Doğalgaz Çalışmasında Arkeologlar da Görev Yapsın
Seyrine doyum olmayan tarihi yapıların yoğunluğu nedeniyle "Gündüz seyranlık, gece gerdanlık" olarak nitelendirilen Mardin'e bu yıl doğalgaz verilmesi planlanırken, kentte tarihi yapıların fazlalığı nedeniyle hat döşeme çalışmalarının arkeologların da yer aldığı uzman bir ekip gözetiminde yapılması önerildi.
Proje ve lisans dosyasını hazırlayan Akmercan Mardin Doğal Gaz Dağıtım Şirketinin dağıtım lisansı 20 Mart 2014'te EPDK tarafından onaylandı.
Kazı izni bekleniyor
Bu kapsamda Mardin ve Kızıltepe ilçesinde doğalgaz dağıtımını 30 yıl süre ile sürdürecek şirket tarafından altyapı çalışmalarına başlamak üzere Mardin Büyükşehir Belediyesi ile Artuklu ve Kızıltepe Belediyelerine kazı izni için yaklaşık 7 ay önce müracaat yapıldı.
Belediyelerce onay verilmesi halinde hızla sürdürülecek çalışmalar neticesinde ilk gazın bu yıl kasım ayında verilmesi planlanan kentte tarihi yapıların yoğun olduğu "eski Mardin"e doğalgaz hattı döşenmesinin meşakkatli olacağı düşünülüyor.
Mardin ve Kızıltepe ilçesine 35 milyon doları bulan doğalgaz dağıtımı için şehrin girişine kurulacak istasyonun inşaatına da başlandı.
5 yılda 800 kilometre boru hattı
Vali Mustafa Taşkesen, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın 81 vilayete önümüzdeki süreçte doğalgaz geleceğini belirttiğini söyledi.
Mardin'in doğalgaza kavuşmak için çok beklemeyeceğini, kentin bu anlamda şanslı olduğunu vurgulayan Taşkesen, tarihi kente bu yıl kasım ayında ilk doğalgazın verileceğini belirtti.
Taşkesen, önümüzdeki 5 yıl içerisinde kentteki her bölgeye doğalgazın ulaşacağını ifade ederek, bu kapsamda kente 800 kilometreden fazla boru hattı döşeneceğini kaydetti.
Konut ve iş yeri ayrımı yapılmayacağına işaret eden Taşkesen, "İlk boru hattı Organize Sanayi Bölgesinden geçecek. Daha sonra İstasyon Mahallesi doğalgaza kavuşacak. Sonrasında Yenişehir ile 13 Mart Mahallesi doğalgaz kullanabilecek" dedi.
"Yeni binasında hizmet veren Mardin Havalimanı nasıl müteşebbis ve turist gelmesinde önemli etkilere sahip ise doğalgaz da özellikle karlı olduğu ve maliyeti düşüreceği için önemli teşviklere sahip bölgede yatırımın artmasına, sanayinin gelişmesine önemli katkı sunacak" diyen Taşkesen, özellikle Kızıltepe ilçesinde doğalgaz ile hava kirliliğinin de önüne geçileceğini aktardı.
- "Eski Mardin'e doğalgaz götürülmesi zor olacak"
Taşkesen, tarihi kentin coğrafi yapısının farklı olduğunu, dar sokaklara sahih kentte evlerin kademeli şekilde yerleştiğini, bir evin balkonunun diğer evin bodrum katına denk geldiğini kaydetti.
"Şairin, 'şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda' dediği gibi, Mardin'de de nereyi kazsanız oradan tarih fışkıracak. En handikaplı konu bu. Eski Mardin'e doğalgaz götürülmesi zor olacak. Tarihi fışkırınca çalışmalar kesintiye uğrayacaktır ama teknolojik imkanlarla eminim ki bu aşılacaktır" ifadelerini kullanan Taşkesen, şunları dile getirdi:
"Dünyada bu tür tarihi mekanlara sahip otantik vilayetlerin sayısı da az değil. Başta Kudüs olmak üzere İngiltere ve İtalya gibi ülkelerde tarihi mekanlar oldukça yoğun. Oralara doğalgaz nasıl geldi ise biz de kentimizi öyle doğalgaz ile buluşturacağız. Kentimizde çok daha fazla tarih fışkıracaktır diye düşünüyorum. İstanbul'da yer altında metro çalışmaları nasıl bu şekilde sık sık kesintiye uğramış ise belki ondan daha fazla çalışmalardaki kesinti Mardin'de olacak ama önemli değil. Tarihi kentimiz bu yıl doğalgaza kavuşacak."
"Arkeologlar da bu projede yer alabilir"
Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Güner Coşkunsu, tarihe, doğaya, kültüre ve insan haklarına saygılı her türlü kamusal projeyi desteklediklerini ancak Mardin'de yaygın bir boru hattının geçirilmesi için henüz bazı ön koşulların sağlanmadığını düşündüğünü söyledi.
