15 Ekim 1993 yılında gözaltına alındıktan sonra günlerce süren vahşi işkencelerle katledilen Abdusselam İrdem için, kabri başında anma programı düzenlendi.
Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesine bağlı Apaydın (Heqêç) köyünde düzenlenen anma programa HÜDA PAR Şanlıurfa İl Başkanı Faruk Polat ve dava arkadaşları katıldı. Programa erkeklerin yanı sıra kadınlar da iştirak ederek dua etti.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda Molla Sinan Önel, şehit Abdusselam İrdem’in şehadetinin yıl dönümü münasebetiyle bir konuşma yaptı.
“Küçük yaşlardan itibaren ibadetlerine önem verirdi”
Şehit Abdusselam İrdem’in çocukluk yıllarından itibaren ibadetlerine önem veren bir kişi olduğunu aktaran Önel, İrdem’in manevi hayatına ilişkin şunları söyledi:
“Bir tarikat mensubu olduğu için, çok temiz bir sofi, takvalı bir mümin olduğundan dolayı küçük yaşlardan itibaren ibadetlerine önem veren bir insandı. 4-5 yaşlarında olduğu zaman dahi gece teheccüt namazına kalkardı. Pazartesi-perşembe oruçlarını tutar. Kendisine verilen zikirleri çeker, camiye gider, Kur'an okurdu. Şehit Abdusselam kardeşimiz daha küçük yaşlardan itibaren Rabbini tanıyan, Rabbine kulluğunu en güzel şekilde yerine getirmeye çalışan bir insandır.
“İtaat denilince akla Şehid Abdusselam gelirdi”
İrdem’in hayatında itaatin önemli bir yer tuttuğunu belirten Önel, Diyarbakır zindanında birlikte kaldığı arkadaşlarının kendisi hakkındaki değerlendirmelerini anlattı.
Önel, “Zindanda olduğum sürece şehit Abdusselam kardeşimle birlikte kaldım, aynı odaları paylaşmış, aynı öğrenci evini paylaşmış, aynı camileri paylaşmış, İslam'a hizmet alanında beraber yürümüş birçok değerli kardeşimizle muhabbet etme fırsatı buldum. Diyarbakır zindanında şehit Abdusselam ile birlikte aynı dönemi, aynı ortamı paylaşan kardeşlerle bir araya geldik. Bir Hilvanlı olmam münasebetiyle onlara sordum: ‘Sizler bizden çok Abdusselam'ı gördünüz. Onu nasıl biliyorsunuz? Onu nasıl tanımlayacaksınız?’ Bütün kardeşlerin dilinden ortak bir mesaj çıktı: İtaat denilince akla şehit Abdusselam gelirdi. Hiçbir zaman görülmedi ki şehit Abdusselam, İslam cemaati tarafından kendisine gelen bir göreve itiraz etsin, kendisine verilen bir sorumluluğa itaatsizlik etsin. İtaatsizlik onun hayatında yoktur.” dedi.
“Cesareti ve yiğitliğiyle ön saflarda yer aldı”
Şehit Abdusselam İrdem’in öne çıkan özelliklerinden birinin cesaret olduğunu dile getiren Önel, İrdem’i yakından tanıyan arkadaşlarının anlatımlarına değinerek şöyle konuştu:
“Yine şehit Abdusselam kardeşimizin hayatına baktığımızda onun öne çıkan vasıflarından bir tanesi cesarettir. Yine zindandaki arkadaşlarla konuştuğumuzda, onu yakından tanıyanların dilinden aktarıyorum.
Diyorlar ki gerek mürted örgüt ile vermiş olduğumuz mücadelede, cami kavgalarında, okul kavgalarında, mürted örgütle yapmış olduğumuz bütün mücadelelerde şehit Abdusselam her zaman ön saftaydı. Hiçbir zaman korkmuyordu. Onlarla mücadelede hiçbir zaman taviz vermedi ve her daim onların karşısında dik durabildi.
