"Gözü dönmüş alçaklar acımasızca saldırıyor, ölüm yağdırıyorlardı milletin silahıyla, tankıyla, uçağıyla; milletin meclisine, milletin kendisine... Ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanına ve hükümetine karşı darbe yapmaya çalışan bu ihanet şebekesi; milletin iman dolu göğsü gibi serhaddinin olduğunu ve en yüce mertebe olan şehitliğe gözünü kırpmadan gidebileceğini unutmuşlardı. Bu aziz millet Milli İradeye sahip çıktı, iradesine kastedenleri yerle yeksan etti."
Cihannüma Platformu Genel Başkanı Mustafa Şen ise yaptığı duygusal konuşmasında vasiyetini açıkladı:
"Oğlum, askerde komutanın namlunu milletine döndür derse; Ömer ol, halis Ömer ol ve o komutanı alnından vur!" diyerek konuşmasını bitirdi.
Toplantıda ayrıca Kurucu Genel Başkan Yusuf Tekin, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve AK Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül, birer konuşma yaptılar.
AK Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül, 15 Temmuz ruhuna vurgu yaparak, "O gece tanklar sokağa çıktığında, F-16'lar havada uçuştuğunda gerçekten sağına ve soluna bakılmadan bütün dava insanları, bütün Türkiye'nin aziz insanları sokaklarda, meydanlarda Türkiye'nin istikbalini ve istiklalini korumak için sokaklara, meydanlara çıktılar. Bu aziz milletin bir ferdi olduğumuz için ne kadar şükretsek az. O gece bir kez daha bu milletin bir ferdi olmanın ne anlama geldiğini hepimiz yaaşadık, gördük. Bu topluluk daha önceleri 28 Şubat'taki zulmü, 28 Şubat'ta seçilmiş hükümetin nasıl devrildiğini hepimiz gördük. Gerçekten bizim büyüklerimizde yine seçilmiş bir iktidarın nasıl devrildiğini Menderes döneminde, Demokrat Parti döneminde gördüler" diye konuştu.
Milli Görüş Hareketinin sembol isimlerinden Milli Eğitim Müsteşarı Yusuf Tekin, yapmış olduğu konuşmada Milli Görüş Hareketinin bu ülkenin içerisinden çıkmış yerli ve milli hareket olduğuna değindi .
Milli Eğitim Müsteşarı Doç. Dr. Yusuf Tekin, salonu dolduran kalabalığın yoğun alkış yağmuru arasında sürdürdüğü konuşmasında şöyle konuştu;
"Öncelikle Cihannüma Derneği’nin 2. olağan genel kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Ülkemizin içinden geçmekte olduğu bu hassas ve çalkantılı dönemde, dostlarla bir arada olmamıza ve hasbihal etmemize imkân sağlayan genel kurul toplantısının hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Tüm Cihannüma ailesini, 15 Temmuz menfur darbe girişimi karşısında gösterdiği onurlu ve dik duruş dolayısıyla kutluyor, bu ailenin her bir ferdine tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ülkemize, vatanımıza, milletimize ve tüm insani değerlere ihanet eden FETÖ terör örgütü tarafından gerçekleştirilen bu kanlı ve hain girişime canı pahasına karşı koyan bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum.
