Kitap Künyesi
Yazar: Erdoğan Çınar
Yayın Evi: Kalkedon Yayıncılık
İSBN: 9786054511037
Sayfa Sayısı: 236
--reklam--
Aleviliğin Gizli Tarihi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aleviliğin İslam coğrafyası içinde güvenlik sorunu yaşadığı karanlık dönemlerde, Alevi erkânını ve inancını sonraki kuşaklara aktarabilmek için zorunlu olarak büründüğü "zahiri kisveler", sonunda Aleviliğin tanımı olarak sunulabilecek kadar Aleviliğin üzerine sinmiştir.
Bu araştırma, Alevilerin korunma güdüsü ile kendileri için oluşturdukları dış kabuğu, Aleviliğin kendisi imiş gibi ortaya koyan yaygın yanlışların hakim olduğu bir iklimde ve zamanda okuyucusuyla buluştu. Araştırmada ortaya konulan, dış kabuğu kırılmış, güvenlik zırhı aşılmış, üzerindeki ayrık otları temizlenmiş bir "Alevi tanımlaması" kısa sürede büyük kabul gördü, ilgi ve övgü seli karşılandı.
Alevilik bir insanlık mirasıdır. Kadim dünyadan bugüne aktarılmış değerli bir armağandır. Bu toprakların en önemli zenginliğidir. Bu zenginliği ortadan kaldırmanın hunhar çabası içinde olmak, bir insanlık ayıbıdır. Alevilik bu yeryüzünün, üzerinde yaşadığımız bu gezegenin gördüğü, büyük ve muhteşem bir rüyadır. Bu görkemli rüyanın devamı olmak, böylesi önemli bir mirasın parçası veya komşusu olmak, bu topraklarda yaşayanların büyük talihidir.
Aleviler Hakk'tan gelen "nida"yı bugüne ulaştırabilmek için ıstıraplarına, kederlerine ve çaresizliklerine sadakat ile bağlı kaldılar. Meşakkatli bir yoldan yürüyerek, olağanüstü büyülü bir dünya kurdular. Bu dünyanın içinde olmaktan mutluyum ve kendimi ödüllendirilmiş sayıyorum.
Gerçekler bizi bu demden, bu cemden, bu yoldan mahrum etmesin.
(Tanıtım Yazısından)
--reklam--
Aleviliğin Gizli Tarihi Alıntıları - Sözleri
- Kandil geceleri kandil oluruz Kandilin içinde fitil oluruz Hak'kı göstermeye delil oluruz Bakar kör olanlar görmez bu hali
- Hakikat bağının gonca gülünü Deren bilir dermeyenler ne bilir Canın kurban edip, canan yoluna Veren bilir vermeyenler ne bilir
- Dört Kitabın manasın Okudum hasıl ettim Işığa gelince gördüm Bir uzun hece imiş Yunus Emre
- Yaratılışın bütün evrelerinin sırası ile sembollerle anlatıldığı Ayin-i Cem içindeki bu dönüşler, Ayin-i Cem'e görsel olduğu kadar, anlam bakımından da büyük bir zenginlik katar, çünkü evrende her şeyin dönüyor olması sebepsiz değildir. Evren ancak evrende bulunan her şeyin dönmesi ile dengede durur. Semah ile Kozmos'un ruhu Ayin-i cem içine taşınır. Semah evrenin dengesinin, gök cisimlerinin sürekli dönüşleri ile sağlandığının Ayin-i Cem içindeki ifadesidir. Evrende dengeyi sağlayan unsurun, en küçüğünden en büyüğüne kadar evrende bulunan her nesnenin dönüşü ile sağlandığının müzik eşliğinde sembolize edilerek ortaya konmasıdır. Semah kadim bir bilginin görsel bir şölene ve kutsal bir gösteriye dönüştürülmüş halidir.
- Asıl gerçek ise nurdur, ışıktır.
