Doğum Tarihi: 1930
Doğum Yeri:
Ölüm Tarihi: 1984
Ölüm Yeri:
Halil Kocagöz kimdir?
1930 yılında Söke’e doğdu. Kocagözoğlu İlkokulunu, Galatasaray Lisesi’ni, İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi. Şiirleri çeşitli yerli ve yabancı dergilerde yayınlandı. Türk radyolarında şiir ve destanları yayınlandı; Fransa’da Grenoble radyosunda okundu ve el yazmaları sergisinde sunuldu. 1963 de Türk Edebiyatçılar Birliği adına, Bruxelles, Knokke Le Zoute’daki yeryüzü ozanları toplantısına katıldı. 1967yılında “Haute- Academie Internatonale de Lutece Paris” in, uluslar arası gümüş madalya ödülünü aldı. Türk Dil Kurumu üyesiydi. Bir kızı, iki oğlu var. Eşini 1981 yılında amasız bir sayrılık sonucu yitirdi. Uzaya Kaçış isimli romanını 1982 yılında yazdı. 1984 yılında ansızın aramızdan ayrıldı.
--reklam--
Halil Kocagöz Kitapları - Eserleri
- Ötleğen Kuşu
- Ötleğen Kuşunun Sonu
- Uzaya Kaçış
- Yitik Duman
--reklam--
Halil Kocagöz Alıntıları - Sözleri
- Bulut gider Aydın'a Sen git işine kaydına Bulut gider Ada'ya Sen gir kapan odaya! (Ötleğen Kuşu)
- - Herkes, yaralı bir yaşam kahramanıdır, dedi Tan, çünkü belirli sonları başuçlarında kılıç gibi asılı dururken, özveriler içinde yaşamaya direnirler hep ... (Uzaya Kaçış)
- Düş üstüne düştükçe gerçek! (Yitik Duman)
- -Karıncalar gibiyiz işte, dedi, hani bir dev ayak üzerlerine basınca kimi ezilir, kimi yolunu sürdürür.. (Uzaya Kaçış)
- Dal karpuzu taşımaz, Gecede gün ışımaz. Yeryüzünde sevmeyen Yüce dağlar aşamaz!... (Ötleğen Kuşu)
- Mutlu gözlerle bakınca, tabiat da bir yoldaş değil midir? (Ötleğen Kuşu)
- Bu evrende, yalnızca ölümlü yeryüzü yok. Elden ele, daldan dala, kuşaktan kuşağa yükselen sonsuz bir hayat var... Önemli olan, hepimizin bu sonsuz güzelliğe akışımızdır... (Ötleğen Kuşu)
- - Ben olmak, ya da olmamak diye bir şey yok diyorum, dedi Tan, çünkü gerçek, sonsuz bir bütünün var oluşu! .. Çünkü varlık, sürekli olarak öznelliklerin nesnelliklerke sürmesi, genel bir sürece, genel bir bilince, genel bir evrime katılışı çünkü ... İnsan, anılarla, düşlerle, düşüncelerle var ... (Uzaya Kaçış)
- Şimdi tok sesli babalardan biri oldum diye, altın yürekli çocukluğumu nasıl unuturum? Zaten, tüm kişiler de unutmaz onu. Unutsa bile aldanır, hem yitirir kendini… Çünkü çocukluk, büyüklük, bir sınırla ayrılmış değildir ki. Bir bakarsınız o, dedelerin tatlı bakışlarında bile… Ninelerin içli yüreğinde bile… Bir minik kuş sıcaklığıyla görünüverir! (Ötleğen Kuşunun Sonu)
- Çaresizliğimizse, şu sonsuz küçükle, sonsuz büyük arasında olmamızdan geliyor. (Uzaya Kaçış)
- Kişi ne ederse kendine yine kendi kendine… (Ötleğen Kuşunun Sonu)
- "İçimde bir sevgi ya da barış özlemi vardı." (Ötleğen Kuşu)
- Çok büyük adımları ben yürüyorum sessiz (Yitik Duman)
- Hepimiz, gelecekten bakılacak bir gözle yalnızca saydam bir bilinç köprüsüyüz. (Uzaya Kaçış)
- Biz insanlar olmasak, hayatı çoğaltan, doğaya güç katan bir eksiklik olmaz mıydı acaba? Demek ki onlar bizim için, biz de onlar için varız! (Ötleğen Kuşu)
- Bence zaten her varsayım görecelidir... Ve her son zaten yeni bir başlangıç getirir... (Uzaya Kaçış)
- Düş üstüne düştükçe gerçek! (Yitik Duman)
- Üzgüleri anılara gömmek, kişinin en ince ustalığı. Bu da olmasa, yaşama nasıl direnir, gerçeğe nasıl baş kaldırabilirdik? (Uzaya Kaçış)
- "Yer... Gök...Su..." diyordum.Daha çok, varlığını yalnızken duyduğumuz arkadaşlardı onlar... Mutlu gözlerle bakınca, tabiat da bir yoldaş değil midir? Belki de, belki de... Kendi içimiz bile! (Ötleğen Kuşu)
- Tabiatın size verdiği yeteneklerin üzerine eğilin, göreceksiniz ki başaramayacağınız bir iş kalmayacak... (Ötleğen Kuşu)
Yorumlar
0 yorum