Kitap Künyesi
Yazar: Jack London
Çevirmen: Fatih Yiğitler
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750748202
Sayfa Sayısı: 56
Alice Ruhunu Açınca Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
JACK LONDON, 1876’da San Francisco’da doğdu. Kendi kendini eğitti ve 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı. Klondike’tan döndükten sonra, şansını bir kez de yazarlıkta denemeye karar verdi. Otobiyografik romanı Martin Eden’da yansıttığı gibi, yazar olabilmek için olağanüstü bir çaba harcadı. İlk kitabı Kurt Kanı geniş bir okur kitlesine ulaştı. 17 yıl içinde Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş, Deniz Kurdu, Demir Ökçe gibi yapıtlarının sayısı 50’yi buldu ve ABD’nin en çok kazanan yazarı oldu. Jack London, 1916’da California’da öldü.
Alice Ruhunu Açınca Alıntıları - Sözleri
- “ Hepimiz günahın içine doğduk ve olgunlaşıp günahlardan sıyrılmak zordur.”
- ''İnsan bir kâbusu nasıl tarif edebilir ki?''
- "Yeniden doğuş doğmaktan bile zor."
- “O bir kâfirdi, adadaki tek inançsızdı, ölümle birlikte her şeyin bittiğine inanan, düpedüz bir materyalistti. Sadece adil muameleye ve dürüst davranışa inanırdı. Ucuz kötülükler onun kitabında, neredeyse insafsız cinayetlerle birdi ve eminim, kendini ufak dolaplar çevirmeye adamış birindense bir katile daha çok saygı gösterirdi.”
- “Sevgi dışında başka bir şeyle ona ödeme yapmanın yolu yoktu.”
- “…o bir kâfirdi, adadaki tek inançsızdı, ölümle birlikte her şeyin bittiğine inanan, düpedüz bir materyalistti.”
- “ Tanrı yine de sana gülümsemeyecek. Yorgun hissetmeye ve bu ağır yükü taşımaya devam edeceksin. Çünkü bütün günahlarını anlatmamış olacaksın ve hepsini anlatmadığın sürece hiçbirinden kurtulamayacaksın.”
- “Bir kısmının kurtuluşu diğerlerinden uzun sürecek ve bunlar cennetin ancak arka sıralarında yer bulacak olsa dahi herkes önünde sonunda kurtuluşa erecekti.”
- O kalbinde dolar dışında hiçbir şeye karşı muhabbet beslememiştir.
- “-Ruhumu açacak olursam büyük şeyler söylerim.” -O halde ruhunu açmak için artık daha büyük bir sebebin var.”
- “Benimki gençliğin verdiği fevkalade bir umursamazlıktı çünkü ben aşkı dolara, macerayı ise geceyi geçirebileceğim rahat bir odaya tercih ediyordum.”
- Ucuz kötülükler onun kitabında neredeyse insafsız cinayetlerle birdi ve eminim, kendini ufak dolaplar çevirmeye adamış birindense bir katile daha çok saygı gösterirdi.
- ''İnsan bir kâbusu nasıl tarif edebilir ki?''
- “Hiç eleştirmiyor, kınamıyordu, onun gözlerinde edindiğim o yüce konum yavaş yavaş kafama dank etti ve olabileceğimin en iyisi olmazsam ona yaşatacağım acıyı anlamaya başladım.”
- Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar.
Alice Ruhunu Açınca İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Merhaba kitap severler :D Bugün, cevizin_kitaplari ’nın #kısakısaokuyoruz etkinliği için seçtiğim 56 sayfalık bir yazar/Jack-London eseri olan #AliceRuhunuAçınca adlı öykü kitabından söz etmek istiyorum sizlere. :) #Kafir isimli ilk öykü, birbiri ardına gerçekleşen felaketler sonucu batan bir gemide hayatta kalmayı başaran iki adamın dostluğunu konu alıyor. Bu adamlardan inançsızlığı nedeniyle kafir lakabını almış olanın, diğer adamın hayatına ne şekilde yön verdiğini ve fedakarlıklarını okuyoruz. Yazar bu öyküsünde, akıllarda şu çarpıcı soruyu oluşturuyor; gerçekten iyi bir insan, kafir de olsa Tanrı tarafından sevilip, cennete layık görülebilir mi? Öyküyü etkileyici kılan detay da buydu bence. Kitaba da ismini veren ikinci öykü kitap/alice-ruhunu-acinca--262078 ise, 50 yaşındaki Alice’in ruhunu açmaya karar vermesinin ardından yaşanılanları konu alıyor. O yaşa kadar hiçbir dini benimseyemeyen Alice, sırf melez olduğu ve birden fazla dil bildiği için kendini azîz ilan eden birinin uydurduğu bir dine inanmaya başlar. Fakat bu dinin ilk kuralı; kulların azîze ruhunu açıp, tüm günahlarını dillendirerek onların ağırlığından kurtulmaktır. Hıristiyanların günah çıkarmalarına benzeyen bu olayın tek farkı ve aslında en zorlayıcı yanı, günahlarını herkesin içinde yüksek sesle itiraf etmektir. Yıllarca herkesin günahına ortak olan, karanlık sırlarını saklayan Alice, ruhunu açmaya karar verdiğinde, o günahların asıl kahramanları buna nasıl tepki verecek dersiniz? Bu öykü bana günümüzde hala insanların dini duygularıyla oynamaya çalışan bu tür şaklabanların ve onlara inanan akılsızların var olduğunu hatırlattı. Yüzyıllar da geçse insanlık bir arpa boyu yol alamıyor sanırım. :\ Her neyse… Yazarın kalemiyle ilk kez tanışıyor olmama rağmen kitabı okurken hiç zorlanmadım. Zaten @canyayinlari ’nın #LaciverKlasikler serisi sadeleştirilmiş olduğu için okumak cidden çok keyifli ve kolay oluyor. Özellikle klasik okumaya yeni başlayacak olanlar mutlaka bu klasikleriden edinmeli. (Ebrar Kaya)
