Günümüzde okul ortamının yanı sıra dijital platformlarda da görülen zorbalık; çocukların özgüvenini, sosyal ilişkilerini, psikolojik iyilik hâlini ve eğitim hayatını olumsuz etkileyebiliyor. Son dönemde ilkokul çağındaki çocuklar arasında dahi görülen zorbalık, yalnızca fiziksel değil, sözel ve sosyal olarak da uygulanabiliyor ancak genelde bu durum ebeveynler tarafından çok geç fark ediliyor.
Zorbalığın tanımı, çeşitleri ve zorbalığa maruz kalan çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğine ilişkin muhabirine konuşan Psikolog Elif Özçelik, ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.
"Sözel ve sosyal zorbalık fiziksel zorbalık gibi hemen fark edilmez"
Ebeveynlerin öncelikle zorbalığın ne demek olduğunu bilmeleri gerektiğini, her olumsuz davranışın zorbalık olmadığını belirten Özçelik, "Her olumsuz davranış zorbalık değildir. Bir davranışın zorbalık olabilmesi için, güç dengesine, zarar verme durumuna ve sürekli olmasına bakılmalıdır. Yani çocuğa sürekli olarak bir vurma, dalga geçme eylemi varsa ve burada bir güç dengesizliği varsa buna zorbalık diyebiliriz. Bu durumu sadece fiziksel olarak düşünmeyelim. Karşı taraf kalabalık olabilir. Diğer çocuk yalnız olabilir. Ebeveynler zorbalığı sadece fiziksel zorbalık olarak düşünebiliyorlar ama zorbalık dediğimiz şey aslında fiziksel, sözel ve sosyal olarak üçe ayrılıyor. Fiziksel zorbalık, genellikle hemen anlaşılabilir. Çocuğun vurması, itmesi, eşyasına zarar vermesi veya eşyasını alıp geri vermemesi gibi durumlardır. Bir diğeri de sözel zorbalıktır. Çocuğun kilosuyla, boyuyla, ya da başarısıyla dalgaya geçilmesi durumudur. Fiziksel evet fark edilebiliyor ama sözel zorbalık pek fazla fark edilmiyor. Bir diğeri ise sosyal zorbalıktır. Çocuğun sistematik olarak bir gruptan izole edilmesi durumudur. Eğer dediğinizi yapmaktan seni grubu almayız? Veya 'benimle böyle konuştuğun için seni bir daha bizim gruba almayacağız' gibi söylemlerle bir çocuğun sistematik olarak grubun dışına itilmedir." dedi.
"Çocuklarımıza şaka ve zorbalık arasındaki farkı öğretmeliyiz"
Çocukların zorbalığa uğrayıp uğramadığını öğrenebilmek adına yapılması gerekenleri anlatan Özçelik, "Çocuklarımıza, teneffüslerde ne yapıyorsun? Neler oynuyorsun? Arkadaşlarınla en çok hangi oyunlar oynamayı seviyorsun? En çok hangi arkadaşlarınla oynuyorsun? Şeklinde sorular sorarak, sözel veya sosyal zorbalığa maruz kalıp kalmadığını öğrenebiliriz. Bazen de çocuklar bunu şaka adı altında yapabiliyorlar. Mesela çocuğun gözüyle, kilosuyla dalga geçiyor ve ardından 'şaka yaptın, neden alınıyorsun?' diyebiliyor. Ancak burada bir şaka yok. Bu zorbalıktır. Çocuklarımıza şaka ve zorbalık arasındaki farkı öğretmemiz gerekiyor. Çünkü şaka dediğimiz şey, çocukların beraber mutlu olduğu, güldüğü, eğlendiği bir durumdur. Eğer ki çocuğun kilosuyla, boyuyla, dış görünüşle, ailesiyle dalga geçiliyorsa ya da bilerek vuruluyor, itiliyorsa, bunların şaka olmadığını çocuğumuza anlatmamız gerekiyor. Çocuğumuza, 'Eğer biri sana bir şey yaptığında bir şey söylediğinde eğer bu seni üzüyorsa, kırıyorsa biz buna şaka demiyoruz' diye açıklamalıyız. Bu tür durumlarda çocuğumuza, 'Benimle bu şekilde konuşamazsın! Bu şaka değil' diyebilmeyi öğretmeliyiz. Çocuk bunu bilmeli ki kendisini koruyabilsin. Öteki türlü şaka adı altında çocuk zorbalanmaya devam ediyor. Çocuğumuza şaka ve zorbalık arasındaki farkı da öğretmeliyiz. Bu farkı öğrettiğimizde, çocuk kendini korumayı da öğrenmiş olur." diye konuştu.
Zorbalığa uğrayan çocuk anne-babasına neden anlatmaz?
