Yaş ilerledikçe zaman zaman bir ismi hatırlayamamak veya bir randevuyu unutmak normal kabul edilebilir. Ancak unutkanlığın giderek artması ve günlük yaşamı etkilemeye başlaması, altında yatan nedenlerin araştırılmasını gerektirir.
Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Rahşan Adviye İnan, Alzheimer riskini azaltmak ve beyin sağlığını korumak için alınabilecek önlemler hakkında bilgi verdi.
Her unutkanlık Alzheimer değildir!
İnan, "Demans, beyin hücrelerinin zarar görmesi sonucunda düşünme, hatırlama, dikkat ve konuşma gibi zihinsel işlevlerin günlük yaşamı etkileyecek düzeyde kaybını ifade eden bir sendromdur. Tek bir hastalık olmayan demansın farklı nedenleri bulunmakta, en sık görülen nedeni ise Alzheimer hastalığı olmaktadır. Her Alzheimer hastasında demans görülürken her demans hastasının Alzheimer hastası olduğu söylenemez. Yaş ilerledikçe hafızanın eskisi kadar hızlı çalışmaması doğal olabilir. Bir ismi anında hatırlayamamak veya zaman zaman bir randevuyu unutmak tek başına Alzheimer ya da demans anlamına gelmez. Burada önemli olan unutkanlığın ne sıklıkta yaşandığı ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğidir." dedi.
Artan unutkanlıklar “yaşlılıktandır” denilerek geçiştirilmemeli!
Doç. Dr. Rahşan Adviye İnan, şöyle devam etti:
"Aynı hikâyeyi kısa aralıklarla tekrar anlatmak, yakın zamanda yaşanan olayları tamamen unutmak, para hesabında veya ilaç kullanımında sık sık hata yapmak ya da daha önce iyi bilinen bir yerde yolu karıştırmak önemsenmesi gereken belirtiler arasında yer alabilir. Demans yalnızca hafızayı etkilemez. Kelime bulma, planlama, yön bulma ve bazı durumlarda kişilik özelliklerinde değişiklikler de görülebilir. Bununla birlikte uyku bozuklukları, depresyon, vitamin eksiklikleri, tiroid hastalıkları ve bazı ilaçlar da unutkanlığa neden olabilir. Bu nedenle giderek artan unutkanlıkların 'yaşlılıktandır' denilerek göz ardı edilmemesi ve nörolojik açıdan değerlendirilmesi önem taşır."
Risk faktörlerini bilmek demans riskini azaltabilir
Yaş ve genetik yatkınlığın, demans açısından önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirten İnan, şöyle devam etti:
"Bununla birlikte son araştırmalar, yaşam boyunca üzerinde durulabilecek 14 değiştirilebilir risk faktörünün azaltılmasının demans vakalarının yaklaşık yüzde 45’inin önlenmesi veya geciktirilmesiyle ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu değiştirilebilir risk faktörleri şunlardır:
Düşük eğitim düzeyi
İşitme kaybı
Tedavi edilmemiş görme kaybı
Yüksek LDL-kolesterol
Hipertansiyon
Diyabet
Obezite
Depresyon
Sosyal izolasyon
Travmatik beyin hasarı
Fiziksel hareketsizlik
Sigara kullanımı
Aşırı alkol tüketimi
Hava kirliliği"
Her yaşta beyin sağlığını korumak için…
40’lı yaşlarda tansiyon ve kolesterol takibinin, haftada en az 150 dakika düzenli egzersiz ve işitme kaybının ihmal edilmemesinin önem taşıdığını aktaran İnan, "50’li yaşlarda diyabet ve obezite kontrolü, Akdeniz tipi beslenme ile sosyal ve zihinsel olarak aktif kalmak öne çıkar. 60 yaş sonrasında da beyin sağlığını korumak için yapılabilecekler vardır. Sosyal izolasyondan kaçınmak, işitme ve görme kaybı varsa tedavisini yaptırmak, düzenli uyku ve stres yönetimine dikkat etmek koruyucu olabilir. Bulmaca veya hafıza oyunları tek başına yeterli değildir; fiziksel hareket, yeni şeyler öğrenme, sosyal ilişkiler ve damar sağlığının birlikte korunması önem taşır." dedi.
“Tedavisi yoksa erken tanının faydası ne?” düşüncesi doğru değil
Demans konusunda en büyük yanılgılardan birinin, unutkanlığın yalnızca yaşlanmanın doğal bir sonucu olduğunun düşünülmesi olduğunu aktaran İnan, “Tedavisi yoksa erken tanının ne faydası var?' düşüncesi de doğru değildir. Erken tanı, tedavi edilebilir başka nedenlerin araştırılmasını ve uygun tedavilerin zamanında başlanmasını sağlayabilir. Ayrıca hastalığın seyri hakkında bilgi edinilmesi, kişinin ve ailesinin geleceğe yönelik planlama yapmasına da yardımcı olabilir. Demans, yaşam boyunca biriken risk faktörleriyle yakından ilişkilidir. Beyin sağlığını korumak için en iyi zaman erken yaşlar, ikinci en iyi zaman ise bugündür." ifadelerini kullandı.
Beyindeki proteini hedefleyen ilaçlar kullanılıyor
İnan, "Yeni nesil bazı ilaçlar, Alzheimer hastalığında beyinde biriken beta-amiloid proteinini hedefleyerek erken evredeki uygun hastalarda bilişsel gerileme hızını yavaşlatabilmektedir. Ancak bu tedaviler her Alzheimer hastası için uygun değildir. Tedavi öncesinde biyobelirteçlerle doğrulama yapılması, hastanın uygunluk açısından değerlendirilmesi ve tedavi sürecinde yakın takip ile düzenli beyin MR’larının yapılması gerekebilmektedir." diye ekledi.
Demans hastalarına kısa ve sakin cevaplar verin
Doç. Dr. İnan, "Demans hastalarının yakınlarına da bu süreçte önemli görevler düşmektedir. Aynı soruyu tekrar tekrar soran hastaya kısa ve sakin yanıt vermek, yanlış inanışlarla tartışmak yerine hastanın yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak daha uygun bir yaklaşım olabilir. Ani öfke veya huzursuzluk geliştiğinde öncelikle ağrı, açlık veya enfeksiyon gibi tıbbi nedenlerin araştırılması gerekir. Ev ortamının sade ve güvenli hale getirilmesi, günlük rutinin korunması ve hastanın yapabildiği işlerde mümkün olduğunca bağımsız bırakılması önemlidir. Yolunu kaybetme, trafik kurallarını karıştırma veya finansal işlemlerde belirgin hatalar görülmesi halinde araç kullanımı ile finansal ve hukuki planlamanın yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. Bakım veren kişinin de kendi dinlenme ihtiyacını, sosyal yaşamını ve gerektiğinde profesyonel destek alma gereksinimini ihmal etmemesi, hem kendi iyilik hali hem de hastanın bakım süreci açısından önem taşımaktadır." şeklinde konuştu.
Yorumlar
0 yorum