Kitap Künyesi

Yazar: Halil İnalcık

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 9786050822151

Sayfa Sayısı: 624

--reklam--

Akademik Ders Notları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"1939 yılında, 77 yıl önce, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Timur başlıklı seminer ödevini okuduğum zaman Prof. Dr. Fuad Köprülü diğer öğrencilere dönüp şöyle dedi: 'Hepinizden bu çocuğun yazdığı vazife gibi yazmanızı beklerim.'"

"Fatih Sultan Mehmed imparatorluğun gerçek kurucusudur. Fatih bildiğimiz temel özellikleriyle klasik Osmanlı idare rejimini kesin biçimde yerleştirmiştir."

"Osmanlıların tarım ve ticarete yabancı kaldıkları, Türklerin yalnız asker veya göçebe oldukları biçiminde dar ve bağnaz bir görüştür."

"16. yüzyılda Osmanlı, hiç kuşkusuz, Anadolu ve Balkanlar'da bir bölge imparatorluğu konumundan bir dünya gücü durumuna yükselmiştir. O zamanki dünyada hiçbir önemli sorun yoktur ki Osmanlı ilgilenmesin ve ağırlığını koymasın."

-Halil İnalcık-

Halil İnalcık'ın ilk defa yayınlanan Akademik Ders Notları, 1938-39 yıllarında Fuad Köprülü'nün dersinde verdiği seminer ödeviyle başlıyor, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki her anını tüm safhalarıyla anlattığı Milli Mücadele Devri (1908-1923) dersiyle devam ediyor. Halil İnalcık'ın uzun yıllar ders verdiği Chicago'daki Osmanlı'nın kısa tarihi sayılabilecek ders notlarıyla bitiyor… Balkanlar'daki Osmanlı fetihlerinden Fatih'in imparatorluğun kurulmasındaki rolüne, Hilafet'ten Osmanlı'nın dünya sistemine, kültürden bürokrasiye birçok başlıkta okurlar özet halinde Osmanlı'ya dair yeni bilgiler edinecekler.

Arşiv niteliğindeki bu kitap sayesinde, Timur'dan Osmanlı Tarihi'ne, Milli Mücadele'den Cumhuriyet'in kuruluşuna kadar birçok konuyu bizzat Halil İnalcık'tan dinleme fırsatı yakalayacak ve kendinizi onun dersinde hissedeceksiniz...

