Türk yazar İsmail Yılmaz edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında İsmail Yılmaz hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. İsmail Yılmaz hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte İsmail Yılmaz hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1952

Doğum Yeri: Bilecik

İsmail Yılmaz kimdir?

1952′de Bilecik′in Alpa gut köyünde doğdu. Bursa İmam-Hatip Lisesi ve Uludağ Üniversitesi Bursa İlahiyat Fakültesi′ni bitirdi. İnegöl , Nazilli ve Bilecik liselerinde öğretmenlik yaptı.Bakanlık görevlisi olarak üç yıl Türkmenistan’da bulundu.Fransızca,Rusça,Arapça,Farsça ve Gürcüce dillerini;Türkçe’nin Uygurca,Kırgızca,Kazakça,Türkmence ve Azerice lehçelerini bilen yazar halen öğretmen emeklisi olup evli ve iki çocuk babasıdır. Çeşitli gazete ve dergilerde yazılar neşreden yazar;’Bir namludur Yüreğim ‘romanıyla 1986 Sedat Yenigün roman 1.lik, ‘İslam’da Çevre sorunları’ eseriyle Çevre Bakanlığı 1.lik ‘Ulu Çınarın Kökleri’ ile de Milli Eğitim Bakanlığı tiyatro ödüllerini aldı.Öğrencilik yıllarında makale ve öykü dallarında da ödülleri olan yazar , bir süre Türkmenistan Televizyonunda Türk dili danışmanlığı yaptı.Aşgabat’ta Türk Dünyası şairler Antolojisi çalışmalarına katıldı.Karakum ve Literatürno Aşgabat dergilerinde Türk-Türkmen kültürüne yönelik makaleler yazdı Yayınlanmış eserleri: Korkunun Bekçileri, Bir Namludur Yüreğim, Güneşin Öldüğü Yer, Yuvasız Kuşlar, Çanlar Sustu, Gökyüzü Yangınları, Ulu Çınarın Kökleri, Akpamuk, Gülcehan, Karaca, Yartıkulak, Yetimce Yayımda olan eserler: Duman Dağanda, Türkmenistan Halk Kültürü, Yedigen, Yasaklanmış şiirler, Çorap söküğü.

--reklam--

İsmail Yılmaz Kitapları - Eserleri

  • Kan ve Kum
  • Yuvasız Kuşlar
  • Güneşin Öldüğü Yer
  • Çanlar Sustu
  • Korkunun Bekçileri
  • Bir Namludur Yüreğim
  • Gökyüzü Yangınları

