Kitap Künyesi
Yazar: Salman Rushdie
Çevirmen: Begüm Kovulmaz
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750738487
Sayfa Sayısı: 456
--reklam--
Altın Ev Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Amerika’nın gizli kimliğinin bir süper kahraman değil bir süper kötü olduğu anlaşıldı. En iyiler bütün inançlarını yitirmiş, en kötüler tutkuyla dolmuştu ve haksızların öfkesi haklıların zayıflığını ortaya çıkarmıştı. Fakat cumhuriyet yine de varlığını iyi kötü sürdürdü.”
Salman Rushdie Altın Ev’de sadece zengin bir göçmen ailenin öyküsünü ve Hindistan’daki inşaat ve kara para aklama odaklı mafya düzenini anlatmıyor. Son yılların Amerika’sının da kapsamlı bir sosyal-siyasal panoramasını çiziyor ve ulus çapında kimlik arayışına parmak basıyor. Obama’yla başlayıp yeşil (turuncu) saçlı politikacının seçilmesiyle biten sürece dair unutulmayacak bir roman.
Altın Ev, içeriği, biçemi, anlatım gücü ve zenginliğiyle elinizden bırakamayacağınız bir başyapıt.
--reklam--
Altın Ev Alıntıları - Sözleri
- Hepimiz buzdağlarıyız. Soğuk olduğumuzu kastetmiyorum, anlatmaya çalıştığım şey büyük bölümümüzün yüzeyin altında olduğu ve gizli yanlarımızın Titanic gibi batabileceği.
- Böyle zamanlarda yaşıyoruz işte; insanlar kendileriyle ilgili gerçekleri gizliyor, belki kendilerinden bile gizliyorlar ve yalanlar içinde yaşıyorlar, sonunda yalanlar o gerçekleri önceden asla kestirilemeyecek şekillerde ortaya seriyor.
- Metropolle hiç bölgeler arasında her zaman hınç her zaman ötekileştirme vardır.
- Gizemden yoksun bir dünya gölgesiz bir resme benzer, çok fazla şey görürsen hiçbir şey göremezsin.
- Hepimiz etrafımıza duvarlar inşa ederiz, öyle yapmaz mıyız, bazen onları niye karşı inşa ettiğimizi bile bilmeyiz, sonunda hangi gücün onları alaşağı edip, Küçük hayallerimizi yerle bir edeceğini bile bilemeyiz.
- Böyle zamanlarda yaşıyoruz işte; insanlar kendileriyle ilgili gerçekleri gizliyor, belki kendilerinden bile gizliyorlar ve yalanlar içinde yaşıyorlar, sonunda yalanlar o gerçekleri önceden asla kestirilemeyecek şekillerde ortaya seriyor.
- İyiler yalnızca henüz yol ayrımına gelmemiş hainlerdi.
- Her şeyin doğal bir düzeni olduğunu kaderci bir şekilde kabullenmek ve bize dağıtılan kartlarla şikayet etmeden oyuna katılmak da insan doğasının özelliklerinden biriydi.
- "Oğulların babadan önce ölmesi,"dedi Nero. "Güneş hâlâ gökteyken karanlığın çökmesi gibi."
- “Amerika’nın gizli kimliğinin bir süper kahraman değil bir süper kötü olduğu anlaşıldı. En iyiler bütün inançlarını yitirmiş, en kötüler tutkuyla dolmuştu ve haksızların öfkesi haklıların zayıflığını ortaya çıkarmıştı.”
- Bu kritik kavşaktaki D'yi düşününce aklıma Theodor W. Adorno geliyor: "En yüce erdemlilik, kendi evinizdeyken evinizdeymiş gibi hissetmemektir." Evet, rahatlıktan rahatsız olmak, huzurdan huzursuz olmak, ekseriyetle ve mutlulukla kanıksanan kabullenişleri sorgulamak, kendini, çoğunluğun meydan okumalardan muaf olduğunu hissettiği alana meydan okumaya zorlamak ;evet! Ahlakın neredeyse kahramanlık denebilecek bir seviyeye yükseltilmesidir bu.
- Belki bütün insanlar haindi. İyiler yalnızca yol ayrımına gelmemiş hainlerdi. Belki de kendi yaptıklarımdan yola çıkarak genelleme yapma isteğim kolayca yapabildiklerime bahane bulmanın yoluydu.
