Siyasette etik arınmanın; şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkelerinin tam anlamıyla yerleşmesiyle mümkün olduğu ifade edilir. Ancak bu hedeflerin önünde yapısal, yasal ve toplumsal birtakım engeller var. Peki, bu engeller nasıl aşılacak?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirdiği TBMM Grup Toplantısı'nda siyasette arınma ve aklanmanın ertelenemez bir gereklilik olduğunu vurgulayarak konuyu bir kez daha gündeme taşıdı.
Kapsamlı bir "Siyasi Etik Yasası"nın yıllardır yürürlüğe konulamamasının temel nedeni, mevcut siyaset yapma tarzının ve finansman modellerinin köklü bir statükoya dayanıyor olmasından kaynaklanıyor. Özellikle de kamu kaynaklarını birer dağıtım mekanizması olarak kullanmak, eleştirilerin dozunu artırıyor.
Yozlaşmayı besleyen kalkan!
Kürsü dokunulmazlığı, milletvekillerinin meclis çalışmalarında düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi için gerekli anayasal bir güvence sağlıyor. Ancak kürsü dokunulmazlığı dışındaki adli koruma kalkanları, hukuki hesap verebilirliğin önünde ciddi bir engel oluşturuyor.
Adi suçlar, yolsuzluk iddiaları veya usulsüzlüklerin de bu koruma kapsamına dahil edilmesi, siyaseti hukuki denetimden kaçış alanı haline getirebiliyor.
Siyasette arınmanın kalıcı olabilmesi için yasama dokunulmazlığının sadece kürsü faaliyetiyle sınırlandırılması gerekiyor. Aksi halde adalet mekanizması işlevsizleşerek toplumdaki "cezasızlık" algısını büyütüyor.
Akraba, eş dost kayırmacılığının son bulması ve liyakat sisteminin kurulması, siyasetteki arınma sürecinin tam merkezinde ve en öncelikli basamağında yer alıyor. Kamu kaynaklarının adil dağıtımı ancak işin ehline verilmesiyle mümkün oluyor. Bunun aksi, siyaset kurumuna gölge düşürüyor.
HÜDA PAR, siyasi etik konusunda ne diyor?
Birçok tartışmalı meselede olduğu gibi bu konuda da HÜDA PAR'ın parti programı dikkat çeken tespitler sunuyor.
HÜDA PAR, siyasi etik konusunda reformların ertelenmesindeki faktörleri, dünden bugüne sistemden şikayetçi olan yapıların iktidara geldikten sonra sisteme uyum sağlaması ve onun bir parçasına dönüşmesine bağlıyor.
HÜDA PAR’ın parti programında, devlet kurumlarına personel alımlarında adaleti esas alan bir sistemin oturtulması, adam kayırmacılığın önüne geçilmesi ve ölçünün kesinlikle ehliyet ve liyakat olması gerektiği vurgulanıyor. Liyakatin olmadığı bir sistemde etik arınmadan bahsetmenin de mümkün olmadığı kaydediliyor.
Siyasi kutuplaşma seçmenlere nasıl yansıyor?
Öte yandan ekonomik çıkarlar, istihdam kaygıları ya da siyasi kutuplaşma, seçmenlerin "kendi mahallelerindeki" yanlışları göz ardı etmesine de sebep oluyor. Toplumsal kamplaşma tırmandığında, seçmenler yolsuzluk veya etik dışı davranışları eleştirmek yerine "karşı taraf kazanmasın" refleksiyle hareket edebiliyor.
HÜDA PAR, seçim beyannamesinde de meseleye dikkat çekerek, siyasi çıkarlar uğruna toplumun kutuplaştırılmasının ahlaki arınma bilincinin yerleşmesini zorlaştırdığını vurguluyor. Böylece toplumsal muhalefet ve denetim mekanizması ilkeli davranmadığı sürece, siyasette kalıcı bir etik temizliğin tabandan tavana doğru inşa edilmesi de engellenmiş oluyor.
"Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet"
Siyasi etik kavramını temel olarak "Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet" ve "Önce İnsan, Öncelik Adalet" ilkeleriyle tanımlayan HÜDA PAR, siyaseti İslami ve ahlaki bir çerçeveye oturtuyor.
Partinin Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, siyasetin yegâne gayesinin; "koltuk veya makam elde etmek değil, insanın onurunu korumak, onu yüceltmek; canını, malını, dinini, aklını ve neslini muhafaza etmek" olarak tanımlıyor.
"Adaletin tesisi için şahsi ve partisel çıkarlar feda edilebilmeli"
Siyasi etikleri gereği, en büyük ödülün yüksek makamlarda oturmak değil, verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmek olduğuna inandıklarını ifade eden Yapıcıoğlu, adaletin tesisi amacıyla, gerektiğinde şahsi ve partisel çıkarların feda edilebilmesini siyasi ahlakın bir gereği olarak tanımlıyor.
Son zamanlarda çarpıcı çıkışlarıyla gündem oluşturan Cumhur İttifakı'nın önemli ismi Devlet Bahçeli'nın, son grup toplantısında siyasette arınma ve aklanmanın ertelenemez bir gereklilik olduğunu vurgulaması, yıllardır süren tartışmaları bir kez daha gündeme getirmiş oldu.
Yorumlar
0 yorum