Kitap Künyesi
Yazar: Yukio Mişima
Çevirmen: Ali Volkan Erdemir
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750735929
Sayfa Sayısı: 274
--reklam--
Altın Köşk Tapınağı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu gizemli altın kuş ne gündoğumunda ötüyor ne kanat çırpıyordu, kendinin bir kuş olduğunu unuttuğuna kuşku yoktu. Ancak onun uçmuyor olduğunu düşünmek de yanlıştı aslında. Diğer kuşlar gökyüzünde uçarken bu kırmızı altından Anka kuşu parlayan kanatlarını açmış, sonsuza dek zamanın içinde uçmaktaydı. Zaman onun kanatlarına çarpıyordu. Kanatlarına çarpıp geri süzülüyordu.
Kekeme olduğu için hayatı boyunca yalnızlık çeken Mizoguçi, babasının ölümünden sonra Altın Tapınak’ın başkeşişine emanet edilir. Tapınağın güzelliğini bir saplantı haline getiren Mizoguçi’nin bu güzelliğe sahip olma tutkusu onu yıkıcı bir yola sürükleyecektir.
Ali Volkan Erdemir’in güzel çevirisiyle Türkçeye kazandırılan Altın Köşk Tapınağı, 1950’lerde yaşanan gerçek bir olayı konu alıyor. Şiirsel üslubu ve dramatik sahneleriyle dünya edebiyatına damgasını vuran Mişima’nın sık sık ele aldığı şiddet, tutku, din ve tarih gibi konular bu romanda kusursuzca harmanlanıyor.
--reklam--
Altın Köşk Tapınağı Alıntıları - Sözleri
- O gölgenin temsili değil gölgenin ta kendisiydi .
- Dünya mezar taşı kadar sabittir .
- Dış görüntüm fakir olabilirdi ama iç dünyam bu haliyle herkesinkinden daha zengindi .
- Geçmiş bizi sadece geçmişe çekip götürmez . Geçmişteki hatıraların sayıları az da olsa baZılarının güçlü çelik telleri vardır ve bugünde yaşayan bizler onlara dokununca bu teller bir anda sımsıkı gerilip bizi geleceğe fırlatırlar .
- “Çiçek açma mevsimi geçtiğinde, çiçekler bu topraklarda sadece ölmüş güzel kadın adlarıyla anılırdı.”
- Benim bütün yüzkızartıcı duygularım , yüreğimdeki bütün kötülük onun sözleriyle sanki iyileşmiş ve bir çeşit diriliğe dönüşmüştü .
- “Geçmiş bizi sadece geçmişe çekip götürmez. Geçmişteki hatıraların sayıları az da olsa bazılarının güçlü çelik telleri vardır ve bugünde yaşayan bizler onlara dokununca bu teller bir anda sımsıkı gerilip bizi geleceğe fırlatırlar.”
- “Ben bir fotoğrafın negatifiydim, o ise aydınlık tarafıydı. Bir kez onun yüreği tarafından süzülmeye görsün, karanlık duygularım, geride tek bir tane bile kalmayacak şekilde, parıldayan duygulara dönüşüyordu, defalarca şaşırarak görmüştüm bunu!”
- “Bu gerçeklik hissi artarak beni derinlerine çekmiş ve bu haliyle de adeta bir tür halüsinasyona dönüşmüştü.”
- Bulutlar arasında mavi gök parçacıkları görünüyordu, açık bir zekanın küçük, mavi kristalleri .
- “Benim bütün yüz kızartıcı duygularım, yüreğimdeki bütün kötülük onun sözleriyle sanki iyileşmiş ve bir çeşit diriliğe dönüşmüştü.”
- “Güzellikle aramda bağ kuran bir aracı bulmuştum. O zamana dek beni reddedip uzakta tuttuğunu düşünürken artık onunla aramda bir köprü oluştuğunu hissediyordum.”
- Yaşamak istiyordum.