- Bana kendim hakkında, insanlar hakkında, dogmaların ötesindeki gerçeklik hakkında ne anlatıyor bu? Sevginin toplumsal cinsiyetten, tanımlardan, benlikten daha güçlü olduğunu anlatıyor. Öğrendiğim şey bu. Kimlik - özellikle de toplumsal cinsiyet teorisi - insanlığın tanımını daraltmak demek, oysa sevgi bize ne kadar kapsayıcı olabileceğimizi söylüyor. Ölen sevgilime duyduğum saygıdan ötürü kimlik politikalarını reddediyor ve sevgi politikalarını kucaklıyorum.
- Bildikleri hiçbir dilde çocuğu ölen anne babaları anlatmak için kullanılan, dul veya yetime benzer bir sözcük yoktu, bu kaybı ifade edebilecek bir fiil de. Yas sözcüğü tam olarak karşılamıyordu, ama onunla yetinmeleri gerekiyordu.
- Bölgedeki ilk apartman 1950'lerde inşa edilmiş ve insanlar apartmana gülmüştü. Yan duran kocaman bir kibrit kutusunu andırdığından ona Kibrit Kutusu adını takmışlardı. Bu binada kim yaşamak ister, diye alay etti insanlar, baksanıza ne kadar çirkin. Ama kibrit kutularının sayısı arttı ve bungalovlar yıkıldı. İlerleme denen şey buydu.
--reklam--
Altın Ev İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sanki bir Fransız filmi izlemiş gibiyim. Ortada gereksiz dram ve abartılı duygular vardı. Yazar her şeyden bol bol koymuş önümüze.. Mitoloji, genel kültür, politika ve olmazsa olmaz sinema sektörü. O kadar çok film ismi geçti ki. Kaç yüz tane geçti bilmiyorum. Ve hep bir atıf. Mesela bir olay yada bir anı oluyor. O şey bir filme benzetiliyor. İlk 100 sayfada anlatıcı ve altın evin hikayesi arasında gidip geldik. İşler 100 sayfadan sonra rayına giriyor. #Spoi# Nero ve üç oğlu Hindistan'dan Amerika'ya gelmiştir. Fakat kimliklerini değiştirerek. Yunan mitolojisinden isim seçerek Roma soyundan geldiklerine kendileri bile bir ara ikna olurlar. Neronun genç Rus karısı Vasilisa ise servete konmaya hazır. Nero yetmiş yaşında, bu saatten sonra çocuğu olamayacağını anlayan Vasilisa kendine baba adayı arar ve bunu kocasından saklar. Seçtiği baba ise anlatıcımızdır. Kendisi yetim kalmıştır ve geri kalan hayatı ona yardım eden Nero çevresinde geçer. Böyle garip bir kurguydu yani. Ha, beni yakaladığı yerler oldu ama sevdim diyemiyorum. Ondan da bundan da olsun diyerek ortaya çok karışık bir şey çıkmış. (Ged)
İlk olarak okuması zor bir kitap olduğunu belirtmek istiyorum. Çok fazla yabancı kelime var ve ne yazık ki dipnot olarak verilmemiş. Her kelimede kitabı bırakıp bir araştırma yapmak gerekiyor ki bu da hem yoruyor hem akışı olumsuz yönde etkiliyor. Kitaptan tat almak için büyük bir sinema bilgisi, kültürü de gerekiyor çünkü çok fazla film ve sahneye atıfta bulunuyor yazarımız. Okumayı zorlaştıran bir diğer şey de çok fazla daldan dala atlanması. Bir konu yarım kalıyor arada başka bir şey anlatılıyor sonra tekrar diğer konuya dönülüyor ama sizi de fazlaca ikilemde bırakıyor; “başka birinden bahsediyor şu an ama kimden? Ondan mı bundan mı?” Bu karmaşa içerisinde kurguya adapte olamıyorsunuz zaten, “ne oldu, ne olacak” demekten ziyade “kimden bahsediyor, kim yapmış, o ne demek ki” diyorsunuz. Yani kurgu biraz gölgede kalıyor. Başladığım kitabı ille de bitiririm diyenlerden değilseniz ya da kitap insanı dinlendirmeli, yormamalı, vakit nasıl geçti anlamamalı insan diyenlerdeseniz hiç başlamayın derim. (Esra.)