- Alevi örgütlenmesi ve yayılışı, ocaklar yolu iledir. Her gerçek Alevi bir ocağa bağlıdır. Orta Toroslar'ın bütün Alevileri Abdal Musa Ocağı’na, Tunceli ve Adıyaman yöresindeki Aleviler Baba Mansuriler Ocağı’na, Arapkir yöresindeki Aleviler Yürüyen Hızır Ocağı’na, İzmir ve Aydın bölgesi Alevileri Yanyatıroğulları ve Timur Beylikleri Ocakları’na, Maraş Pazarcık Alevileri Hubyar Sultan Ocağı’na, Trakya Alevi-Bektaşileri Gözükızıl Ocağı'na bağlıdırlar. Ocak ile alev arasındaki anlam akrabalığı göz önüne alındığında Alevi sözcüğünün, ocaktan (ışıktan, alevden) gelen, aleve, ışığa bağlı insanları tanımladığı olgusu biraz daha netleşir.
- Alevi inanışı’nda insan varlığının iki evresi vardır; birinci evrede insan bedenleşmemiş bir enerjidir, ışıktır (nur-ı kadim). İkinci evrede insan devriye yolu ile evrimleşerek vücut bulmuş ve cisim olarak ortaya çıkmıştır.
- Her şeyin aslı, kadimdeki parlak nurdur. Toprağın ve cümle eşyanın kaynağı, ışıktır. Her nesne o ışıktan varlık bulmuştur.
- “Yol cümleden uludur” diyerek kendi varlıklarını Alevi yolunun devamına vakfedenler, hem Alevi yolunun kaybolmasının önüne geçmişler hem de insanlığın kaybolmuş hafızasını ve kadim gerçekleri sonraki kuşaklara aktarmışlardır.
- Evrenin ve dünyadaki varoluşun ve Yaradılış'ın başlangıcından bu güne kadar olan tüm safahat, Alevi nefeslerinde şaşmaz bir bilimsel doğrulukla yer almıştır.
- Güneş sistemimiz yaklaşık 4.6 milyar yıl önce, büyük patlama ile ortaya çıkmış bir yıldızın dağılması ile oluşmuş bulutsu bir enkazdan oluşmuştur. Güneş, sürekli devinim halinde bulunan bu bulutsu enkazın ortasında meydana gelmiştir. Yeryüzünde yaşamın başlangıcı ve sebebi olan büyük enerji, güneşin iç bölümündeki nükleer füzyon tepkimelerinde, hidrojenin yanarak helyuma dönüşmesi ile ortaya çıkar. Bu enerji, görünür ışık ve kızılaltı işık olarak uzaya yayılır. Işıktan gelen anlamındaki Alevi sözcüğü, etimolojik köklerini, evrenin ve insanın kendi Yaratılışının ışığa dayalı geçmişinden alır. İnsan ışıktan gelmiştir, Alevidir.
- Belirtmek gerekir ki, on altıncı yüzyıldan önce söylenmiş Alevi nefeslerinde, Ali-Hasan-Hüseyin-Kerbela isimlerine pek rastlanmaz. On dördüncü yüzyılda yaşamış ünlü Alevi bilgesi ve ozanı Yunus Emre'nin Divanı, buna en güzel örnektir. Yunus Emre, Hz. Ali, Ehl-i Beyt, Kerbela sözcüklerini şiirlerine hiç almamıştır. Yunus Emre'nin nefeslerinde onun bir Işık İnsanı olduğu birçok yerde vurgulanmıştır.
- Ayin-i Cem'in yürütülebilmesi sırasında dönülen semahlarla, okunan nefeslerle ve ritüellerle evrenin ortaya çıkışına, insanın halk edilişine ve yeryüzünün geçirdiği ilişkin sırlar, sembollerle ortaya konur.
- Alevi Ayin-i Cemler'inin temel dansi, ritüeli semahtır. Semah coşkun bir müzik eşliğinde yapılır. Temel figürü bir yandan kendi ekseni etrafında dönerken bir yandan da bir daire üzerinde yapılan dönüştür. Semahların bu ana figürü bir hücre içinde çekirdeğin etrafında dönen elektronlardan, hem kendi ekseni hem de güneş çevresinde dönen gezegenlere, kendi çevrelerinde ve başka gök adalarının çevresinde dönen gök adalarına kadar, en küçükten en büyüğe, Yaratılış'ın her evresinde var olan temel döngünün, stilize edilmiş halidir.
