Kitap Künyesi

Yazar: Yukio Mişima

Çevirmen: Ali Volkan Erdemir

Editör: Emrah Serdan

Tasarımcı: Alper Zeki

Orijinal Adı: 愛の渇き (Ai no Kawaki)

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750741760

Sayfa Sayısı: 192

--reklam--

Aşka Susamış Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Aslan, kafesinden çıktığı anda, eski, vahşi aslan olduğu zamandakinden daha geniş bir dünyaya sahip olur. Hapsedildiği sürede onun için iki dünyadan başka dünya yoktur. Diğer bir deyişle kafesin içindeki dünya ile kafesin dışındaki dünya. Artık özgür kalmıştır. Kükrer. İnsanlara saldırabilir. Onları yiyebilir. Yine de tatmin olamaz, çünkü ne kafesin içinde, ne de kafesin dışında bir üçüncü dünya yoktur.

Etsuko dört duvar arasında bir hayat sürmektedir. Gözü hep dışarıda olmuş kocası tifodan öldüğünde genç yaşta dul kalan kadın kendini kayınpederinin evinde bulmuş, yaşlı adamın rahatsız edici ilgisine boyun eğmeye mecbur kalmıştır. Tek tesellisi, evin hizmetçisi Saburo’ya olan aşkıdır. Ancak bu genç adamın sevgisini kazanmak için yaptıkları felaketini hazırlayacaktır. Yukio Mişima’nın ilk romanı Bir Maskenin İtirafları’ndan sonra yayımladığı Aşka Susamış, yazarın hayatı boyunca kalemine rehberlik etmiş sapkın ve saplantılı arzuyu ve sarsıcı şiddeti sahneye koyan, okuru yakalayan ve bırakmayan bir eser.

“Mişima’nın romanları çevresine korkunç ve iflah olmaz bir tuhaflık yayar; sanki sapkınlar için kurulmuş bir arafta geçiyor gibidirler.”

Angela Carter

--reklam--

Aşka Susamış Alıntıları - Sözleri

  • ...ne var ki hiçbir insan tamamıyla sahteleşecek kadar dürüst olamaz.
  • Ne var ki bizler ümit ettiğimiz şeyler tarafından ihanete uğramanın aksine, hor görmeye çalıştığımız şeyler tarafından ihanete uğrayınca derinden inciniyorduk.
  • Benim diğer insanlardan daha ağır kıyafetler giymek zorunda olmamın nedeni, ruhumun şans eseri karlar ülkesinde doğmuş ve orada yaşamaya devam etmiş olmasından başka bir şey değildir. Benim için yaşamanın zorluğu beni koruyan zırhımdan başka bir şey değildir.
  • Kensuke ve karısının, tüm sıkıcı insanlarda olduğu gibi, hastalığa eşdeğer bir cana yakınlıkları vardı. Dedikoducu ve saldırgan bir cana yakınlık: Bu iki özellik, onlar farkında bile olmadan, Kensuke'yle karısına işlemişti bile. Diğer bir deyişle, eleştiri ve öğüt verme denilen üst sınıf kamuflajina.
  • Her şeyi yutmalıyım, ne olursa olsun her şeyi… Çarem yok, gözlerimi kapatıp kabullenmeliyim her şeyi… Bu acıyı tadını çıkararak yemeliyim. Altın arayıcısı sadece altın tozu süzmeyebilir, hatta hiç altın bulamayabilir. Kör bir şekilde nehrin dibinden kum çıkarır. O kumun içinde altın olabilir de, olmayabilir de. Orada altın olup olmadığını önceden bilme ayrıcalığına kimse sahip değildir. Tek kesin olan şey, altın aramaya giden birinin o zamana kadar sürdürdüğü fakir yaşamındaki mutsuzluğun sona ermeyeceğidir.
  • Hastalık denen şey yaşamın belirtisi miydi?
  • Aşk olmasa insanlar iyi anlaşabilirlerdi.Aşk olmasa
  • Mutluluk, tüm yiyecekler içinde en hızlı çürüyeni, tamamıyla yenilemeyecek kadar çürümüş halde…
  • Taşrada yaşamak için insanın basit ruhu olmalı.
  • "Aşk olmasa insanlar iyi anlaşabilirlerdi. Aşk olmasa...
  • Tutku denilen şeyin bir biçimi vardır, onlar aracılığıyla insanlar yaşamlarını tam olarak gösterebilen varlıklara dönüşürler.
  • Bu iyimser kadın, şanssızlık diye bir şeyi zihninde canlandırma yetisinden yoksundu; korkularının tümü de bundandı.
  • kaderin bu anlarından kimse kaçınamaz, bu yüzden de hiç kimse kendi gözüyle görmesi gerekenden fazlasını görmüş olma talihsizliğinden de kurtulamaz...

