SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Mardin'den Erdoğan ve hükümete yüklendi
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) referandumuna ilişkin, "Bölgedeki gelişmeleri, bu bölgelerde yaşayan insanlar ve devletler karar vererek çözmeli. Türkiye, İran, Irak ve Suriye'nin bir araya gelerek bu sorunları çözmelerinin isabetli olacağı kanaatindeyim." dedi.
Mardin Öğretmenevinde Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve farklı siyasi partilerin katılımıyla ‘Mardin buluşması´ toplantısına katılan Karamollaoğlu, Irak Bölgesel Kürt Yönetiminde düzenlenen referandum ile ilgili açıklamalarda bulundu. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Karamollaoğlu, dışarıdan gelenlerin bir gün çekip gideceğini ve burada kalıcı olanın bölge insanı olduğunu söyledi. Karamollaoğlu, “Bizim çalışmalarımız bölgede gerginliği artıracak mahiyette olmamalı kanaatindeyim. Böyle bir karara varmışlar Kuzey Irak, bu bölgede dışarıdan müdahaleler oldukça huzur ve barıştan endişe ediyoruz. Bu bölgede emelleri olanlar bu bölgede yaşayan insanların refahı, huzuru ve barışı için buraya müdahale etmiyorlar, kendi menfaatlerini her şeyin önünde tutuyorlar. Onun dışında bu bölgede meydana gelecek bütün gelişmeleri bu bölgede yaşayan ülkeler, bu bölgede yaşayan insanlar karar vererek görmeli bundan dolayı da ben böyle bir hareket meydana geldiğinde Türkiye´nin, İran´ın, Irak´ın da ve Suriye´nin de bu bölgede yaşayan insanların da kardeşlerimizin de bir araya gelerek çözüm bulmalarının isabetli olacağını kanaatindeyim. Bundan dolayı dışarıdan yapılacak müdahalelerle eğer böyle bir şey gerçekleşirse kendi kendimize vereceğimiz kararla aynı noktada birleşse bile ikisinin arasında fark meydana gelir. Dışarıdan gelenler bir gün çeker giderler, biz burada kalıcıyız. Bu bölgede yaşayan insanlar olarak bu bölgenin huzurunu, barışını bizler temin etmek mecburiyetindeyiz. Bu da ancak iyi bir diyalog kurulursa mümkün olabilir” dedi.
TEK BİR KİŞİNİN ELİNE BIRAKILAMAZ
Türkiye´nin birinci ve en önemli meselesinin kamplaşma ve kutuplaşma olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Bugün burada her siyasi partiden ve stk´dan temsilcilerin aramızda olmasını çok önemsiyorum. Ne olursa olsun, kim olursa olsun herkesim bu memleketin iyi yerlere gelmesi için çalışmalı. Ülkenin sorunlarını çözmenin yolu, istişaredir, mütalaadır görüşmedir ama kesinlikle kavga ve ötekileştirmek değildir. Referandumda çıktık herkesten farklı olarak evet demedik. Bir ülkenin yönetiminde tek sesin, tek kişinin bütün yetkileri elinde toplamasının isabetli bir tercih olmayacağını ifade ettik. Prensip itibariyle başkanlık sistemine karşı değiliz. Ancak denetlenmeyen, kontrol edilmeyen her kararı tartışmasız uygulanır hale gelen bir başkan olduğunda, bir hata olduğunda sistem o hatayı telafi edecek bir yapıya sahip değilse, o hatayı benimsemek mecburiyetinde kalır. Ayrıca adalet gibi önemli mekanizmaları kesinlikle iktidarın etkisi altında kalmamalı” dedi.
KUCAKLAYICI BİR ÜSLUPLA ÜSTESİNDEN GELİRİZ
“Bugün kabul etsek de etmesek de Türkiye´de bir terör meselesi var” diyerek konuşmasına devam eden Karamollaoğlu, “Uzun zamandır ısrarla söylüyorum. Terör sadece silahla çözülmez. Bölgenin ekonomik, sosyal, eğitim meselelerini, demokratik haklar konusundaki hususları ve psikolojik durumu mütalaa etmeden böyle bir problemin üstesinden gelmek mümkün olmaz. Onun için biz bu meselenin kucaklayıcı bir üslupla ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Bu iş kolay mıdır? Hayır zordur. Güzeli, iyiyi, doğru başarmak her zaman kolay değildir. Fedakarlık ister çaba ister, arayış ister. İrtibat kanallarını oluşturmak ister farklı fikir ve gruplara sahip insanlar arasında” diye konuştu.
TÜRKİYE´NİN BÜTÜN MESELELERİ BİR NUMARADIR!