- Alevilik asıl kaynaklarına gidilerek incelendiğinde görülecektir ki, evrenin ve insanın Yaratılışı, güneşin ve yeryüzünün ortaya çıkışı, dünyanın geçirdiği felaketler yani insanlığın kayıp hatizası, Alevi ibadetinin ve ritüellerinin içine adeta kazınarak yerleştirilmiştir. Asıl şaşırtıcı olan Aleviliğin içinde on binlerce yıldır var olan kimi bilgilerin, bilim çevrelerince ancak son yüzyılda ortaya çıkarılabilmiş olmasıdır.
--reklam--
Aleviliğin Gizli Tarihi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Erdoğan Çınar bu kitapta Aleviliğin, yaygın görüşe göre İslam'ın içerisinde Şiiliğin altında bir mezhep olduğu tezinin aksine daha kadim bir inanç sistemi, kadim bir din olduğu tezini bir çok kaynağa atıf yaparak ileri sürmüş. Anadolu'da bin yıl Hristiyan, sonraki bin yılda İslam hakimiyeti sebebi ile kendilerini korumak ve saklamak amacıyla Alevilerin inanç sistemlerini nesiller boyunca sözlü olarak ozanların deyiş ve eserleriyle sonraki kuşaklara aktardıklarını belirtmiş. Baskılardan kaçınmak amacıyla seçilen sembollerin hakim dinin sembolleri olması (Hz.Ali gibi), inanç sistemine ait sırların aktarılmasının belli düzeydeki insanlara olması, köyden kente göçün Aleviler arasındaki ocak sisteminin çökmesine sebep olması gibi etkenlerin, Alevilerin çoğunun bile " görünen sembolleri inancın kendisi zannetme" hatasına düşürdüğü üzerinde durmuş. Ufuk açıcı ezber bozucu bir eser olduğunu düşünüyorum. (Chilekesh)
Alevilik üzerine 10 yıldır farklı kitaplar okuyorum ama ilk defa bu kitap ezberleri bozmuş. Aleviliği merak edenlerin mutlaka okuması gereken bir eser. Yazarın bunun dışında benzer kitapları da mevcut. Kesinlikle ön yargıyla yaklaşmayın bu kitaba çünkü hakkında çok fazla eleştiri olduğunu göreceksiniz. Eğer ciddi şekilde konuyla ilgili soru sormak isteyenler varsa mesaj atabilirler... (erdem deniz)
Alevilik külliyatında bulunması gereken bir çalışma. İslam dışı alevilik anlayışını kavramak isteyenlere sade ve anlaşılır bir dille yazılmış. Bunu okuduktan sonra kesinlikle bildiklerinizi yanlışlayacak birşeyler bulacaksınız (daral_1988)
--reklam--
Aleviliğin Gizli Tarihi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erdoğan Çınar - Aleviliğin Gizli Tarihi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aleviliğin Gizli Tarihi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erdoğan Çınar Kimdir?
1957 yılında Sivas İmranlı'da doğdu. Orta öğrenimini 1976 yılında, Darüşşafaka Lisesi'nde tamamladı. 1982 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü'nü bitirdi. İstanbul'da serbest mimar olarak çalışmakta.