--reklam--
Altın Köşk Tapınağı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
‘’ Güzellik kendini herkese sunabilir ama aslında hiç kimse tarafından sahiplenilemez. ‘’ Japon yazar Yukio Mişima’nın, hayatını adadığı güzellik ve ölüm saplantılarını, kekeme keşiş Mizoguçi üzerinden anlattığı eseri Altın Köşk Tapınağı’nı çok severek okudum. Eser konusunu gerçek bir olaydan ; Japonya’da bulunan Kinkaku-ji ( Altın Köşk Tapınağı) Tapınağı’nın akli dengesi yerinde olmayan bir keşiş tarafından , 1950 yılında yakılmasından alıyor. Saplantıyı , Mişima’nın sıklıkla işlediği güzelliğin geçiciliğini ve toplumdan soyutlanmayı iliklerine kadar okura hissettiren bir kitaptı.Yazar , modernleşmenin getirdiği her şeyi standartlaştırma düsturuna darbe vurarak , global modernleşme açısından da her ülke için önemli bir soruna parmak basıyor. İşlediği düşüncelerin derinliğiyle , üslubuyla , konunun özgünlüğü ve Japon motifleriyle yazara tekrar hayran oldum. (İlayda Tepe)
Altın Köşk Tapınağını // #kitapyorumu Kitaba başlarken bu kadar seveceğimi hiç düşünmedim çünkü tamamen edebi bir kitap beklemiştim ama beklentimi en farklı olarak bambaşka yerden daha fazlasını sundu bana. Yazarımız çok ilginç bir kişiliğe sahip, tiyatrolar, filmler, romanlar... her sanat eserinde parmağı var diyebilirim ayrıca son samuray. Hayatına intihar ederek son verdiği zaman annesi ölümünden haberdar olduğu vakit "onun için üzülmeyin hayatı boyunca arzuladığını yaptı" demiş. Bu yüzdendir eserlerinde hep, ölümü yaşamı kıyaslayıp, iyiyle kötüyü düşünüp, intihar etmenin güzelliğinden bahseder. Birçoğumuzun hayatında yaşadığı ama bir türlü anlamlandıramadığı bazı olguları Mişimo'nun hayatında görünce daha çekici hale gelmeye başlar. . Kitabın konusu 1950 lerde geçen yaşanmış bir hikayeyi baz alıyor. Hayatında her şeyden vazgeçen, mutlak kötülüğün var olduğunu araştıran ve takıntılı halde Altın Köşk Tapınağına aşık olan bir keşişin yaşamından bahseder. Çevresinde ailesiyle, arkadaşlarıyla hatta kekeme olduğu için kendisiyle bile barışık olmayan Mizoguçi, güzellik kavramını bir tapınağa taparcasına bağlar. Öyle ki yapacağı her kötülükte Altın Köşk Tapınağını'nın onu engellediğini düşünür böylece tapınağa dair ciddi bir karar alır. . Kitabın birçok bölümünde içsel yolculuklar, felsefi düşünceler, güzellik olgusunun temaşaları mevcut. Edebi bir zevk beklemek bence pek doğru olmaz ama yazarla tanışma kitabı için gayet doğru bir seçim olacaktır. (zeynep)
Yapon ədəbiyyatı (mangaları saymasaq) mənə görə sakit bir beyinlə, yaşıl çay içərək oxunulabiləcək bir ədəbiyyatdır. Hekayəni oxuyuruq, obrazları mənimsəyirik, gözəl fikirlərə nəzər yetiririk, bəzən də hansısa bir sual tapıb cavabsız suallarımıza birini də əlavə edirik. Aşağı-yuxarı bu yazdıqlarımı indicə oxuyub tamamladığım əsərə şamil edə bilərəm. Suallarıma əlavə olundu mu? Bax buna "xeyr" deyəcəyəm. Amma yenə də gözəl idi. (Gülnar B.)
--reklam--
Altın Köşk Tapınağı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Yukio Mişima - Altın Köşk Tapınağı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Altın Köşk Tapınağı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Yukio Mişima Kimdir?
Yukio Mishima (Japonca: 三島 由紀夫, aslı adı: Kimitake Hiraoka 平岡 公威; d. 14 Ocak 1925 Yotsuya / Tōkyō - ö. 25 Kasım 1970 Ichigaya / Tōkyō), Japon romancı ve oyun yazarı. Milliyetçi örgütü Tate no Kai 盾の会 (Kalkan Cemiyeti) başkanı.
Mişima'nın çocukluğunun ilk dönemi onu yakın çevresinden uzak büyüten büyükannesi Natsu'nun gölgesi altında geçmiştir. Büyükannesi Mişima'nın diğer erkek çocuklarıyla oynamasına müsaade etmiyor, sadece kız kuzenleri ve bebekleriyle oynamasını istiyordu.
Natsu, Tokugava dönemi samuraylarıyla ilişkili bir aileden gelmekteydi ve Mişima'nın büyükbabası ile evlendikten sonra bile ailenin aristokratik geleneklerini sürdürmeye devam etmişti. Büyükbabası bir bürokrattı ve işleri sömürge döneminde açılmıştı.
