Kitap Künyesi
Yazar: M. Turhan Tan
Yayın Evi: Mavi Çatı Yayınları
İSBN: 9789752401006
Sayfa Sayısı: 216
--reklam--
Akıncılar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
-Senin adın Aldemir değil de Mustafa’dır, öyle mi?
-Öyledir Drakula!
-Vilad, kendini pervasızca şeytan diye anan delikanlının üstüne atılmamak için nefsini zorladı, homurdanır gibi bir sesle sorguda devam etti:
Bu kahpe ile tanışıyorsun, öyle mi?
- O benim artığımdır Drakula. Aslan yalağından köpekler su içemez ama sen bu yiğitliği gösterdin. Fakat dişlerin sökülecektir.
Vilad, uzun sorularla Aldemir’in, Marya’nın taşıdıkları sırrı öğrenmek, ondan sonra bu iki suçluyu cezalandırmak istiyordu. Lâkin delikanlının kendini Drakula diye anmakla iktifa etmeyerek köpekleşmesi ve üstelik dişlerini sökeceğini söylemesi üzerine soğukkanlılığını kaybetti, öğrenmek istediklerini Mara’ya söyletmeyi tasarlayarak, hançerini çekti, Mustafa’nın üzerine atıldı…
--reklam--
Akıncılar Alıntıları - Sözleri
- “Her güçlüğün bir de kolay yanı vardır.”
- “Büyük işler ağır ağır, yavaş yavaş konuşulur.”
- “Şimşeğin şanı ele avuca sığmamaktadır.”
- “Dost yüreği dosta geniş görünür.”
- “Türkün tarihte kazandığı bir üstünlükte işte budur, ölmemek için öldürdüğü insanlara candan acımasıdır.”
- “Kimi debdebesine, kimi servetine, kimi şöhretine güvenen nice insanlar görülmüştür ki, tabiatın hükümlerine tahakküm edebileceklerine inanmışlar ve bu yüzden maskara olmuşlardır.”
- “…çıplaklar içinde don giyen bey sayılır.”
- “Aslan postu içinde tavşan yüreği çarpmaz ki.”
- “İşte Türk’ü tarihten önce ve sonra kürenin efendisi yapan sebeplerden biri de budur. Türk, ölümü tabi bulurdu, korkmazdı ve bu korkusuzluktan dolayı da yeryüzünde aslanlar gibi dolaşırlar.”
--reklam--
Akıncılar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap biter bitmez eeee sonra dedirtiyor açıkcası. Sonuçlandırılmamış, bitmemiş bir kitap olmuş. Acaba devamı mı vardı bilemedim şimdi. Ya da yazar bu şekilde bitirerek okuyanların kendi finallerini kendilerinin oluşturulması istenmiş olabilir. Kitabın bu basımını da beğenmedim. Kelimeler hiç olmayacak yerlerinden bölünmüş ve çok yazım yanlışı vardı. Kısacası neresinden tutsan elinde kalıyor. (Halil İbrahim Yıldız)
Akıncılar: Voyvoda'nın ölümünü okuyamadığım için üzgünüm .Ama genel bir değerlendirme yapmam gerekirse yazımda basım hataları gördüm lakin pek tabi, bu doğal bir durum.Ve en nihayetinde hikayenin içinde kendimi bularak yaşananlara üzüldüğüm güzel bir öyküleme Akıncılar.Yazar M.Turhan Tan'a kalemi için teşekkürler...️️ (Halil İbrahim Koç)
İlk başladığımda çok şaşırdım,aslında bizim bilmediğim bir avrupa var ve çok zalimlerin yaşadığı bir dönem ve Osmanlı'nın hakimeyet gücü çok güzel anlatılmış çok sürükleyici bir kitap. (Elif Arslan)
--reklam--
Akıncılar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
M. Turhan Tan - Akıncılar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Akıncılar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı M. Turhan Tan Kimdir?
Sivas'ta doğdu. Asıl adı Mehmet Samih Fethi’dir. Babasının görevi nedeni ile bulundukları Diyarbekir’de dünyaya geldi. Aslen Sivaslı olup, Alaaddin Paşalar ailesine mensuptur. I. Abdülhamid'in kızı Hibetullah Sultan'la evlenen Alaaddün Paşa'nın torunlarından Sivas eşrafı Ahmet Fethi Bey'in oğludur.
