Kitap Künyesi
Yazar: Orhan Koloğlu
Yayın Evi: Pozitif Yayınları
İSBN: 9789756461047
Sayfa Sayısı: 256
--reklam--
Abdülhamit ve Masonlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu eser, masonluğun ilkelerini değil, toplumsal rolünü incelemektedir.Abdulhamid sadece Türk tarihinin değil, yaşadığı dönem uluslararası sorunlarının de en çok tartışılan kişilerinden biri, Masonluk ise 18.yüzyıldaki örgütlenmesinden beri dünyanın her tarafında en çok tartışılan konuların başındadır.İkisinin yanyana gelmesinin ilgi çekmemesi mümkün değil.
Bu çalışmasında Orhan Koloğlu, gizli bir kurum olarak Avrupa'da beliren ve dinler dışı bir nitelik taşımak iddiasındaki Masonluğun İslam Alemi'ne girişini, yayılışını ve en üst yönetim kademelerince benimsenişinin gelişimini anlatıyor.Mason olan tek Sultan/Halife V.Murat yerine geçen kardeşi II.Abdülhamid'in, siyasi amaçlarla kullanılmak istenen kurumu etkisizileştirmek için kullandığı yöntemler inceleniyor.
--reklam--
Abdülhamit ve Masonlar Alıntıları - Sözleri
- Modern (simgesel) Masonluk 1717'de İngiltere'de başlamış ve iddiaya göre 10-15 yıl sonra aralarında Türkler de bulunan ilk masonlar, Osmanlı topraklarında görülmüştür. 1856 Kırım Savaşı sonrasına kadarki ilk dönem üzerinde belgelere dayanan kesin bilgiler pek azdır. Esasen bu sürede Türk ve gayrimüslim Mason olan Osmanlıların sayısı da, etkinlikleri de gayet sınırlıdır.
- Brown'ın İngiliz Bulver Locası'nın üstadı ve İngiliz Büyük Locası'nın Türkiye bölge temsilcisi olması, üstelik Amerikan Elçiliği'ndeki en üst düzey diplomat sıfatı, sözlerine bir başka önem kazandırıyordu.Bu bir bakıma İstanbul'da etkenliği arttırmakta olan Fransız Masonluğuna karşı bir ataktı.
- Masonluğun yaygınlaşması ile birlikte Osmanlı ülkesinde dil sorunu ön plana çıkmaya başladı. Öncelikle Masonluğu getiren ülkelerin dil sorunu vardır. İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar doğal olarak localarında kendi dillerini kullanıyorlardı. Bir locaya girebilmek için dil bilmek gerekiyordu.
- 7 Eylül 1871 tatihinde Sadrazam Ali Paşa ölür. Sultan Aziz'in keyfi davranışlarını frenleyen ve Avrupa tarafındanda son derece sayılan bu bğyük devlet adamının yerine ertesi günü Mahmud Nedim Paşa sadrazamlığa atanır. On gün sonra İatanbul'un Levant Times gazetesinde Amerikan elçiliğinin maslahatgüzarı olan Türkiye için Bölge Büyük Locası Üstadı Brown'un bir açık mektubu -Türkiyede Fatmasonluk- başlığıyla yayımlandı.
- İlk anti-Mason Türkçe yayın olarak bilinen Merhum Pertev Paşa'nın harbnamesi ( Rüya Tabirnamesi) ölümünden sonra herhalde Mahmud Nedim'in desteğiyle yayımlanmıştır. Üzerinde yayına izin veren resmi dairenin isminin bulunmaması gizli yayın olabileceğini düşündürüyor. bir de " Lahika" sı vardır. -Harbname bir rüya içinde uzun uzun mason tekrisini anlatır. Fakat asıl mesajı komplo teorisine uygun olarak milletlerin kalplerini birleştirmek olmayıp, Müslümanların kalbine karşılık, İslam camiasında bölücülük ve fesat getirmek olduğunu ileri sürmektedir.
