Doğum Tarihi:
Doğum Yeri:
Adnan Kurt kimdir?
--reklam--
Adnan Kurt Kitapları - Eserleri
- Şamanın Doğuşu
- Şamanın Yükselişi
- Şamanların Savaşı
- Bir Laboratuvar Romansı
- Yaşam Nedir? Gelecek 50 Yıl Biyolojinin Geleceği Üzerine Spekülasyonlar
--reklam--
Adnan Kurt Alıntıları - Sözleri
- Kainatın ve içinde yer alan her şeyin ruhu tek bir ruhtur. (Şamanların Savaşı)
- Olay sadece sinema değil elbette... Radyo, sinema, TV ve şimdi internet. Tüm insanlığı neredeyse aynı kaynağa bağladılar. Aynı kaynaktan beslenen toplumlar ne verilirse zamanla onu kabul ettiler.' (Şamanların Savaşı)
- “... kapitalist misin diye sorsalar, yırtıp gömleğini, aç bağrını ve "üç kuruşsuz yaşayabilir misin be birader" şarkısını söyle -sağ ayağını ileri atarken kağıt para çiğneyerek. hiçbir noktalı çizgiyi imzalama. insanları eleştiren ama başka hiçbir şey yapmayanları eleştirme tuzağına düşme. hiçbir şey yaratma, yanlış anlaşılır. bu değişmeyecektir, ve seni izleyecektir yaşamının sonuna dek. ne yaparsın bir hayat için diye sorsalar ben gülerim bir hayata demelisin. intihar ederim eğer bana iyi davranmazsan diyenlere güvenme. dünya sorunlarını sahipleniyor musun diye sorulduğunda, bunu soranın gözlerine bak, derin derin; tekrar sormayacaktır. ... üzerine yazılmamış hela duvarlarından sakın. kendine doğru bakman istendiğinde.... asla bakma. ve ne zaman asıl ismini sorsalar.... asla söyleme.” (Bir Laboratuvar Romansı)
- Her yeteneği açan bir anahtar vardır ve anahtarlar kutsal kitaplarda gizlenmiştir... (Şamanın Doğuşu)
- Yapılan her tercih, tercihi yapana aittir ve sonucu neyse onu da yaşayacaktır. (Şamanların Savaşı)
- "Sen ve yağmur. Başa dönemezsiniz. Öyle bir yol yürüdünüz ki ancak dönüş yolunu yok ederek gelebilirdiniz inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine. Yağmur yalnız yağarken yağmurdur sen yalnız senken sensin burada kalamazsın ve başa dönemezsin gitmek zorundasın." (Bir Laboratuvar Romansı)
- Oğlum bir şeyi anlamak için mutlaka yaşaman gerekmez, başkalarının yaşadıklarından ve yaptığı hatalardan ders almasını öğren. (Şamanın Doğuşu)
- Bizler her birimiz farkında bile olmadan belki de her gün onlarca kez bir evrenden diğerine geçiyoruz. Yaptığımız her seçimin, verdiğimiz her kararın sonunda aslında biz algılamasak bile içinde yaşamakta olduğumuz evrenden yeni seçimimize göre yeniden şekillenen başka bir evrenin kapısından içeri giriyoruz. (Şamanın Doğuşu)
- Aslında her şeyin kaynağı insanın iç dünyasıdır. İç dünyayı gördüğümüz dünyaya yansıtan asıl kaynak ise kişinin kalbidir. (Şamanın Doğuşu)
- “Prag Mezarlığı’nda Israil’in 12 kabilesinin temsilcilerinin 1800'lerde dünyayı ele geçirme planlarını açıkladığı toplantıya ilişkin bir öykü ̧ anlatılıyordu. Gezi rehberimiz 12 kabilenin ve İsrail'in tarihine ilişkin bilgiler verirken, "Türklerin de 13. kabile olduğunu biliyor muydunuz?" diye sordum, Koestler'in iddiasını kastederek. "Bu bir şakaysa, lütfen söyle!" diye çıkıştı ve ekledi: "Gerçekten de, Kral David'in 13 oğlu olduğu ve kutsal kitapta 12’sinden söz edilip 13.oğlunun sır olduğu söylenir.” (Bir Laboratuvar Romansı)
- “... Bu insanlar -yani seni istemeyenler- nefret etmeye başlarlar kendilerinden seni konuşmak zorunda kaldıklarından. ve ardından sen -kendin başlarsın nefret etmeye kendinden bunca nefretin kaynağı olduğundan. Görebileceğin gibi bunlar, ama hepsi, bir büyük patlamayla biter. Asla güvenme yağmurluklu bir polise. Onun dilinden konuş eğer deyimlerinin modası geçmiş ve sen bunları çoktan aşmışsan, daha kolaydır geri dönmek o çağlara. Netlikle anlayabileceği şeylerden konuş. Basit söyle ki konuşmayı sürdürebilesin. Dinledikten sonra seni, iyi ya da kötü ̧ diye sınıflandırabilir. Herkes bunu yapacaktır. Bazıları için yalnızca iyi ve kötü vardır. Her durumda, bu ona biraz olsun önemliymiş hissi verecektir. Daha iyisi uzak durmaktır bu insanlardan. Dikkatli ol coşkularına karşı Bunlar anlıktır ve yakanı bırakmaz. ...“ (Bir Laboratuvar Romansı)