FETÖ terör örgütü nezdinde tecessüm eden bu kötülük kaynağını, müntesibi oldukları medeniyet değerleri ve inanç dünyasından aldıkları güçle bertaraf eden şehit ve gazilerimizin manevi miraslarına sahip çıkmak için ne ile sınırlı ve neye karşı sorumlu olduğumuzu bilmek zorundayız. Evet, hepimiz içine doğduğumuz zamanın ve bu zamana verili gerçekliğin çocuklarıyız şüphesiz. Onun tarafından biçimleniyor, onun tarafından yönetiliyor, onun tarafından yönlendiriliyoruz. Hiçbir erdemini sahiplenecek kadar müdahil, hiçbir günahını üstlenecek kadar mücrim değiliz henüz. Ama yine de, içine doğduğumuz zamanın erdemli ya da günahkâr karakterinden payımıza düşeni alacak denli pasif ve edilgeniz. Bu, bir tarafımız. Çünkü biz insanız, eşref-i mahlûkatız, yani yaratılmışların en şereflisi, tüm varlıklar âleminin en değerli üyesiyiz. Bizi sınırlayanı aşabilme, bizi biçimlendireni değiştirebilme kudret ve istidadına sahibiz. Yöneldiğimiz ‘şeyi’ yönetebilir, eşyanın hakikatine nüfuz edebilir, çoğaltarak erdemleri kendimizi daha soylu bir yaşamın sahibi kılabiliriz. Bu, diğer tarafımız. Bu iki taraf arasındaki serüvenden ibarettir kısa yaşamımız. Verili halde bulduğumuz gerçekliği günahı ve sevabıyla birlikte kabul eden pasif bir var olmayı mı, yoksa onu değiştirme arzu ve iddiasını taşıyan aktif bir var oluşu mu tercih edeceğiz? İşte, yazarın dediği gibi, bütün meselemiz: Olmak ya da olmamak. Biz, burada, tercihimizi olmak’tan yana kullanıyor, pasif bir var olmayı değil, kendimizi ve muhatap olduğumuz gerçekliği değiştirme arzu ve iddiasını taşıyan aktif bir var oluşu seçiyoruz. Bu seçimle ilga ediyor, bu seçimle ihya ediyor, bu seçimle inşa ediyoruz. Evet, bizler, “iyiliği emreden, kötülüğü nehyeden” o mutlak ve kadim emre muhatap olduğumuz andan itibaren hep bunu yaptık, yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Çünkü bizler, dünyevi yolculuğumuzun başlangıcından beri, pasif bir var olmaya değil, hep aktif bir var oluşa talip olduk. Geçmişten tevarüs ettiğimiz yanlışları ilga ve doğruları ihya ederek, geleceğimizi inşa etmenin inancını taşıdık. Kökleri mazinin derinliklerine ulaşan bu inançla, emrolunduğumuz gibi olmaya ve ahde vefa göstermeye çalıştık. Korkmadık! Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlardan olup zulme rıza göstermedik. Hesap yapmadık! Kişisel ya da zümrevi çıkarlarımızın ardına düşüp davamıza ihanet etmedik. Cehd ettik! Bize ait olan ama bizde olmayan hakikatlerin peşine düştük. Unutmadık! İnsanların ya yaratılışta eşimiz ya dinde kardeşimiz olduğu gerçeğine iman ettik. Hatırladık! Kimsesizlerin kimsesi olmanın hikmetini kavradık. Bir olduk! Birlikte ve bir arada yaşamanın erdemiyle kuşandık. Millet olduk! Ve amenna dedik!
Yokluğa da varlığa da amenna dedik. İşte bizim dünyadaki ezeli ve ebedi serencamımız. İşte bizim dünya durdukça duracak olan davamız. İşte 15 Temmuz şanlı direnişine hayat veren düşünce ve duygularımız. Bizler, tıpkı şehit ve gazilerimiz gibi, ebedi sadakatimizi sürekli bir itaat bilinciyle devam ettirmek, bu kadim davanın yaşadığımız çağdaki neferleri olarak, üstlendiğimiz sorumluluğu hakkıyla yerine getirmek zorundayız. Tefekküre olanak sağlayan her şeyde olduğu gibi, bu vesileyle de, bir kez daha ve güçlü bir biçimde, kendimizi hem bireysel hem de toplumsal olarak bütün sorgulamalarımızın merkezine koymalı, başta İslam coğrafyası ve Müslümanlar olmak üzere dünya üzerinde sürüp giden haksızlıkların üstesinden nasıl gelinebileceği üzerine düşünmeliyiz. Şükür ki, bugün burada bu motivasyonla hareket eden ve bu saiklerle bir araya gelen Cihannüma ailesinin bir parçası olarak bulunuyoruz. Unutmayınız ki, varlığınız sayesinde yarınlarımıza dair umut ve hedeflerimizi daha güçlü şekilde sahipleniyor, bir ve birlikte olmanın bereketiyle feyizleniyor, karşılıklı güven ve dayanışmanın hikmetiyle öğreniyor, ortak gayret ve yardımlaşmanın bilinciyle güçleniyoruz. Rabbim, bu birlik ve beraberliğimizi daim ve yolumuzu açık etsin." Şeklinde konuştu.
