Kitap Künyesi
Yazar: Salman Rushdie
Çevirmen: Begüm Kovulmaz
Orijinal Adı: The Moor's Last Sigh
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750734564
Sayfa Sayısı: 552
--reklam--
Mağripli’nin Son İç Çekişi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Salman Rushdie’nin bu sürükleyici romanı, kendini, “Ana rahmine düştüğüm andan itibaren, başka bir boyuttan, zaman tünelinden gelen bir ziyaretçi gibi dünyadan ve üzerindeki her şey ve herkesten iki kat hızlı yaşlandım. Ana rahmine düşmemle doğumum arasında dört buçuk ay vardı,” diye tanıtan bir Hintli-Yahudinin ağzından anlatılıyor. Moraes “Mağripli” Zogoiby, Koşin baharat tacirleriyle yeraltı dünyasını yönetenlerin melezi bir soyun son temsilcisi. Rushdie, okurlarını Mağriplinin hikâyesi eşliğinde Hindistan’dan İspanya’ya uzanan bir yolculuğa çıkarırken, bir yandan da Hindistan’ın iç politikasındaki, toplumsal yaşamındaki ve Hint altkıtasındaki değişimleri aktarıyor.
Salman Rushdie, Mağriplinin Son İç Çekişi’nde İspanyol ressam Francisco Pradilla y Ortiz’in 1492’de Granada’nın düşmesiyle ilgili bir tablosunda ele aldığı efsaneden esinlendi. İspanya’daki son Mağripli hükümdar XII. Muhammed, Granada’yı terk etmek zorunda kalınca son bir kez dönüp arkasına bakar ve içini çeker. Bunun üzerine annesi şöyle der: “Erkek gibi müdafaa edemediğin şey için kadın gibi ağlama.”
--reklam--
Mağripli’nin Son İç Çekişi Alıntıları - Sözleri
- Yoksullar asla zenginler kadar sinsi olamayacak, bu yüzden en sonunda hep kaybedecekler.
- Bir iç çekiş yalnızca iç çekiş değildir.Dünyayı içimize çeker,soluğumuzla birlikte dış dünyaya anlam da veririz.Yapabildiğimiz sürece.Yapabildiğimiz kadarıyla.
- Korku ya heptir ya hiç. Ya zalim bir zorba gibi bütün hayatınızı aptalca, kör edici bir kuvvetle yönetir ya da onu bertaraf edersiniz ve gücü bir anda duman olup yiter.
- "Kalbini ver yoksa keser alırım "
- "Bütün kusurları hoş görülür "
- "Açlık, bitkinlik, zalimlik ve umutsuzluk iyi öğretmenlerdir."
- "İnsanların asıl özlem duyduğu şey toplumsal normlar değil; olağandışı, ölçü dışı, sınır dışı olandı."
- "İnsan zihni anormal olanı nasıl da "normalleştiriyor" düşünülmez olan nasıl da düşünülebilir hale geliyor, hatta sıradan olana dönüşüyor."
- Suspiro ergo sum. İç çekiyorum, öyleyse varım. Latince, ekseriyetle yaptığı gibi yine gerçeği söylüyor: suspirare=sub, alt, altında+spirare, fiil, nefes almak. ... Başlangıçta akciğer vardı, sonda da olacak; tanrısal üfleyiş, bebeğin ilk ağlayışı, havaya biçim veren konuşma, ... ölümün fısıltısı ve havasız, sessiz boşluğun devamı, ötesi, ilerisi.
- Ağlamak o kadar büyük bir zayıflık mı? diye merak etti. Ölümüne savunmak o kadar büyük bir kuvvet mi?
- Sonunda bizden geriye yalnız hikayeler kalır, anlatılan birkaç hikayeden fazlası değiliz.