Yine şehit Abdusselam'ın cesaretini, yiğitliğini, kahramanlığını dönemin zalim sistemi tarafından gözaltına alındığında, vahşi işkencelere maruz kalmasına rağmen dilinde tıpkı Bilal-i Habeşi gibi ‘Ahad, ahad’ kelimesinden başka bir şey çıkmadı.
Çünkü şehit Abdusselam, Rabbine teslim olmuş bir insandı. Dünya hayatının geçici olduğunu, ahiretin baki olduğunu, şehadet mektebinin aziz bir mektep olduğunu ve şehadetin yüce bir makam olduğunu bilmiş ve bundan dolayı küfre asla teslim olmamıştır.
Vahşi işkencecilerin en ağır işkencelerine rağmen zalimleri sevindirmemiş, mazlumları ezdirmemiştir. Şehit Abdusselam'ın zindanda işkenceler altında ağzından ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammeden Resulullah, Allahu ekber’ kelimelerinden başka bir şey duyulmamıştır. İşkencelere rağmen ağzından İslam'a, mukaddesatımıza ve dava arkadaşlarına dair tek bir kelime alamamışlardır."
“Kardeşlerini kendisine tercih ederdi”
Önel, şehit Abdusselam İrdem’in İslam kardeşliğine verdiği önemi ve fedakârlığını da anlattı. İrdem’in arkadaşlarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önünde tuttuğunu belirten Önel, “Şehit Abdusselam denilince aklımıza ‘fenâ fi'l-ihvan’ gelir, değerli kardeşlerim. Şehit Abdusselam adeta kardeşleri içinde erimiş, kardeşlik mefhumunu en iyi anlayanlardan bir tanesiydi. Şehit Abdusselam ile arkadaşlık eden, onunla beraber kalan kardeşleri her zaman bize diyordu ki şehit Abdusselam kendi kardeşlerini kendine tercih ederdi."
Şehit Abdusselam'ın maddi olarak fakir olduğunu aktaran Önel, "Sırf yalan olmasın diye sürekli cebinde çok küçük miktarda bir para taşırdı. Abileri, arkadaşları onun ihtiyacının olduğunu bildikleri için zaman zaman ona para teklif ettiklerinde her zaman ‘Benim param var’ diyordu. Cebindeki para belki o gün bir ekmek alacak kadar dahi yoktu ama o hiçbir zaman arkadaşlarına yük olmak istemedi.
Zaman zaman kendisine hediye edilen hediyeleri, kendisinden daha makbul, daha ihtiyaç sahibi arkadaşları gördüğünde kendi ihtiyacı olmasına rağmen o hediyeleri o arkadaşlara takdim ederdi. Çünkü o fenâ fi'l-ihvan olmuştur. İslam kardeşliğinin ne olduğunu, ne anlama geldiğini en iyi tanıyanlardan bir tanesidir." diye konuştu.
“Bütün ömrünü davasına adadı”
Şehit Abdusselam İrdem’in hayatını inandığı dava uğruna fedakârlıkla geçirdiğini ifade eden Önel, İrdem’in genç yaşta hayatını kaybetmesine dikkat çekerek konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Daha 20 yaşında, bir delikanlı, hayatının baharında olan bir delikanlının ortaya koyduğu iradeye bakın! Dünya hayatını elinin tersiyle itmiş, sahip olduğu bütün imkânları davasına kurban etmiş. Şehit Abdusselam şu anda burada bulunan birçok kardeşimiz gibi genç idi, dinamik idi. Hevasını, nefsini tatmin etme dönemini yaşıyordu. Üniversite okuyordu, belki evlilik hayalleri kuruyordu ama o, Allah'ın davası uğruna bunları elinin tersiyle itip kendisini davasına feda etti."
Önel, konuşmasının sonunda şehit Abdusselam İrdem’in hayatının gençler için örnek alınması gerektiğini kaydetti.
Anma programı, yapılan duanın ardından sona erdi.
Yorumlar
0 yorum