ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Güney Afrika'da ırksal veya etnik azınlıklara yönelik ayrımcılığa yol açtığını savunduğu politika ve uygulamalardan sorumlu tutulan yabancı yetkililerin vizelerinin iptal edilebileceğini veya vize başvurularının reddedilebileceğini açıkladı.

Trump yönetimi, Güney Afrika'nın toprak kamulaştırma düzenlemelerini, siyahlar ve diğer gruplara yönelik pozitif ayrımcılık politikalarını ve beyaz çiftçilere yönelik bazı şiddet olaylarını, ülkede beyazlara karşı daha geniş kapsamlı bir ayrımcılığın göstergeleri olarak öne sürüyor. Ancak Güney Afrika hükümeti bu değerlendirmeleri reddederek söz konusu politikaların apartheid rejimi ve sömürge döneminden kalan eşitsizlikleri gidermeyi amaçladığını belirtiyor.

Pretoria, Washington'ın yaklaşımını ülkenin iç politikalarına dışarıdan müdahale olarak değerlendirirken, Güney Afrika Dışişleri Bakanı Ronald Lamola, ülkesinin kendi koşullarına uygun yasalar yapma hakkına sahip olduğunu ve ABD'nin de Güney Afrika'nın egemenliğine saygı göstermesi gerektiğini vurguladı.

Trump yönetiminin son hamlesi, Washington ile Pretoria arasındaki gerilimin yeni bir aşamaya taşındığına işaret ediyor. ABD daha önce Güney Afrikalı yetkililerin G20 toplantılarına katılımını engellemiş, Güney Afrika'ya yönelik bazı yardımları azaltmış ve beyaz Güney Afrikalılar için özel bir mülteci programı başlatmıştı. Washington ayrıca Pretoria'nın işgalci siyonist rejim aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı soykırım davasına da sert biçimde karşı çıkmıştı.

Özellikle Afrikanerler konusunda Trump yönetiminin izlediği politika, Washington'ın Güney Afrika'daki ırksal meseleleri tek taraflı biçimde yorumladığı eleştirilerine yol açıyor. Afrikanerler, Güney Afrika'nın apartheid döneminde siyasi ve ekonomik gücü elinde bulunduran beyaz topluluğun önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Güney Afrika yönetimi ise apartheid mirasının ve yüzyıllar süren sömürgeciliğin yarattığı eşitsizliklerin hâlen ülkenin sosyal ve ekonomik yapısını etkilediğine dikkat çekiyor. Pretoria'ya göre bu tarihsel koşullar göz ardı edilerek mevcut düzenlemelerin yalnızca beyazlara karşı ayrımcılık çerçevesinde sunulması, ülkenin iç gerçekliğini çarpıtıyor.

Trump yönetimi ise Güney Afrika'nın mevcut politikalarını değiştirmemesi halinde yeni yaptırımların gündeme gelebileceği mesajını veriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı da vize politikalarının Washington'ın dış politika ve güvenlik öncelikleri doğrultusunda sıkı biçimde uygulanmaya devam ettiğini belirtiyor.

Böylece Trump'ın ikinci döneminde Washington-Pretoria ilişkilerinde diplomatik görüş ayrılığının ötesine geçen, yaptırım ve vize baskısının belirleyici olduğu daha sert bir süreç ortaya çıkıyor.