kendileri için özgürlük ve barış günü olacağına inanmışlar veya en azından böyle bir günün başladığından haberdarlar artık. Rahatça konuşabilmek için sokağa çıkıyorum, yanımda duran Mardin'li Fatma A.'ya; -Bugün 8 mart, senin için en büyük sorun ne? diyorum -En büyük sorun herşey sorun, diyerek kaçıyor Fatma. Bir dakika kaçma gel, diye sesleniyorum. Hemen kocası müdahale ediyor. o benim eşim konuşmaz.. Yanıma Hüsniye S. geliyor, ona da kadının en önemli sorunu nedir buralarda, -Herşey bekliyorum Kılıçdaroğlu'ndan..En cok kadınlara, yaşlılara, emeklilere, işçilere sahip çıksın..
Mardin Derik'ten Aysel Ç. hemen söze giriyor:
-Kılıçdaroğlunun neyini beğeniyorsun? -Kılıçdaroğlunu beğeniyoruz. Kadınlara söz verdi, maaş bağlanacak. Aile sigortası için ne düşündüklerine gelince; -İnandık ama iyi olsa inanınırız. -Nasıl iyi olsa? -Gerçek olsa, inanırız. Adını öğrenemediğim başka bir kadın giriyor söze; -Biz inanmıyoruz haaa. Herkes öyle diyor ama birşey görmüyoruz biz. -Kadının özgürlüğü, barışı, herşeyi... -Kadının en büyük sorunu ne? -Şiddet..
-Dürüst, düzgün insandır. Yolsuzluğu, yoksulluğu söyleyen insandır, gerçeği söyleyen insandır. - Peki, Aile sigortası?.. Benim eşim emekli öğretmen.. Olursa güzel olur kadınlara. Urfa'dan 8 Mart kutlaması için gelen CHP'li Emine K. en önemli sorunun Diyarbakırlı Nesime K. ya kadınların sorunlarını anlatmasını istiyorum. -Valla kadınların sorunu burada çok. Ben yaşlanmışım benim işim bitik. -Kılıçdaroğlu'nun neyini beğeniyorsun? -Herşeyiyle iyidir. Allah iyi ki onu başımıza getirdi. Hakkımızda ne iyiyse allah onu yapsın. -Aile sigortasını nasıl buluyorsun?
Biraz ilerde Diyarbakırlı iki kadın yöre giysileri içinde, konuşmaya başlıyoruz: Karacadağ'dan gelen Resmiye K. Türkçe bilmiyor. Bize kocası tercümanlık |
Mardin'de 'iş, aş, barış' istediler
Berrin Gürçay Dilekçi 8 Mart'ta Mardin'deydi, Güneydoğulu kadınların CHP'den beklentilerini yazdı
Kaynak: Mardin Life
Doğulu kadın arkadaşlarla hep iletişim halindeyiz ama doğuda halk ne 
nedeniyle AKP'ye sırtını dönmeye başlamıştı! Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun 8 Martta Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ve Kadın Kolları Genel Başkanı Zuhal Samlı ile birlikte çarşı ve esnaf ziyareti de aynı tabloyu ortaya koyuyordu. 
şöyle seslendi kadınlara: "Dünya üzerindeki bütün kadınlar çağdaşlıkta, uygarlıkta, refahta eşit olsunlar diye siyasi mücadele veren bir partinin temsilcileriyiz. Çabamız, hangi konumda olursa olsun ikinci sınıf durumuna getirilen tüm kadınlarla ele ele yürümektir. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucuları toplumun yarısı eksik kalmışsa bu ülkenin ilerlemesinin mümkün olmadığını biliyorlardı.
Dinlerin, kültürlerin,inançların birleştiği Mardin'de Dünya Kadınlar Günü kutlamasında yöreden 3 kadın; CHP Kızıltepe İlçe Başkanı Rahime Elmas , Naciye Güldal ve Mardin İş Kadınları Derneği'nden Bahar İnan, yaptıkları konuşmalarda ise Cumhuriyetin ilk döneminde kadınlara seçme ve seçilme hakkı ile getirilen haklardan dolayı Atatürk'e şükran duygularını ifade ettiler. Mardinli kadınlar, günümüzde kadınların geçmişin şanlı günlerini arar hale geldiklerine vurgu yaparken. Naciye Güldal'ın kendisini 9 çocuğuyla birlikte ortalıkta bırakıp kaçan kocası ile ilgili "Beyim 9 tane ihanet yaptı bana ama yılmadım 9 çocuğumu da okuttum, tek şanslı kızımı ise liseye kadar okutabildim. Şimdi erkeklere sesleniyorum. "Analar dövülmez, kadınlar dövülmez" sözleri alkış ve tezahüratlarla karşılandı.
başladım onlara seslenmeye; Afferinnn, daha çok bağırınnn, hepiniz bağırınn...
Eğer toplumun eğitilmesini istiyorsak, kadınların eğitilmesi lazım. Kadın
çocuğu kadını kimseye ezdirmeyeceğiz. bizim inancımız bu, siyasi amacımız da bu.. Eğer yoksulluk varsa kadının günahı nedir? Bu ekonomik politikalar yoksul sayısını artırdı. Türkiye’deki yoksul sayısı 12 milyon 715 bin kişidir.
failsiz kalmamasını istiyoruz. Bu bizim en büyük hedefimizdir.
İçerisi dışarısı tıklım tıklım kadınlarla dolu. Hepsi rengarenk. En güzel giysilerini giymişler, hızmalarını takmışlar.
diye soruyorum:
-İş istiyoruz, şiddet istemiyoruz, kocalar evlenmesin, üstümüze kuma getirmesin. Çocuklarımız aç kalmasın. 
-Kılıçdaroğlu'nun neyini beğeniyorsun?
olduğunu belirtiyor.
Yorumlar
1 yorumMardin iş kadınları derneği adına konuşan bahar inal derneğin ücretli bir çalışanı olduğundan dernek adına konuşma yapması ve halen mardin ak parti üyesi olarak kayıtlı gözüktüğünden chp tarafından düzenlenen bir etkinlikte aktif rol alması bence etik değildir siyaset yapan insanlar daha seviyeli ve istikrarlı olmalıdır.