--reklam--
Mağripli’nin Son İç Çekişi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Salman Rushdie yolculuğuma yıllar önce Floransa Büyücüsü ile başlamıştım. Rushdie'nin Schopenhauerian bir şekilde insanı tek özde ele alması, adeta Goethevari bir doğu- batı atmosferi yaratması artık neredeyse her kitabında tanık olduğum bir üslup. Bu üslup beni büyülüyor. Kitabın aşırı akıcılığı ve farklı kültürleri sıkmadan ve düşündürerek tanıtması da ayrı bir cazibesi yazarın. Yıllar önce kim Gabriel Garcia Marquez'i yenebilir büyülü gerçekçilikte diye sorduğumda çok erken davranmıştım. Kitap yine oldukça harika. üzülerek bitirdiğimi itiraf etmeliyim. (Şilan Jakab)
"Geçmişi yitirdiğimizde, her şey patlayıp paçavraya döndüğünde suçu nasıl paylaştıracağız? Bir hayatın enkazında nasıl anlam bulacağız?" Nereden başlasam ki... Kötü zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde okuma motivasyonumun biraz düşmesinden ötürü hafiften uzamış bir yolculuk oldu benim için Mağriplinin Son İç Çekişi ama güzel de oldu, sindirerek okudum. Salman Rushdie, adına aşina olduğum ama çok da merakımı cezbetmemiş bir yazardı açıkçası. Can Yayınları'nın 7 tl kampanyasından almıştım Mağriplinin Son İç Çekişi'ni. Dolayısıyla hakkında hiçbir şey bilmiyordum, hatta yakın zamanda okumayı da planmalamıştım. Tamamen spontane bir şekilde okudum ve gerçekten çok beğendim. Kitapta güzel işlenmiş bir olay örgüsü, nesiller boyu bir aile anlatısı var ancak sadece olaylara sırtını yaslayan bir roman değil Mağriplinin Son İç Çekişi; aynı zamanda çok boyutlu oluşturulmuş karakterlere ve tüm bunları okuması zevkli hale getiren çok beğendiğim bir üsluba sahip. Özellikle kadın karakterlerin çok boyutlu ve baskın olmasına, hiçbir zaman arka planda kalmamış olmasına çok sevindim. Karakterlerin iyi ve kötü şeklinde ayrılmamasını; hepsinin gri tonlarında olmasını da çok sevdim. Örneğin romanda çok rahatsız olduğum bir kısım vardı ve okurken bir yandan da "Bu hiç romantik değil, bu çok rahatsız edici." diye düşünüyordum ama ilerleyen kısımlarda beni rahatsız eden eylemi gerçekleştiren karakterin aslında göründüğü kadar iyi olmadığını fark edince karakter oluşturmadaki başarısını bir kez daha takdir ettim Rushdie'nin. Hindistan benim hem kültür hem de coğrafya olarak pek hakim olmadığım bir ülke; dolayısıyla kurguya yedirilen siyasi gerçeklikleri yakalamakta ve anlamakta biraz zorlandım, araştırma yapmam gerekti ve yazarın tarihi olayları kurguya dahil etmede de çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda Hindistan'ın dini ve toplumsal yapısının çeşitliliği kitaptaki karakterlerin de çok renkli oluşuna katkı sağlamış. Bu da sevdiğim bir diğer özelliğiydi romanın. Baş karakterimiz Moor'un annesi Auroa bir ressamdı ve onun yaptığı resimlerin ayrıntılı tasvirleri de kitapta hatırı sayılır bir yer kaplıyordu; resimler adeta gözümde canlandı, keşke görme şansımız da olsaydı diye düşündüm hatta. Zaten bu roman da ressam Francisco Pradilla'nın bir tablosundan ilham alınarak yazılmış, keza resim sanatına dair birçok şey okuyoruz kitapta da. Sonuç olarak; sonlara doğru kurgudan biraz kopmuş olsam da genel olarak çok beğenerek okuduğum, üslubunu çok sevdiğim harika bir kitaptı. Salman Rushdie'nin kalemiyle tanıştığım için çok mutluyum, şimdi sırada diğer kitapları var. (Esra Yakut)
Salman Rushdie’nin “Geceyarısı Çocukları”ndan sonra okuduğum ikinci romanı. 1492’de Granada’nın düşmesi ile savaşmadan İspanya topraklarını terketmek zorunda kalan son Mağripli hükümdar XII. Muhammed şehrini terk ederken son kez yaşlı gözlerle arkasına bakar ve içini çeker. Bunun üzerine annesi şöyle der: “Erkek gibi müdafaa edemediğin şey için kadın gibi ağlama.” Bizim kahramanımız Moraes (Mağripli) Zogoiby de benzer şekilde Bombay’ı terk etmek zorunda kalır sonunda. Anne tarafı Katolik zengin baharat tüccarı, baba tarafı yoksul ancak uyanık Yahudi olan Moraes annesinin bilinçsizce ettiği duanın kabul olması sonucu daha ana rahminden başlayarak dünya ve üzerindeki herşey ve herkesten 2 kat hızlı büyür. Ana rahmine düşmesi ile doğması arasında sadece 4.5 ay geçer; 10 yaşında bir çocukken 20 yaşındaki bir yetişkinin fiziki özelliklerine sahiptir. 35 yaşına geldiğinde ise 70 yaşında bir ihtiyar gibi çökmüştür. “Geceyarısı Çocukları”ndan birçok kahraman bu romana da sızar: Çocuk guru Lord Khuşra Khuşravani Bhagwan ve annesi Mrs Dubaş, Kumandan Sabarmati, Adem Braganza örneğin... Masalsı anlatımıyla görkemli bir roman Mağriplinin Son İç Çekişi. Hayal ile gerçeğin, resim ile hayatın birbirine karıştığı, baharat kokuları eşliğinde çok renkli, çok kimlikli bir Hindistan masalı. Luther’in Wittenberg protestosundaki gibi öyküsünü ağaçlara çivileyerek ilerleyen Moraes nerede olduğunu bilmez; cennetten kovulan Adem misali annesinin evinden kovulduktan sonra düştüğü yer dünya mıdır, yoksa cehennemde midir? Bir rüya mıdır yaşadıkları? Yoksa ölmüş ve hikayesini yazana kadar arafta mı kalmıştır? Ya da annesinin tablolarında mı yaşamaktadır? Her ne ise, çok dilli, çok dinli, renkli ortamı, eski Hindistan başbakanının ismi verilmiş, amcası Aires’ten yadigar doldurulmuş köpeği Cevahirlal, kötülük timsali deli sevgilisi Uma, sakat ama çok iyi yumruk atabilen sağ eli, iyiliği ve kötülüğü, güzelliği ve çirkinliği aynı bedende barındırabilmesi, aklından önce gelişen bedeni ile Moraes güzel bir kolaj gibidir; Hindistan’ın kolajı; insanoğlunun kolajı… (AkilliBidik)
--reklam--
Mağripli’nin Son İç Çekişi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Salman Rushdie - Mağripli’nin Son İç Çekişi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mağripli’nin Son İç Çekişi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Salman Rushdie Kimdir?