--reklam--

Akademik Ders Notları Alıntıları - Sözleri

  • Müttefikler dâhil, hiç kimse bu tepkiyi hesaplamamıştı. Her şeyi kabul ettireceklerine inandıkları, yorgun ve geleceğini metanetle beklediğini sandıkları Türkler şimdi, "Ya ölüm! Ya kurtuluş!" diye haykırarak ayaklanmıştı. İzmir işgali karşısında bu millî heyecan ve birlik, gerçekten millî Türk devletinin kuruluşuyla biten mücadelenin büyük olayıdır.
  • Soyadım o zaman Bozkurt idi; soyadı kanunu, üç ay içinde bir soyadı ile gelip tescil etmeyenler için nüfus idaresine soyadı verme yetkisi tanınıyordu. Ailemiz için İnalcık adı tescil edilmişti. Tarihte İnalcık adı, Sirderya üzerinde Otrar valisinin adı olarak geçer. İnalcık, Cengiz Han'ın bir kervanını yağlamış, bu hareket Mogolların İslâm dünyasını istila etmelerine neden olmuştur (1210).
  • Önceden silahları elinden alınmış Türk garnizonuna bağlı askerler ve diğer yüksek rütbeli subaylar soğukkanlılıkla öldürüldü, Müslümanlara ait binden fazla mağara yağma edildi. Yunanlılara yalnız stratejik noktalar, kalelerin işgali izni verilmiş olduğu halde, Yunan kuvvetleri süratle memleketin içine ilerlemeye başladılar, hatta Paris Konferansı tarafından tayin edilmiş olan işgal sınırlarını aşmaya yeltendiler. Katliama uğrayan halk yerlerini yurtlarını bırakıp memleketin iç taraflarına kaçmaya başladı. İstanbul'da Rumlar, bu işgali bir bayram gibi kutluyorlardı. Facialar yurdun her tarafında süratle duyuldu ve bütün millet, bu haksız tecavüz karşında bir vücut gibi dikildi. Her tarafta Yunan işgalini protesto etmek için mitingler toplanıyor, redd-i ilhak adı ile Yunan işgalini red için heyetler oluşturuluyor, müttefiklere protesto telgrafları yağdırılıyordu, özetle bütün Türk milleti heyecanla bir anda birleşmiş ve ayaklanmış bulunuyordu.
  • Milli iradenin nüfuzunu kırmak, işleri yine sultanın ve hükümetinin eline vermek için Sivas'ta şeyh unvanı taşıyan birtakım insanların padişaha gönderdikleri bir telgraf, fazlasıyla dikkate değer. Telgrafta, "Mustafa Kemal Paşa, Padişah'ın fermanıyla hareket ettiği söylentisini yayarak kendini milli iradenin temsilcisi olarak göstermek çabasındadır ve bu çabasında bir avuç tâbileri kendisine yardımcı olmaktadırlar. Bizler, dinimizin bir gereği olarak Halifemiz efendimize her bakımdan sadık bulunuyoruz. İki yüzden fazla ulema âyân ve tüccarın imzası ile Salih Paşa'yı Sivas'a davet etmişsek de bir cevap alamadık," denmekteydi. Bu olay İngilizler ile beraber hareket eden Said Molla'nın bir icâdıydı.
  • Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının müttefik savaş gemilerine açılması, Karadeniz'e güvenli ve serbest geçişin sağlanması, Çanakkale ve İstanbul Boğazları kalelerinin müttefikler tarafından işgali (m.1), sınırları ve iç güvenliği korumak için gerekenler hariç, Türk ordusunun derhal terhis edilmesi (m.5),silahların ve teçhizâtın teslimi (m. 20), Hicaz, Yemen, Suriye ve Irak'taki bütün Türk garnizonlarının en yakın müttefik kumandalarına teslim olmaları (m. 16),Türk kara sularında polis hizmeti görecek küçük gemiler hariç, Türk donanmasının teslimi (m6), bütün demiryollarında müttefik kontrol subaylarının yerleşmesi (m. 15),telgraf hatlarının ve kabloların müttefiklerce kontrolü (m. 12),müttefiklerin emniyetini tehdit edebilecek bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik bir yeri işgal etme hakkı (m.7), altı doğu vilayetinde herhangi bir karışıklık halinde müttefiklerin bu bölgenin herhangi bir kısmını işgal etme hakkı (m. 24).
  • 3 Mart 1915'te, yani Çanakkale'ye İngiliz taarruzundan on beş gün önce başlayan İngiliz - Fransız - Rus görüşmeleri 10 Nisan'da neticelendi. Antlaşmaya göre, savaş sonunda Rusya İstanbul ile beraber Trakya'da Enez-Midye hattı ve Anadolu'da Sakarya gerisindeki araziyi alacaktı. Fransa ve İngiltere o zaman savaş zorunluluklarının baskısı altında bunu kabul etmişlerdi. Buna karşılık olarak onlar da kendi isteklerini Rusya'ya onaylattılar. İngiltere, Arabistan ve İran'ı nüfuz bölgelerine ayırdı. Fransa ise Suriye ve Çukurova'yı (Klikya) alacaktı.
  • Başkanlığa seçilmekle Mustafa Kemal, milli hareketin başına milletin delegeleri tarafından getirilmiş oluyordu. Artık otoritesini bu kaynaktan alıyor ve daha kendisini sultanın hükümetinden, yetkili görüyordu. O, liderlik mücadelesini kazanmıştı, fakat bunu lider olma zevki için değil, vatanı kurtarmak ve tam bir kudretle hizmet etmek için istemişti. O zamanki koşullar içinde birçokları dikkatli hareket etmekten dem vurdukları halde, o kendi şahsını her türlü tehlikelerin önüne atmaktan çekinmiyordu.