Coşkunsu, bu nedenle çalışmaların kültürel ve doğal mirası tahrip edileceği, hatta bazılarının tamamıyle yok olmasına neden olacağı yönünde endişeleri bulunduğunu ifade ederek, "Kamusal projeler hayata geçirilmeden önce ilk başta kültürel ve doğal mirasın kültür envanteri çıkarılarak haritalandırılır ve daha sonra projeler tasarı aşamasına geçer. Mardin'de ise henüz doğalgaz hattının geçeceği bölgelerde yapılmış bir arkeolojik çalışma yok ve Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu yok" diye konuştu.
"İlk başta arkeolog, sanat tarihçileri, mimar, hidrolog, zeolog, botanist ve diğer bazı uzmanların bulunduğu bir araştırma grubu oluşturulmalı, daha sonra proje hayata geçirilmelidir" diyen Coşkunsu, şunları dile getirdi:
"Ben doğalgazın sit alanı olan Mardin'de kullanılmasının doğru olduğunu düşünmüyorum. Yaygın boru hattı geçirildiğinde yapılara büyük zarar verecektir. Bölgede yapılacak olan çalışmaya şahsen ve arkeoloji bölümü olarak seve seve destekte bulunurum. Projeler de geliştirebiliriz. Ayrıca Türkiye'de istihdam edilmeyi bekleyen kalifiye arkeolog ve sanat tarihçileri var. Kültür ve Turizm Bakanlığının da onayı ile istihdam bekleyen arkeologlar da bu projede kolaylıkla yer alabilir. Eğer en sağlıklı ısıtma yöntemi olarak doğalgaz seçilirse konulacağı yerlerin özenle seçilmesi gerekir ki tarihi dokuyu bozmasın."
Kaynak: HALİL İBRAHİM SİNCAR
Yorumlar
1 yorumMuhabire yaptığım açıklamada bazı görüşlerim haberdeki yer darlığı nedeniyle ve kasıt olmadan editörler tarafından yazıya aktarıldığında yanlış anlaşılmaya sebep olabilir. Bu nedenle açıklama metnimin tamamını burada okuyucularla paylaşma ihtiyacı duyuyorum. Mardin Life'dan yorumumun tümünü yayınlamasını rica ediyorum.Teşekkürler. <br><br><br>Tarihe, doğaya, kültüre ve insan haklarına saygı duyularak planlanan çağdaş kamusal yatırım projelerini desteklemekle beraber sit alanı olan tarihi Mardin’de ve yine ilin arkeolojik değer açısından çok zengin olan geri kalan kısımlarında henüz yaygın bir doğalgaz boru hattının döşenmesi ve kullanıma açılması için gerekli bazı önkoşulların hazır olmadığını düşünüyorum. Böyle olunca da haliyle sözkonusu proje uygulandığı takdirde kültürel ve doğal mirasımızın çok büyük zarar göreceğine, hatta bir kısmının tamamiyle yokolacağına ilişkin endişelerim var. Devlet kamusal projeleri hayata geçirirken bu vazgeçilemez değerlerin korunmasını temel ilke edinmelidir. Üstelik Türkiye toprak üstünde yapılacak olan her türlü projenin kültürel ve doğal mirasın korunmasını esas alan Malta Sözleşmesi gibi uluslararası düzeyde kabul ettiği antlaşmalarla da bu sorumluluğu üstlenmiştir.<br><br>Hem doğalgaz hattının döşeneceği hem de etki alanlarının içinde kalan arkeolojik, tarihi, kültürel ve doğal değerlerin belgelenmesi, korunması, incelenmesi, paylaşılabilir bilgiye dönüştürülebilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak için interdisipliner bir araştırma grubu oluşturulmalıdır. Farklı disiplinlerden oluşacak olan bu uzman grubu tüm bu konuları proje tasarım aşamasında iken tüm detaylarıyla ele almalı, bunların gerçekleştirilmesini sağlayacak ön ve ardıl koşulları sağlamalıdır.<br>Çağdaş devlet anlayışı tarihi kentlerin öncelikle baştan sona kültürel ve doğal miras envanterinin çıkartılıp haritalandırılmasına ve daha sonra kamusal projelerin tasarımını yapmaya odaklıdır. Ne yazık ki ülkemizde halihazırda henüz böyle bir sistem olmadığı gibi arkeolojik olarak sadece çok az incelenmiş olan milyonlarca yıllık arkeolojik tarihi olan Mardin’de bu daha da ciddi bir eksikliktir. <br><br>Bildiğim kadarıyla henüz Mardin’de doğalgaz boru hattının geçeceği alanda projeye yönelik hiç bir arkeolojik arazi incelemesi başlatılmamış ve ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) raporu