--reklam--

Aşka Susamış İncelemesi - Şahsi Yorumlar

DİPÇE : "...Etsuko onlar için, her zaman olduğu gibi, okuyup anlamakta zorlandıkları bir alfabeyle yazılmıştı."  Mişima  eserlerinde zarafet ve vahşeti; ölüm ve yaşamı sırt sırta işleyen yazarlardan biri. Aşka Susamış eserinde gözlemlediğimiz de tam olarak bu vahşet , zarafet ve ölümün ihtişamı. Mişima'ya göre ölüm, batıda mağlubiyet Japonya'da ise bir şekilde zaferdir, neredeyse tüm karakterlerine yedirdiği bu duygu onun kendi ölümü için de belirlediği yolu hissettirir okura. Yazarı derin okuduğumuzda gerçekten tuhaf bir havaya bürünürüz,  bu kitapta da Etsiko karakterini -ki bu Mişima'nın maskulen yansımasıdır fikrimce-  okur anlamakla anlayamamak arasında ikirciklenir ve sürekli 'tutku' kavramını irdelemek zorunda kalır : aşk ve tutku, mutluluk ve tutku, yaşama tutunmak ve tutku... Aşka Susamış, bir kadının sevme biçimini tepetaklak eden bir eser, bir yerlerde kalmış gizil dürtülere çekinmeden dokunan açık eden utandıran bir bakış sergilemeyi hedeflemiş adeta... Başlangıçta bu açıklık bir güven duygusu dürüstlüğün yansıması gibi geliyor okura...Etsuko'nun günlüğünde onu aldatan kocasının tifodan ölümünü acıyla karışık bir beklentiyle istemesini okuduğumuzda ürperirken bu gizil hissin perdesini de aralıyoruz fakat Etsuko'nun her güçlü hareketi zayıf bir okur yaratıyor karşısında ve yine de o karakterden gözünü alamayan bir okura hitap etmeyi başarıyor yazar Mişima gerçekten çarpıcı karakterler yaratma ustası olarak belleğimizde yer ediyor. Eser, ilahi bakış açısıyla yazılmış ve bu dikte dili Etsuko'nun günlüğünden kesitler sunarak karakterin açılımını istediği ölçüde yapıyor, örneğin Etsuko ile ölen kocasının babası  arasında yaşananlar Etsuko'nun gözünden verilmiyor okur için anlaşılmaz, baba için yaşlılığın getirdiği bir zafiyet,  Etsuko  için hayatta kalmak adına  önemsiz bir basamak gibi duruyor.Yazar tüm odağı acı çekmek, acıyla beslenmek, acı çekerek dirilmek üzerine topluyor. Saplantılı bir kişilikte, acı çekmenin anlamı vurgulanıyor adeta esere yayılan bu tuhaflık, hırsın ve tutkunun varacağı dehşetengiz sonu sahneliyor. Sarsıcı bir eser ve Mişima benzersiz bir tat. Japon edebiyatıseverlerin mutlaka okuması gereken bir yazar ve eser. Esen kalın, mutlu sabahlar (Gncokuyor)