Salman Rushdie,(Hintçe:सलमान रश्दी, Okunuşu: Selman Rüşti) (d. 19 Haziran 1947, Bombay, Hindistan) Hint asıllı Britanyalı yazar ve romancı.
Romanlarının çoğu Hindistan'ı konu alır. Anlatımı, mit ve fantaziyi gerçeklik ile iç içe geçiren bir tarzdır. Bunun yanında Günter Grass, Mikhail Bulgakov gibi isimlerden de etkilenmiştir. Booker ödülü yanında birçok ödül sahibidir.
Salman Rushdie, Urduca ve İngilizce konuşan Müslüman bir ailenin oğlu olarak 1947'de (bağımsızlıktan iki ay önce) Bombay'da doğdu. 1961'de lise eğitimi için İngiltere'ye gönderilen Rüşdi'nin ailesi, 1964'te diğer Müslümanlarla birlikte zorunlu olarak Pakistan'a göç etti ve Karaçi'ye yerleşti.
Cambridge'de tarih eğitimi gören Rüşdi, fantastik bir bilimkurgu denemesi olan ilk romanı Grimus (1975) ile eleştirmenlerin dikkatini çektikten sonra,Geceyarısı Çocukları (Metis, 2000) romanıyla (1981 Booker, 1982 James Tait Black, 1993 Booker of Bookers ödülleri) dünya çapında ün kazandı. Hindistan tarihi ve politikasına eleştirel yaklaşımı nedeniyle Hindistan'da yasaklanan bu romanı, bu kez Pakistan'da aynı akıbete uğrayan Utanç (Metis, 2005) izledi.Nikaragua anılarını aktardığı The Jaguar Smile'ın (1987, Jaguar Gülüşü, Pencere, 1989) ardından yazdığı The Satanic Verses (1988, Şeytan Ayetleri) ile 1988 Whitbread ödülünü kazandıysa da Müslümanlığa hakaret ettiği gerekçesiyle kitap Hindistan ve Güney Afrika'da yasaklandıktan sonra Humeynitarafından yazar hakkında ölüm fetvası verildi.
Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğuDünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 10., 2008 yılında 23. sırada yer almıştır.
Şeytan Ayetleri tartışması
1989'da yayınlanan Şeytan Ayetleri romanı, İslam dini peygamberi Muhammed'e ithamda bulunduğu gerekçesiyle İslam dünyasından büyük tepkiler almış; Güney Afrika, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır, Somali, Bangladeş, Sudan, Malezya, Endonezya, ve Katar'da kitabın yayınlanması yasaklanmış; 14 Şubat 1989'da İran lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni tarafından fetva verilerek Rüşdi'nin başına üç milyon Amerikan doları ödül konmuştur. Dünyanın birçok ülkesinde aleyhinde yapılan kitlesel gösteriler Şubat 1989 gündemini oluşturmuştur.
Bunun takip eden yıllarda da çeşitli ülkelerde kitabın çevirmen ve yayıncı kuruluşlara yönelik saldırılar olmuştur. 1998'de İran, İngiltere ile ilişkilerini düzeltmeye yönelik bir adım olarak Salman Rüşdi hakkında aldığı ölüm cezası kararından vazgeçmişse de İran dini lideri Ali Hamaney 2005'te fetvayı sadece veren kişinin kaldıracağını, ancak bu kişinin yani Humeyni'nin 1989'da öldüğünü ifade etmiştir.