--reklam--
Abdülhamit ve Masonlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
#yorumperisi ’Bireysel Masonluk Döneminde Türk ve Müslümanlar’ adlı bölümde:” Batı dünyasındaki fikir hareketlerini izlemeyi gereksiz sayan Osmanlı Devleti bütün oluşumları, doğrudan kendisini hedef almadıkça, hep Hristiyanlar arası hesaplaşma sayma eğilimindeydi.’ ‘ Türk ve İslam çevreleri, aydınlanmacıların en ünlüsü Volter’in İslam dinine çağdaşlarından çok daha yumuşak baktığını bilmiyorlardı.’ Bilmiyorlardı çünkü okumuyorlar, eski dönemde okuma yazma oranı çok düşüktü. Şimdi herkes okuma yazma bildiği halde okumuyorlar. Bir yerde:” Bir ünlü masonun deyimiyle ‘ kime yenilikçi düşünceleri sebebiyle gavur denmişse aynı zamanda mason da denmiştir.’ “ diyor. Bu aslında yenilikçilikle suçlama değil, kendi fikrinde olmadığı için suçlama. Karşı tarafla, karşı düşünceyle fikirsel tartışma yapamayacakları için karşı tarafı toplumun hassas noktalarına dokunarak küçümsemek. Bu tip sözleri sarf etmek için karşı düşüncede olmaya da gerek yok; kendisini kızdırdı ise, herhangi bir konuda rakip olması yeterli. Söyle sözü, at iftirayı bitsin. Bir bölümde:” Türkçe basındaki masonlukla ilgili ilk haber İranlılarla ilgilidir. Ruzname-i Ceride-i Havadis’in 28 Haziran 1861 tarihli 165 nolu sayıda şu haber vardı: ‘ Fransa’da bulunan İran sefiri Mirza Hüseyin Han Hazretleri maiyeti memurlarından dört kişi ile beraber bu kere farmason sınıfına dahil olmuş ve kemal-i hürmetle kabul kılınmış oldukları gazetelerde görülmüştür.’ Masonluğun İranlı diplomatlar arasında çok yaygın olduğu görülüyor.” Gayet açık olan duruma yorum yapmaya gerek yok. Masonluğu araştırdığınızda: Masonluk, kardeşlik duygusuna dayalı, federal bir yapıya sahip, inisiyatif, hayırsever, sembolik, felsefi, seçici, hiyerarşik, uluslararası, hümanist ve kurucu bir kurumdur. Mason kelimesi, İngilizcedeki freemason kelimesinden türemiştir ve "hür duvar işçisi" demektir. Masonluğun ilk dönemlerdeki gelişimi biraz tartışmalı bir konudur, iki tez vardır. İlki; Operatif masonluk, duvarcılık mesleğini beden çalışmasıyla ve elle yapılan zanaatkarların kurmuş olduğu meslek birliklerinden ortaya çıkmıştır. İkincisi; Masonların, şövalye kökenli bir topluluk olması ile alakalıdır. Bence hangisi doğru olursa olsun nihayetinde meslek kuruluşu olarak başlamış. Meslek kuruluşu olmaları bende bizdeki bu tip kuruluşları araştırmaya sevk etti. Aslında çoğunuzun bildiği sonuçlar ortaya çıktı. Ahilik, Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli'nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilatıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Müslüman Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Lonca, aynı bölgede yaşayan esnaf ve zanaatkarların örgütlenerek kurduğu meslek organizasyonuna verilen isimdir. Loncalar bir meslek örgütlenmesi olarak özellikle Ortaçağ'da üretim ve iş gücünün düzenlenmesinde önemli görevler üstlenmiştir. Usta-çırak ilişkileri ve ürün kalitesine yönelik standartlar loncalar sayesinde düzenlenmiştir. Loncaların, ticaretin kayıt altına alınmasını sağlayarak haksız rekabetin oluşmasını engelleme işlevi de bulunmaktaydı. Lonca, Osmanlı Devleti'nde de kent esnafının ve küçük çaplı üretim yapan zanaatkarların örgütlenme biçimiydi. Temelini Ahilik'ten alan Osmanlı lonca düzeni 15. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış, 18. yüzyılın ortalarına doğru "gedik" biçimini alarak 20. yüzyıl başlarına kadar varlığını sürdürmüştür. Kooperatif, halk dilinde imece usulü denilen topluca yardımlaşmanın resmi olarak belli kural kanun ve düzene göre yapılma işlemine verilen addır. Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve kamu tüzel kişileri tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir. #oğuzhansaygılı #kitapşuuru (Özgün Onat)
--reklam--
Abdülhamit ve Masonlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Orhan Koloğlu - Abdülhamit ve Masonlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Abdülhamit ve Masonlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Orhan Koloğlu Kimdir?
Orhan Koloğlu ikinci Dünya Savaşı sonrasında Libya'da yeni kurulan hükümette, Ankara hükümetinin izni ile başbakanlık görevinde bulunan Sadullah Koloğlu'nun oğludur. Galatasaray Lisesi'ni, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne (bugün İletişim Fakültesi'ne) bağlı Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Doktora çalışmasını Strasbourg Üniversitesi Edebiyat ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde yaptı.