  • Mustafa Kemal bütün hayat felsefesini şu "Hayat demek mücadele demektir. Hayatta muvaffakiyet mutlaka mücadeleyle mümkündür." Onun bu inanışı, bu mücadeleci, enerjik karakteri bütün tarih boyunca Türklerin karakteri olmuştur. Yeni Türkiye bu yeni ruhla doğacaktı. Türk milleti tekrar kendi birincil hayat felsefesine kavuşacak ve o ruhla yükselecekti. Bağımsızlığı, hürriyeti üzerinde pazarlık yapmak, onu başka menfaatler için kısmen olsun gölgelemek, yardım dilenmek, Türk milletinin karakterine hiçbir zaman yakışmazdı. Yenilmez görünen güçlükleri, Mustafa Kemal ve onun Kuvâ-yi Milliye çocukları böyle yendiler. Onun sunduğu devletin geleceği, bu mücadele felsefesine bağlıdır. Yeni yetişen nesiller, gerçek Atatürkçülüğün bu prensibini, tam bir bilinçle benimsemişlerdir.
  • Mustafa Kemal altı yüz senelik Osmanlı saltanatına ve halifeye karşı bu ihtilâl kararını verirken, davasının tamamıyla haklı ve kutsal olduğuna inanıyordu. Büyük Nutuk'ta diyor ki: "Esas olan Türk milletinin şeref ile yaşamasıdır. Bu ancak tam bir bağımsızlık ile mümkündür. Ne kadar zengin ve refahlı olursa olsun bağımsızlıktan mahrum bir millet, medeni milletler nazarında köleden başka bir muameleye layık değildir... ve Türk, vakûr, haysiyet ve şerefi yüksek bir millettir. Böyle bir millet için köle olarak yaşamaktansa yok olmak daha iyidir. Onun için ya istiklâl ya ölüm."
  • Fransızlar da 1918 - 1919 kışında Adana ve Mersin dâhil olarak Pozantı'ya kadar bütün Çukurova (Klikya)'yı işgal ettiler. Fransızların işgal kuvvetleri yalnız değildi, onların gözetimi altında birçok Ermeni intikama susamış bir halde memlekete geldiler, türlü yıldırı hareketlerine ve cinayetlere giriştiler. Müttefiklerin yerli Ermenilere birtakım ayrıcalıklar vermeleri Türkleri büsbütün korkuttu. Ermeniler, bir İntikam Alayı oluşturmuşlardı, bazıları Fransız üniforması taşıyordu. Ermeni fedailerinin, Adana'nın içinde bile yapmaya cesaret ettikleri katliamlar nihayet halkı ayaklandırdı. Adana'da hemen büyük bir miting yaparak bu cinayetleri protesto ettiler ve İstanbul gazetelerine Fransız işgalini protesto eden "feryatnâmeler" gönderdiler.
  • Mogollar zamanında İran'da lâ-dinî ilimler fevkalâde bir varlık gösterirken Orta Asya'da bilhassa dinî ilimler büyük bir ehemmiyet kazandı. Mühim eserler yazıldı. Dervişler kendi tarikatlarını, Sir-derya boyunda, steplerdeki göçebe halk arasında muaffakiyetle yayıyorlardı. İslâm medeniyeti tedricen göçebeleri ve hanları nüfuz altına aldı.
  • 1930'dan sonra Mustafa Kemal vaktinin, enerjisinin büyük bir kısmını, Türk tarihinin ve medeniyetinin kaynaklarını, asil karakterini meydana çıkarmaya karar verirken, bütün isteği sözde tarihçilerin Türk milletinin tarihine karşı sistemli bir şekilde yükledikleri bu haksız iftiraları ve hataları yine aynı silahla, ilimle düzeltme, Türk milletine milletler arasında hakkı olan şerefli mevkii sağlamaktı. Onun bütün hayatı, Türk milletinin haklarını almak için mücadele ile geçmiştir. Onun, layık olduğu hayat ve mevkii için savaş meydanında, ilim alanında, teknikte, her alanda yılmaz bir azimle çalışmak, Atatürkçülüğün gerçek temelindeki mücadeleci ruhtur.
  • Balkan Savaşları, yeni rejimin tüm zaaflarını ortaya çıkardığı gibi büyük Avrupa devletleri arasında imparatorluğun artık son saatlerinin geldiği inancını uyandırdı. Bu devletler, Anadolu ve Arap devletlerini aralarında nüfuz bölgelerine ayırmak için kesin antlaşmalar yapmaya başladılar. Tren yolu imtiyazları ve iktisadi faaliyet bölgeleri elde eden İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Avusturya, Macaristan, Rusya birbirleriyle yaptıları antlaşmalarla kendi paylarını önceden belirlemeye dikkat ettiler ve özen gösterdiler.
  • 2 Eylül 1919'da Ali Galip'e dâhiliye vekili tarafından gönderilen yazı, tarihi bir önem taşır. Burada Dâhiliye Nazırı Adil Bey, Ferid Paşa'nın onayı ile şunları yazmaktaydı: "Erzurum'da bazı şahıslar toplanıp birtakım kararlar almışlar. Bunlar memlekette ve dışarıda kötü etki bırakmıştır. İngilizler, bunu bahane ederek Samsun'a kuvvetler çıkarıp memleketin önemli geniş alanlarını işgale hazırlanmaktadır. Sivas'ta sekiz on kişi toplanacakmış. Bu aslında önemsiz ise de, Avrupa'da geniş yankı yapmaktadır. Ordunun her derece subayı ile askeri bu şahısların görüşlerini benimsemektedir. Sizin göreviniz, güvenilir yüz veya iki yüz adam ala rak bu şahısları tutuklamaktır. Bunları bölgenizdeki kabileler arasından toplayabilirsiniz. Böylece bu maceracıların Sivas'ta toplanmasına engel olabilirsiniz. Hükümet, yabancıları işgal niyetlerinden vazgeçirebilir. Sizi Padişah'ın iradesi ile Sivas valisi ve kumandanı atadık."
  • İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Selânik şubesi, bunların arasında Enver ve Talat Paşalar da vardı, iktidarı fiilen ellerinde toplamaya çalıştılar. Mesela, diğer itthatçılar, Paris'te meşrutiyet için yıllarca çalışmış kişilere mevki vermek istemediler. İtthatçıların Selânik'teki merkezi, hükümetleri istediği gibi kurduruyor, beğenmediği vekillere işten el çektiriyordu. Yani özetle memlekette ne padişah ne de mebuslar, meclise hâkimdi. Gizli bir cemiyet, memleketi idare ediyordu. Bununla beraber, İtthatçılar mecliste çoğunlukta idiler.

