İş kazalarının önlenmesi için risk değerlendirmelerinin etkin yapılması, çalışanların eğitilmesi, kişisel koruyucu donanımların doğru kullanılması ve iş yerlerinde denetimlerin artırılması önem taşıyor.

İş güvenliğinin yalnızca evrak üzerinde yürütülen bir süreç olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Batman'daki A Sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Yusuf Tekçe, iş kazalarının nedenleri, işveren ve çalışanların sorumlulukları, sektörel riskler ve denetim sisteminin güçlendirilmesi konularında muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

İş kazalarının meydana gelmesinde birden fazla unsurun etkili olduğunu belirten Tekçe, temel nedenlerin güvensiz çalışma koşulları, güvensiz davranışlar ve yetersiz organizasyon olduğunu söyledi.

Yusuf Tekçe

"İş kazalarını tek bir nedene bağlamak doğru olmaz"

Tekçe "İş kazalarının başlıca nedenleri nelerdir? Bunu paylaşmak istedim. İş kazalarını tek bir nedene bağlamak doğru olmaz. Ancak temelinde genellikle üç unsur görüyoruz. Güvensiz çalışma koşulları, güvensiz davranışlar ve yetersiz organizasyon. Risk değerlendirmesinin yeterince yapılmaması, çalışanların uygun kişisel koruyucu donanım kullanmaması, makine ve ekipmanların bakımlarının aksatılması ve çalışanlara gerekli eğitimlerin verilmemesi kazaların en önemli nedenleri arasındadır. Burada özellikle şunu vurgulamak gerekiyor: Bir iş kazası meydana geldiğinde sadece tek bir unsura bakmak doğru değil. Bu kazayı önlemek için iş yerinde hangi tedbirler alınmıştı? Genel olarak buna bakılmalı." dedi.

"İş güvenliği bir maliyet değil, insan hayatını koruyan bir yatırımdır"

İş güvenliği çalışmalarının yalnızca mevzuat gereği evrak hazırlamaktan ibaret olmadığını vurgulayan Tekçe, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Peki iş güvenliği tedbirleri neden bazı iş yerlerinde yeterince uygulanmıyor? Bunun en önemli nedenlerinden biri, iş güvenliğinin bazı işletmelerde hâlâ bir maliyet unsuru olarak görülmesi. Oysa iş güvenliği bir maliyet değil, doğrudan doğruya insan hayatını koruyan bir yatırımdır. Bazen de mevzuatın gerektirdiği çalışmalar sadece evrak üzerinde tamamlanıyor. Risk değerlendirmesi hazırlanıyor ama sahadaki gerçek riskler takip edilmiyor. Eğitim veriliyor ama çalışanın davranışı ve uygulaması kontrol edilmiyor. Oysa iş güvenliği dosyada değil, sahada uygulanmalıdır."

"İşveren, denetim gelmesini beklemeden kendi iş yerini sürekli denetlemeli"

İş yerlerinde gerçekleştirilen denetimlerin önemine dikkat çeken Tekçe "Denetimler ne kadar caydırıcı? Denetimler kesinlikle önemli ve caydırıcı bir mekanizma. Ancak yalnızca ceza uygulayarak iş kazalarını tamamen önlemek mümkün değil. Denetimlerin risk odaklı, düzenli ve etkin olması gerekiyor. İşveren de denetim gelmesini beklemeden kendi iş yerini sürekli denetlemeli. Çünkü müfettişin yılda bir kez gördüğü bir iş yerinde, işveren ve iş güvenliği profesyonellerinin her gün gördüğü riskler var." ifadelerini kullandı.

"İş güvenliği ortak bir sorumluluktur"

İşveren ve çalışanların iş güvenliği konusundaki sorumluluklarına da değinen Tekçe, şöyle devam etti:

"İşverenin ve çalışanın sorumluluğu nerede başlıyor? İşverenin sorumluluğu, çalışanına güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı sağlamakla başlıyor. Riskleri belirlemek, gerekli teknik ve organizasyonel tedbirleri almak, eğitimleri vermek, uygun ekipman ve kişisel koruyucu donanımı sağlamak ve alınan tedbirlerin uygulanmasını takip etmek işverenin temel sorumlulukları arasında. Çalışanın da kendisine verilen eğitim ve talimatlara uyması, kişisel koruyucu donanımlarını doğru kullanması ve gördüğü tehlikeleri bildirmesi gerekiyor. Yani iş güvenliği sadece işverenin veya sadece çalışanın sorumluluğu değildir; ortak bir sorumluluktur."

"Her iş yerinin gerçek risklerine göre hareket etmek gerekiyor"

Sektörlerde öne çıkan riskleri sıralayan Tekçe, şu değerlendirmede bulundu:

"İnşaat, sanayi ve tarım sektörlerinde riskler farklılaşıyor. Çünkü her sektörün çalışma koşulları ve tehlikeleri farklı. İnşaat sektöründe yüksekten düşme, yapı ve kazı çalışmaları, elektrik ve kaldırma ekipmanları öne çıkarken; sanayide makine, elektrik, kimyasal maddeler ve üretim proseslerinden kaynaklanan riskler daha fazla. Tarımda ise traktör ve tarım makineleri, pestisit ve kimyasal maruziyetler, hayvanlarla çalışma, sıcak hava ve ergonomik riskler dikkat çekiyor. Dolayısıyla her iş yerine aynı iş güvenliği yaklaşımını uygulamak yerine, sektörün ve iş yerinin gerçek risklerine göre hareket etmek gerekiyor."

"İş kazalarının olmasını beklememeliyiz"

İş kazalarını azaltmak için denetim sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Tekçe, açıklamasının sonunda şu ifadeleri kullandı:

"Son olarak, iş kazalarını azaltmak için denetim sistemi nasıl güçlendirilmeli? Ona bakmak gerekiyor. Bence burada üç konu çok önemli: Denetimin etkinliği, işverenin sorumluluk bilinci ve çalışanların iş güvenliği kültürü. Denetimler sadece kaza olduktan sonra değil, yüksek riskli iş yerlerinde kaza meydana gelmeden önce daha etkin yapılmalı. Özellikle yüksekten düşme, göçük, makine, elektrik ve yangın gibi ölümcül sonuç doğurabilecek risklere öncelik verilmeli. Ama en önemlisi şu: İş kazalarını azaltmak için kazaların olmasını beklememeliyiz. Bir insanın hayatını kaybetmesinden sonra alınan tedbir, aslında geç kalınmış bir tedbirdir."