Mişima ailesinin yanına ancak 12 yaşında dönebilmiş ve annesiyle yakın ilişkisi biyografisini yazan kimi yazarlar tarafından ensestliğe yakın bir ilişki olarak tasvir edilmişti. Babası askeri disiplinden keyif alan sert bir adamdı.
Mişima Japonya'nın modernleşmesi ve geleneksel değerlerini yitirmesine karşı sert bir muhalefet tavrı gösterdi ve samuray değerlerini savundu.
25 Kasım 1970'te Mişima ve beraberindeki Tatenokai üyelerinden dördü Japonya Silahlı Kuvvetlerinin Tōkyō'daki Ichigaya Kampını ziyaret etmişler, komutanı sandalyesine bağlamışlar ve İmparatorluğun haklarının yeniden tesis edilmesi için hazırladıkları manifestoyu ve taleplerini okuduktan sonra Mişima seppuku (geleneksel Japon intihar biçimi) yaparak intihar etmiş, Tatenokai üyelerinden Hiroyasu Koga ise intiharın tamamlanması için Mişima'nın başını kılıçla kesmiştir.
Mişima intiharını bir yıl öncesinden hazırlamış Tatenokai üyeleri dışında hiç kimse yazarın intihar hazırlığından haberdar olmamıştı. Mişima'nın kendisi intiharı sırasında hazır bulunacak Tatenokai üyelerinin mahkemedeki kendilerini savunmak zorunda kalacaklarını önceden bilerek onlar için geride nakit bırakmıştı.
Yazarlığı
Mişima ilk romanı Tōzoku'ya (Hırsızlar) 1946 yılında başlamış ve 1948'de yayınlamıştı. Bu eserini Kamen no Kokuhaku (Bir Maskenin İtirafları) adlı otobiyografik çalışması izlemişti. Roman büyük bir başarı kazanmış ve 24 yaşındaki Mişima'ya büyük bir ün kazandırmıştı.
Mişima velud bir yazardı. Romanları haricinde, popüler dizi romanlar, kısa hikâyeler, edebi denemeler, Kabuki tiyatro oyunları, geleneksel Noh drama tiyatrosunun modern versiyonlarıyla ilgili oyunlar kaleme almıştı.
Eserleri dünya çapında üne kavuşmuş ve İngilizce'ye çevirilmiştir. Üç kez (1963,1964,1965) Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilmiş ancak 1968 yılında yakın arkadaşı Yasunari Kavabata ödülü kazanmıştı.
Türkçede Mişima
Bereket Denizi (豊饒の海 Hōjō no Umi) serisi
Bahar Karları (Japonca: 春の雪 Haru no Yuki)
Kaçak Atlar (Japonca: 奔馬 Honba)
Şafak Tapınağı (Japonca: 暁の寺 Akatsuki no Tera)
Meleğin Çürüyüşü (Japonca: 天人五衰 Tennin Gosui)
Dalgaların Sesi (Japonca: 潮騒 Shiosai)
Bir Maskenin İtirafları (Japonca: 仮面の告白 Kamen no Kokuhaku)
Yaz Ortasında Ölüm (Japonca: 真夏の死 Manatsu no Shi)
Denizi Yitiren Denizci (Japonca: 午後の曳航 Gogo no Eikô)
Aşka Susamış (Japonca: 愛の渇き Ai no Kawaki)
Yıldız (Japonca: スタア Sutā)
Altı Çağdaş Nô Oyunu
Altın Köşk Tapınağı (Japonca: 金閣寺 Kinkaku-ji)
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Yukio_Mishima
--reklam--
Yukio Mişima Kitapları - Eserleri
- Denizi Yitiren Denizci
- Dalgaların Sesi
- Bir Maskenin İtirafları
- Bahar Karları
- Yaz Ortasında Ölüm
- Aşka Susamış
- Altın Köşk Tapınağı
- Kaçak Atlar
- Yıldız
- Meleğin Çürüyüşü
- Şafak Tapınağı
- Altı Çağdaş Nô Oyunu
- Patriotism
- Death in Midsummer and Other Stories
- Hagakure Samuray'ın Yolu
- Şölenden Sonra
- Dojoji et Autres Nouvelles
--reklam--
Yukio Mişima Alıntıları - Sözleri
- Mutluluğun kocaman bir fransız ekmeğiymişçesine herkese eşit oranda dağıtılması gerektiği türünden, incelikten yoksun bir inancı vardı. Birinin mutluluğunun, öteki için mutsuzluk demek olduğuna ilişkin sayısal ilkeyi anlayamıyordu. (Meleğin Çürüyüşü)