--reklam--

Akademik Ders Notları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yüze yakın kitap ve beş yüzden fazla makaleye imza atan tarih profesörü Halil İnalcık' ın titizlikle derlenmiş bu eseri, arşivlik bir içerikle karşımıza çıkıyor. Kitabın ilk bölümünde, İnalcık tarafından Fuat Köprülü' nün talimatıyla, Timur dönemine dair karşılaştırmalı bir çalışma yer alıyor. Ardından Milli Mücadele Yolları ve Osmanlı Tarihi' nin anlatıldığı ders notları paylaşılıyor. Eser, derslerde kullanılabilen bazı belgelerin eski ve yeni harflerle yazılmış kopyalarını da içeriyor. (Esen kaya)

Bu dünya döne döne, elbette, pirelerin develeri yutacağı ve devlerin cüceleri tavuk kafeslerinde toplayacağı bir gün gelir. yazar/necip-fazil-kisakurek / kitap/cerceve-3--51171 / PİRELER VE DEVELER / DEVLER VE CÜCELER (zaimoğlu mehmet)

Halil Hoca’ nın bu kitabında en etkilendiğim bölüm Fatih Sultan Mehmet ile ilgili olan bölümdü. Kitabı sadece bununla özdeşleştirmek istemem, ama kitabı okumamın üstünden baya zaman geçti. Siyasal İslam’ ın hüküm sürdüğü günümüz Türkiye’ sinde Fatih Sultan Mehmet' in inkılapçı bir lider olduğu bilinerek veya bilinmeyerek göz ardı edilmekte. İstanbul’ un Fethi ve Kuran’ da İstanbul’ un Fethi’ yle ilgili geçen ayetle özdeşleştirilmiş, çağ kapayıp çağ açan (göreceli bir yargı) bir padişah olarak bilinmiştir. Halil Hoca' nın kaleminden öğrendiklerimiz bunların ötesinde bir Fatih portresi çiziyor. Birçoğumuz Fatih’ in tarikatları, tekke ve zaviyeleri kapatıp, bunlara ait arazileri, mülkleri kamulaştırdığını bilmeyiz. Gerçekleştirdiği bu toprak reformu sayesinde devletin otoriter gücü artmış, imparatorluğa gidilen yolu açmıştır. Kamulaştırdığı bu mülk ve arazileri yüzünden belli bir kesim Fatih’ e bilense bile, otoriter devlet yapısını güçlendiren ve İstanbul’ u fethetmeye mazhar olan bir hükümdara karşı çaresiz kalmışlardır. Fatih’ in izlediği politikanın tam tersi bir politika izleyen 2.Bayezid teokratik yapının ülkenin her kademesinde etkili olmasına neden olmuştur. Tarihe ilgi duyanların asırlık Hoca’ nın kitabını es geçmemeleri gerekir. (Y.)