Çocukların yaşadıkları zorbalıkları anne-babasına anlatmamasının altında yatan sebeplere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özçelik, "Çocuk, anlattıktan sonra olacaklarından korkabilir, kaygılanabilir. Mesela, 'ya annem-babam bana kızarsa? Ya arkadaşlarım bana ispiyoncu derse? Ya öğretmenin sınıfta olan biteni anlatırsa? Ya annem-babam büyük tepkiler verirse? Gibi kaygılardan ötürü anlatmayabilir. Veya daha öncesinde benzer bir durumda anne-baba, 'Senin elin armut mu topluyordu? O vurduğunda sen neden vuramadın? O zaten senin yarın kadar, neden kendini korumadın?' demişse veya tam tersine 'ne olmuş yan i vurduysa? Siz arkadaşsınız, olur böyle şeyler' demişse bu sefer çocuk yaşadıklarını anlatmak istemez. Burada ebeveynler, çocuğa suçlayıcı bir dille değil, daha şefkatli bir şekilde yaklaşması gerekiyor. Okulda herhangi bir sıkıntısı olduğunda kendisine anlatabileceğini, yaşadığı sorunu birlikte çözebileceklerini anlatmalıdır. Eğer öfkeli, suçlayıcı bir dil kullanırlarsa çocuklar zaten paylaşmazlar, anlatmazlar. Bu nedenden dolayı ebeveynin kullandığı dile dikkat etmesi gerekiyor. Eğer biz çocuğumuzu kapsayıcı bir dil kullanırsak, yaşadığı bir sorun olduğunda gelip bize anlatır." şeklinde konuştu.
Zorbalığa uğradığını nasıl anlarız?
Çocuk okulda yaşadığı sorunu anlatmaması halinde ebeveynin sorunlarına vakıf olabilmesi için izlemesi gereken yöntemlere de değinen Özçelik, "Bazı çocuklar okulda olan hiçbir şeyi, yaşadıkları sorunları anlatmazlar. Onlar anlatmasa da davranışları bize bazı şeyleri anlatır. Eğer önceden okula severek gidiyorsa ve artık her sabah okula gitmek istemediğini söylüyorsa, karnı ağrıyor, başı ağrıyorsa, geceleri korkuyla uyanıyorsa, iştahsızsa, okuldan geldiğinde eşyaları zarar görmüşse, önceden bahsettiği arkadaşlarından artık söz etmiyorsa, zihnimizde soru işaretleri oluşmalıdır. Bu durumda elbette hemen 'Çocuğum zorbalığa maruz kalıyor' diyemeyiz ama bir şeylerin ters gittiğini bilmeliyiz. Böyle bir durum olduğunda ebeveynin durumu birazcık daha irdelemesi gerekiyor. Eğer çocuğunuz bir zorbalığa maruz kaldıysa ya da zorbalığa maruz kalıyorsa, eğer şiddet haricinde ciddi bir şey değilse, çocuğa sorunu çözmesi için zaman tanımalıyız. Çocuğa, 'Arkadaşınla yaşadığın sorunu nasıl çözebilirsin? Dilersen birlikte bunun üzerine düşünebiliriz?' demeli ve sorunu çözmesi için alan tanımalıyız. Ancak şiddetli bir problem varsa bizim, öğretmenin, okulun müdahale etmesi gerekir." dedi.
Çocuklara hayır diyebilmeyi, kendilerini korumayı öğretmeliyiz
Zorbalığa maruz kalan çocuklara nasıl yaklaşılması ve sorunun çözümü için yapılması gerekenlere değinen Özçelik, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Genellikle ebeveynler bize geldiğinde, 'Hocam! Çocuğum bir zorbalığa maruz kaldığında ona kaç, uzaklaş… O vursa da sen vurma diyorum' şeklinde ifadeler kullanıyorlar. Bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü çocuk bu şekilde davrandığında, zorba zorbalığını yapmaya devam ediyor. Çocuğumuza kendisini korumayı da öğretmeliyiz. Çocuk kendini korumayı öğrenecek ki, bu tarz davranışların önüne geçebilsin. Burada çocuğa, 'Eğer bir arkadaşın sana devamlı olarak bir zorbalık yapıyorsa ilk önce onu sözel olarak uyar. Hayır! Benimle bu şekilde konuşamazsın, bana bunu yapamazsın, eşyamı alamazsın, bana vuramazsın' demeliyiz. Sözel uyarı sonrasında öğretmeninden yardım istemesini söylemeliyiz. Eğer sözel olarak uyarılar fayda vermiyorsa fiziksel olarak uyarmasını öğretmeliyiz. Çocuk, kendisine zorbalık yapan kişiyi iterek, 'Hayır! Bana vuramazsın, bana dokunamazsın, eşyamı alamazsın' diyebilmelidir. Ya da arkadaşı kendisine vuruyorsa aynı oranda karşılık verebilir. Bunu söylerken kavga etsinler demiyorum ama ölçülü bir şekilde kendisini koruyabilmelidir. Öbür türlü bu durumun önüne geçemeyiz. Burada en önemli şeylerden birisi, çocuğumuza kendisini koruyabilmesini öğretmekle birlikte, bu tür durumların yaşanmaması adına merhametli çocuklar yetiştirmeliyiz. Empati yapabilen çocuklar yetiştirmeliyiz. Bu gerçekten çok kıymetli bir şey… Eğer arkadaşı zorbalığa uğruyorsa zorbanın yanında durmaması, mağdurun yanında olması gerektiğini öğretmeliyiz. Birisi arkadaşına kötü davranıyorsa ona dur diyebilmesini öğretmeliyiz. Öbür türlü yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçemeyiz. Burada ebeveynlere gerçekten çok fazla iş düşüyor."
Yorumlar
0 yorum