Filistin Âlimler Birliği, Fas ile işgal rejimi arasındaki diplomatik temsil düzeyinin büyükelçilik seviyesine çıkarılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Filistin Âlimler Birliği, iki ülke arasındaki diplomatik temsil düzeyinin yükseltilmesi, iş birliği alanlarının genişletilmesi, uçuşların artırılması ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik duyuruyu tepkiyle karşıladı.

Filistin Âlimler Birliği, itirazlarının yalnızca diplomatik temsil düzeyinin yükseltilmesiyle sınırlı olmadığını, işgal rejimi ile diplomatik ilişkiler kurulmasına temelden karşı çıktığını belirtti.

Filistin Âlimler Birliği’nden yapılan açıklamada, Fas ile işgal rejimi arasındaki diplomatik temsil düzeyinin yükseltilmesi, iş birliği alanlarının genişletilmesi, uçuşların artırılması ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine ilişkin duyuruyu büyük bir tepkiyle takip ettiğini belirtti.

Açıklamanın devamında, Fas ve işgal rejimi dışişleri bakanlarının New York’ta, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi’nin de katıldığı görüşmenin ardından geldiğine dikkat çekildi.

Filistin Âlimler Birliği, tutumunun yalnızca diplomatik temsil düzeyinin yükseltilmesine karşı çıkmakla sınırlı olmadığını, işgal rejimiyle diplomatik temsil kurulmasına temelden karşı olduğunu vurguladı.

İrtibat bürolarından büyükelçiliklere geçilmesi ve karşılıklı büyükelçi atanmasının, “saldırgan bir düşmanla bağların ve siyasi yakınlığın daha da güçlendirilmesi” anlamına geldiği belirtilen açıklamada, işgal rejimiyle normalleşmeye ilişkin şerî tutumlarının isimlerin veya şartların değişmesiyle değişmeyeceğini ifade ederek, işgalin kalıcılaştırılmasına ve ona meşruiyet kazandırılmasına katkı sağlayan ilişkilerin “şeriat açısından geçersiz” olduğu vurgulandı.

Açıklamada, Fas’ın attığı adımın zamanlamasını Gazze Şeridi’nde devam eden soykırımla ilişkilendirdi. Gazze’de hava saldırılarının sürdüğüne, can kayıplarının devam ettiğine, abluka, yıkım ve zorunlu göçün yaşandığına, tıbbi ve insani ihtiyaçlarda ciddi eksiklik bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu şartlar altında işgal rejimiyle ilişkilerin büyükelçilik ve karşılıklı büyükelçi seviyesine çıkarılmasının, Filistinlilerin “kanının hâlâ akmaya devam ettiği” bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle adımın taşıdığı riski daha da artırdığı belirtildi.

Açıklamada ayrıca, öldürme, açlık ve zorla yerinden edilme görüntülerinin diplomatik yakınlaşma ve diplomatik düzeydeki itibarla birlikte yaşanmasının, ümmetin kardeşlik, mertlik ve kutsallarına karşı duyarlılık anlayışı açısından ciddi bir gerileme olduğunu ifade edildi.

Fas’taki gelişme ile İspanya’nın işgal rejimine yönelik attığı adımlar arasında “ağır bir tezat” bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, İspanya’nın askeri iş birliğini daraltmak, bazı lojistik destek biçimlerini engellemek, yerleşim ürünlerine yönelik kısıtlamalar getirmek ve ihlallere karıştığı belirtilen kişilerin ülkeye girişini sınırlandırmak gibi adımlar attığı hatırlatıldı.

Açıklamada, bu tezatın, Filistin meselesinin ve Filistinlilerin kanının resmî karar alma süreçlerindeki yerine ilişkin siyasi ve ahlaki soruları gündeme getirdiğini belirtildi.

Bu durumun, Müslüman bir ülkenin, kendi ifadesiyle, işgal rejimiyle diplomatik ilişkilerinin seviyesini yükseltmeye yöneldiği bir dönemde yaşandığına dikkat çekildi.

Filistin Âlimler Birliği, Filistin ve Kudüs’e destek veren Fas halkının tutumunu takdir etti. Birlik, saldırganlığı ve normalleşmeyi reddeden geniş katılımlı yürüyüş, protesto ve çeşitli etkinliklere dikkat çekti.

Halkın bu güçlü duruşunun, resmî adımı “daha acı verici ve daha çelişkili” hâle getirdiğini belirten Filistin Âlimler Birliği, işgal rejimiyle ilişkilerin seviyesinin yükseltilmesinin, kendi ifadesiyle, Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa ile bağını defalarca ortaya koymuş “köklü Fas halkının vicdanına” aykırı olduğunu vurguladı.

Faslı âlimlere, ilmî ve şerî kurumlara, âlim ve davetçi birliklerine doğrudan çağrıda bulunan Filistin Âlimler Birliği, bu çevrelerden işgal rejimiyle ilişkilerin büyükelçilik ve karşılıklı büyükelçi seviyesine yükseltilmesine ilişkin açık ve ilmî bir tutum ortaya koymalarını istedi.

Filistin Âlimler Birliği, alimlerin, özellikle Filistinlilere ve kutsallarına yönelik kanlı saldırıların ve ihlallerin arttığı bir dönemde, ümmetin temel meseleleriyle bağlantılı konularda şerî hükmü açıklama sorumluluğu taşıdığını belirtti.

Fas halkını, mevcut imkânlar çerçevesinde işgal rejimiyle ilişkilerin seviyesinin yükseltilmesine ilişkin tutumlarını ortaya koymaya çağıran Filistin Âlimler Birliği, Bu kapsamda yürüyüşler, protestolar, imza kampanyaları, sendikal ve ilmî tutumlar, medya faaliyetleri ve diğer halk baskısı yöntemlerinin kullanılmasını istedi.

Ayrıca İslam ümmetinin halklarına, Filistin ve Mescid-i Aksa davasını kamusal alanda gündemde tutma, işgal rejimiyle ilişkilerin genişletilmesine yönelik resmî adımları takip etme ve bunlara karşı tutumlarını ortaya koyma çağrısında bulundu.

Normalleşme süreçlerinin herhangi bir tartışma veya halk denetimi olmaksızın “sıradan bir mesele” hâline gelmesi konusunda uyarıda bulunan Filistin Âlimler Birliği, ümmetin büyük meseleleri karşısında uyanık kalması ve Filistin ile kutsallarına dokunan resmî kararlara yönelik tutumlarını ortaya koyabilmesi gerektiğini ifade etti.