--reklam--

Akademik Ders Notları PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Halil İnalcık - Akademik Ders Notları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Akademik Ders Notları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Halil İnalcık Kimdir?

İnalcık, aslen Kırım Tatarı'dır. Balıkesir Muallim Mektebi'ni tamamladı. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yükseköğrenimine başladı. 1942 yılında "Tanzimat ve Bulgar Meselesi" adlı doktora tezini verdi. Uzun yıllar aynı Fakültede Osmanlı ve Avrupa tarihi üzerine dersler verdikten sonra 1972 yılında Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü'ne "Osmanlı Tarihi Üniversite Profesörü" olarak davet edildi.

1973 yılında meşhur kitabı The Ottoman Empire The Classical Age 1300-1600 yayımlandı. Yurtiçi ve dışında çeşitli üniversitelerden fahri doktora payeleri aldı. 1993 yılında Bilkent Üniversitesi'ne davet edildi ve burada Tarih bölümünü kurdu. Yazdığı makale ve kitaplarla Osmanlı İmparatorluğu tarihi üzerinde tartışılmaz bir otorite haline gelen Prof. Dr. Halil İnalcık Bilkent Üniversitesi Osmanlı Tarihi Bölümü'nde yüksek lisans ve doktora ögrencilerine seminerler verdi.

Hayatı ve tarihçiliğini anlattığı Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık Kitabı adlı söyleşi kitabı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından 2005 yılında yayımlanmıştır.

--reklam--

Halil İnalcık Kitapları - Eserleri

  • Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606)
  • Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler
  • Devlet-i Aliyye - Tagayyür ve Fesâd (1603-1656)
  • Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)
  • Atatürk ve Demokratik Türkiye
  • Osmanlı'da Devlet, Hukuk ve Adalet
  • Şâir ve Patron
  • Devlet-i Aliyye - Köprülüler Devri
  • Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet
  • Osmanlılar
  • Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı
  • Rönesans Avrupası
  • Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet
  • Osmanlı ve Modern Türkiye
  • Osmanlı ve Avrupa
  • İmparatorluktan Cumhuriyete
  • Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481)
  • Kuruluş - Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
  • Tarihçilerin Kutbu
  • Fatih Sultan Mehemmed Han
  • Halil İnalcık'ın Merceğinden Osmanlı
  • Has-Bağçede Ayş u Tarab
  • Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci
  • Osmanlılar ve Haçlılar
  • Tarihe Düşülen Notlar
  • Tanzimat ve Bulgar Meselesi
  • Osmanlı İmparatorluğu
  • Tanzimat
  • Türklük Müslümanlık ve Osmanlı Mirası
  • Doğu Batı-Makaleler 1
  • Osmanlı İmparatorluğu: Toplum ve Ekonomi
  • Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 1
  • Akademik Ders Notları
  • Söyleşiler ve Konuşmalar
  • Adalet Kitabı
  • Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar 1
  • Osmanlı Hakimiyetinde Ortadoğu ve Balkanlar
  • Kırım Hanlığı Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700
  • Doğu Batı-Makaleler 2
  • Osmanlı İdare ve Ekonomi Tarihi
  • The Ottoman Empire and Europe
  • İstanbul Tarihi Araştırmaları
  • Osmanlı İmparatorluğunun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 2
  • Devlet-i ‘Aliyye
  • Gazavât-ı Sultân Murâd b. Mehemmed Hân
  • Halil İnalcık Seti
  • Türkiye Tekstil Tarihi Üzerine Araştırmalar
  • Bursa Araştırmaları
  • Kemal Atatürk Değişim ve Uluslaşma Süreci
  • The Ottoman Empire
  • Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar 1
  • The Survey of Istanbul 1455
  • Osmanlı İmparatorluğu (2CİLT)
  • Tarih ve Akademi
  • Osmanistik Bilimi’ne Katkılar

