Ankara'da sorulan soru şuydu: Mardin geride kalınca ne yapar? Kayserispor maçı aynı soruyu bir kez daha, bu kez kendi sahasında sordu ve 1-0'lık yenilgiyle sorunun yarım kalan cevabını bir eğilime çevirdi. İki maç, sıfır gol, iki mağlubiyet. Altı haftalık yenilmezlik serisinin yarattığı rahatlık, iki haftada yerini bir krize bıraktı. Kulüp, krize teknik direktör değişikliğiyle cevap verdi.
Ahmet Cingöz ile yollar karşılıklı anlaşmayla ayrıldı; yerine kulübün açıklamasına göre Bulgaristan ve Bosna-Hersek A Milli Takımlarında görev yapmış, lig şampiyonlukları yaşamış, Şampiyonlar Ligi'nde mücadele etmiş Bulgar teknik adam Ivaylo Petev getirildi. Futbol kamuoyunda sürpriz bir tercih olarak okundu.
Futbolda teknik direktör değişikliklerinin en ilginç tarafı, yeni hocanın ne getireceğinden çok, eski hocadan neyin kaldığıdır. Çünkü bir takımın alışkanlıkları, teknik direktörün ayrıldığı gün ortadan kalkmaz. Oyuncular aynı oyunculardır, saha aynı sahadır; değişen, çoğu zaman oyuna bakışın ve o oyundan beklenenlerin kendisidir.
Mardinspor, Bursaspor deplasmanına böyle bir dönemin ardından çıktı. Sezonun ilk haftalarında biriktirdiği iyimserliği Iğdır ve Kayserispor mağlubiyetleriyle kaybetmiş, ardından teknik direktör değişikliğine gitmişti. Şimdi önünde hem sonuç alma hem de yeni bir başlangıcın işaretlerini verme fırsatı vardı.
Petev'in Mardin'deki ilk lig maçı ise rastgele bir yerde değil, ligin en zor deplasmanlarından birinde(bir senedir sahalarında yenilgi almayan), ikinci sıradaki Bursaspor'un sahasında geldi. Yeni hoca, yeni düzen, ligin en yüksek taraftarı olan deplasman, ligin en formda takımlarından biri. Böyle bir ilk maç, kimsenin "sıradan bir başlangıç" demeyeceği türden bir sınavdı. Sonuç: Bursaspor 1-2 Mardin 1969 Spor. Skor, yeni dönem için mümkün olan en iyi başlangıçlardan biriydi. Ancak bir galibiyetin, yeni bir oyun anlayışının kanıtı sayılması için henüz erkendi.
"Kendi Oyunumuzu Oynayacağız" Demek ile Oynamak Arasında
Maç öncesi Petev'in söylediği iki şey dikkat çekiciydi: Kendi oyunlarını sahaya koyacaklarını ve oyuncuların vereceği reaksiyonu görmek istediğini.
Ama burada dürüst olmak lazım: Teknik direktör değişiminden maça kadar geçen süre iki haftaya yakındı ve araya milli ara girdi. İki haftada bir takımın oyun felsefesini kökten değiştirmek mümkün değil; en fazla organizasyonu, görev dağılımını ve oyuncuların kafasındaki hiyerarşiyi ayarlayabilirsiniz. Bu yüzden Bursa maçına "Petev futbolu nasıl oynuyor" sorusunun cevabı olarak bakmak erken. Doğru soru şu: Petev'in ilk haftalarında ne değişti ne aynı kaldı?
Teknik direktör değişikliklerinin ardından oynanan ilk maçları değerlendirirken sonuçla oyunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Çünkü yeni bir hocanın ilk karşılaşmasında kazanması, onun bütün fikirlerini takıma yerleştirdiği anlamına gelmez. Bazen yeni bir başlangıç, mevcut alışkanlıkların daha disiplinli uygulanmasıdır. Bazen de henüz tam olarak yerleşmemiş bir planın içinden, oyuncuların bireysel kalitesiyle bir sonuç çıkar. Mardinspor'un Bursaspor karşısındaki galibiyeti de bu ayrım üzerinden okunmalı.
Maçın ilk büyük anı, Cingöz döneminin imza sahnesine benziyordu. 21. dakikada Bursaspor savunmasının hatasını yakalayan Tonio Teklić, ceza sahasına girerken çektiği şutla topu direğin dibinden ağlara gönderdi. Topu rakibe bırak, hatayı bekle, tek atakta bitir.
