İşgal rejiminin sözde Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sosyal medya üzerinden yaptığı nükleer tehdit içerikli paylaşım, seçim öncesi bölgede tansiyonu daha da yükseltti. Tel Aviv üzerinde nükleer patlama tasvir eden yapay zekâ görseliyle desteklenen mesaj, hem iç kamuoyunda hem de uluslararası arenada sert tepkilere yol açtı.

Paylaşımda Tel Aviv üzerinde nükleer mantar bulutu tasvir eden yapay zekâ üretimi bir görsel kullanıldı.

Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın görevdeki iki yıllık süresini İran’a karşı “tarihî bir fırsat penceresi” olarak tanımladı.

İç ve Dış Tepkiler

Muhalefet lideri Gadi Eisenkot, Netanyahu’yu “histeri ve panik siyaseti” yapmakla suçladı.

Yair Golan, halkta yapay bir panik dalgası oluşturulduğunu belirterek Netanyahu’nun sosyal medya kullanımının kısıtlanması gerektiğini savundu.

işgal rejimindeki üç büyük televizyon kanalının yayımladığı son anketler, Netanyahu’nun koalisyonunun 120 sandalyeli parlamentoda hükümet kurmak için gereken 61 sandalyenin gerisinde kaldığını gösterdi.

Uluslararası gözlemciler, bu söylemin hem ABD seçimlerine müdahil olma girişimi hem de iç kamuoyundaki istifa baskısını perdeleme çabası olduğunu değerlendiriyor.

Diplomatik ve Güvenlik Boyutu

Netanyahu’nun açıklamaları, bölgede nükleer savaş senaryolarını gündeme taşıyarak uluslararası kamuoyunda endişe yarattı.

Birleşmiş Milletler raporları, çatışmaların nükleer boyuta taşınma riskinin yüzde 80’e ulaştığını ve bunun tüm Orta Doğu’yu geri dönülmez bir felakete sürükleyebileceğini belirtiyor.

Netanyahu’nun Batı başkentlerinden aldığı askeri ve diplomatik desteği kaybetmemek için nükleer söylemi şantaj unsuru olarak kullandığı aktarılıyor.

Genel Değerlendirme

Netanyahu’nun bu çıkışı, seçim öncesi siyasi pozisyonunu güçlendirme amacı taşıyor.

Ancak kullanılan görsel ve söylemler, hem uluslararası hukuk açısından savaş suçları tartışmalarını yeniden gündeme getirdi hem de bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdi.

Uzmanlar, bu tür açıklamaların ABD-İran-İşgal rejimi üçgeninde yeni bir kriz dalgası yaratabileceğini ve bölgede diplomatik kanalların daha da tıkanmasına yol açabileceğini öngörüyor.