--reklam--

Halil İnalcık Alıntıları - Sözleri

  • Bahar geldi, bahar geldi Sevinelim sevinelim Dallarda hep bülbüller çağlar Gelincikler, papatyalar Uçuşur nazlı kelebekler Sevinelim sevinelim Neşe ile bu baharı yad edelim. (Tarihçilerin Kutbu)
  • Leibnitz'in planı şu şekilde hazırlanmıştı: Osmanlı tehdidi karşında geleneksel Avrupa Hıristiyan birliğinin sağlanması, Doğu'da savaşın devamı. (Osmanlılar)
  • In Mustafa Nuri Pasha's view, during the third stage (that is, broadly speaking, the 16th century), the love of luxury increased, moral qualities were lost, and the first signs of decline appeared. But if the real decline set is after the repulse before Vienna in 1683, the stage from 1595 to 1683 must be counted as belonging to the period of maturity. (The Ottoman Empire)
  • Cizye artışları ve tahsilatının, on altıncı yüzyıl sonlarından itibaren Hıristiyan nüfusun Osmanlı rejimin den soğumasının temel nedenleri arasında yer aldığını; daha sonraki yüzyıllarda Balkanların çeşitli bölgelerinde görülen kitlesel ihtida(dininden dönerek Müslüman olma.)olaylarının da ardında cizye artışlarının yattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. (Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 1)
  • "Fatih ,tahta ciktiğinda henüz memede olan kardesi Ahmed'i "nizâm-ı âlem " uğruna bogdurmustur ." (Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606))
  • İstanbul’un fethinden sonra Akşemseddin, fethin evliyanın eseri olduğunu söylediği zaman Fatih, “Bu şehir kılıcımla alınmıştır.” Yanıtını vermiştir. (Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet)
  • "Hükümdarın gücü askeri güce ,askeri güç hazineye , hazine reayanın ödediği vergilere ,vergilerin artışı adalete bağlıdır .Bu nedenle akıllı hükümdar ,kendi egemenliğini korumak ve gücünü arttırmak istiyorsa ,reayaya adaletle muammele etmeli ,zulümden kaçınmalıdır :"Adalet mülkün temelidir." ." (Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet)
  • Ulug-kent beyi der ki " halk mutlu olmalıdır, halkın mutlu olması için karnının doyması lâzımdır " ( b. 5353-55 ). Zira " Kara budunun kaygısı hep karnıdır...Onların yiyecek ve içeceklerini eksik etme " ( b. 4330, 4327 ). (Osmanlı Hakimiyetinde Ortadoğu ve Balkanlar)
  • Alp Arslan'ın Malazgird meydan muharebesine başlamadan evvel beyazlar giyinmesi ve atının kuyruğunu bağlaması,eski Şâmanî ananelerinin devamını kat'iyetle göstermektedir. (Adalet Kitabı)
  • Bugün bilim toplumunda hükümet adamları, siyasiler, herhangi bir meseleyi ele almadan önce, bir hüküm vermeden önce tarihe bakarlar, bu meselenin evveliyatını araştırırlar. Bu ileri devletlerde siyasete yardım eden, siyasileri aydınlatan ve atacakları adımda en emin yürümelerini temin eden bir kurumdur. (Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci)
  • Osmanlı Devleti,kocası ölen kadının erkek evladı yoksa,elinden tarla arazisini alır ve başka bir köylüye aktarır. Eğer dul kadın, oğulları çalışma çağına gelinceye kadar,ırgatla idare edebilirse, onu "bive"adıyla işletmenin sahibi tanıyabilir. (Osmanlı İmparatorluğu)
  • Savurganlık ve irrasyonellik maalesef halkımız arasında da caridir. Türkiye'de devlet, sonsuz tüketim imkanlarına kavuşan bir azınlık, hatta sıradan halk, kredi kartı zihniyeti ile yaşamaktadır. Hiç kimse giderlerini kaynaklarına göre ayarlamıyor, harcamalarını bitmez tükenmez sandığı kredi kartına göre yapıyor, böylece devlet de, birey de borç, faiz, kısır döngüsü içine düşmüş bulunuyor. (Söyleşiler ve Konuşmalar)
