İngiliz Roman Yazarı Sarah Waters edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Sarah Waters hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Sarah Waters hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Sarah Waters hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 21 Temmuz 1966

Doğum Yeri: Neyland, Birleşik Krallık

Sarah Waters kimdir?

1966’da Wales’te doğdu. İngiliz Edebiyatı eğitimi aldı. Üniversite eğitimi sırasındaki araştırmaları dolayısıyla, 19. yüzyıl pornografisini inceledi ve bu çalışmalarında edindiği bilgileri ilk romanı Tipping the Velvet’te (1998) kullandı. Open University’de öğretim görevliliği yaptı. 2000 yılında Sunday Times tarafından “Yılın Genç Yazarı” seçildi. Yazarın ikinci romanı Affinity 1999’da yayımlandı. 2002 yılında yayımladığı Ustaparmak, BBC tarafından üç bölümlük bir dizi halinde filme çekildi. Sarah Waters, 2006’da yayımladığı son romanı The Night Watch’la Booker Ödülü’ne aday gösterildi. Halen Londra’da yaşamaktadır

--reklam--

Sarah Waters Kitapları - Eserleri

  • Ustaparmak
  • Pansiyonerler
  • Gece Nöbeti
  • The Little Stranger
  • Affinity
  • Tipping The Velvet

--reklam--

Sarah Waters Alıntıları - Sözleri

  • Bilmiyordu. Düşünemiyordu. Zihni o kadar uzağa ulaşamıyordu. (Pansiyonerler)
  • “O bir eşkıya,” dedi Frances küt diye. “Ama onu o hale kim getirdi? Bizler getirdik. Savaş. Yoksulluk. Gazetelerin ta kendisi. Filmler! Bir adamı öldürmenin böbürlenilecek bir şey olduğu bir dünyadan geliyor. Onu suçlayabilir misin?" (Pansiyonerler)
  • "Geçmişi düşününce komik. Sadece birkaç yıl oldu ama haklusın sanki asırlar önceymiş gibi geliyor. Bazı şeyler o zaman daha kolaydı. Bir şeyleri yapmanın belirli yolları vardı, değil mi? Bir başkası senin için karar verir, bir şeyi yapmanın en iyi yolunun o olduğunu söylerdi, sen de öyle yapardın. O zaman bu moralimi bozardı. Barışı iple çekerdim,barışta yapabileceğim bütün o şeyleri... O şeylerin ne olduğunu sanıyordum acaba, hiç bilmiyorum. " (Gece Nöbeti)
  • Bazen bir başkasının adına yardım istemek kendimiz için istemekten daha kolaydır, değil mi? (Ustaparmak)
  • "Onu düşünmekten vazgeçmeye çalıştıkça, kendime "O senin için hiçbir şey değil," dedikçe, düşüncesini kalbimden koparmaya çalıştıkça o daha çok orada kalıyordu." (Ustaparmak)
  • “Ama zaten, erkekler kendi yapmak istedikleri şeyleri kadınların yapmasını asla istemezler, bunu fark ettiniz mi?” (Pansiyonerler)
  • . Sanki bekliyormuş gibi gözlerini gözlerimde tuttu. Kanının boğazında attığını gördüm. Benimki ona uyacak şekilde atıyordu, kalbim göğsümde döndü; ve bence, eğer onu o zaman kendime çekseydim, beni öperdi. Seni seviyorum deseydim, o geri söylerdi; ve her şey değişecekti. Onu kurtarmış olabilirdim. ... (Ustaparmak)
  • "Bayan Lily, sizin cinsiyetinizin sahip olması gereken bir şey olduğunu düşünüyorum." Maud yutkundu. "Nedir, Bay Rivers?" "Tabii ki özgürlük," diye yanıtladı yavaşça. "Benimkiyle aynı." (Ustaparmak)
  • . Hastalığınız için bir adımız var. Biz buna hiper estetik diyoruz. Kendinizi edebiyata kaptırmaya teşvik edildiniz; ve fantezi organınızı iltihaplandırdınız. ... (Ustaparmak)
  • “Bazen işler sarpa sarar. Bazen öyle çapraşık bir hal alır ki anne, girdap gibi içinden çıkılamaz hale gelir. Bir adım atarsın ve sonra kurtulamazsın ve..." Devam edemedi. (Pansiyonerler)
  • Bir hırsızın bile zayıf tarafları vardır. (Ustaparmak)
  • erkekler kendi yapmak istedikleri şeyleri kadınların yapmasını asla istemezler. (Pansiyonerler)
  • Belki de böyle bir adam için söylenilebilecek en iyi şey ücret karşılığında her tür işi kabul edeceğiydi... (Pansiyonerler)
  • "Ne oldu? Mutlu değil misin? Mutlu mu? Viv gözlerini kırpıştırdı. Bilmem. Mutlu kimse var mı? Gerçekten mutlu demek istiyorum. İnsanlar öyleymiş gibi yapıyor. Bende bilmiyorum dedi az sonra Helen. Mutluluk bu günlerde çok kırılgan bir şey. Sanki ancak yetecek kadar var. Sanki karneyle veriliyormuş gibi. " (Gece Nöbeti)
  • “Kendi ‘rol’ünle yetin, çok hoş bir şekilde ısınıyorsun, bir istiridyenin deniz yatağına yolunu kazıması gibi.” (Pansiyonerler)
  • . Neden beni de sevmek zorundasın ? Neden beni boğmak ve eziyet etmek zorundasın, yüreğimin peşinden koşarak? ... (Ustaparmak)
  • inanmadığım şeyleri söylemem. (Pansiyonerler)
  • . Düşünceler çekiç veya kazma olsaydı, on bin kez daha özgür olurdum. Ama düşüncelerim daha çok zehir gibiydi. O kadar çok vardı ki beni hasta ettiler. ... (Ustaparmak)
  • Bazı şeyler o kadar korkunçtur ki bir parça delilik tek akıllı karşılıktır. (Pansiyonerler)
  • "Sen çok şey yaptın. Ne gerekiyorsa her şeyi!” "Sen de cesurdun. Az bir süre daha cesur olman gerekiyor." (Pansiyonerler)