Dino Buzzati'nin Tatar Çölü'nde genç subay Drogo, uçsuz bucaksız bir sınırdaki kaleye atanır ve hayatını gelmesi muhtemel bir düşmanı beklemekle geçirir. Mardin'in bu sezonki futbolu tam olarak o kalenin futbolu: Topu rakibe bırakır, mevziisini korur ve bir tek şeyi bekler, düşmanın hata yaptığı o anı.
Maçın son vuruşu da aynı karakterdi: 90+4'te Mardin kontrayla çıktı, Dimitrov topu ceza alanına kadar sürdü ve çaprazdan sert bir şutla skoru 1-2 yaptı. Yani iki gol de geçiş oyunundan ve rakibin açık verdiği anlardan geldi. Bu, bir kimlik değişimi değil, kimliğin korunmasıydı. Takımın en kuvvetli silahı hâlâ aynı.
Nuri Bilge Ceylan'ın Bir Zamanlar Anadolu'da filminde bütün gece süren arayış, şafağın ağarmasıyla anlam kazanır. Mardin'in gecesi de 90 dakika boyunca sürdü ve şafak, uzatmaların dördüncü dakikasında söktü. Alhassan'ın 90+7'de gördüğü kırmızı kart, bu uzun gecenin son bedeliydi.
Belki Değişen: Baskı Altındaki Zihin
Asıl fark, bence sayıların ya da dizilişin ötesinde, oyuncuların baskıya verdiği cevapta gizliydi. İkinci yarıda Bursaspor sahaya yayıldı. Mardin'in 21. dakikada attığı golden itibaren her dakika artan Bursaspor baskısı, 81'de Iheanacho'nun golüyle eşitliği bulunca, ben ve maçı izleyen seyircilerin büyük bölümü maçın artık Bursa'ya geçeceğini düşünüyordu. Zira sezonun bu noktasına ikinci sırada gelmiş, baskın ve taraftarının büyük ilgi gösterdiği bir takımın sahasında oynanıyordu.
İşte tam burada, Iğdır ve Kayserispor maçlarının hikâyesi yeniden yazılabilirdi: baskı, direnç, çöküş. Mardin dağılmadı. Beraberlik golünden sonra oyundan kopmadı ve son dakikalarda kararlılığı elden bırakmadı. Petev'in hazırlık haftasında vurguladığı "reaksiyon" tam da buydu. Bu, bir taktik değişiklikten çok, bir ruh hâli değişikliği; yenilginin gölgesinde değil, rakibin yüküne rağmen oynayan bir takım.
Rakamlar: Kuşatmadaki Kale
Veriler, maçın hikâyesini çıplak biçimde anlatıyor. Bursaspor 28 şut çekti, Mardin 4. Beklenen gol (xG) tablosunda fark daha da büyük: 2,16'ya karşı 0,38. Topla oynamanın %75'i Bursaspor'daydı; pas sayısı 618'e 203'tü. Rakip ceza sahasında topla buluşma sayısı ise 33'e 3. Yani Mardin maçın büyük kısmında ceza sahasını savundu ve rakip alana yalnızca üç kez girdi.
Bu kuşatmanın içinde bile savunma bloğu direndi. Bursaspor 31 orta yaptı, yalnızca 5'i isabetli oldu. Mardin hava toplarında 15'e 10 üstündü; Uğur Adem Gezer 3'te 3, Dorde Denić 4'te 3 hava topu kazandı. Mardin 44 kez uzaklaştırma yaptı (Bursaspor 18) ve 17 faul yaptı (Bursaspor 9). Maç sonunda 5 sarı ve Alhassan'ın ikinci sarıdan kırmızısı bu direncin bedeliydi.
Oyuncu verileri de aynı hikâyeyi anlatıyor. Bursaspor'da Iheanacho 7 şut çekti, 4'ü isabetliydi, biri gol oldu; Baran Başyiğit 5, Boutrah 4 şut denedi. Mardin tarafında ise sayfalar dolusu ofansif veri yok; onun yerine savunma işçileri öne çıkıyor: Alhassan 7, Teklić ve Dimitrov 6'şar sahipsiz top kazandı, Mustafa Şengül iki şut engelledi. İki golcünün aynı anda en çok top kapan isimler arasında olması, takımın hücumunun savunmasından doğduğunun özeti.
Asıl çarpıcı olan verimlilik: Dört şutun ikisi gol oldu, yani 0,38 xG'den 2 gol çıktı. Bursaspor ise 2,16 xG'den tek gol üretti. Sayılara bakılırsa Bursaspor daha fazlasını hak etmişti; Mardin ise kazanmayı bildi.