--reklam--
Erdoğan Çınar Kitapları - Eserleri
- Aleviliğin Gizli Tarihi
- Aleviliğin Kayıp Bin Yılı (325-1325)
- Kayıp Bir Alevi Efsanesi
- Aleviliğin Kökleri - Abdal Musa'nın Sırrı
- Dergah'ın Sırrı - Aleviliğin Kayıp Hafızası
- Bahçe Bizim Gül Bizdedir
- Bronz Çağında Alevilik: Aleviliğin Kayıp Hafızası İkinci Kitap
--reklam--
Erdoğan Çınar Alıntıları - Sözleri
- Hatırdan gönülden geçici olmayın. Eş ile dost ile iyi geçinin. Döktüğünüz varsa doldurun. Ağlattığınız varsa güldürün. Yıktığınız varsa kaldırın. (Bahçe Bizim Gül Bizdedir)
- Alevilik asıl kaynaklarına gidilerek incelendiğinde görülecektir ki, evrenin ve insanın Yaratılışı, güneşin ve yeryüzünün ortaya çıkışı, dünyanın geçirdiği felaketler yani insanlığın kayıp hatizası, Alevi ibadetinin ve ritüellerinin içine adeta kazınarak yerleştirilmiştir. Asıl şaşırtıcı olan Aleviliğin içinde on binlerce yıldır var olan kimi bilgilerin, bilim çevrelerince ancak son yüzyılda ortaya çıkarılabilmiş olmasıdır. (Aleviliğin Gizli Tarihi)
- Alevi inanışı’nda insan varlığının iki evresi vardır; birinci evrede insan bedenleşmemiş bir enerjidir, ışıktır (nur-ı kadim). İkinci evrede insan devriye yolu ile evrimleşerek vücut bulmuş ve cisim olarak ortaya çıkmıştır. (Aleviliğin Gizli Tarihi)
- Alevi örgütlenmesi ve yayılışı, ocaklar yolu iledir. Her gerçek Alevi bir ocağa bağlıdır. Orta Toroslar'ın bütün Alevileri Abdal Musa Ocağı’na, Tunceli ve Adıyaman yöresindeki Aleviler Baba Mansuriler Ocağı’na, Arapkir yöresindeki Aleviler Yürüyen Hızır Ocağı’na, İzmir ve Aydın bölgesi Alevileri Yanyatıroğulları ve Timur Beylikleri Ocakları’na, Maraş Pazarcık Alevileri Hubyar Sultan Ocağı’na, Trakya Alevi-Bektaşileri Gözükızıl Ocağı'na bağlıdırlar. Ocak ile alev arasındaki anlam akrabalığı göz önüne alındığında Alevi sözcüğünün, ocaktan (ışıktan, alevden) gelen, aleve, ışığa bağlı insanları tanımladığı olgusu biraz daha netleşir. (Aleviliğin Gizli Tarihi)
- Anadolunun bozkırında, kızılırmak yayının ortasında bulunan Hacı Bektaş dergahında, ömürlerinde kılıç yüzü görmemiş, ok yay nedir bilmemiş, üzerlerinde çuldan bir aba , baş çıplak yalın ayak dervişler bir araya geldiler, "İstanbul 'daki devletin tac-ü tahtını " yerle bir etmek üzere yemin ettiler. Ayaklanmanın önderi bizzat mürşidin kendisi, dergahın postnişisi Kalender Çelebi idi... (Dergah'ın Sırrı - Aleviliğin Kayıp Hafızası)
- Alevi Ayin-i Cemler'inin temel dansi, ritüeli semahtır. Semah coşkun bir müzik eşliğinde yapılır. Temel figürü bir yandan kendi ekseni etrafında dönerken bir yandan da bir daire üzerinde yapılan dönüştür. Semahların bu ana figürü bir hücre içinde çekirdeğin etrafında dönen elektronlardan, hem kendi ekseni hem de güneş çevresinde dönen gezegenlere, kendi çevrelerinde ve başka gök adalarının çevresinde dönen gök adalarına kadar, en küçükten en büyüğe, Yaratılış'ın her evresinde var olan temel döngünün, stilize edilmiş halidir. (Aleviliğin Gizli Tarihi)
- Asıl gerçek ise nurdur, ışıktır. (Aleviliğin Gizli Tarihi)
