HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, TBMM'de son günlerde yaşanan gelişmelerle ilgili basın toplantısında bulundu. Acil yapılması gereken ilk işin ateşkes olduğunu kaydeden Prof.Dr. Sancar, Ateşkesin karşılıklı olarak taraflar arasında yapılması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin gerilim ve çatışma ortamına girdiğine dair kaygıların büyüdüğünü belirten Sancar, çatışma dilinin terk edilmesi, normalleşme yolunda demokratik siyaset mekanizmalarının işletilmeye başlanması gerektiğini söyledi.

Sancar, karşılıklı suçlamaların gerilimi tırmandırmak ve daha başka felaketler yaratmaktan öte sonucu olmayacağını savundu.

Saldırı ve operasyonlar devam ettiği sürece tartışma ortamını sağlıklı hale getirme imkanlarının daraldığını ifade eden Sancar, şöyle konuştu:

"Bize göre ilk acil yapılması gereken, ateşkestir. Tarafların ateşkes beyanında bulunmaları, saldırı ve operasyonların durmasıdır. Bu ateşkes elbette iki taraflı olacak. Bundan önceki çatışmasızlık döneminin kırılgan halini de taşımamalı. Şimdiye kadarki durumu çatışmasızlık olarak nitelendirmek daha doğrudur. Ortada bir fiili mutabakat temelinde çatışmasızlık hali mevcuttu. Şimdi kalıcı ve tahkim edilmiş ateşkese ihtiyacımız var. Bunun açıkça ilan edilmesi gerekiyor. Tarafların bu konuda açık irade beyanlarına ihtiyaç var."

Sancar, dünyada benzer durumu yaşayan ülkelerde de çeşitli süreçlerde krizler vetıkanma hallerinin yaşanabildiğine işaret ederek, süreç devam ederken çatışmaların da olduğunu, ancak çatışma başlasa bile tarafların dönüp dolaşıp geldiği yerin diyalog ve müzakere olduğunu söyledi.

Basın toplantısında; Hükümet ile HDP arasında Dolmabahçe Sarayında yapılan Mutabakatı hatırlatan HDP Mardin Milletvekili Prof. Dr. Mithat Sancar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı bu mütabatı tanımamakla suçlayarak, süreci yok saydığını iddia etti.

Hükümet'in hesaplarını 7 Haziran'da çıkan seçim sonuçlarını bozduğunun kaydeden Milletvekili Sancar, basın toplantısındaki açıklamalarına şöyle devam etti:

"Bugüne kadar olanların sorumlusu bizmişiz gibi yaratılmak istenen algı, belli ki başka amaçlara dayanıyor. Bize yönelik kampanyanın bir tarafında MHP olduğunu söylüyoruz ama asıl mimarının Cumhurbaşkanı olduğu kanısındayız. 7 Haziran'da iki konuda hesaplarının bozulmuş olmasını sindiremiyor. Başkanlık hayali suya düştü, Suriye politikası tam anlamıyla çöktü. Bunun bir tür rövanşını alma çabası var. Burada çok tehlikeli bir oyun oynanıyor. Suriye politikasındaki başarısızlığını yeni bir savaş politikasıyla örtmeye çalışıyor. Bundan önceki başarısızlıklarını ve faaliyetlerinin hesaplarını Başkan olamayacağı için vermek zorunda kalacağını görüyor. Şimdi yaratılan topyekün savaş ve seferberlik politikası, milli güvenlik ve ulusal çıkar meselesi değildir. Cumhurbaşkanı'nın kendi kişisel hesapları burada belirleyicidir. Bu hesaplarla ülkeyi ateş çemberine sokmaya çalışmaktadır. Biz buna karşı ne içeride ne dışarıda savaşa izin vermeyeceğiz. Üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Sorunun tek çözümü müzakerelere dönüştür. Dolmabahçe Mutabakatı'na dönmek gerekiyor, mutabık kalınan konular hızla hayata geçirilmeli. Yeni kurulacak hükümet, protokolüne mutlaka yol temizliğini almalı. Bizim topyekün barış programına ihtiyacımız var. Savaştan, savaş dilinden, gerilim ve gerilim dilinden nemalanan çevrelerin önünü ancak topyekün barış programı ile kesebiliriz. Silahların tümüyle susması hepimizin isteğidir. Bunu en iyi bilen hükümettir ki; bir silahlı örgütün silahsızlandırılması, çağrılarla gerçekleşmez. Tek taraflı silahı bırakan bir örgüt, dünya deneyimlerinde yoktur. Keşke olabilse... Bunun yolu, yöntemi vardır. Türkiye'de silahların nihai olarak susacağı çerçeveyi birlikte oluşturalım. Biz HDPolarak her türlü teknik hazırlığa ve politik kararlılığa sahibiz."