Selamlar herkese, umarım iyisinizdir Çok beğendiğim bir kitabın yorumuyla geldim bugün. Yukio Mişima'dan okuduğum ilk kitap ve aynı zamanda yazarın ilk yazdıklarından biri olan Aşka Susamış. Uzun zamandır adıyla bu derece özdeşleşmiş bir kitap okumamıştım. Yeni bir kitaba başlayınca biraz tedirgin oluyorum sevemem, yarım bırakırım diye. Bu bir de yeni okuyacağım bir yazar olunca tedirginliğim birazcık fazlaydı. İlk sayfalarda olayı anlamdırmakta zorlandım. Bir otuz sayfa sonra rahatça okuyabildim ve sonları inanılmazdı! Elimden bırakamadım. Baş karakter Etsuko'nun duygu durumu o kadar iyi aktarılmış ki! Sanki ben yaşıyormuşum gibiydi kitabın sonları. Asıl konuya gelecek olursak; baş karakterimiz Etsuko adında orta yaşlı, eşi tifodan hayatını kaybetmiş, ona garip duygular besleyen kayınpederi ve ailesiyle yaşayan, tam olarak aşka susamış bir kadın. Evlilikleri boyunca kocasına anlamsız kıskançlıklar besleyip ona yeterince sevgi göstermediğini düşünerek içinde büyüttüğü nefret o kadar büyük ki sevgi dolu hiç kimseye katlanamıyor. Eşi öldükten sonra kayınpederinin yanına taşınmasıyla adamın ona beslediği duygular ve onu el üstünde tutması gururunu oldukça okşuyor fakat asıl ilgisini istediği kişi başka. Evin çalışanı genç Saburo. Onun gençliğine ve hoş enerjisine kapılan Etsuko bu defa sapkınlık derecesinde bir aşka düşüyor. Sonu onu felakete sürükleyecek bir aşktan bahsediyoruz. Saplantılı aşkları ve psikopatlık derecesinde ki inanılmaz kıskançlıkları genelde erkeklerde gördüğümüzü sanırız fakat bu duygular hepimiz için geçerli. İnsan sevilmek, sevgi görmek isteyen bir canlı ve ihtiyacı olan sevgiyi göremediğinde rezil duruma düşmekten kendini alamıyor. Mişima'nın dili oldukça sürükleyiciydi. Kendimi kitabın içinde bazı durumlarda ise Etsuko gibi hissettim. Oldukça etkilendiğim bir kitap oldu. Murakami'den sonra bir Japon yazara daha gönlümü kaptırdım gibi görünüyor Yorumum bu kadar umarım siz de okuduğunuz da çok seversiniz (Ceren)

japon edebiyati: •Bitirmek için bu kadar çabaladığım az kitap olmuştur. En sonda söylemem gerekeni ilk başta söylüyorum. Hiç beğenmedim. •Baş karakter Etsuko’nun davranışları neydi Yarabbi ‍ kesinlikle tedaviye ihtiyacı olan bir insan. Söyledikleri, düşündükleri şeyleri anlayamadım. Gerçekten anlayamadım ve bir kaç kere daha okudum yine mantığını anlayamayınca devam ettim okumaya. Bir felsefik, sosyolojik, ideolojik ya da her neyse bir altyapısı vardı ve ben anlayamadım heralde. •Okudunuz mu, neler hissettiniz? kitap/aska-susamis--191866 (helloturuncu)

--reklam--

Aşka Susamış PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Yukio Mişima - Aşka Susamış kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşka Susamış PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Yukio Mişima Kimdir?

Yukio Mishima (Japonca: 三島 由紀夫, aslı adı: Kimitake Hiraoka 平岡 公威; d. 14 Ocak 1925 Yotsuya / Tōkyō - ö. 25 Kasım 1970 Ichigaya / Tōkyō), Japon romancı ve oyun yazarı. Milliyetçi örgütü Tate no Kai 盾の会 (Kalkan Cemiyeti) başkanı.

Mişima'nın çocukluğunun ilk dönemi onu yakın çevresinden uzak büyüten büyükannesi Natsu'nun gölgesi altında geçmiştir. Büyükannesi Mişima'nın diğer erkek çocuklarıyla oynamasına müsaade etmiyor, sadece kız kuzenleri ve bebekleriyle oynamasını istiyordu.

Natsu, Tokugava dönemi samuraylarıyla ilişkili bir aileden gelmekteydi ve Mişima'nın büyükbabası ile evlendikten sonra bile ailenin aristokratik geleneklerini sürdürmeye devam etmişti. Büyükbabası bir bürokrattı ve işleri sömürge döneminde açılmıştı.

Mişima ailesinin yanına ancak 12 yaşında dönebilmiş ve annesiyle yakın ilişkisi biyografisini yazan kimi yazarlar tarafından ensestliğe yakın bir ilişki olarak tasvir edilmişti. Babası askeri disiplinden keyif alan sert bir adamdı.

Mişima Japonya'nın modernleşmesi ve geleneksel değerlerini yitirmesine karşı sert bir muhalefet tavrı gösterdi ve samuray değerlerini savundu.