1947'de Sulhi Garan'ın Türk Spor adlı gazetesinde spor yazarlığı ile başladığı gazetecilik hayatını 1964'e kadar Son Saat, Yeni Sabah, Akşam, Yeni İstanbul gazetelerinde muhabir, yazı işleri müdürü ve yazar olarak sürdürdü. 1970'ler ve 1980'lerde kısa sürelerle Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde çalıştı. 1964-71 arasında Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nın Roma, Paris, Karaçi ve Beyrut bürolarını yönetti. 12 Mart Dönemi'nde Beyrut'ta görevli olan Koloğlu İhtilal sonrası Türkiye'ye çağrıldı ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile ilgili yazdığı rapor nedeniyle (rapor FKÖ ile ilgili Türk basınında 'Türkiye'nin aleyhine çalışıyorlar' diye çıkan haberlerle Beyrut basınını karşılaştırarak olayın farklı olduğunu ortaya koymaya çalışmaktaydı) 15 gün Ankara Cezaevi'nde hapis yattı.
1972'de Milliyet gazetesinin Almanya baskısından sorumluydu. 1974-75 ve 1975-77 arasında Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nün (bugün T.C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü) başında bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) dış ilişkiler danışmanlığını yürüttü.[2] Hacettepe Üniversitesi'nde devrim tarihi dersleri verdi. Ardından, 1982-84 arasında Libya'nın Trablusgarp kentindeki el-Fateh Üniversitesi'nde (bugün Trablus Üniversitesi) öğretim görevlisi olarak bulundu; burada tarih araştırmaları yaptı. Popüler Tarih ile Aydınlık'ta çeşitli yazıları yayınlandı.
1995 yılında Türk Çağdaşlaşması adlı eseriyle Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü'nü kazandı. 2000 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) geleneksel Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü'ne layık görüldü. 2001 yılında Reklamcılar Derneği Orhan Koloğlu'nun yüzyıllık reklam arşiv koleksiyonunu satın alarak “Türkiye’de Reklamcılığın İlk Yüzyılı: 1840-1940” adıyla hem bir sergi açtı hem de kitaplaştırdı.
17 Nisan 2020 tarihinde 91 yaşında vefat etti.
--reklam--
Orhan Koloğlu Kitapları - Eserleri
- Abdülhamid Gerçeği
- Osmanlı'dan 21.Yüzyıla Basın Tarihi
- Lawrence Efsanesi
- Abdülhamit ve Masonlar
- Arap Kaymakam
- İttihatçılar ve Masonlar
- Curnalcilikten Teşkilatı Mahsusa`ya
- Avrupa Kıskacında Abdülhamit
- 1915 Basınında Çanakkale
- Cumhuriyet Döneminde Masonlar
- Kim Bu? Mustafa Kemal
- Kutsal Topraklarda Casuslar Savaşı
- Sorularla Vahdettin
- Fikret Mualla
- Soros, CFR ve Arap Ayaklanması
- İslam Aleminde Masonluk
- Osmanlı'da Son Tartışmalar Mondros'tan Mudanya'ya
- Osmanlıcadan Türkçeye Okuryazarlığımız
- Üç İttihatçı
- Dünyadan Çizgilerle Atatürk
- Trablusgarp Savaşı ve Türk Subayları
- Türk Korsanları
- Bilimselden `Medyatik`e Tarih
- Hain'nâme
- Gazi'nin Çağında İslam Dünyası
- Kim Bu? Ecevit
- Türk - Arap İlişkileri Tarihi
- Aşk - Tarih Boyunca
- Son Sadrazam
- Cercle D'orient'dan Büyük Kulüp'e
- Cilbabtan Türbana
- İstanbullu - Şehroğlanı ile Şehrkızı
- Osmanlı Dönemi Basınının İçeriği
- 1919-1938 Türk Çağdaşlaşması
- Mazlum Milletler Devrimleri ve Türk Devrimi
- Basınımızda Resim ve Fotografın Başlaması
- Prusya'dan Enverland'a ve Günümüze Türk-Alman Tarihi
- Loti'nin Kadınları
- İslam’da Değişim
- 1908 Basın Patlaması
- Türkiye Karikatür Tarihi
- Numaracı Cumhuriyetçiler - 2. Cumhuriyetçiler Hakkında Herşey
- Tamga Pençe Tuğra İmza
- Osmanlı'dan Günümüze Türkiye'de Basın
- Ecevit ile CHP
- Mamma Li Turchi