Yapılan anketlere göre Türkiye´de adalete ciddi manada güvenin azaldığını da hatırlatan Karamollaoğlu, “Türkiye´de yaşayanlar adaletin yürütmenin etkisi altında olduğunu düşünüyor. Ve yüzde 85´i adalete güvenmediğini belirtiyor. Bu akılalmaz bir iş, tasavvur edilemez. Adaleti tesis eden hakim ve savcıların ise yüzde 80´i kendi verdiği kararın adaletli olmadığını düşünüyor. Türkiye´nin meselelerinin hepsi bir numara aslında sadece kamplaşma vs. değil. Terörle mücadele de bir numaralı mesele, adaletin tesisi de bir numaralı mesele öbür taraftan ekonomi de bir numaralı meselemiz. Eğer Türkiye yatırımlarıyla ayağa kalkmıyor, güçlenmiyor diğer devletlere karşı rekabet edecek bir yapıya kavuşmuyorsa bu ekonomik politikaların yanlışlığındandır. Refah içerisinde yaşamak için uçağı, otomobili, giyim-kuşamı, yiyecek-içeceği kendimiz üretmeyip, dışarıdan alırsak Allah muhafaza refah içerisinde yaşayan köle durumuna düşeriz” diye konuştu.
SARAYLARA MAHKUM EDİP FİKİRLERİMİZ ELİMİZDEN ALINMASIN!
Saraylarda hizmet verenlerin sarayın hakimine sahibine bağlı olduğunun altını çizen Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Kendi inisiyatifini kullanamaz, dışarıda bulunan en fakir insan saraydakine nazaran hürdür, fikrini rahatlıkla söyler. Ama saraydaki onu yapamaz. Bizi saraylara mahkum edip fikirlerimiz elimizden alınırsa, bu doğru bir gidişat olmaz. Bir memleketin kendisine zarar verecek tehditlere karşı kendisini müdafaa etmesi ekonomik gücüyle alakalıdır. Ama bu rakamlarla ifade edilen sadece bir güç olmakla biz güçlenmiş sayılmayız. Güç üretimle ilgilidir. Bir ülke ihtiyaç duyduğu her şeyi üretebiliyorsa güçlü demektir. Bunun da başında tarım ve hayvancılık gelir.”
TÜRKİYE´Yİ DEĞİL BÖLGE ÜLKELERİNİ DE BESLER
Mardin´in tarımda ve hayvancılık alanında en zirve yapılabilecek illerin içerinde olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, “Hemen yanıbaşımızda Şanlıurfa yine aynı şekilde. Bu bölge sadece Türkiye´yi değil, eğer gerekli altyapı tamamlanırsa Irak, Suriye, Suudi Arabistan´ı dahil herkesi besleyecek imkana sahiptir. Ama ekonomik politikalar bunu dikkate almıyor. ‘Efendim biz çiftçiye her türlü desteği verdik ama bunlar hiçbir işi beceremiyorlar.´ Doğru değil. Çiftçiye bir takım imkanların hazırlanmış olması, onun faaliyetlerini verimli bir şekilde yürüteceği manasına gelmez. Kim olursa olsun? Şurdan bir çiftçiyi çağırsa ‘arkadaş sen çiftçi olarak neye ihtiyaç duyuyorsun nasıl çalışmalarını yürütüyorsun?´ diye sorsa onları karşılamak için çalışsa emin olun problemler çözülür” diye konuştu.
ÇİFTÇİYE SAHİP ÇIK PROBLEM BİTER
Türkiye´nin tarım ve hayvancılık alanında ileriye gidebilmesinin reçetesini de paylaşan Karamollaoğlu şunları kaydetti: “Ekilmeyen toprak kalmayacak. Sonra mutlaka çiftçi en ucuz girdilerle üretimini yapacak. Elektrik mi alıyor? Onun üzerinde vergi olmayacak. Yeri geldiğinde bedava verilir ama en önemlisi çiftçinin kullanacağı mazot belli olacak vergisi olmayacak bütün Avrupa´da bu böyle. Ki oralarda vergiler bizden çok daha düşük olmasına rağmen. Biz de vergi kalksın mazotun fiyatı 3´te 1´e düşer. Biz de diyoruz ki çiftçiye verilecek mazotun rengi mavi olsun kimse kullanmasın onlardan başka. Çiftçiyi koruyacaksın. Gübresinden vergi almayacaksın. Ekim zamanı tohumunu bulamamışsa devlet onu uygun şartlarla temin edecek. Hasat zamanı geldiğinde ise eldeki üren ayaklar altına düşene kadar beklenmeyecek. Çiftçiyi kendinize mahkum etmeyecek şekilde değerinde satın alın. O zaman problem biter.”
STK, siyasi ve kanaat önderleriyle kahvaltılı buluşmasından sonra Karamollaoğlu, Türkiye ve Ortadoğu´nun en büyük Buğday Ticaret Merkezi´ni ziyaret ederek, üreticilerden bilgi aldı. Hububat Üreticiler Birliği Başkanı Şerif Öter´den bölge ile ilgili bilgiler alan Karamollaoğlu, aynı zamanda bölgenin tarımdaki potansiyeli hakkında detaylı bir rapor da aldı.
Karamollaoğlu daha sonra STK ve siyasi parti temsilcileri ile görüşmesine devam etti.
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
0 yorum