25 Kasım 1970'te Mişima ve beraberindeki Tatenokai üyelerinden dördü Japonya Silahlı Kuvvetlerinin Tōkyō'daki Ichigaya Kampını ziyaret etmişler, komutanı sandalyesine bağlamışlar ve İmparatorluğun haklarının yeniden tesis edilmesi için hazırladıkları manifestoyu ve taleplerini okuduktan sonra Mişima seppuku (geleneksel Japon intihar biçimi) yaparak intihar etmiş, Tatenokai üyelerinden Hiroyasu Koga ise intiharın tamamlanması için Mişima'nın başını kılıçla kesmiştir.

Mişima intiharını bir yıl öncesinden hazırlamış Tatenokai üyeleri dışında hiç kimse yazarın intihar hazırlığından haberdar olmamıştı. Mişima'nın kendisi intiharı sırasında hazır bulunacak Tatenokai üyelerinin mahkemedeki kendilerini savunmak zorunda kalacaklarını önceden bilerek onlar için geride nakit bırakmıştı.

Yazarlığı

Mişima ilk romanı Tōzoku'ya (Hırsızlar) 1946 yılında başlamış ve 1948'de yayınlamıştı. Bu eserini Kamen no Kokuhaku (Bir Maskenin İtirafları) adlı otobiyografik çalışması izlemişti. Roman büyük bir başarı kazanmış ve 24 yaşındaki Mişima'ya büyük bir ün kazandırmıştı.

Mişima velud bir yazardı. Romanları haricinde, popüler dizi romanlar, kısa hikâyeler, edebi denemeler, Kabuki tiyatro oyunları, geleneksel Noh drama tiyatrosunun modern versiyonlarıyla ilgili oyunlar kaleme almıştı.

Eserleri dünya çapında üne kavuşmuş ve İngilizce'ye çevirilmiştir. Üç kez (1963,1964,1965) Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilmiş ancak 1968 yılında yakın arkadaşı Yasunari Kavabata ödülü kazanmıştı.

Türkçede Mişima

Bereket Denizi (豊饒の海 Hōjō no Umi) serisi

Bahar Karları (Japonca: 春の雪 Haru no Yuki)

Kaçak Atlar (Japonca: 奔馬 Honba)

Şafak Tapınağı (Japonca: 暁の寺 Akatsuki no Tera)

Meleğin Çürüyüşü (Japonca: 天人五衰 Tennin Gosui)

Dalgaların Sesi (Japonca: 潮騒 Shiosai)

Bir Maskenin İtirafları (Japonca: 仮面の告白 Kamen no Kokuhaku)

Yaz Ortasında Ölüm (Japonca: 真夏の死 Manatsu no Shi)

Denizi Yitiren Denizci (Japonca: 午後の曳航 Gogo no Eikô)

Aşka Susamış (Japonca: 愛の渇き Ai no Kawaki)

Yıldız (Japonca: スタア Sutā)

Altı Çağdaş Nô Oyunu

Altın Köşk Tapınağı (Japonca: 金閣寺 Kinkaku-ji)

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Yukio_Mishima

--reklam--

Yukio Mişima Kitapları - Eserleri

  • Denizi Yitiren Denizci
  • Dalgaların Sesi
  • Bir Maskenin İtirafları
  • Bahar Karları
  • Yaz Ortasında Ölüm
  • Aşka Susamış
  • Altın Köşk Tapınağı
  • Kaçak Atlar
  • Yıldız
  • Meleğin Çürüyüşü
  • Şafak Tapınağı
  • Altı Çağdaş Nô Oyunu
  • Patriotism
  • Death in Midsummer and Other Stories
  • Hagakure Samuray'ın Yolu
  • Şölenden Sonra
  • Dojoji et Autres Nouvelles