--reklam--
Salman Rushdie Kitapları - Eserleri
- Geceyarısı Çocukları
- Floransa Büyücüsü
- Utanç
- İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece
- Doğu, Batı
- Öfke
- Ayaklarının Altındaki Toprak
- Mağripli’nin Son İç Çekişi
- Altın Ev
- Soytarı Şalimar
- Harun ile Öyküler Denizi
- The Satanic Verses
- Peyğəmbərin Tükü
- Jaguar Gülüşü
- Soytarı Şalimar
- Quichotte
- At the Auction of the Ruby Slippers
--reklam--
Salman Rushdie Alıntıları - Sözleri
- ‘O zamanlar neredeyse sekizimdeydim, o da yedisinde. Anlam arayışıyla kafayı bozmak için çok erken bir yaştı.’ (Geceyarısı Çocukları)
- Ben dürüst davrandım ve sen beni kendi yalanına çevirdin. Bu ben değilim. Ben değilim bu. Sensin. (Soytarı Şalimar)
- ...Hasarlı insanlar koleksiyonu yapmak ve onları tamir etmeye çalışmak, Mila’nın özel hobilerinden biriydi. Bu konuyu ona açtığında, genç kız dürüstçe cevap verdi: “Benim becerim de bu. İnsanları onarmak. Bazıları eski evleri satın alıp yeniden dekore eder. Ben insanları onarırım.”... (Öfke)
- Zaten sık sık, pek çok açıdan vekâleten yaşıyorum ben. (Doğu, Batı)
- Konuşacak kimsesi yoktu. (Floransa Büyücüsü)
- Adaletin olmadığı yerde onu aramanın da manası yok. (Utanç)
- "İnsanların asıl özlem duyduğu şey toplumsal normlar değil; olağandışı, ölçü dışı, sınır dışı olandı." (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- "Hatim şut," dedi yavaş sesle, "tüm Öyküler'in, hatta Dil'in bile Baş Düşmanı'dır. Susku'nun Prensi ve Sözün Düşmanı'dır. Her şey sona erdiğinden, düşler sona erdiğinden, öyküler sona erdiğinden, yaşam sona erdiğinden, her şeyin sonunda onun adını kullanırız. 'Bitti,' deriz birbirimize, 'sona erdi. Hatim Şut: Son.' " (Harun ile Öyküler Denizi)
- Korku ya heptir ya hiç. Ya zalim bir zorba gibi bütün hayatınızı aptalca, kör edici bir kuvvetle yönetir ya da onu bertaraf edersiniz ve gücü bir anda duman olup yiter. (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- Aradığım şey, rahat bırakılmak. (Öfke)
- İnsanlar en çok bahar aylarında intihar eder. Dünya aşık olurken kendi sevgisizliğiniz bir tokat gibi patlar. (Ayaklarının Altındaki Toprak)
- En küçük ünlü olma olasılığının mahremiyetten vazgeçmeye değer olduğunu herkes öğrenmişti, ancak mahremiyetini koruyan bir bireyin gerçekten özerk ve özgür olduğu düşüncesi televizyon dalgalarının statiğinide kaybolup gitmişti. (İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece)
- Her koleksiyoncu, hazinelerini en az bir kişiyle paylaşmak zorunda olduğunu hisseder. (Doğu, Batı)
- Benden kalbimi isteme, çünkü onu çekip çıkartıyorum, paramparça ediyorum ve fırlatıp atıyorum, bu yüzden kalpsiz kalacağım, ama sen bunu fark etmeyeceksin bile, çünkü aşık bir kadını kusursuz biçimde canlandıracağım ve sana mükemmel bir sahte aşk sunacağım. (Soytarı Şalimar)
- Yoksullar asla zenginler kadar sinsi olamayacak, bu yüzden en sonunda hep kaybedecekler. (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- ‘Gerçeklik nereden baktığınıza bağlıdır; ne kadar uzaklaşırsanız geçmiş size o kadar somut ve anlamlı görünür- bugün ise yaklaştıkça gitgide daha inanılmaz görünmeye başlar.’ (Geceyarısı Çocukları)
- İyiler yalnızca henüz yol ayrımına gelmemiş hainlerdi. (Altın Ev)
- İbadet inancın kılıcıdır. (Utanç)
- “Sevgi nedeniyle,” dedi. “Bütün bunlar Sevgi için. Sevgi harika bir şeydir ve insana sınırsız bir şevk verir. Ama sevgi çok aptalca bir şey de olabilir, elbette.” (Harun ile Öyküler Denizi)
- Hiçbir şey beklemeyin, böylece hayal kırıklığına uğramazsınız. (Öfke)
Yorumlar
0 yorum