Son haftalarda Endonezya, Filipinler, Vanuatu ve Kuzey Kıbrıs açıklarında meydana gelen kazalarda çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesi veya kaybolması, feribot taşımacılığında yıllardır bilinen risklerin halen devam ettiğini ortaya koydu.

Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) verilerine göre, feribotlarla ilgili can kayıplarının yaklaşık yüzde 95'i iç hat seferlerinde meydana geliyor. Örgüt, her yıl yüzlerce kişinin önlenebilir nitelikteki iç hat feribot kazalarında öldüğüne dikkat çekiyor. Bu tablo, uluslararası sularda faaliyet gösteren büyük yolcu gemilerinden ziyade, günlük ulaşımda kullanılan yerel feribotların güvenlik açısından daha kırılgan bir alan oluşturduğuna işaret ediyor.

Son dönemdeki kazaların yoğunlaştığı bölgelerin başında Güneydoğu Asya geliyor. Binlerce adadan oluşan Endonezya ve Filipinler'de feribotlar, kara ve hava ulaşımının sınırlı olduğu bölgelerde milyonlarca kişinin temel ulaşım araçlarından biri olarak kullanılıyor. Reuters'ın derlemesine göre, Eylül 2026'da Endonezya'nın Cava Denizi'nde 243 kişiyi taşıyan bir feribotun kötü hava koşullarında alabora olması sonucu en az 6 kişi öldü, 129 kişi ise kayboldu. Gemide 89 araç da bulunuyordu. Arama-kurtarma çalışmaları sırasında yaklaşık 600 kişilik ekip ve çok sayıda gemi ile hava aracı görev yaptı.

Kazayla ilgili ilk bilgilerde, yaklaşık 3 metreye ulaşan dalgalar ve kuvvetli rüzgarların gemiyi zor durumda bıraktığı belirtilirken, kurtulanların ifadeleri feribotun kalabalık olduğu ve yolcuların ortak alanlarda uyuduğu yönündeki iddiaları da gündeme getirdi. Gemide acil durum alarmının bulunmaması veya yeterince etkili çalışmaması konusunda da soru işaretleri oluştu. Araçların gemi içerisindeki dağılımının dengeyi etkileyip etkilemediği de araştırılıyor.

Filipinler'de ise aynı dönemde feribot yangını büyük can kaybına yol açtı. Manila'dan Palawan'daki Coron'a giden ve 130'dan fazla kişiyi taşıyan feribotta çıkan yangında ölü sayısı 76'ya yükselirken, 13 kişinin de kayıp olduğu bildirildi. Kurtulanların gemide yangın öncesinde iki patlama sesi duyduklarını aktardığı olayda, alevlerin kısa sürede yayılması ve yoğun duman nedeniyle kurtarma çalışmalarının güçleştiği belirtildi. Yangının kesin nedeni ise soruşturma kapsamında araştırılıyor.

Ağustos sonunda Kuzey Kıbrıs açıklarında meydana gelen feribot kazası da güvenlik tartışmalarını Avrupa'nın doğu Akdeniz kıyılarına taşıdı. Girne'den Taşucu'na giden ve 267 kişinin bulunduğu "FILOJET" adlı feribot, sefer başladıktan kısa süre sonra su almaya başlayarak battı. Kazada 8 kişi hayatını kaybederken, 20 kişinin kayıp olduğu bildirildi. Yetkililer ve görgü tanıklarının olayın nedeni konusunda farklı değerlendirmelerde bulunması üzerine geminin denize elverişliliği, mürettebatın uygulamaları ve acil durum prosedürleri soruşturma konusu oldu.

Pasifik'teki Vanuatu'da yaşanan son kaza ise hava koşulları ile insan faktörünün nasıl birleşebildiğini gösterdi. 47 kişinin bulunduğu MV Matui adlı feribotun Ambae ile Santo adaları arasında batması sonucu 15 kişi kurtarılırken, bir kişinin cansız bedenine ulaşıldı ve 30'dan fazla kişi kayıp olarak bildirildi. Yetkililer, kuvvetli rüzgar ve yüksek dalga uyarılarının yapıldığını, uyarılara rağmen sefere çıkılmasının yanı sıra olası aşırı yükleme ihtimalinin de araştırıldığını açıkladı.

Uzmanların ve denizcilik kuruluşlarının yıllardır dikkat çektiği riskler ise ülkeden ülkeye değişse de büyük ölçüde benzerlik gösteriyor. Aşırı yolcu veya yük taşınması, geminin dengesinin bozulması, eski ve bakımsız tekneler, yetersiz mürettebat eğitimi, insan hatası, kötü hava koşullarında seferlerin sürdürülmesi, yetersiz can kurtarma ekipmanı ve denetim eksiklikleri öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Asya-Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu da feribot kazalarında insan hatası, kötü hava, aşırı yükleme, kalabalık, yetersiz nitelikte mürettebat ve eski gemileri temel risk faktörleri arasında sıralıyor.