Liseyi Gümülcine'de ve İstanbul Vefa İdadisi'nde okumuş, babasından ve özel hocalardan Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Babası ölünce döndüğü Sivas'tan hukuk okumak üzere 1902'de İstanbul'a gitti. Küçük çalışmalar yaptığı bu yıllarda döneminin genç kuşak şair ve yazarlarıyla arkadaşlık yapmış fakat İstibdat idaresinin katı tutumu nedeni ile yazı yazanların başına çeşitli sorunlar açıldığından 1905'te tekrar Sivas'a dönerek orada öğretmen olarak görev yapmaya başlamıştır.
Bir süre Sivas Lisesinde tarih ve edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra İkinci Meşrutiyet’in (1908) ilanında yeniden İstanbul’a giderek, önce belediyede çalıştı. Açılan bir sınavda başarı göstererek Üsküdar Lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptı. Daha sonra İçişleri Bakanlığı teşkilatına geçerek çeşitli yerlerde kaymakamlık ve mutasarrıflık görevlerinde bulundu. Bir dönem milletvekili oldu.
Cumhuriyet gazetesinde fıkra yazarlığı yaptı, romanlarını tefrika etti. Tarihî konuları işleyen romanlarıyla tanındı. Turhan Tan, gençlik döneminde Servet-i Fünûn dergisi ve çeşitli gazetelerde Bedrettin Yılmaz, Halil Rüştü gibi takma adlarla şiirler ve değişik konularda yazılar yayımlamıştı. Hayat Ansiklopedisi’nde M. S. imzasıyla yazdığı birçok yazısı vardır. Şiirleri kitap olarak yayımlanmadı. Şiirlerinde Edebiyât-ı Cedîde dönemi şairlerinin etkisi görülür. Derleme, düşünce, gezi kitapları dışında otuz dört romanı vardır. Bu romanların bazısı tefrika hâlinde gazete sayfalarında kalmıştır.
Başlıca Romanları:
- Ali Maceralar (1912),
- Cehennemden Selam (1928, 2010),
- Sevinç Han (1931),
- Gönülden Gönüle (1931, 2010),
- Kadın Avcısı (1932, 2010),
- Üç Ay Yatakta (1934),
- Akından Akına (1935, 2010),
- Cem Sultan (1935, 2010),
- Timurlenk (1935, 2010),
- Viyana Dönüşü (1936),
- Osmanlı Rasputini Cinci Hoca (1938),
- Hürrem Sultan (2010),
- Safiye Sultan (1939, 2010),
- Devrilen Kazan (1939, 2010),
- Cengiz Han (1962, 2010),
- Krallar Avlayan Türk (1939, 2010),
- Hint Denizlerinde Türkler (1939, 2010),
Derleme:
- Tarihte Türkler İçin Söylenen Büyük Sözler (1936),
- Atatürk (1939),
- Tarihî Fıkralar (1962),
Düşünce:
- Tarihî Musahabe (1937, 2010).
Gezi:
- Avrupa Notları (2010).
--reklam--
M. Turhan Tan Kitapları - Eserleri
- Cengiz Han
- Timur
- Hürrem Sultan
- Safiye Sultan
- Cem Sultan
- Yeniçeriler
- Krallar Avlayan Türk
- Akıncılar
- Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler
- Kösem Sultan
- Fatih İstanbul'da
- Esir Sultan
- Lale Devri
- Son Akın
- Yavru Kartal
- Devrilen Kazan
- Viyana Dönüşü
- Viyana Kapılarında
- Topal Kasırga
- Kadın Avcısı
- Hacı Bektaş Ocağı Yeniçeriler
- Cinci Hoca
- Akdeniz'in Fatihleri
- Rumeli'nin Fethi
- Akından Akına
- Perde Perde Tarih
- Son Yeniçeri
- Harun Reşit
- Muhteşem Hükümdarın Sultanı Hürrem
- Hint Denizlerinde Türkler
- Timurlenk
- Köşe Penceresinden
--reklam--
M. Turhan Tan Alıntıları - Sözleri
- La erhame beynelmülûk ! (Padişahlar arasında hısımlık akrabalık yoktur) (Esir Sultan)
- Aşkın dili evrenseldir. (Hürrem Sultan)
- “Kimi debdebesine, kimi servetine, kimi şöhretine güvenen nice insanlar görülmüştür ki, tabiatın hükümlerine tahakküm edebileceklerine inanmışlar ve bu yüzden maskara olmuşlardır.” (Akıncılar)
- Yozlaşmış milletlerin belli başlı vasıflarından biri de felâketlerden ibret almamak, gaflet uykusundan kolay kolay uyanmamaktadır. Ne harp bozgunlukları, ne içten dıştan dağılmalar, ne zelzele, ne tufan, yurt sevgisini unutmuş kütleleri uyanıklığa sürükleyemez. (Rumeli'nin Fethi)