Sırf Jack London diye aldığım,ilk hikayesiyle beni etkileyen ikinci hikayede ise çoğunlukla sıkıldığım Alice Ruhunu Açınca yine de kötü diyemeyeceğim bir #lacivertklasik .1 saatten kısa bir sürede okunabilecek London’ın mücadeleci ruhunu ortaya koyduğu bu eseri sırf ilk öyküsü #kafir için önerebilirim (Seda özgül)
Herkese Merhabaaa Lacivert klasiklerle son hız devam ediyorum. Bugün Jack London'in Alice Ruhunu Açınca kitabıyla sizlerleyim :) Bu kitabımız 56 sayfa ve iki hikayeden olusuyor. Bunlar: 1- Kafir 2- Alice Ruhunu Açınca Kâfir hikayesi tam bir Jack London hikayesi. Denizcilikle ilgili kullandığı kelimeler bu konuda oldukça bilgiye sahip olduğunu düşündürdü bana. Bu hikâyede icinde bulunduklari gemide herkes olurken son anda ölümden kurtulan iki insanın bu tehlikeli tecrübe ardından gelen 17 yıllık harika dostluğuna tanık oluyoruz. Kafir'in eşsiz fikirleri ve her daim Ottoo'yu korumasını bir solukta okuyacaksini, Z Kitaba ismini veren Alice Ruhunu Açınca hikayesini ise o kadar beğenmedim. Sanırım isminden dolayı daha farklı bir hikaye beklemiştim. 1-Kâfir 5/5 2-Alice Ruhunu Açınca 3/5 (Büşra Ayaz)
Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.
Jack London Kitapları - Eserleri
- Beyaz Diş
- John Barleycorn
- Martin Eden
- Demir Ökçe
- Ay Vadisi
- Demiryolu Serserileri
- Vahşetin Çağrısı
- Deniz Kurdu
- Uçurum İnsanları
- Alın Teri
- Şampiyon
- Dehşet Ülkesi
- Güneşin Oğlu
- Yanan Günışığı
- Kız, Kar ve Kan
- Düş Ülkelerine Yolculuk
- Sevginin Katıksızı
- Tanrılar ve Köpekler
- Suikast Bürosu
- Kurt Dölü
- Denizin Çağrısı
- Midas'ın Müritleri
- Yıldız Gezgini
- Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
- Ataların Tanrısı
- Beyaz Sessizlik
- Can Yoldaşı
- Devrim
- Dönek
- Gece Doğan
- Halk Avcısı
- İnsanın Sadakati
- Meksikalı
- San Fransisco'nun Güneyi
- Sınıf Farkı
- Makaloa Hasırı Üzerinde
- Bana Göre Hayatın Anlamı
- Hawaii Öyküleri
- Büyük Serüven
- Kurt Kanı
- Yakalanış
- Öyküler
- Uzak Diyarlarda
- Bir Kuzey Macerası
- Gece Geçen Serseriler
- Gemide İsyan
- Geleceğin Hikayeleri
- Beyaz Cehennem
- Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
- Beyaz Diş - Madam Bovary
- Şafak Kızı
- Beyaz Diş - Esrarlı Ada
- Yumruk
- Buzun Çocukları
- Bin Düzine Yumurta
- Adem'den Önce
- Oyun
- Ateş Yakmak
- Acemi Gece
- Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
- Kumarbazlar Cenneti
- Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş
- Ateş Yakmak
- Hayatın Kanunu
- Demir Yolu Çocukları
- Kızıl Veba
- Büyük Sorgu
- Mapuhi’nin Evi
- Ölümcül Dalgalar
- Kadın Denen Mucize
- İlk Savaş, İlk Zafer
- İnsanlığın Sürüklenişi
- Kepaze
- Çinago
- Bütün Dünyanın Düşmanı
- Alice Ruhunu Açınca
- Kahekili’nin Kemikleri
- Dağ Adamı
- Bir Dilim Biftek
- Kırmızı
- Tek Özgürlüğüm
- Güneşe Doğru
- Lost Face And Other Stories
- Theft
- Tom Pomplun
- Kaval Kemikleri
Jack London Alıntıları - Sözleri
- “Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
- Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
- Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
- Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
- °• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
- Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)
- “Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
- Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
- İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
- Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
- Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
- Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
- “Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)
- Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
- Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
- “Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
- Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
- Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
- Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
- Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)
Yorumlar
0 yorum