Deniz kazalarının önemli bölümünde tek bir neden yerine birbirini tetikleyen birden fazla faktörün rol oynadığı değerlendiriliyor. Örneğin kötü hava koşulları tek başına bir gemiyi batırmayabilirken, kapasite sınırlarının zorlanması, yükün dengesiz dağıtılması, bakım eksiklikleri veya mürettebatın acil durumlara yeterince hazırlıklı olmaması kazanın sonuçlarını ağırlaştırabiliyor.

Kaza istatistikleri de deniz ulaşımında güvenlik sorununun yalnızca gelişmekte olan ülkelere özgü olmadığını gösteriyor. Kanada Ulaştırma Güvenliği Kurulu'nun verilerine göre, ülkede 2025'te toplam 990 deniz ulaşımı olayı raporlandı; bunların 257'si kaza, 733'ü olay olarak kayda geçti. 2025'teki kaza sayısı 2024'teki 213 kazanın üzerinde olsa da son 10 yıl ortalaması olan 267'nin altında kaldı. 2026'nın ilk 7 ayında ise Kanada'da 152 denizcilik kazası kaydedildi; bunların 12'sinde feribotlar yer aldı. Bu veriler, dünya genelinde feribot kazalarının her bölgede aynı yönde arttığı sonucuna varmak için yeterli olmasa da denizcilik sektöründe kaza riskinin devam ettiğini ortaya koyuyor.

Avrupa'da ise tablo görece daha kontrollü. Eurostat'a göre 2024'te AB'ye kayıtlı gemilerin dünya genelindeki deniz kazalarında 13 kişi hayatını kaybetti; bunların yalnızca 2'si yolcu gemileriyle ilgiliydi. 2020-2024 döneminde AB'ye kayıtlı gemilerde deniz kazalarından kaynaklanan yıllık ortalama ölüm sayısı 19 olarak hesaplandı. Bu durum, daha sıkı denetim ve güvenlik standartlarının uygulandığı bölgelerde ölümcül feribot kazalarının daha düşük seviyelerde tutulabildiğini gösteriyor.

Ancak uzmanlara göre sorunun önemli bir bölümü uluslararası standartlardan çok iç hatlardaki uygulama ve denetimlerle ilgili. IMO'nun feribot güvenliğine ilişkin değerlendirmesinde, kazaların yaklaşık yüzde 95'inin iç hat seferlerinde meydana gelmesi de bu nedenle dikkat çekiyor. İç hatlarda kullanılan teknelerin önemli bölümünün uluslararası yolcu gemilerine uygulanan kapsamlı standartların dışında kalabilmesi, denetim kapasitesindeki farklılıklar ve ekonomik baskılar güvenlik zincirinin zayıflamasına neden olabiliyor.

Son dönemdeki kazalar ayrıca iklim ve hava koşullarının deniz ulaşımı üzerindeki etkisini de yeniden gündeme getiriyor. Kuvvetli rüzgar, yüksek dalga, ani hava değişimleri ve görüş mesafesindeki düşüş, özellikle küçük veya eski feribotların güvenliğini doğrudan etkileyebiliyor. Bununla birlikte uzmanlar, hava koşullarının çoğu zaman kazanın tek başına nedeni değil, geminin teknik veya operasyonel zafiyetlerini ortaya çıkaran bir tetikleyici olduğunu belirtiyor.

Dünya genelindeki son olaylar birlikte değerlendirildiğinde, feribot kazalarının arkasında tek bir "küresel neden" bulunmadığı görülüyor. Ancak ortak payda; yoğun yolcu trafiği, eski gemiler, yetersiz denetim, insan hatası, aşırı yükleme ve kötü hava koşullarının aynı anda devreye girebilmesi. Özellikle deniz ulaşımının zorunlu olduğu ada ülkelerinde feribotların vazgeçilmezliği, güvenlik yatırımlarının ve denetim mekanizmalarının önemini daha da artırıyor.

Denizcilik uzmanları, kazaların ardından yalnızca kurtarma kapasitesinin değil, kazayı önleme mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Gemilerin düzenli teknik denetimi, gerçek yolcu ve yük kapasitesinin kontrolü, araçların dengeli yerleştirilmesi, mürettebat eğitiminin artırılması, can yeleği ve yangın sistemlerinin etkinliği ile kötü hava koşullarında sefer kararlarının daha sıkı kurallara bağlanması, ölümcül kazaların azaltılmasında başlıca önlemler arasında gösteriliyor.