İran İslam Cumhuriyeti'nin başkenti Tahran'da gerçekleştirilen 19. Uluslararası Direniş Film Festivali kapsamında düzenlenen söyleşide, sinema ve sanatın küresel güç mücadeleleri, medya politikaları ve kültürel hafıza üzerindeki etkileri ele alındı. Türkiye'den gazeteci Muharrem Coşkun ile akademisyen Özlem Aslan'ın katıldığı etkinlikte, iki ülke arasında ortak film ve belgesel projelerinin hayata geçirilmesinin önemi üzerinde duruldu.

Festivalde konuşan Muharrem Coşkun, Filistin başta olmak üzere çeşitli coğrafyalarda yaşanan insani trajedilerin ve direniş hikâyelerinin sanat yoluyla dünyaya aktarılmasının önemli bir sorumluluk olduğunu söyledi. Birçok ülkeden yapımın yarıştığı festivalde bir Türk yapımının da ödüle layık görüldüğünü hatırlatan Coşkun, kültürel iş birliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

İran'ı daha önce siyasi tarih, kültürel miras ve tarihi şehirler üzerine belgesel çalışmaları kapsamında ziyaret ettiğini belirten Coşkun, İsfahan, Şiraz, Kum ve Tahran'da yaptığı incelemelerde ülkenin tarihi hafızasını koruma konusundaki yaklaşımının dikkat çekici olduğunu gözlemlediğini anlattı. Türkiye'nin yakın tarihi üzerine çalışmalar yapan bir araştırmacı olarak iki ülkenin farklı tarihsel tecrübeler yaşadığını dile getiren Coşkun, İran'ın farklı dönemlerden geçmesine rağmen geçmişle olan bağlarını koruyabildiğini savundu.

Söyleşide sanatın toplumlar üzerindeki etkisine de değinildi. Coşkun, sinema ve televizyonun kitlelere ulaşabilen güçlü araçlar olduğunu belirterek, sanatın kültürü, eğitimi ve toplumsal bilinçlenmeyi destekleyen bir işlev üstlenmesi gerektiğini söyledi. İran sinemasının uluslararası alandaki başarılarının dikkat çekici olduğunu ifade eden Coşkun, geçmişte Türk ve İran sinema sektörleri arasında kurulan ilişkilerin günümüzde yeni projelerle yeniden canlandırılabileceğini kaydetti.

Medyanın küresel algı oluşturmadaki rolüne dikkat çeken Coşkun, sinema ve dijital içerik üretiminin yalnızca eğlence alanı olarak görülmemesi gerektiğini, toplumların kendi hikâyelerini kendi bakış açılarıyla anlatabilmelerinin önem taşıdığını vurguladı. Sosyal medya, televizyon, sinema ve yapay zekâ teknolojilerinin etkisinin giderek arttığını belirten Coşkun, bu alanlarda güçlü içerikler üretilmesinin kültürel temsil açısından önemli olduğunu ifade etti.

Bölgesel gelişmelere de değinen Coşkun, farklı Müslüman toplumlar arasında daha güçlü iş birliği ve dayanışma kurulması gerektiğini söyledi. Bir gazeteci olarak çalışmalarını kalemi ve kamerasıyla sürdürdüğünü belirten Coşkun, yönetmenleri, senaristleri ve sanatçıları toplumsal meseleleri ele alan nitelikli yapımlar üretmeye davet etti.