- Aşıkların, sevgililerine yaranmaları, onlara karşı kayıtsız ve şartsız uysal görünmekle olur. (Kösem Sultan)
- Yüksek erkek, kadını yücelten erkektir. (Cengiz Han)
- İnsan, dedi, tabiatın en kuvvetli unsuru. Bak, şu ada, ateşini içinde tutamıyor, fosur fosur duman kusuyor. Halbuki yüreklerinde birer yanardağ taşıyan bizler, o dağların alevlerini gene içimizde saklıyoruz. (Cem Sultan)
- O, İstanbul'un hangi yıl alındığını bilmezdi. Yavuz'un yaptığı harplerin ve kazandığı zaferlerin tarihini merak etmiş değildi. Viyana'nın hangi Padişah zamanında muhasara edildiğini de işitmemişti. Fakat Üçüncü Murat'ın beş yüz halayık topladığını, her gece kırk kadınla işret ve saz meclisi kurduğunu, yüz on beş çocuk doğurttuğunu biliyordu. Avrat pazarını kurarken işte bu bilgiyi esas tutuyor, o dedesinden daha çok kadına sahip olmak ve yine ondan fazla çocuk doğurtmak istiyordu. (Kösem Sultan)
- “Bana öyle geliyor ki bunlar (Türk Kadınları), süslenmek için elmas zümrüt takınmıyor. Belki o taşları –üzerinde taşımakla- süslenmiş, kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını paha biçilmez bir pırlantadır.” Leydi MONTEGU (İngiliz) (Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler)
- “Hiç şüphesiz ki, ahlak bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir.” Les Voyages Du Dicur Duloir (Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler)
- Deli İbrahim'in kanını taşıyarak yetişen padişahlar Türk yurdunu ve Türk milletini felaketten felakete sürükledi. (Kösem Sultan)
- Türk kadınlarının en büyük süsü, Türk oluşlarıdır. Bana öyle geliyor ki onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takmıyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilemez bir pırlantadır. ~Lady Montague (Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler)
- İstanbul, Türk olalı beri, Tanrı'nın beğendiği yerlerden biri olmuştur. Orada şimdi hava, Biraz cennet kokusu taşır. Şu, enikonu kevserleşir.. (Safiye Sultan)
- İçkisiz saz, tuzsuz aşa benziyor. (Topal Kasırga)
- Sevilmeden sevmek neye yarar ki ? (Topal Kasırga)
- Kadın yüzüne inen bir sille, bülbül boğazına sarılan pençe gibi haindir. Bunu ya çocuklar, ya hayvanlar yapar. (Topal Kasırga)
- İlk ve orta zamanlarda birçok panikler, karışıklıklar yaratmış olan bu dedikodu cereyanlarının temeli yine cehaletti. Cahil kütleler, kendi hayatlarının hâkimi ve sahibi değillerdi. Duygularını başkalarının duygularıyla ayar ederlerdi. (Rumeli'nin Fethi)
- Beşeri ihtiraslar, aldatıcı renklerden tecrit olunarak layıkiyle tahlil olunsa, onların hep bir kaynaktan doğduğu neticesine varılır. Para hırsı, şöhret hırsı, ikbal hırsı, hatta bilgi hırsı güzellikten azami mikyasta istifade etmek hırsının çocuklarıdır. İnsanlar, para kazanmak için - iyi ve kötü - her vasıtaya başvururlar, birçok çukurlara girip çıkarlar. Bu zahmetin, bu didinmenin gayesi altından mezar yapmak değildir, güzelliklerden para kuvvetiyle müstefit olmaktır. (Cem Sultan)
- İki büyük Türk hükümdarın birbirlerini yok etmeye çalışması acıklı bir şeydir. Eğer onlar uzun bir münakaşa devresi geçirdikten sonra karşı karşıya gelip te çarpışmasalardı, dost geçinselerdi, dil ve din birliğinin emrettiği kardeşlik vazifelerini anlasalırdı, tarihin seyri başka olurdu. Evet. İki Türk hükümdar boğaz boğaza gelmeselerdi, İstanbul'un Türkleşmesi yarım asır evvel vaki olacaktı ve Fatih'in orduları Anadoluda değil, Macaristan'da, Almanya'da dolaşacaktı. (Topal Kasırga)
- "Sizde bunun hakkını unutmayın dedi kılıç olmasa tespihin sesini ancak çekenler duyar derviş." (Fatih İstanbul'da)
Yorumlar
0 yorum