- Bize kalan, o ufacık aralıktan taze yaprak kokularıyla dolu gece havasını koklamak ancak. (Yıldız)
- "Aşk olmasa insanlar iyi anlaşabilirlerdi. Aşk olmasa... (Aşka Susamış)
- Sessiz sorularına anlayışla karşılık verecek olan denizdir gibi geliyordu ona. (Denizi Yitiren Denizci)
- Benim ölümümü kolaylaştıracak şey böyle keskin bir tiksinme olmalı,rahatlık değil!. (Yıldız)
- ''İzlenme''nin ne demek olduğunu sıradan insanlara anlatmayı ne kadar denesem de faydasız. Çünkü ''izlenme'' denen şeyin çıkış noktası, bizi sıradan insanların arasından çekip sıra dışı kılmasına dayanıyor. (Yıldız)
- İnsanın istediği hiçbir şeyi elde edemediği, kararlılığının boşa çıktığı öyle çok duruma tanık olmuştu ki. Bu kadar şiddetle istenmeseydi belki ele geçirilebilirdi, denecek şeyler bile salt çok istendiği için insanın elinden kayıp gidebiliyordu. (Şafak Tapınağı)
- Ne var ki bizler ümit ettiğimiz şeyler tarafından ihanete uğramanın aksine, hor görmeye çalıştığımız şeyler tarafından ihanete uğrayınca derinden inciniyorduk. (Aşka Susamış)
- Geçmiş bizi sadece geçmişe çekip götürmez . Geçmişteki hatıraların sayıları az da olsa baZılarının güçlü çelik telleri vardır ve bugünde yaşayan bizler onlara dokununca bu teller bir anda sımsıkı gerilip bizi geleceğe fırlatırlar . (Altın Köşk Tapınağı)
- Kensuke ve karısının, tüm sıkıcı insanlarda olduğu gibi, hastalığa eşdeğer bir cana yakınlıkları vardı. Dedikoducu ve saldırgan bir cana yakınlık: Bu iki özellik, onlar farkında bile olmadan, Kensuke'yle karısına işlemişti bile. Diğer bir deyişle, eleştiri ve öğüt verme denilen üst sınıf kamuflajina. (Aşka Susamış)
- YAŞLI KADlN: Bundan seksen yıl sonra ... dünya biraz daha gelişmiş olur, değil mi? ŞAİR: Değişikliğe uğrayacak olan sadece insansı şeylerdir. Bir gül seksen yıl sonra da yine aynı güldür. (Altı Çağdaş Nô Oyunu)
- Onun ülküsü, bembeyaz bir kâğıdın üzerine taze, siyah mürekkeple yazılmıştı. (Kaçak Atlar)
- İnsanlar kendi hayallerini diledikleri gibi anlatabiliyorlar fakat herkesin ulaşmak istediği o hayal kişinin kendisi olunca, bu hissi münasip bir biçimde anlatması kesinlikle mümkün değil. (Yıldız)
- İnsan, zamanın çeşitli noktalarına dikilmiş olan cam duvarların gerisini yalnızca eyleme geçerek görebilirdi. (Şafak Tapınağı)
- "Bellek, düşsel bir ayna gibidir. Bazen şeyleri görülemeyecek kadar uzakta, bazen de yanı başımızdaymış gibi gösterir." (Meleğin Çürüyüşü)
- Gözlerime bakmış olsaydı, ona duyduğum sevginin ne garip, ne anlatılmaz bir şey olduğunu muhakkak anlardı. (Denizi Yitiren Denizci)
- Daldığı düşten ayılmadan, ılık çayı başına dikti. Çay buruktu. Bilirsiniz, buruk olur tadı yüceliğin. (Denizi Yitiren Denizci)
- Ta boğazına kadar kendisiyle dolu bir küvetin içindeydi. (Meleğin Çürüyüşü)
- Hiç kuşkusuz, yaşamak, varoluşun farklılaştığı bir kargaşadır. Fakat varoluşu her an aslında olduğu düzensiz haline çözümleyip ortaya çıkan endişeden hareketle, her an ilk kargaşayı yeniden yaratmaya çalışan kaçık bir eylemdir yaşamak. (Denizi Yitiren Denizci)
- “Ben bir fotoğrafın negatifiydim, o ise aydınlık tarafıydı. Bir kez onun yüreği tarafından süzülmeye görsün, karanlık duygularım, geride tek bir tane bile kalmayacak şekilde, parıldayan duygulara dönüşüyordu, defalarca şaşırarak görmüştüm bunu!” (Altın Köşk Tapınağı)
Yorumlar
0 yorum