- Kandil geceleri kandil oluruz Kandilin içinde fitil oluruz Hak'kı göstermeye delil oluruz Bakar kör olanlar görmez bu hali (Aleviliğin Gizli Tarihi)
- Her şeyin aslı, kadimdeki parlak nurdur. Toprağın ve cümle eşyanın kaynağı, ışıktır. Her nesne o ışıktan varlık bulmuştur. (Aleviliğin Gizli Tarihi)
- Hiç bir inanış birden bire ortaya çıkmamıştır..bu topraklarda Hristiyanlıkdan önce Alevilik vardı.. (Bahçe Bizim Gül Bizdedir)
- Hakikat bağının gonca gülünü Deren bilir dermeyenler ne bilir Canın kurban edip, canan yoluna Veren bilir vermeyenler ne bilir (Aleviliğin Gizli Tarihi)
- On üçüncü yüzyıl sonlarına kadar Alevi ocaklarında post a oturanlar yani ocak örgütlenmesinin en üst makamında bulunanlar genellikle kadınlar olurdu (Bronz Çağında Alevilik: Aleviliğin Kayıp Hafızası İkinci Kitap)
- Zulüm yorulur da zalim yorulmaz çünkü. Çünkü bu topraklar baş eğmeyi hiç bilmez. (Dergah'ın Sırrı - Aleviliğin Kayıp Hafızası)
- Sorma be birader mezhebimizi Biz mehzep bilmeyiz yolumuz vardır aşık Hüdai Yolcu ateşte yanmak ile yol yanmaz erenlerin dokunduğu çul yanmaz Seyrani (Bahçe Bizim Gül Bizdedir)
- Eşrefoğlu al haberi Bahçe bizim Gül bizdedir Şahı merdan kuluyuz Yetmiş iki dil bizdedir Erlik midir eri yormak Irak yoldan haber sormak Cennetteki ol dört ırmak Akar coşkun sel bizdedir Arı vardır uçup gezer Teni tenden seçip gezer Zahit bizden kaçıp Gezer Arı bizim bal bizdedir Kimi sufi kimi hacı Cümlemiz Hakka duacı Resul-i Ekrem'in tacı Aba hırka şal bizdedir Biz Erenler gerceğiyiz Bir dergâhın çiçeğiyiz Hacı Bektaş köçeğiyiz Edep Erkan yol bizdedir Kuldur Hasan dedem kuldur Manayi Söyleyen dildir. Elif Hakka Doğru yoldur Cim ararsan dal bizdedir Hasan dede (Bahçe Bizim Gül Bizdedir)
- “Yol cümleden uludur” diyerek kendi varlıklarını Alevi yolunun devamına vakfedenler, hem Alevi yolunun kaybolmasının önüne geçmişler hem de insanlığın kaybolmuş hafızasını ve kadim gerçekleri sonraki kuşaklara aktarmışlardır. (Aleviliğin Gizli Tarihi)
- Cumhuriyet ve alevi düşmanları er geç sonunuz gelecek yalanlarla kandırmaya çalışanlar Allah sizi Yezid'in safında kilsin (Bahçe Bizim Gül Bizdedir)
- Arkadaşlar kitabı tavsiye etmiyorum Alevilikle alakası yoktur sanki olmayan bı konu ile değişiklik sağlanmaya çalışılıyor pir sultan abdal gibi battal gazi Hüseyin Gazi gibi kişilikler yok sayılmaya çalışılmış (Bahçe Bizim Gül Bizdedir)
- Şu kanlı zalimin ettiği işler Garip bülbül gibi zareler beni Yağmur gibi yağar başıma taşlar Dostun bir fiskesi pareler beni Pir Sultan Abdal'ım can göğe ağmaz Haktan emr olmazsa ırahmet yağmaz Şu ellerin taşı hiç bana değmez Dostun bir fiskesi yaralar beni... (Bahçe Bizim Gül Bizdedir)
- Selçuklu ordusunun omurgasına zırhlı Frenk askerlerini monte ettiler. Zırhlı ve tam donanımlı Frenk askerlerine karşı Babailerin derme çatma silahları etkili olamadı. Yenildi. Büyük bozgun yaşandı. Savaş sonrasında kadınlar, çocuklar ve yaşlılar dahil binlerce Babıali kılıçtan geçirildi... Baba Ishak bu savaşta Hakk a yürüdü... (Bahçe Bizim Gül Bizdedir)
Yorumlar
0 yorum