--reklam--

İsmail Yılmaz Alıntıları - Sözleri

  • Bir yerde bir kurtuluş çizgisi olmalı. Duvarın ötesinde, labirentlerin bitişinde, karanlığın aydınlığında, insanı insan yapan bir şeyler olmalı. Ama nerede? (Korkunun Bekçileri)
  • "İnsanın insana zulmettiği yerde, köpekten daha sadık bir dost bulunur muydu?" (Yuvasız Kuşlar)
  • Çanlar çalıyordu şimdi dan dan dan. Sesler büyüdü, çanlar devleşti, sallantıların hızı çoğaldı. Çanların içindeki kampanaların yerini insanlar aldı. Şimdi insanlar sallanıyordu bacakları havada, kafaları aşağıda. Neden sonra farkına vardı yalnızlığının. Şu koca dünyada yapayalnızdı Sinan. (Çanlar Sustu)
  • "Süslü ve gösterişli elbiseleri ancak ahiretten bir şey ummayanlar giyer." diyen Peygamberimiz; vücudunun yarısına kadar yeten bir küçük hasır üzerinde, etlerinde izler çıkarak oturan ve yanında bulunan toprak pencerede haşlanmış bir avuç arpadan yiyerek yaşamıştır. İçi hurma yaprağı dolu bir şilte, bir koyun postakisi, yıkana yıkana eskimeye yüz tutmuş bir ihram ve arpa... İşte Allah Rasulü'nün saltanatı. (...) Ülkenin en fakiri gibi yaşamak... Sultan da olsan ilken bu olmalıdır. (Çanlar Sustu)
  • Göğe tüküren kendi yüzüne tükürür, diyordu ihtiyar adam. Kendi yüzüne tüküreceğin zamanı yaşamak istemiyorsan hesabını veremeyeceğin işlere karışmayacaksın. Sen tanıdığım insanlara benzemiyorsun delikanlı, farklısın daha kötülüğe alışmamış bir kadının gözleri gibi tertemiz bakıyorsun insana. İnanmaya hazır bir yolcu... Çok kötü şeyler geçmiş olmalı başından. Bu nedenle yaldızlı sözlere, dost görünen kahkalara pek güvenme delikanlı, gözlere bak sen, gözler asla yalan söylemez. (Çanlar Sustu)
  • O yörenin insanları bahar gelince yaylaya çıkar ve obaların ortasına kocaman bir ateş yakarlar. Yalımlar yüzlere vurdukça karşılıklı maniler çoğalır, delikanlıların yüreğinde bir şeyler olur. Renk renk gölgelerin arasına gördüğü bir çift göz ısıtıverir içini. Sevda denilen gözle görülmez yarattığa yakalanmıştır insan. Gel artık kurtul kurtulabilirsen. (Çanlar Sustu)
  • Ben hep böyle mi yaşayacağım; bir şeylerin hasretini çeke çeke, sahipsiz, kimsesiz ve başıboş? Baba evinden atılmanın sıkıntısı. Hani, izbeliklerde kendi kendine bitiveren bitkiler vardır; sahipsiz, kimsesiz, tımarsız, gübresiz, susuz yeşerir durur. İşte ben... (Korkunun Bekçileri)
  • "Herşeyin bir zekatı vardır. Yüzün zekatı da tebessümdür." (Korkunun Bekçileri)
  • "Sevgiyi düşünüyor Tahir. Nasıl bir duygudur sevgi, hatırlamıyor artık. Öyle yalnız ve öyle bozgun bir yerde ki çırpındıkça gömülüyor zulmün içine. Yoksa bir zamanlar sevmiş miydi? Nasıl sevgiyse, öylece tortudan bir kaya gibi katılıp kalmış yüreğinde. Hiç durmadan Esma'sını düşünmek istiyor, düşünmek ve yine düşünmek... Ama düğüm düğüm atılan zulüm ilmeklerini çözmekten sevgiyi düşünecek zamanı yok." (Yuvasız Kuşlar)
  • Kapalı dünyaların insanıyız biz, bir sürü tabular dolaşır kanımızda. Yenilik gördük mü tepemiz atar. (Korkunun Bekçileri)
  • - "Ne gökyüzü çekiyor beni, ne yeryüzü. Sanki bütün kıyametler içimde kopuyor. Kimim ben? Neyim? Ne arıyorum bu gezegende? Sosyalizmmiş, kapitalizmmiş laf!... Artık ben kanlı cinayetlerden de korkmuyorum. Benim esas korkum insanların içinde hergün kopan cinayetlerdendir. Ne biçim bir zulüm yaşadık biz?" (Yuvasız Kuşlar)
  • Gurur... İşte benim sürüngen yolumda yürürken, ensemde taşıdığım putum. (Korkunun Bekçileri)
  • "Dağın ötesi yine dağ, yolun ötesi yine yol, ama insanın ötesi insan değildi. Bir top güllesi, bir kurşun ıslığı yardımıyla ötelerin kapısı aralanıyor ve insan çekip gidiyordu." (Kan ve Kum)
  • "Şu birkaç gün içinde sanki bin yıl yaşamış gibi yoruldum." (Korkunun Bekçileri)
  • - İnsan, her şeyi her zaman unutamaz. (Korkunun Bekçileri)
  • "Bir daha birbirimize ulaşamayacak kadar gururdan buzul bağlamış dünyalarımız vardı." (Korkunun Bekçileri)
  • Kendini düşünmek büyük bir olaydır. Oysa bizler hiç düşünmeden bir ölünün toprağına adımlar geçeriz de, bir zamanlar onun kim olduğunu aklımızın ucundan bile geçirmeyiz. Peki neden böyleyiz ? Neden böyle ayçiçeği tabiyatlı, semşamar mezhepliyiz ? Ben kibir derim buna. İnsanı buralara kadar düşüren kibirdir. Oysa insan, öncesi meni ve sonrası leş olan bir pisliktir. Kibirlenmek senin neyine be ahmak? (Çanlar Sustu)
  • "Tahir, pantolonunun paça kıvrımında sakladığı küçük şişeyi arkadaşlarına gösterdi: -Babamın gözyaşları... Benim direnme gücüm. Ak saçlı gazı babacığım içindeki özgürlük hasretini iplik iplik örerek yıllarca ağlamış. Eğer buradan kurtulursam Türkiye'ye kaçarak Söğüt'e gideceğim. Orada yatan Ertuğrul Gazi'ye vereceğim bu gözyaşlarını. Babamın vasiyetidir." (Yuvasız Kuşlar)
  • "Artık sen sıradan insan değilsin. Ölümleri göre göre zulümleri yaşadım. Öyle bir kaç gün aç kalmakla 'acıktım.', susuz kalmakla 'susadım.' diyecek kadar güçsüz olamazsın." (Yuvasız Kuşlar)
  • Oysa ben, dünyaya düşmanlık için değil,sevgi için gelmiştim.Yılanı da kucaklayacaktım çıyanı da...Ama şimdi sevgimi çalmıştı yılanlar (Kan ve Kum)