hazırlanmamıştır. Oysa ki öncelikli olarak arkeolog, sanat tarihçi, antropolog, coğrafyacı, jeolog, jeomorfolog, hidrolog, metalürjist, mimar, mühendis, botanist ve zoolog gibi uzmanlardan oluşan bir ekibin projeyi içeren bölgede projenin etki alanlarını da gözönünde bulundurarak bir kültür envanteri çıkartması ve kapsamlı olarak haritalandırması gerekmektedir. Günümüzde artık coğrafi bilgi teknolojileri kullanılarak merkezi kent bilgi sistemleri oluşturulabilmekte ve şehre ait grafik veriler (alt yapı, tapu, kadastro, imar, su kaynakları, sit, orman ve mera alanları gibi) adım adım takip edilebilmektedir. Ülkemizde kültürel mirasın belgelenmesi, incelenmesi ve korunması için görevlendirilebilecek binlerce kalifiye arkeolog ve sanat tarihçi istihdam edilmeyi beklemektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın girişiminde gerekli izinler alınarak kentteki ilgili kurumlarla işbirliği halinde çalışılabilecek bir projeyle bu uzmanlar projeye dahil edilebilir, arazi ve laboratuvar çalışmalarını yapabilecek koşullar sağlanabilir. <br><br>Doğal ve kültürel mirasın yoğun olmadığı yeni yerleşim yerlerinde doğalgaz bir ısıtma yöntemi olarak kullanılabilir ama özellikle Mardin, Savur, Midyat gibi tamamiyle tarihi bir dokusu olan sit alanlarında boru hattının döşenmesi ve yapılara tesisatın monte edilmesi sırasında ciddi zarar verici unsurlar taşıdığı için kullanılmamalıdır. Bunun yerine hem çevreyle hem tarihle hem de bütçeyle dost olan diğer doğal ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmalıdır. Solar, jeotermal, rüzgar, bio-enerji gibi. Vurgulamak istediğim bir diğer önemli konu da bireysel ısınma yerine bölgesel ısınma teknolojisinin tercih edilmesidir. Bunlar tercih edilirse hem vatandaşlar daha etkili, temiz ve ekonomik bir ısıtma yöntemine kavuşmuş olur hem de tarih ve çevre korunmuş olur. Bu bağlamda, bölgesel ısınma yöntemleriyle ilgili olarak proje üstlenicilerinin dikkate alması gereken bir detayı da vurgulamakta fayda görüyorum. Merkezi bölgesel ısıtma tesisleri oldukça geniş ve yüksek olduğundan genellikle apartmanlar yerine müstakil yapılardan oluşan yatay düzlemde gelişen Mardin gibi tarihi kentlerin dokusunu bozabilir. Bu nedenle hacimleri küçültülemezse tarihi dokuyu bozmamak için kurulacak yerleri özenle belirlenmelidir. <br><br>Sit alanları içinden doğalgaz hatlarının geçmemesi için bir diğer önemli gerekçe de olası gaz sızıntısı ve yangın gibi acil durumlarda şehrin alt yapısının elverişli olmamasıdır. Çöp arabalarının bile giremediği ve eşeklerle taşıma işleminin yapıldığı ara sokaklarda acil durumlarda zamanında müdahale edilemeyeceğini bugüne kadar olan deneyimlerden biliyoruz.<br><br>Tüm bu sebeplerden dolayı sit alanı içindeki tarihi Mardin'de doğalgaz kullanımının değil diğer doğal ve yenilenebilir enerji kullanımının daha ideal bir ısıtma yöntemi olduğunu düşünüyorum. Önerdiğim yöntemlerin pozitif ve negatif etkileri için dünyadaki örneklerine bakılabilir. Örneğin, İskoçya'da Edinburgh şehrindeki proje yerinde incelenebilir.<br><br>Mardin bir taraftan yaygın inşaat ve tekrarlanan alt yapı çalışmaları nedeniyle diğer taraftan hazine bulma hayaliyle yatıp kalkan gözü dönmüş defineciler tarafından sürekli ve hızla tahrip edilmektedir. Mardin’de bulunduğum yaklaşık üç buçuk yıl içinde pek çok arkeolojik sit alanının, doğanın ve topografyanın geri dönüşü olmayacak şekilde super bir hızla tahrip edildiğine doğrudan şahit olan biri olarak yetkililere ve Mardinliler’e şehrin can çekişmekte olduğunu hatırlatarak gerekli koruyucu önlemlerin alınmasını rica ediyorum. Mardin’in osteoporoz olmuş yaşlı kemiklerinin daha fazla darbeyi kaldıracak takati kalmamıştır. Mardin “ya şimdi ya asla!” haykırışını yaparak yardım istiyor.