Anlatıcı tarafından anlatılan olaylar zinciri ..film karesi gibi anlatımlar... Yazarın ilk kez bir kitabını okuyorum. Yalnız yanlış kitapla başladım sanırım. İçeriğinde ki decamlı olarak gen yabancı kelimeler, filmlerden veya kitaplardan, ana karakterlerden verdiği örnek, benzetmeler yorucu oldu. (Gülşah)
--reklam--
Altın Ev PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Salman Rushdie - Altın Ev kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Altın Ev PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Salman Rushdie Kimdir?
Salman Rushdie,(Hintçe:सलमान रश्दी, Okunuşu: Selman Rüşti) (d. 19 Haziran 1947, Bombay, Hindistan) Hint asıllı Britanyalı yazar ve romancı.
Romanlarının çoğu Hindistan'ı konu alır. Anlatımı, mit ve fantaziyi gerçeklik ile iç içe geçiren bir tarzdır. Bunun yanında Günter Grass, Mikhail Bulgakov gibi isimlerden de etkilenmiştir. Booker ödülü yanında birçok ödül sahibidir.
Salman Rushdie, Urduca ve İngilizce konuşan Müslüman bir ailenin oğlu olarak 1947'de (bağımsızlıktan iki ay önce) Bombay'da doğdu. 1961'de lise eğitimi için İngiltere'ye gönderilen Rüşdi'nin ailesi, 1964'te diğer Müslümanlarla birlikte zorunlu olarak Pakistan'a göç etti ve Karaçi'ye yerleşti.
Cambridge'de tarih eğitimi gören Rüşdi, fantastik bir bilimkurgu denemesi olan ilk romanı Grimus (1975) ile eleştirmenlerin dikkatini çektikten sonra,Geceyarısı Çocukları (Metis, 2000) romanıyla (1981 Booker, 1982 James Tait Black, 1993 Booker of Bookers ödülleri) dünya çapında ün kazandı. Hindistan tarihi ve politikasına eleştirel yaklaşımı nedeniyle Hindistan'da yasaklanan bu romanı, bu kez Pakistan'da aynı akıbete uğrayan Utanç (Metis, 2005) izledi.Nikaragua anılarını aktardığı The Jaguar Smile'ın (1987, Jaguar Gülüşü, Pencere, 1989) ardından yazdığı The Satanic Verses (1988, Şeytan Ayetleri) ile 1988 Whitbread ödülünü kazandıysa da Müslümanlığa hakaret ettiği gerekçesiyle kitap Hindistan ve Güney Afrika'da yasaklandıktan sonra Humeynitarafından yazar hakkında ölüm fetvası verildi.
Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğuDünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 10., 2008 yılında 23. sırada yer almıştır.
Şeytan Ayetleri tartışması
1989'da yayınlanan Şeytan Ayetleri romanı, İslam dini peygamberi Muhammed'e ithamda bulunduğu gerekçesiyle İslam dünyasından büyük tepkiler almış; Güney Afrika, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır, Somali, Bangladeş, Sudan, Malezya, Endonezya, ve Katar'da kitabın yayınlanması yasaklanmış; 14 Şubat 1989'da İran lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni tarafından fetva verilerek Rüşdi'nin başına üç milyon Amerikan doları ödül konmuştur. Dünyanın birçok ülkesinde aleyhinde yapılan kitlesel gösteriler Şubat 1989 gündemini oluşturmuştur.
Bunun takip eden yıllarda da çeşitli ülkelerde kitabın çevirmen ve yayıncı kuruluşlara yönelik saldırılar olmuştur. 1998'de İran, İngiltere ile ilişkilerini düzeltmeye yönelik bir adım olarak Salman Rüşdi hakkında aldığı ölüm cezası kararından vazgeçmişse de İran dini lideri Ali Hamaney 2005'te fetvayı sadece veren kişinin kaldıracağını, ancak bu kişinin yani Humeyni'nin 1989'da öldüğünü ifade etmiştir.