Sezon geneline bakınca bu daha da anlamlı. Bursa öncesinde ilk sekiz haftada Mardin 9 gol atmıştı, ürettiği pozisyonların xG toplamı yaklaşık 12,7'ydi; yani takım yarattığı fırsatların 3,7 gol altında kalmıştı, ürettiği 16 net fırsatın 10'u golsüz bitmişti. Bursa gecesi bu açığı büyük ölçüde kapattı: 0,38 xG'den 2 gol, yaklaşık +1,6'lık bir fazla. Sezonun ilk haftalarında şanssız görünen bitiricilik, bir gecede şansın tersine döndü. Bu, bitiriciliğin kalıcı olarak düzeldiği anlamına gelmez; hâlâ sorulacak soru, rakibin 2,16 xG ürettiği ve kendisinin 0,38 ürettiği bir maçı kaç kez kazanabileceği.
Yaşlı Adam ve Deniz
Hemingway'in Santiago'sunu hatırlayalım: Dev bir kılıç balığını yakalar ama köpek balıkları onu parça parça yer; sahile balığın iskeletiyle döner. Mardin'in Bursa'daki ikinci yarısı, bu tablonun ilk kısmına çok benziyordu. 57'de Iheanacho'nun sert vuruşunu Erce Kardeşler çıkardı. 69'da Eyüp Akcan, Mardin savunmasının hatasından gelen pozisyonu kaçırdı. 81'deki golün öncesinde Jürgen Elitim sağ kanattan ceza sahasına girmiş, karambol sonrası top Iheanacho'nun önünde kalmıştı.
Köpek balıkları gelmişti. Ama Mardin, Santiago'dan farklı olarak balığı iskelete çevirmedi.
Petev ve "Tarz" Meselesi
Sahaya yansıyan şey ise 4-4-2'ydi (Bursaspor 4-2-3-1 ile oynadı): iki sıralı, kompakt, alan daraltan bir blok. %25 topla oynama, 203 pas (bunların yalnızca 119'u isabetli), rakip ceza sahasında üç topla buluşma. Bu, "yeni bir tarz" değil, Mardin'in sezon başından beri bildiği reaktif oyunun en katı hâli. Ahmet Cingöz'ün Mardin'i ile Ivaylo Petev'in Mardin'i arasında ilk maçta ölçülebilir bir fark görmek zor; ama bu da normal.
Bu yüzden Bursa'ya bakıp "Petev futbolu" demek erken. Hemen hüküm verecek doneler yok. Petev için doğru soru şu: Takım topa sahip olması gereken maçlarda ikinci bir kimlik üretebilecek mi? Bursa bu soruyu cevaplamadı, çünkü maç yine geçiş oyunuyla bitti.
İzlenecek göstergeler belli: Top çıkışı (203 pas yetersiz), pres yüksekliği, öne geçince oyun yönetimi, duran toplardan üretim. Cevap birkaç maç sonra belli olur.
Dokuz Haftanın Hesabı
Mardin 1969 Spor, dokuz haftanın sonunda 4 galibiyet, 3 beraberlik ve 2 mağlubiyetle 15 puana ulaştı; 11 gol attı, 6 gol yedi. Bursaspor maçı öncesi 12 puanla 7. sırada olan takım, ikinci sıradaki rakibini deplasmanda yendi.
Kürtçede bir söz var: "Hûrık hûrık dagır tûrık." (Ufak ufak doldur dağarcığını.) Mardin'in sezonu tam bu: Tek tek, gösterişsiz, bazen tek şutla, bazen son saniyede biriken puanlar. Dağarcık 15'e doldu.
Kapanış
Cingöz döneminin son iki haftası, bir takımın nasıl tökezleyebildiğini gösterdi. Petev'in ilk maçı ise tökezledikten sonra ayağa kalkmanın mümkün olduğunu. Mardin'in asıl sınavı bundan sonra başlıyor: Kalede beklemekten, sahaya çıkıp oyun kurmaya geçerken. Tatar Çölü'ndeki kale, düşman gelmeyince çürür; gelince ise ayakta kalanı seçer.
Teklić'in 21. dakikadaki golü ile Dimitrov'un 90+4'teki golü arasında yaşanan 70 dakikalık direniş, yeni hocanın eseri mi, eski düzenin son nefesi mi? Bunu yeni haftalar söyleyecek.
Yorumlar
0 yorum