Darbecilerle sembolik de olsa hesaplaşıldı fakat darbe ile tam olarak hiçbir zaman hesaplaşılamadı. Bugün hala muhtelif siyasi ve ekonomik hadiselerde o gün yapılan darbeye ve darbe Anayasasına atıflar yapılmakta ve birçok sorunun kaynağı olarak darbe Anayasası gösterilmektedir. Türkiye demokrasisi ve sosyolojisi için derin bir etkisi olan darbenin hala karanlıkta kalan kısımları olmakla birlikte, ortada olan hadiseleri için dahi farklı yorumlar, birbirine zıt açıklamalar yapılabilmektedir. 1970’lerin ortası ve sonrasında doğan ve o günleri ya yaşamamış ya da tam anlamıyla etkisini anlamayacak kadar küçük yaşta olan kişiler, bugün toplumun neredeyse yarısını oluşturmaktadır. Buna rağmen, az veya çok, o günlerin etkisi sonradan gelenleri de etkilemiş ve şekillendirmiştir. Bugün hala 12 Eylül darbesini hatırlamak ve anlamaya çalışmak, yeni nesillerin bundan dersler çıkarması ve o günlerin tekrar yaşanmaması açısından önemlidir.

Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca birden çok, sonuçlanmış veya sonuçlanamamış, yani kimine göre başarılı ya da başarısız askeri darbeler görmüştü. 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında, Ordunun siyasete müdahalesinin önü açılmış, belli zaman aralıklarında darbe veya muhtıralarla devlete ve millete istikamet verilmeye çalışılmıştı. Ordu, kendi yorumlaması ile Anayasaya dayanarak devleti ve milleti koruma görevini, millete ve devleti yöneten siyasilere rağmen gerçekleştirmişti. Ordu, güç yoluyla gerçekleştirdiği bu eylem için, bütün gücüne rağmen halk tarafından da kabul görebilmesi için muhtelif sebeplerle hareket ettiğini belirtmek, geçerli bir dayanak bulmak zorunda kalmıştı. Aksi olarak, yakın zamanda gerçekleşen ve toplumun büyük bir kısmı tarafından hatırlanan 15 Temmuz darbe girişimi, insanların tepkisiyle karşılaşmış ve gerçekleşememişti. Darbe girişiminin emir komuta zinciri içinde gerçekleşmediği için başarılı olmadığı iddiasını ortaya atanlar da mevcuttur. Bunun da bir etkisinin olması muhtemeldir, fakat insanlar karşı koymasaydı ve darbe gerçekleşseydi, bugün muhtemelen emir komuta zincirini ve diğer öne sürülen bazı bahaneleri konuşamayacaktık.

1980 de gerçekleşen darbeye, insanların büyük çoğunluğunun bir tepkisi olmamıştı. Hatta dönemin tanıkları ve genel olarak açık kaynaklarda görülmektedir ki, insanlar bir darbe yapılmasını beklemekteydi. 1970’lerin ortalarından itibaren siyasi ve toplumsal olaylar, Türkiye’yi içinden çıkılması zor durumlara sokmuş, insanların can ve mal güvenliğinin tehlikede olduğu bir ortam oluşturmuştu. Kimilerine göre dış güçlerin karıştırması, kimilerine göre ise Ordunun darbe şartlarının gerçekleşmesi için toplumsal olayları ateşlemesi sonucu böylesine olumsuz bir sürece girilmişti. Başka bazı açılardan devletin derinlerindeki bazı yapılanmalar da, toplumda mevcut bölünmeyi körükleyecek eylemleriyle, zaten kötü olan durumun daha da kötüleşmesi için sinir uçlarına dokunacak eylemlerde bulunmuştu. Bunların tamamını kabul edilebiliriz. Tamamı veya bir kısmını uydurma olarak da kabul edebiliriz. O güne ilişkin farklı görüşleri savunanların hala mevcut olduğunu görebiliyoruz. Yaşanılanlara bakınca ve o döneme ilişkin belge ve bulgular ortaya çıktıkça bütün bu yorumlamaları yapmak mümkün hale gelmektedir. Zira olaylar bir yana, olayların aktarımında yoğun bir tarafgirlik kendini hissettirmektedir. Bu tarafgirlik, kendi bulunduğu grubu tamamen haklı ve buna karşın düşman olarak gördüğü bütün tarafları haksız gören bir tarafgirliktir. Bu haliyle de, herhangi bir yorum yapma, kesin bir yargıya varma imkanını baştan kapatan ve doğal olarak şüphe ile yaklaşılması gereken bir anlatımla karşı karşıya kalıyoruz.

Bu çalışmada amacımız, hem mevcut iddiaları incelemek ve mümkünlüğünü anlamaya çalışmak, hem de farklı bir yorum ortaya koyabilmektir. 1980 darbesine doğru giden süreçte, toplumun neredeyse tamamını ikiye bölmüş ve aradaki çatışmayı bir kan davasına dönüştürmüş sağ sol olaylarını anlamak önemli olacaktır. Darbenin tek sebebi budur demek şüphesiz yanlış ve yanlı bir yorum olacaktır. Ekonomik durum, Amerika ve Rusya ilişkileri, iş dünyasının beklentileri ve benzer birçok sebebi saymak gerekir. Sağ sol olaylarının özellikle zikredilmesine sebep olan, büyük çoğunlukla darbeyi meşru gösteren şeyin bu çatışmalar olduğu ve genel olarak bu faaliyetlerin terör eylemi olarak kabul edildiğidir. Diğer bir yandan, darbe yoluyla gerçekleştirilen birçok şey, toplumun bölünmüş ve birbirine düşman olması sayesinde gerçekleştirilebilmişti. Toplum birliğini muhafaza edebilseydi, fikri görüşlerini makul bir düzlemde tartışabilseydi, darbe dahil darbe vesilesiyle gerçekleşen birçok şeye mani olabilirdi.