- Gazeteci Bir Aile Mehmet Asım, Hakkı Tarık, Hasan Rasim Us'lar
- Türk'ü Dünyaya Saydıran Adam Atatürk
- Basımevi ve Basının Gecikme Sebepleri ve Sonuçları
- Osmanlı Meclislerinde Libya ve Libyalılar
- Reklamcılığımızın İlk Yüzyılı (1840-1940)
- Fizan Korkusundan Libya Mücahitliğine
- Aydınlarımızın Bunalım Yılı "Zaferi Nihai`den Tam Teslimiyete"
- İlk Gazete İlk Polemik
--reklam--
Orhan Koloğlu Alıntıları - Sözleri
- İtalyanlar şeref ve vatanları için savaştıklarını savunuyorar, ama haksızlar. Biz de aynı şeyi söylüyoruz, ama haklıyız. (Trablusgarp Savaşı ve Türk Subayları)
- İslam’ın yayılışında, silah gücünün yanı sıra, sömürülen ezilen toplumlara, gününün koşulları içinde daha hoşgörülü, daha adaletli ve güvenli yönetimler getirmiş olması küçümsenmeyecek bir etken olmuştur. (Gazi'nin Çağında İslam Dünyası)
- Eğer Allah istiyorsa şehit olmaktan kaçınılmaz. Cesur, bir kez ölür, korkak, her an yüz kez. (Trablusgarp Savaşı ve Türk Subayları)
- "1909-1912 arasında Büyük Doğu'nun Üstadı Âzamlığını Talât Bey, sonra çekildiğinde Faik Süleyman Paşa yapmıştır." (İttihatçılar ve Masonlar)
- İnsan için büyüklük ve övgü sermayesi olacak şey nedir? Büyüklük çok çalışmaktır, yoksa para ve servetle değil... (İslam Aleminde Masonluk)
- Teşkilat'ın elemanları son kanlarına kadar dövüşürler. Eşref Bey ise ağır yaralı ve baygın halde esir düşer. Malta'ya sürülmeden, Lawrence ziyaretine gelir. "Bizim misafirimizsiniz!" diye söze başlayınca; kimin ülkesine, kimin sahiplendiğini gören Kuşçubaşı Eşref içlenir. "Biz asırlarca adaletle idare ettiğimiz bu yerlere 'bizim' diyerek hata etmişiz, belli. Yalnız siz de şimdiden 'bizim' demekle aceleci davranmıyor musunuz?" diye sorunca, Lawrence: "Biz, bura insanını nasıl idare edeceğimizi biliriz." diye kibirlenir. Eşref Bey güler, sanki geleceği görmüş gibidir: Osmanlı'nın 400 sene yönettiği Ortadoğu'da İngiliz 40 sene kalamayacaktır!.. (Kutsal Topraklarda Casuslar Savaşı)
- "Masonlukla Siyonizmi bütünleştirmek çok başvurulan bir yöntem. Oysa, her fırsatta açıkladığım gibi masonlar -bütün insanlığı kavradıkları iddiasını yalanlayan bir tutumla- 19.yüzyılın ikinci yarısına kadar Yahudileri kesin olarak aralarına almamışlardır." (Cumhuriyet Döneminde Masonlar)
- “DP’nin serleşen politikasında etkili olduğu bilinen içişleri bakanı Namık Gedik de masondu.” “DP ye yönelik yassıada duruşmaları sırasında Ahmet Salih Korur özellikle başbakanlığa ait örtülü ödenek konusundaki soruşturmada hakim karşısına çıktı. ......ödeneğin özellikle basını partinin yanına çekmek için kullanıldığı ortaya çıktı. Başta, özel masonluk sayısı çıkaran Peyami Safa ya 49 bin lira olmak üzere birçok yazara para dağıttığı saptandı. Soru üzerine bu dağıtımı Menderes in emriyle yaptığını söyleyince sabık başbakan itiraz etti. Olayın tanığı gazeteci, Korur un “hiç istemediğim halde beni böyle konuşturuyorsunuz diyerek....” (İslam Aleminde Masonluk)
- 'Cemiyet içinde iyiye, ileriye ve açıklığa doğru bütün hamleler hızını matbuat hürriyetinden alırlar. Matbuat hürriyetinin mevcut olmadığı yerlerde ise vatandaşın, diğer hak ve hürriyetleri tehlikeye düşeceği gibi, topluluk hayatı gizliliğin ve kapalılığın kiri ve pası altında çürümeye mahkûmdur.' (Osmanlı'dan 21.Yüzyıla Basın Tarihi)
- Küresel sistemin körüklediği yeni medya düzeninde belirleyici olan, tüketicinin beğenileridir. Tüketicinin hakim olduğu bir dünya düzeninde medyanin başka türlü hareket etmesi mümkün mü? .. Kimliğin kişinin tükettiği malzemeye göre belirlendiği bir dünyadayız. (Osmanlı'dan 21.Yüzyıla Basın Tarihi)