FETÖ'ye Şahin görünümlü Kartal benzetmesi "Aslında mesele Türkiye'de 200 yıldır millet mi hakim olacak? Yoksa seçkinler, bürokratik bir oligarşi mi hakim olacak?" diyen Gül şöyle devam ettti:
"Kavganın temel sebebi bu ve burada Menderes'e yapılan muamele, 'hayır söz milletin değildir, yetki milletin değildir, yetki de söz de karar da vesayet odaklarınındır' diyerek Menderes'le yapılan mücadele, Erbakan Hoca ile yapılan mücadele işte milletin egemen olmasının engellenmesine yönelik bir darbe girişimi, onursuz bir girişimdi. Biz 28 Şubat'ı yaşadığımızda şunu gördük, elele eylemleriyle, başörtü eylemleriyle haksızlığa uğrayan kesimlerin yanında durmayan bir kesim vardı. FETÖ terör örgütü o zamanlar hiçbir şeye karışmayan, mübarek görünümlü, Şahin görünümlü Kartal gibi takıyye yapan, hiçbir şeyle uğraşmayan, siyasetle ilgisi olmayan bir kesim gibi o dönemlerde de aslında siyasetin ne kadar mübelliği olduklarını hepimiz çok iyi görüyorduk. 'Beceremediniz bırakın, Cebrail gelse bana Refah Partisi'ne oy ver dese oy vermem' diyecek kadar inançla, İslamla da zıt bir duruş içerisine giren bir yapı vardı. O zaman müslümanların, muhafazakarların, mağdurların hiçbir meselesinde bu örgüt yanlarında yer almamıştır, hepimiz yaşadık. Hiçbir İnsan Hakları mücadelesinde yer almadılar ve Erbakan Hoca'nın, o dönemki hükümetin devrilmesinde de bunlar aktif rol aldı."
"FETÖ ile mücadeleyi şimdi çok istiskal etmeye çalışan bir anlayış var"
Aynı örgütün 15 Temmuz'da ve onun öncesinde Gezi Süreci'nde, 17-25 Aralık sarbe girişiminde de bu örgütün seçilmiş hükümeti devirmek için elinden geleni yaptığının altını çizen Gül, "Yargı darbesiyle, sokak vesayetiyle ve şimdi de silahlı darbe girişimi. FETÖ ile mücadeleyi şimdi çok istiskal etmeye çalışan bir anlayış görülüyor sanki. Sanki 15 Temmuz hiç yaşanmamış, sanki 15 Temmuz'da F-16'larla Emniyet binaları bombalanmamış, 241 şehit verilmemiş, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bombalanmamış, bu aziz milletin tecelligahı olan Meclis bombalanmamış, köprülerde insanların üzerine ateşler açılmamış gibi bu işi asla kimsenin örtmesinde, unutturmasında başarıya ulaşamayacağına inanıyoruz. FETÖ ile mücadele milli bir meseledir, Türkiyenin İstikbali meselesidir ve inşallah bu mücadelede de hepimiz kararlı bir şekilde duruşumuzu göstermeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Yapılan oylamada Mustafa Şen Genel Başkanlığa seçildi. Kongre sonunda bir dizi ziyaret gerçekleştiren Mardin Cihannuma delegelerine günün sonunda akşam yemeği verdi.
Yorumlar
0 yorum