--reklam--
Salman Rushdie Kitapları - Eserleri
- Geceyarısı Çocukları
- Floransa Büyücüsü
- Utanç
- İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece
- Doğu, Batı
- Öfke
- Ayaklarının Altındaki Toprak
- Mağripli’nin Son İç Çekişi
- Altın Ev
- Soytarı Şalimar
- Harun ile Öyküler Denizi
- The Satanic Verses
- Peyğəmbərin Tükü
- Jaguar Gülüşü
- Soytarı Şalimar
- Quichotte
- At the Auction of the Ruby Slippers
--reklam--
Salman Rushdie Alıntıları - Sözleri
- ‘O zamanlar neredeyse sekizimdeydim, o da yedisinde. Anlam arayışıyla kafayı bozmak için çok erken bir yaştı.’ (Geceyarısı Çocukları)
- Ben dürüst davrandım ve sen beni kendi yalanına çevirdin. Bu ben değilim. Ben değilim bu. Sensin. (Soytarı Şalimar)
- ...Hasarlı insanlar koleksiyonu yapmak ve onları tamir etmeye çalışmak, Mila’nın özel hobilerinden biriydi. Bu konuyu ona açtığında, genç kız dürüstçe cevap verdi: “Benim becerim de bu. İnsanları onarmak. Bazıları eski evleri satın alıp yeniden dekore eder. Ben insanları onarırım.”... (Öfke)
- Zaten sık sık, pek çok açıdan vekâleten yaşıyorum ben. (Doğu, Batı)
- Konuşacak kimsesi yoktu. (Floransa Büyücüsü)
- Adaletin olmadığı yerde onu aramanın da manası yok. (Utanç)
- "İnsanların asıl özlem duyduğu şey toplumsal normlar değil; olağandışı, ölçü dışı, sınır dışı olandı." (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- "Hatim şut," dedi yavaş sesle, "tüm Öyküler'in, hatta Dil'in bile Baş Düşmanı'dır. Susku'nun Prensi ve Sözün Düşmanı'dır. Her şey sona erdiğinden, düşler sona erdiğinden, öyküler sona erdiğinden, yaşam sona erdiğinden, her şeyin sonunda onun adını kullanırız. 'Bitti,' deriz birbirimize, 'sona erdi. Hatim Şut: Son.' " (Harun ile Öyküler Denizi)
- Korku ya heptir ya hiç. Ya zalim bir zorba gibi bütün hayatınızı aptalca, kör edici bir kuvvetle yönetir ya da onu bertaraf edersiniz ve gücü bir anda duman olup yiter. (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- Aradığım şey, rahat bırakılmak. (Öfke)
- İnsanlar en çok bahar aylarında intihar eder. Dünya aşık olurken kendi sevgisizliğiniz bir tokat gibi patlar. (Ayaklarının Altındaki Toprak)
- En küçük ünlü olma olasılığının mahremiyetten vazgeçmeye değer olduğunu herkes öğrenmişti, ancak mahremiyetini koruyan bir bireyin gerçekten özerk ve özgür olduğu düşüncesi televizyon dalgalarının statiğinide kaybolup gitmişti. (İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece)
- Her koleksiyoncu, hazinelerini en az bir kişiyle paylaşmak zorunda olduğunu hisseder. (Doğu, Batı)
- Benden kalbimi isteme, çünkü onu çekip çıkartıyorum, paramparça ediyorum ve fırlatıp atıyorum, bu yüzden kalpsiz kalacağım, ama sen bunu fark etmeyeceksin bile, çünkü aşık bir kadını kusursuz biçimde canlandıracağım ve sana mükemmel bir sahte aşk sunacağım. (Soytarı Şalimar)
- Yoksullar asla zenginler kadar sinsi olamayacak, bu yüzden en sonunda hep kaybedecekler. (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- ‘Gerçeklik nereden baktığınıza bağlıdır; ne kadar uzaklaşırsanız geçmiş size o kadar somut ve anlamlı görünür- bugün ise yaklaştıkça gitgide daha inanılmaz görünmeye başlar.’ (Geceyarısı Çocukları)
- İyiler yalnızca henüz yol ayrımına gelmemiş hainlerdi. (Altın Ev)
- İbadet inancın kılıcıdır. (Utanç)
- “Sevgi nedeniyle,” dedi. “Bütün bunlar Sevgi için. Sevgi harika bir şeydir ve insana sınırsız bir şevk verir. Ama sevgi çok aptalca bir şey de olabilir, elbette.” (Harun ile Öyküler Denizi)
- Hiçbir şey beklemeyin, böylece hayal kırıklığına uğramazsınız. (Öfke)
Yorumlar
0 yorum