- 18. yüzyıl filozofları Aydınlanmacılar "düşünce özgürlüğü ve vicdan özgürlüğü" kavramlarını yerleştirirken mason girişiminin belirmesi, devrimci değişim ortamındaki örgütlenme ihtiyacının bir yansıması olduğunu kanıtlıyor. (İslam Aleminde Masonluk)
- Saltanatı süresince ülkenin her tarafından gelen açlık ve kuraklık şikayetleri, bazı doğal felaketlerde yardımlarının yetersizliği, zaten baskı rejimi altında ezilen bu kitlelerde daha büyük tepkiler yaratıyordu. E. Z. Karaı (VII/494) şu örnekleri veriyor: " 1880'de, Anadolu'da ve Kuzey Suriye'de meydana gelen kuraklık, halkın çaresizliğini bütün çıplaklığıyla göstermiştir: Musul' da halk pamuk tohumu yiyor, iş hayatı durmuş, hırsızlık ve cinayet artmış, gündüz ortasında bile adam soyuluyor. Sokaklarda, iskelete dönmüş paçavralar içinde insanlar 'açım, açım' diye feryat ederek ölüyorlar. Çocuklannı satan aileler bile var. Ölü hayvan eti yiyenler, hayvanlar ile beraber otlayan insanlara rastlanıyor. (Abdülhamid Gerçeği)
- 1880’lerin başından itibaren İngiliz politikası Mısır’da milliyetçiliği (Mısır, Mısırlılarındır) ve İslam dünyasında Arap Hilafeti tezini desteklemeye yönelik olmuştur. (Lawrence Efsanesi)
- Şeyh Sait ayaklanması vesilesiyle 4 Mart 1925'te çıkarılan Takrir-i Sükûn kanunu ise, hükümete doğrudan basın üzerinde tasarrufta bulunmak hakkını tanıyordu. (Osmanlı'dan 21.Yüzyıla Basın Tarihi)
- İsyanın boyutu ne Hüseyin'in ne de İngilizlerin umduğunu verecektir. Planları, Hicaz'ı takiben Suriye ve Irak'ta da Arap milliyetçilerinin ayaklanması ve Hatay'a İngiltere'nin çıkartma yapmasıyla, Türklerin iki ateş arasında bırakılmalarıydı. Hüseyin yalnız kalmıştır. Mahcubiyet korkusuyla Kahire'de entilijans, isyanı aslında Hindistan'daki sömürgeci meslektaşlarının çıkarttığı şayiasını yayacaktır. (Kutsal Topraklarda Casuslar Savaşı)
- İngilizlerin “resmi tarih kaynağı” sayabileceğimiz Encyclopaedia Britannica’ya göre, 1917-1918’de Hicaz-Suriye bölgesinde 35 bin Türk askerinin ölümünde ve 35 bininin de esirliği ya da yaralanmasında Lawrence, Arapları yöneterek başrolü oynamıştır. (Lawrence Efsanesi)
- Osmanlı Devleti'nin 16. yüzyılda bütün Orta Avrupa ve Balkanlar ile Ortadoğu, Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'ya hâkim olduğu aşamada İslam'a bağlılığını asla dışlamadığı malumdur. Ancak zorlayıcı bir ihtida politikasına da asla başvurulmamıştır. Kemal Karpat'ın hesabıyla altmıştan fazla dil ve din farkı gösteren cemaati yönetimi altına alan Devlet'in örfi yasalara (yerel geleneklere) İslami kurallar kadar değer verdiği bilinir. (Curnalcilikten Teşkilatı Mahsusa`ya)
- Suriye ve Irak bölgesinde cirit atan ajanlar, kimi ne zaman ve hangi koşullarla kullanabileceklerini biliyorlardı. (Lawrence Efsanesi)
- ‘ Abdülhamit ve Masonlar ‘ kitabımızda belirttiğimiz gibi, Abdülhamit saltanatının ikinci yarısına girildiğinde Sultanla mason locaları arasında bir barış dengesi kurulmuştu. Genelde masonlar politikaya karışmıyor, bunun karşılığında sultandan hoşgörü hatta destek alıyorlardı. (İttihatçılar ve Masonlar)
- Medya, Lawrence'ı ne kadar "şişirse" de hakikat bellidir; Arap İsyanı tutmamıştır. Ortadoğu'da netice İngilizlerin Mısır harekâtı ile alınacaktır. (Kutsal Topraklarda Casuslar Savaşı)
Yorumlar
0 yorum