Yapay zekâ teknolojileriyle gerçeğinden ayırt edilmesi zor olan ses, görüntü ve mesajlar üretilmesiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemleri, insanların yakınlarına duyduğu güveni istismar ederek ciddi mağduriyetlere yol açıyor.

"Yapay zekâ artık insanların güven duygularıyla oynuyor"

Giderek karmaşık hale gelen ve insanların ekonomik kayıplarla karşılaşmasına neden olan dolandırıcılık yöntemlerine dair muhabirine konuşan Yapay Zekâ Uzmanı Özalp Ahmet Tık, "Günümüzde yapay zekâ teknolojileri baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Burada ses, görüntü ve büyük dil modelleri kullanılıyor. Gerçeğinden ayırt edilemeyecek şekilde, gerçek bir insan gibi görüntü, ses ve mesajlar üretilebiliyor. Dolayısıyla burada yapay zekâ artık insanların güven duygularıyla oynuyor.   İnsanların yakınları, dostları ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde, büyük dil modelleriyle, sosyal medya profilleri üzerinden görebildiği için gerçek bir insanmış gibi hareket edip dolandırıcılık tarafında etkinleşiyor." dedi.

"En zayıf halka insan"

Üretilen görüntü ve seslerin yapay zekâ olup olmadığının teknoloji tarafından aktif olmayan, hatta aktif olanlar tarafından dahi anlaşılmasının çok zorlaştığını belirten Tık, "Bunu ayırt edebilmek için artık bazı kontrol yöntemleri 'Humen İn The Loop' dediğimiz, insanın içinde olduğu, direkt dolandırıcının hedef aldığı kişinin yakınlarıyla görüşüp, mesajlarının kaynağını tespit edip yalnızca ilgili platformlardan işlem yaparak önüne geçmesi bir şekilde mümkün olabiliyor. Ancak bazen gerçekten insanların basireti bağlanıp bu gibi tuzaklara düşebiliyor. O yüzden burada insan aslında en zayıf halkadır. Bu nedenle teknoloji okuryazarlığını bir şekilde artık herkesin geliştirmesi ve bu konuda mutlaka işin uzmanlarından bilgileri öğrenip gerçek hayatlarında kullanmaları gerekir." diye konuştu.

Finans kuruluşları dolandırıcılığa karşı yapay zekâ destekli önlemler alıyor

Finans kuruluşlarının dolandırıcılık yöntemlerine karşı aldıkları önlemlere ilişkin de konuşan Tık, "Finans kuruluşları burada çok önemli bir sacayağı… Yapay zekâ tarafındaki dolandırıcılıklar özellikle finansal durumları hedef alıyor. Dolayısıyla tüm finans kuruluşları bu anlamda ellerinden geldiğince bazı önlemler alıyor. Bunlar, çok faktörlü kimlik doğrulama dediğimiz, kişinin kişisel verileriyle alakalı verileriyle teyit ettiği bir giriş sistemidir. Dolandırıcılıkla alakalı ayrı bir departman, bankaların kullandığı yapay zeka uygulamalarıyla, 'Fraud Detection' dediğimiz dolandırıcılıkla alakalı tetkikler, tüm finans kuruluşları tarafından artık devreye alındı ve aktif olarak kullanılıyor. Burada yine insan faktörü var. Bir noktaya kadar gelen dolandırıcı, bir manuel müdahale ile de karşılaşabilir. Yani yapılmak istenen işlemin finansal tarafta bloke dilmesiyle önlenebilir hale geliyor. Burada finansal kuruluşların veya finans sisteminin yaptığı mimari çok önemlidir." şeklinde konuştu.

"Hukukta yapay zekâ ile ilgili bir yaptırım yok… Kanuni önlem alınmalı"

Teknoloji kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık suçlarına ilişkin mutlak kanuni olarak yeni düzenlemeler yapılması gerektiğini aktaran Tık, "Burası aslında açık bir nokta… Çünkü Türk hukuku açısından doğrudan yapay zekâya yönelik bir yaptırım yok. Dolayısıyla Türk Ceza Kanunu tarafından muhakkak anlamda bir önlem alınması, caydırıcı maddelerin konulması, teknoloji kullanıldığından teknolojinin kaynağı da belirlenebildiği için mağduriyetler TCK'da yapılandırılabilecek olan yeni durumlarla ele alınabilir. Böylece dolandırıcılık yapmak isteyenler için de caydırıcı bir durum ortaya çıkacaktır. Ancak maalesef şu anda böyle bir durum söz konusu değildir." dedi.

"Aileden başlamak üzere bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı"

Karşılaşılabilecek dolandırıcılık yöntemlerine ilişkin toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Tık, son olarak şu ifadeleri kullandı:

"Toplumun en küçük birim aile… Aile içerisinden başlayarak, aile ile ilgili çalışan kurumlar, devlet kurumları bu anlamda aktif rol oynamalı. Çünkü halkanın en zayıf noktası insan ve insan da her yerde var. Günün sonunda bilinçlendirme ve eğitim işin temelidir. Bu temele inerken de bizler şirketlerimizde çalışanlarımız açısından, ailemizde en çok hedef alınan kitle olan yaşlılar, aile büyüklerimiz başta olmak üzere gerekli önlemleri kullandıkları her türlü teknolojik cihazda alarak, sözle uyararak, arkadaşlarımız ve dostlarımızla yaptığımız sohbetlerde bu durumlarla ilgili kısımların altını çizerek, yaşanılan durumları birbirimize anlatarak bir bilinçlendirme mekanizmasını muhakkak surette devreye almamız gerekiyor. Tabi biz teknoloji tarafında görev aldığımız için bunların farkındayız ama bunların bir şekilde tabana yayılması ve herkes tarafından bilinmesi de bizim toplumsal görevimizdir."