  • Tüm hayatımı arşivlerde, kütüphanelerde milletimin belgelere dayanan doğru bir tarihini anlatmak için harcadım. Buy benim için yerine getirilmesi gerekli bir şükran borcu idi. (Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci)
  • "İnsan akıl ile yükselir, bilgi ile büyür. Her ikisi ile insan itibar görür." Yusuf Hâs Hâcib (Osmanlı'da Devlet, Hukuk ve Adalet)
  • Yaşamını yalnız bir bilgi dalına adayan kişi, ilahi gerçeğin uzağına düşer. (Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600))
  • Herhangi bir tarih döneminin yorumunda, kurum ve davranışları, günümüz üslup ve kavramlarına indirgeyerek anlatmak, ileri modern kurum tarihçilik gibi algılanır olmuştur. Meselâ; gazâ (ganimet akını), sipahi timarı (fief sahibi atli), ayanlık (feodal düzen) gibi. Modernist yazarlara göre mesela gaza, gazi, fetih gibi tarihi terimlerin kullanılması ulusalcılık, bağnazlıktır. Unutuluyor ki tarih, müşahhasın, (actual/somut olanın) bilgisidir. Osmanlı savaşçısı, savaşırken İslam'ın belli bir inanç ve zihniyetiyle savaşmaktadır; o gelişigüzel bir akıncı değil bir gazidir, aldığı ganimet onun için, dinin kutsallık verdiği bir kazançtır Cami yaptırmaya niyet eden sultanlar, gazâ seferi düzenler ve ganimet malıyla camisini yapardı; reâyâ vergisinin haram içerdiğine inanilirdi. Tarihçi, bu inancı, bu ruh haletini, bu zihniyeti görmezlikden gelirse, tarihî müşahhas olanı göz ardı etmiş olur; o zaman yaptığı şey tarih değildir. (Doğu Batı-Makaleler 2)
  • Herhalde ilk Kırım Hanı sayılan Hacı Giray'dan evvel, atalarının 15. yüzyıl başlarında Kırım'da hâkim oldukları muhakkaktır. (Kırım Hanlığı Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700)
  • Osmanlılar, kendilerini Allah'ı kılıcı saymakta idiler ve bu görüş Palamas'a ait kayıtların ortaya koyduğu cici, yalnız arasında değil, Bizanslılar arasında da yayılmıştı. İleride Martin Luther de, Osmanlılar hakkında aynı şeyi düşünecek, Allah'ın onları, Hıristiyanları günahlarından dolayı cezalandırmak için gönderdiğini söyleyecektir. (Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606))
  • Azerbaycan'ın işgal ettikten sonra Şâhruh, I.Mehmed'i uyararak Kara Yusuf'un oğlu İskender'in Osmanlı topraklarına sığınması halinde ona yardım etmemesini istedi (Aralık 1420). Uyarıya cevabında I.Mehmed tam bir teslimiyet ifade etti. Bu sırada Osmanlılar, büyük endişe ile doğu cephesindeki gelişmeleri izliyordu. Akkoyunlu Kara Osman'ın İskender tarafından mağlup edilmesi üzerine (Nisan 1421) Şâhruh, Doğu Anadolu'ya girmiş ve İskender'e karşı ezici bir zafer kazanmıştı (Temmuz 1421). Bu ortamda I.Mehmed, Şâhruh tarafından tehdit edilen Memlükler'le dostane ilişkilerini sürdürmeye çalışıyordu. (Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481))
  • Kosova savaşı Osmanlı kuvvetlerinin kesin galibiyetiyle sonuçlandı. Başlangıçta Osmanlı sol kolu çöktü, fakat sağ koldaki Yıldırım Bayezid'in büyük gayreti sayesinde zafer kazanıldı. Gazânâme'ye göre I.Murad, birkaç hasekisiyle gelip cesetler arasında dolaşırken, kendisini cesetler arasına saklamış bulunan Miloş Kobilovic tarafından hançerle yaralandı ve az sonra öldü. İç organları çıkarıldıktan sonra şehid düştüğü yerde gömüldü; daha sonra, Yıldırım Bayezid'in tahta çıktığı sırada idam ettiği oğlu Yakub Bey'in cesediyle Bursa'ya götürülüp Çekirge'deki türbesine defnedildi. Yaralandığı ve öldüğü yere Hudâvendigâr Meşhedi denilen bir türbe yapıldı. (Yakub Bey : I.Murad'ın oğlu) (Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481))