- Ve insan aşkı tatmadan onun zıddı olan nefreti layığı ile yaşayamaz! Ve tadılan aşk ne denli büyük olursa duyulacak nefret de o denli büyük olur! (Şamanın Yükselişi)
- Her insanın sonsuza değin uzanan aurası doğal olarak başka insanlarla kesişiyor. Tıpkı matematikteki kesişen kümeler misali. İşte bu sayede temelde bir enerji dalgası olan düşünceler çok uzaklarda olan bir insanı etkileyebiliyor. O kişiyi düşündüğümüzde onun aklına geliyor olmamızın temel sebebi budur. Aslında dünya dediğimiz şey (ve hatta kâinat) auramızın üzerine sahip olduğumuz genetik bilginin yansımasından başka bir şey değil. (Şamanın Yükselişi)
- ‘Kuranı Kerim’de bir ayet ne der bilmek ister misin baba? ‘ ‘Elbette!’ ‘Düşüncelerinizden de sorumlusunuz!’ (Şamanların Savaşı)
- ...insanın bir değil tam üç beyni var. İlki; zaten bildiğimiz ve kafamızda taşıdığımız beyin. İkincisi ise; dokusal yapısı itibariyle beyinle aynı hücresel yapıdan teşkil olan kalp. Üçüncü; kıvrımlı şekli ile neredeyse şeklen zaten beyne benzeyen bağırsaklar. Özellikle bağırsakların içinde yer alan ve gıda özlerinin kana aktarılmasını sağlayan sinir uçlarının da beyindeki hücresel yapıyla aynı olduğu yazıyor bu yeni bilgide. Buna göre bilinç üçe ayrılıyor: Mantıksal bilinç beyin tarafından kontrol ediliyor. Duygusal bilinç kalp ve sezgisel bilinç ise bağırsaklar tarafından. Tüm, Tanrısal kaynaklı kutsal metinlerde kalbe neden bu denli atıfta bulunulduğunu daha iyi anladım. Kalbi ve kanı kullanarak bilinç düzeyini değiştirme mevzusu şimdi iyice netleşti. Elbette Tanrısal kaynaklı tüm kutsal metinlerde neden oruç tutulmasının emrolunduğu bu yeni bilgi ile tam yerine oturdu. Oruç sayesinde bağırsaklarda bulunan ve beyinle aynı hücresel yapıda olan sinir uçları sezgi denilen yetenek için kullanılmak üzere boşa çıkmış olacak. Bağırsaklarda yer alan bu sinir uçları ne denli sezgi için kullanılırsa insanın sezgi yeteneği de o denli artmakta bu gizemli bilgiye göre. Ancak bunun gerçekleşmesi için elbette az yemek ve dikkati bu bölgede yoğunlaştırmak şart. Geçmiş yıllarda -Ki enerjisi- üzerine ulaştığımız bilgi şimdi tam değerini buldu. Bedende bu enerjinin depolandığı yer tam olarak karın bölgesiydi. Bağırsaklarda bulunan bu sinir uçları -Ki enerjisi- ile iyice aktif hale geliyor. (Şamanın Doğuşu)
- His ruha ait bir olgudur, duygu ise hissin bedende salgılanan hormonlar sayesinde açığa çıkmış halidir. Mesela; açlık bir histir. Ama insan zihninde kendini bir şey yerken hayal eder, adeta hayalinde yediği o şeyin tadını alacak kadar ileri giderse bu artık duygu haline dönüşür. Beden hala açtır ama bilinçaltı sizi tok kabul eder! Çünkü o istek ruhtan alınıp bedene yüklenmiştir artık. Hayalde canlanan şey, hayalde yaşanmak yerine tasarımda kalır ve his ile desteklenirse bu ruha; “Ol” emrini vermek anlamına gelir. (Şamanın Yükselişi)
- Elimi uzatsam tutacak mesafede olduğunu hissettiğim halde bir türlü ulaşamadığım bir sürü isteğim oldu. (Şamanın Doğuşu)
- Her şey zıddı ile değer bulur, kötü olmadan iyinin ne olduğunu nasıl anlar ki insan. (Şamanın Doğuşu)
- Hayat ol ve öl emri arasında sıkışıp kalmış bir şey... (Şamanın Doğuşu)
- Hayat, her şey bitti derken yepyeni bir sayfa açmıştı ve doldurulmayı bekleyen daha pek çok sayfa vardı. (Şamanın Doğuşu)
Yorumlar
0 yorum