26 Ekim 2026 tarihinde Dera kırsalındaki çeşitli noktalara düzenlenen saldırılarda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 7 sivilin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. Şam yönetimi, herhangi bir koordinasyon sağlanmadan sivil yerleşim alanlarının hedef alınmasının uluslararası hukuka ve ülke egemenliğine aykırı olduğunu vurguladı.

Bakanlık açıklamasında, “Ülke topraklarımızın bütünlüğü ve vatandaşlarımızın can güvenliği kırmızı çizgimizdir. Terörle mücadele bahanesi adı altında, Şam yönetimiyle hiçbir istihbari ve askeri eş güdüm sağlanmadan sivil alanların hedef alınması kabul edilemez bir egemenlik ihlalidir.” ifadelerine yer verildi.

Krizin arka planında ise Ürdün’ün Kerek vilayetinde 23 Ekim 2026 tarihinde bir cenaze törenine düzenlenen saldırı bulunuyor. Olayda 9 kişinin hayatını kaybetmesi ve 25 kişinin yaralanmasının ardından Ürdün Silahlı Kuvvetleri, Suriye’nin güneyindeki DAİŞ hedeflerine yönelik hava harekâtı başlattığını açıklamıştı. Ürdün tarafı, operasyonlarda 20’den fazla örgüt mensubunun etkisiz hale getirildiğini ve büyük bir silah deposunun imha edildiğini savunuyor.

Diplomatik gerilimin daha fazla tırmanmasını önlemek amacıyla Suriye Dışişleri Bakanı Asaad el‑Şeybani ile Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es‑Safedi arasında kritik bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi. Görüşmede Ürdün tarafı sivil kayıplar nedeniyle taziyelerini iletirken, iki ülkenin sivillerin korunması ve istihbarat paylaşımının güçlendirilmesi amacıyla ortak bir askeri güvenlik komitesi kurulması konusunda mutabakata vardığı bildirildi.