Bekleyen Dervişin Taktik Tahtası
Mardinspor ile ilgili ilk yazımı 6. Hafta tamamlandıktan sonra ilk defa yazmaya karar verdim zira biraz oyunu tanımlama, anlayabilme için zamana ihtiyaç duydum. Bu süreç zarfında Mardinspor, 3 galibiyet ve 3 beraberlik alarak iyi bir başlangıç yaptı ve ligdeki namağlup 2 takımdan biri oldu.
Şehrin, futbolla ilişkisi yıllarca yarım yamalak bir ilişki oldu. Kapanan kulüpler, yeniden doğan isimler, armalar, renkler, amatör kümede geçen yıllar… Son 3 yıldır ise ilk kez somut bir başarıya dönüştü. En önemlisi ise zirvenin hemen altında olan ligde turistik bir macera gibi değil iddialı mücadeleci bir takım kurarak en tepeye mücadele edecek bir yapıyla girdi Sıradan skor haberciliğinden ve istatistik okumalarından sıyrılarak oyun yapısını ve son maçı değerlendirmek istiyorum.
Disiplinli, Kompakt:
Temelde inşa ettikleri şey, topu her zaman ayağında tutmak isteyen değil, top rakipteyken de maçı kontrol edebilen o pragmatik yapıyı oturtmaktı.
Kalede Erce Kardeşler‘in getirdiği tecrübe, savunma dörtlüsünün; özellikle de Uğur Adem Gezer ve Nafican Yardımcı'nın pozisyon sadakati, Mardinspor'un maçları düşük skorlarda tutup istediği an fişi çekebilmesine olanak tanıyor. İleri uçta Olarenwaju Kayode ve Mallik Wilks gibi dinamik parçalar, merkezde ise Baba Al hassan ve Đorđe Denić'in kazandığı ikili mücadeleler, takımın geçiş oyunundaki en büyük silahı.
Tüm bu güçlü yapının beyni, o oyun aklını sahaya süren isim şüphesiz Tonio Teklić. Rakibin kim olduğundan bağımsız olarak oyunun içine girmeye çalışan, topu rakibe bıraktığında paniğe kapılmayan, bulduğu anları değerlendiren ve özellikle savunma tarafında maçın içinde kalmayı bilen bir yapı var.
Üstelik bunu ligin yeni takımlarından biri olmanın o mecburi tedirginliğiyle değil, sanki bu seviyede bulunmayı uzun zamandır bekliyormuş gibi yapıyor. Ancak henüz tam da oturmuş kusursuz bir oyun yok yine de hoca Cingöz’ün ne istediğinin nüveleri var.
Bazen oyunun kontrolünü rakibine bırakıyor, bazen kazandığı topları yeterince hızlı kullanamıyor, bazen de elde ettiği avantajı maçı bitirecek ikinci hamleye dönüştüremiyor. Sivas deplasmanındaki 2-2 bunun en açık örneği. Ama bütün bunların yanında, beş maçın hiçbirinde rakibin karşısında dağılan bir Mardinspor görmedik.
Bodrum’a Karşı Mardin'in Sabrı:
1969 Mardin’in son maçı son 3 maçında galibiyet alamamış ve kalesini gole kapatmış, çıkış yapma derdinde olan Bodruma karşıydı.
Mardinspor, sabretti, kendi ritmini rakibe dayattı. İkinci yarıya girerken tablo hâlâ 0-0'dı ama sahadaki hava, lehineydi. Ve nihayetinde gol geldi. Golden sonra Bodrum FK kulübesinin reaksiyonu oldukça radikaldi.
Özellikle 62. dakikada Vincent Aboubakar hamlesi ve Tomás Moreira'nın oyuna girişi, Bodrum'un ön alandaki fizikselliğini ve ceza sahası etkinliğini maksimize etme çabasıydı. İşte tam bu noktada Mardin 1969 Spor'un sezon başından beri benimsediği o derin savunma ve alan kapatma prensipleri gayet net şekilde uygulandı.
Bu galibiyeti sadece üç puana indirgemek eksik olur.
Bodrum'un son beş haftadır ürettiği tek gerçek silah, rakibi sabırsızlandırıp hata avlamaktı — dört beraberliğin de temelinde bu vardı. Mardin, tam da bu senaryoyu kendi sahasında tersine çevirdi: topu Bodrum'a bıraktı, alanı daraltıp bekledi, panik yapmadı. Golü bulduktan sonra da savunma bloğunu geriye çekip maçı öldürdü — ki bu, sezon başından beri üzerine çalıştıkları "geçiş anını doğru okuma" prensibinin en net örneğiydi. Ligin en az gol yiyen ikinci takımı olmaları tesadüf değil; Gezer-Şengül ikilisinin pozisyon disiplini, işte tam bu tip maçlarda karşılığını buluyor.
Altı hafta sonunda ortaya çıkan tablo, tesadüfe yer bırakmıyor: üç galibiyetin de rakip henüz maça girmeden Mardin'in kurduğu tempoyla geldiğini, üç beraberliğin de sahadan hâkim çıktıkları ama son vuruşu bulamadıkları maçlar olduğunu görüyoruz.
Teknik Direktör Ahmet Cingöz'ün elindeki kadro henüz kusursuz değil; bunu Sivas'taki 2-2 gösterdi ama takımın karakteri artık netleşmiş durumda: erken gol yemiyor, geriden gelmeyi bilmiyor ama geride de kalmıyor.
Mardin 1969 Spor ‘un ligdeki ilk sezonunu tarif eden şey hız değil, ısrar.
Ezcümle Mardin 1969 bu sezonki oyun planını tek bir cümleye sığdırmak istesek; “hêdî hêdî, diçe serî” (yavaş yavaş zirveye ulaşır)
İBRAHİM MAZHAR / MARDİN LİFE
Yorumlar
0 yorum