--reklam--

Yukio Mişima Alıntıları - Sözleri

  • Mutluluğun kocaman bir fransız ekmeğiymişçesine herkese eşit oranda dağıtılması gerektiği türünden, incelikten yoksun bir inancı vardı. Birinin mutluluğunun, öteki için mutsuzluk demek olduğuna ilişkin sayısal ilkeyi anlayamıyordu. (Meleğin Çürüyüşü)
  • Bize kalan, o ufacık aralıktan taze yaprak kokularıyla dolu gece havasını koklamak ancak. (Yıldız)
  • "Aşk olmasa insanlar iyi anlaşabilirlerdi. Aşk olmasa... (Aşka Susamış)
  • Sessiz sorularına anlayışla karşılık verecek olan denizdir gibi geliyordu ona. (Denizi Yitiren Denizci)
  • Benim ölümümü kolaylaştıracak şey böyle keskin bir tiksinme olmalı,rahatlık değil!. (Yıldız)
  • ''İzlenme''nin ne demek olduğunu sıradan insanlara anlatmayı ne kadar denesem de faydasız. Çünkü ''izlenme'' denen şeyin çıkış noktası, bizi sıradan insanların arasından çekip sıra dışı kılmasına dayanıyor. (Yıldız)
  • İnsanın istediği hiçbir şeyi elde edemediği, kararlılığının boşa çıktığı öyle çok duruma tanık olmuştu ki. Bu ka­dar şiddetle istenmeseydi belki ele geçirilebilirdi, denecek şeyler bile salt çok istendiği için insanın elinden kayıp gide­biliyordu. (Şafak Tapınağı)
  • Ne var ki bizler ümit ettiğimiz şeyler tarafından ihanete uğramanın aksine, hor görmeye çalıştığımız şeyler tarafından ihanete uğrayınca derinden inciniyorduk. (Aşka Susamış)
  • Geçmiş bizi sadece geçmişe çekip götürmez . Geçmişteki hatıraların sayıları az da olsa baZılarının güçlü çelik telleri vardır ve bugünde yaşayan bizler onlara dokununca bu teller bir anda sımsıkı gerilip bizi geleceğe fırlatırlar . (Altın Köşk Tapınağı)
  • Kensuke ve karısının, tüm sıkıcı insanlarda olduğu gibi, hastalığa eşdeğer bir cana yakınlıkları vardı. Dedikoducu ve saldırgan bir cana yakınlık: Bu iki özellik, onlar farkında bile olmadan, Kensuke'yle karısına işlemişti bile. Diğer bir deyişle, eleştiri ve öğüt verme denilen üst sınıf kamuflajina. (Aşka Susamış)
  • YAŞLI KADlN: Bundan seksen yıl sonra ... dünya biraz da­ha gelişmiş olur, değil mi? ŞAİR: Değişikliğe uğrayacak olan sadece insansı şeylerdir. Bir gül seksen yıl sonra da yine aynı güldür. (Altı Çağdaş Nô Oyunu)
  • Onun ülküsü, bembeyaz bir kâğıdın üzerine taze, siyah mürekkeple yazılmıştı. (Kaçak Atlar)
  • İnsanlar kendi hayallerini diledikleri gibi anlatabiliyorlar fakat herkesin ulaşmak istediği o hayal kişinin kendisi olunca, bu hissi münasip bir biçimde anlatması kesinlikle mümkün değil. (Yıldız)
  • İnsan, zamanın çeşitli noktalarına dikilmiş olan cam duvarların geri­sini yalnızca eyleme geçerek görebilirdi. (Şafak Tapınağı)
  • "Bellek, düşsel bir ayna gibidir. Bazen şeyleri görüle­meyecek kadar uzakta, bazen de yanı başımızdaymış gi­bi gösterir." (Meleğin Çürüyüşü)
  • Gözlerime bakmış olsaydı, ona duyduğum sevginin ne garip, ne anlatılmaz bir şey olduğunu muhakkak anlardı. (Denizi Yitiren Denizci)
  • Daldığı düşten ayılmadan, ılık çayı başına dikti. Çay buruktu. Bilirsiniz, buruk olur tadı yüceliğin. (Denizi Yitiren Denizci)
  • Ta boğazına kadar ken­disiyle dolu bir küvetin içindeydi. (Meleğin Çürüyüşü)
  • Hiç kuşkusuz, yaşamak, varoluşun farklılaştığı bir kargaşadır. Fakat varoluşu her an aslında olduğu düzensiz haline çözümleyip ortaya çıkan endişeden hareketle, her an ilk kargaşayı yeniden yaratmaya çalışan kaçık bir eylemdir yaşamak. (Denizi Yitiren Denizci)
  • “Ben bir fotoğrafın negatifiydim, o ise aydınlık tarafıydı. Bir kez onun yüreği tarafından süzülmeye görsün, karanlık duygularım, geride tek bir tane bile kalmayacak şekilde, parıldayan duygulara dönüşüyordu, defalarca şaşırarak görmüştüm bunu!” (Altın Köşk Tapınağı)